Adı DC bünyesinde anılan 10 unutulmaz çizgi roman yaratıcısı

Adı DC bünyesinde anılan 10 unutulmaz çizgi roman yaratıcısı
Adı DC bünyesinde anılan 10 unutulmaz çizgi roman yaratıcısı
Çizgi roman karakterlerini, tüm özel güçlerini ve hayat hikayelerini artık hepimiz biliyoruz tanıyoruz. Ama biraz da işin arkasındaki yaratıcıları da tanımak istiyoruz değil mi? E bu madalyonun iki tarafı var sonuçta. Gelin şimdi DC'ye bir göz gezdirelim, ne dersiniz? Neticede adamların isminin altında yıllardır "World's Greatest Super Heroes" yazıyor, bakalım o büyük kahramanları yaratanlar kimlermiş?

Son bir hatırlatma. Marvel ve DC seneler içerisinde pek çok yazar ve çizer paylaştılar kendi aralarında. Biz bugün iki tarafın da kendisiyle özdeşleşen unutulmaz isimlerine bir göz atalım; eserin arkasındaki adamları bir tanıyalım dedik. Liste uzayıp gitmesin diye 10’la sınırlı tuttuk, çizgi roman sanatı içerisindeki önemlerini ve etkilerini birinci kriter kabul ettiğimizden de biraz eski isimlere yöneldik. Eklemek istedikleriniz varsa, yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Buyurun, başlıyoruz!

Alan Moore

 

Şimdiden uyaralım, aşağıdaki pek çok yazar gibi Alan Moore da ana akım DC evreninde çıkarttığı işlerden çok, DC’nin alt markalarıyla yaptıkları yüzünden bu listede. Hoş, pek çok yaratıcının aksine Moore ana akım DC evreninde de izini bırakmıştı Whatever Happened To The Man of Tomorrow ve The Killling Joke ile. Fakat onun en önemli işlerinden çoğu, DC altında yayınlandı. Watchmen, V for Vendetta, Hellblazer, The League of Extraordinary Gentlemen… Daha bir şey demeye gerek var mı?

Alex Ross

Alex Ross, muhtemelen çizim tarzını en net bir şekilde tanıyabileceğiniz nadir sanatçılardan biri. Yemin ediyorum beş kilometre öteme bir çizimini koysanız, Alex Ross diye bağırırım. Ve nedense, Ross son yıllarda Marvel ile çalışmaya başlamış olmasına rağmen onu DC dışında görünce bir garipsiyorum. Kingdom Come başta olmak üzere DC Comics’e pek çok şey katan Ross’un tarzı, DC’nin gerçek üstü karakterlerine çok yakıştığı içindir belki de, kim bilir? 

Frank Miller

Dürüst olayım, bu maddeyi yazarken her kelimemde yutkunmak zorunda hissediyorum kendimi. Frank Miller’ın 300, Year One ve The Dark Knight Returns gibi işlerini tartışacak değilim. Fakat Miller’ın şahsi görüşleri ve son yıllardaki sanrıları, onu övmeyi gerçekten de zorlaştırıyor. Beyanları ve inançları ne kadar sert ve acımasız olursa olsun, çizgi roman severler olarak onu Batman mitosundaki su götürmez katkılarıyla hatırlamayı tercih edeceğiz sanırım. Ah bir de kendisi bunu bu kadar zorlaştırmasaydı…

Garth Ennis

 

Garth Ennis’in Punisher için yaptıklarını bir köşeye koyacak değilim. Ennis, Marvel’a da pek çok sağlam şey yazdı, çizdi. Aynı şekilde bağımsız olarak da bir çok efsanenin altında imzası var. Fakat gelin görün ki dünya yıkılsa, yer yerinden oynasa da Ennis’in en iyi işleri daima DC şemsiyesi altında yayınlanmış olacak. The Boys, Hitman, Hellblazer ve tabii ki kalitesi tartışmasız olan, ne kadar iyi olduğuna inanmasının efsane güç olduğu Preacher.

