Ak Yürüyenler'in babası Türkiye'de garnizon kuracak!

Ak Yürüyenler'in babası Türkiye'de garnizon kuracak!
Ak Yürüyenler'in babası Türkiye'de garnizon kuracak!
Evet yanlış duymadınız, fenomen dizi Game Of Thrones'ta 5 sezondur Westeros'a saldırmaları beklenen Ak Yürüyenler'in babası, yaratıcısı Türkiye'de garnizon kuracak. Ama bu bildiğiniz türden bir garnizon değil. Ak Yürüyenler'in babası Onur Çaylı ile Radikal okurlarına ve tasarım öğrencileri, öğrenci adayları için çok özel bir röportaj gerçekleştirdik...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Onur Çaylı ismini daha önce duydunuz mu bilmiyoruz ancak onun yaptığı işlerden en az birini sinema salonlarında ya da televizyon ekranlarında gördünüz buna emin olun. Hacettepe Üniversitesinde illüstrasyon ve resim üzerine yoğunlaşan ardından İngiltere'ye ve oradan da San Fracisco'daki Academy Of Art'a uzanan bir eğitim hayatı olan Çaylı, ülkemizden yetişmiş en yetenekli sanatçılardan biri. The Amazing Spider Man, Man In Black 3 filmlerinde Sony Pictures, Dreamworks Animation gibi yapım şirketleriyle çalışma şansını kariyerinin başında yakalayan Çaylı, sonrasında SEGA'da önemli işlerin altına imza attı.

Avengers Age Of Ultron, Terminator Genesis, Açlık Oyunları ve Unbroken Çaylı'nın yer aldığı diğer büyük projeler. Ancak şimdilerde herkes onu Game Of Thrones'ta ortaya koyduğu çalışmalarla Ak Yürüyenler'in babası olarak tanıyor. Fenomen dizinin popüler kültüre mal olan karakterleri Ak Yürüyenler'in tasarımcısı olan Onur Can Çaylı ile kariyeri üstüne tasarım öğrencilerini ve tasarım üzerine bir kariyer kurmak isteyenleri yakından ilgilendirecek bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi gelecek planlarında Türkiye'de yapacaklarını anlattığında açıkçası, bu alana gönül verenler için şimdiden heyecanlandık!

1. Tasarım konusunda kariyer planlamanızı eğitim sırasında mı yaptınız? Gördüğünüz eğitimde izlediğiniz yol neydi?

Mümkün olduğu kadar sanatsal alanda kendimi geliştirmeye calıştım. Lisede ve universitede Guzel sanatlar egitimi aldim.Geleneksel çizim alt yapinin gelişmesi için çok önemli. Benim ağırlık verdigim konu yaratıcılık ve gorsellikteki zenginlikti. Kariyer planlarıma eğitimim bittikten sonra karar verdim. Grafik tasarım bölümünü bitirdikten sonra kendime daha uygun bir platform seçmeye karar verdim ve 3D ye yöneldim.

2. Türkiye’de başarılı bir tasarımcı /grafiker vs. olmak için yeterli eğitim imkanlarının bulunduğuna inanıyor musunuz?

Bence çok iyi eğitim veren okullarımız var. Okulda size belli bir noktaya kadar eğitim verebilir. Gerisi başarılı olma hırsı ve işini sevmeye bakiyor. Diğer bir konu ise, çok hızlı değişen ve gelişen endüstiriye ayak uyduran, güncel konuların nabzını tutan oğrenciler mezun olduklarında onları doğru yonlendirecek eğitmenlere ihtiyaç var. Akademik sanatsal eğitim bir sanatçının alt yapısını oluşturmak için çok önemli bir aşama. Ama akademisyenlerinde özgün calışmalar yapip öğrencilerin saygınlığını kazanmaları şart. Hiç iş tecrübesi olmayan kendisini sadece teorik olarak doldurmuş bir akademisyen bir noktaya kadar öğrencilere ilham verebilir. Ögrenciler pratik bir konu uzerinde calışırken, sanatsal bir etüt calışması yaparken onlarla calışacak ve becerileriyle öğrencileri etkileyip ilham verecek sanat yönü kuvvetli akademisyenlere ihtiyaç var. Çok farklı uygulama biçimlerinin ortaya çıktığı bu zaman diliminde hala senelerdir uygulanan ezberci eğitim anlayışının taze beyinlere dayatılması sadece yenilikçi anlayışa darbe vuruyor. Sanat ve teknoloji değisiyor, bizlerin de cağa ayak uydurması ve sanat eğitimi sistemini evrensel bir anlayışla güncellememiz gerektiğine inanıyorum.

3. Yurt dışında eğitim şart mı, yurt dışındaki eğitimin size ne gibi katkıları oldu?

Yurt dışında eğitim şart değil. Ülkemizde fazla insanin bilmediği yurt dışıyla calışan bir çok başarılı sanatçı var. Evinizden calışarak ve öğrenerek dünyaya adınızı duyurabilirsiniz. İşleriniz iyiyse muhakkak fark ediliyorsunuz. Sadece uygun platformlarda bunları insanlarla paylaşmaniz yeterli geliyor. Yurt dışında yaşamanın bana katkısı dünyadan gelen farklı sanatçılarla aynı havayı teneffüs edip, fikirlerimi paylaşabilme ve yeteneklerimi sinama şansı verdi. Tabii ki farkli kültürleri tanımam ufkumu genişlemesinde etkili oldu. Sanatci kendi kabuğuna yaratım surecinde giriyor ama genelde etrafında onu saran unsurlardan besleniyor. Görsel hafızanız, dünyayı algılama biçiminiz değişiyor, buna bağlı olarak da daha yaratıcı oluyor ve evrensel düşünmeye başlıyorsunuz.

4. Kendinizi büyük yapım şirketlerine ıspat etme süreciniz nasıl gelişti?

Okulda yarışmalar kazanarak kendimi kanıtlama şansı elde ettim ve okul döneminde staj yaptım. Daha sonrasında firmalar bana kendileri ulaşıp iş teklifinde bulundu..Mulakatlara katılarak bu işi ne kadar çok yapmak istediğimi ve gerçekten işimi çok sevdiğimi onlara disiplinli bir çalışma temposuyla ispatladim. Yaptığım işleri en yüksek kalitede ve zamanında ortaya çıkartmaya çalıştım.

5. Sizin gibi ülkesini büyük yapımlarda temsil eden diğer ülkelerin sanatçıları, kendi ülkelerinde nasıl konumlandırılıyor? Siz Türkiye’de çalıştığınız alanda doğru konumlandırıldığınızı ve hak ettiğiniz değeri gördüğünüzü düşünüyor musunuz?

Yurt dışına herkes yeteneklerini kanıtlamak ve emeklerinin karşılığını almak için geliyor. Sanatçılar ülkelerinin bayraklarini taşımazlar, onlar kültürlerinden ilham alan öznel, yaratmaktan başka bir şey düşünmeyen, bunu doğal bir süreçte yaşayan varlıklardır. Sanatçılar ülkere mal edilmemelidir bence, çünkü esinlendiğiniz her şey dünyadan edindiğiniz değerler. Bunu bir ülkeye ya da onun vatandaşına mal etmek yanlış olur. Bence bunu bir bayrak yarışından çok kişisel bir başarı şeklinde görürsek, daha iyi takdir etmiş oluruz. Şöyle bir gerçek var ki; Sanatın her zaman en guzel yansımalarını gördüğümüz bereketli ve buna bağlı olarak da yaratici topraklar uzerinde yasiyoruz..Eski Anadolu uygarliklarinda ve tarihi geçmişimizde gördüğümüz özgün sanat tarzını şu anda neden oluşturamıyoruz?