Grant Morrison

 

Morrison, nerede durduğunuza bakarak ya DC Comics tarihinin en büyük şarlatanlarından biri, ya da o olmasaydı DC Comics bugünkü yerinde olmazdı. Kime sorduğunuza göre değişir alacağınız cevap, fakat şunu tartışmanın bir anlamı yok: Morrison çoktan DC tarihindeki yerini ayırttı bile. Batman ile yaptıkları çok tartışıldı, ama DC Comics bunları beğenmiş olacak ki, Morrison giderek şirket içerisinde daha önemli bir yer edinmeye başladı. Bugün de DC’nin yeri değişmez parçalarından biri en nihayetinde.

Jerry Siegel

 

Bu adam Superman’i yarattı. Nokta. Daha üzerine gitmemize gerek var mı? Kahramanlarının çoğu Lee, Ditko ve Kirby üçlüsünden gelen Marvel’ın aksine DC’nin galerisi çok dağınık yaratıcılara sahiptir, hepsi de efsane kariyerler sürdürmemişlerdir DC bünyesinde. Dolayısıyla onları tek tek buraya alamazdık. Ama Siegel? Siegel’ın yarattığı o kahraman olmasaydı sadece DC Comics diye bir şey değil, süper kahraman diye bir konsept olmazdı. Daha ne olsun?

Jim Lee

 

Bu noktada bir itirafta bulunmam gerek. Benim kafamda, belki de çok dogmatik bir biçimde, daima diğer çizerlerin yarışmaya tabii tutulduğu bir Jim Lee çizgisi var. Bana çizgi roman çizimi dendiğinde, aklıma otomatikman Jim Lee’nin tarzı geliyor. Başka bir şey düşünemiyorum. Çünkü o kadar mükemmel oturuyor ki medyuma Lee’nin tarzı, ve onun Batman ve Superman çizimleri o denli ikonik ki, üzerine daha ne konulabilir bilmiyorum. Zor gibi geliyor bana gerçekten.

Julius Schwartz


DC’nin onca efsanesinin arasında adı pek bilinmeyen, bayrağı pek dalgalandırılmayan isimsiz bir kahramandır Julius Schwartz. Oysa ki Schwartz, DC’de editör olarak görev yaptığı süre içerisinde sadece DC’nin kilit süper kahramanlarını değiştirmekle kalmamış, aynı zamanda tüm çizgi roman dünyasını da yerinden oynatmıştır. Onun özellikle şekillendirdiği yeni Flash, çizgi romanlarda bir çağı kapatıp, yenisini açan eser olarak kabul edilir. Onun Batman’i bugünkü karanlık hâline getirmek konusunda yaptıkları da unutulmaz tabii ki… 

Neil Gaiman

Neil Gaiman’ın kariyeri, buradaki tüm diğer yaratıcılardan biraz farklı aslında. Öncelikle Gaiman ağırlıklı olarak bir çizgi roman yazarı olarak tanınmıyor. Hatta romanlarından elde ettiği ün, belki de çizgi romanlarıyla ulaştığı sükseyi gölgeliyor dahi olabilir. Fakat o yine de DC Comics’in altın salonlarında dolaşma hakkına sahip, zira onun yarattığı Sandman serisi uzun yıllar boyunca DC’nin omzundaki en parlak apoletlerden biri olageldi. Whatever Happened to the Caped Crusader gibi diğer işleri de unutmamak gerek elbette…

Paul Dini

 

Buradaki çoğu yaratıcı, DC Comics’in çizgi roman tarafından pek çıkmamıştır aslında. Tek tük örnekler, birkaç senaryoda isim geçme vakaları vardır; ama Dini gibisi de yoktur muhtemelen. Dini, DC’yi değiştirmeye animasyon dünyasından başladı. Bugün animasyon konusunda DC’nin sahip olduğu üstünlüğün sebebidir kendisi. Üstüne üstlük,Morrison’ın git gide çığırından çıkan Bat-Mite gibi örneklerine kıyasla, Batman’i ayakları yere basan bir hâlde tutan ve Nolan filmlerine kadar fiyakasına sahip çıkan da oydu; sonra bu emeklerini çizgi romanlara da taşıdı. Hikayesi biraz farklı olabilir yani Paul Dini’nin, ama katkısı bu listedeki pek çoklarından fazladır.