Gittikçe baska fikirlere kapalı hale geliyor,başka düşüncelere karşı anlayışımızı kaybediyoruz. Böylelikle sanatçı için uygun ortamlarda baltalanmış oluyoruz. Keşke ülkemizde kendimizi konumlandıracak profesyonel ve yaratıcılığı baz alan bir ortam olsaydı. Belki çok duyulan bir şey olacak ama sanata ve sanatçıya gittikçe daha az değer veriliyor. Bizden birisi de yurt dışında verilen imkanlarla adını duyurduğunda malesef o zaman ancak insanların ilgisini çekebiliyor. Ben ve benim gibi bu işleri yapan bir çok kişinin keşfedilmeyi beklediğini biliyorum. Ama biz mesleğimizi karşılık beklemeden , hak ettiğimiz değeri göremeyecegimizi bilerek yapmaya devam ediyoruz . Çünkü sanatı bir var oluş ve kendimizi ifade biçimi olarak görüyoruz.

6. Bundan sonraki kariyer planlamanız nasıl?

Bundan sonraki kariyer planım eğitim üzerine olacak. Ülkeme geri dönerek bu işi öğrenmek isteyen sanatçı arkadaşlarımla öğrendiklerimi paylaşacağım ve film sektörünün Turkiye' de oluşmasını sağlayacak alt yapının temellerini atmak istiyorum..Amerika'da edindiğim eğitim sistemini adapte edebileceğim, evrensel sanat anlayışını aktarabilecegim bir okul açmak istiyorum.

7. Türkiye’de yapılan 3D işleri dünya standartlarıyla kıyasladığınızda nasıl buluyorsunuz?

Çok güzel işler yapan sanatçılar var fakat dediğim gibi sadece bu işle ilgili kişiler biliyorlar. Uygun imkanlar sağlandığı taktirde sanatçılar kendilerini geliştirecek ortamı bulabilirler. Bence asıl sıkınti böyle bir piyasanın oluşmamış olması. Ama güzel gelişmeler olarak film ve dizi sektöründe 3D kısmına da ileride daha önem verilecek.


9. Yaptığınız işleri bir sıralamaya koyacak olsanız en iyi 3 işiniz sizce hangileridir?

Bir çok film festivalinde yarışan kisa filmler. Avengers ve Game of Thrones olurdu.

10. Türkiye’de çok fazla tasarım öğrencisi ve mezunu var. 3D alanında kendilerini geliştirmek isteyenlere önerileriniz nedir?

Bana bu konuda çok fazla sayıda mesajlar geliyor. Benim tecrübe edinmem ve kendi yolumu bulmam,etrafımdaki beni saran hayatın bir yönlendirmesi. Herkesin yeteneklerinin ve istediklerinin farklı olduğunu düşünüyorum. Nacizane tavsiyem kimsenin sizin hayallerinizle dalga geçmesine ve küçümsemesine izin vermeyin. Yeteneğinizden şüphe duymayın ve kendize güvenin. Yarattığınız sizin düşünceleriniz, duygularınızın ve ruhunuzun bir parçasıdır. Ben onlara hep saygı gösteririm ve kendimi ödüllendiririm. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden, birileri artık yeter haydi hayata geri dön deyinceye kadar çalışabiliyorsaniz ne mutlu size. Çünkü bu iş sevmeden malesef olmuyor. Belirttiğim gibi dünya kulvarında yarışmak istiyorsaniz size her türlü kaynagğa ve platforma ulaştıracak olan şey yabanci dil. Günümüz koşullarında iletişim ve sanat bir paralellikte ilerliyor.

Son olarak söylemek istediğim şey,sanatçı olarak başarılı olmak, başkalari tarafından görülmek ve kabul edilmek dürtüsü çok kuvvetli ama bence sanatçı her zaman kendisiyle yarışmalıdır. Böylelikle özgun bir ifade biçimine kavuşabilir.