Atatürk'ün son mirası: Hatay Devleti

Atatürk'ün son mirası: Hatay Devleti
Atatürk'ün son mirası: Hatay Devleti
Türkiye'nin Cumhuriyet tarihi boyunca belki de verdiği en büyük mücadelenin adı Hatay. Bugün 31 plaka numaralı her araç sahibinin üstünde taşıdığı farklı bir gurur var. Hatay neydi? Sevgiydi, emekti, Atatürk'ün mirasıydı ama bir zamanlar bir devletti. 76 yıl önce tam da bugün kendi rızasıyla varlığına son veren bir devlet...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Kimler geçmedi ki Hatay topraklarının üstünden? Akatlar, Yamhad Krallığı, Hititler, Mısır, Urartular, Asurlar, Persler, Büyük İskender, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatoorluğu, Emeviler, Abbasiler, Tolunoğulları, Selçuklular,Hamdaniler, Haçlı Antakya Krallığı, Memlukler ve Osmanlılar... Tunç çağından 20. yüzyıla kadar uzanan bir hikaye Hatay'ınkisi. Anadolu ile Arap dünyasının birleştiği, Akdeniz dalgalarının sona erdiği bir nokta.

Yıllardan 1918'e gelindiğinde Hatay şehri tarihinin en büyük kıskacında kalmıştı. 1. Dünya Savaşı'nı kaybeden Osmanlı Devleti'nin şehir üstündeki hakimiyeti sona ermişti. Asi Nehri çevresine kurulu, Osmanlı'yı kuran Kayı boyunun Anadolu'daki ilk yerleşkesi olan Hatay, Suriye'yi işgal eden Fransızların eline düşmüştü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Misak-i Milli sınırları içerisinde gösterdiği Hatay'ın Türkiye'ye katılması 15 yıllık bir mücadele olacaktı. Çoğu tarihçiye göre Atatürk'ün kafasını üstünde çok fazla yorduğu ve pek çok hastalığı da beraberinde getiren bir meseleydi Hatay. Deyim yerindeyse Atatürk'ün İstiklal Savaşı ömrünün son 15 senesinde Hatay meselesi ile devam etmişti.

1923'te kurulan Türkiye'nin dışında kalan Hatay'ı ise 15 yıllık karanlık ve direnişle dolu bir dönem bekliyordu. Bir şehir düşünün ait olduğu bayrağın, sınırların yanı başında ama dışında bir başına kalmış... Hatay'ın Türkiye'ye katılması elbette ki sadece Atatürk'ün yoğun çabalarıyla değil Hatay'da yaşayan insanların da Türkiye'ye katılmayı bir yaşam mücadelesi haline getirmesiyle gerçekleşmişti. Bu mücadele öyle bir mücadele ki sonunda Suriye'den kopup özerk bir devlet kuracak kadar inanmıştı Hataylılar bu meseleye.

2 Eylül 1938'e kadar pek çok eylem, direniş, yer yer çatışma, yer yer sokak kavgalarıyla boyun eğmediğini gösteren Hataylılar, Birleşmiş Milletler'in bir çözüm formülü olarak Hatay Devleti'ni kurmuşlardı. Atatürk'ün büyük destekleri ve Hatay için adının anlamı büyük olan Tayfur Sökmen, Abdülgani Türkmen, Abdurrahman Melek gibi kahramanların fedakarlıklarıyla kurulan Hatay Devleti, bölgedeki Fransız varlığına karşı kazanılmış en büyük zafer konumundaydı. Hatay Devleti yaklaşık bir yıl boyunca egemen varlığını sürdürmüştü.

İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaşmasıyla köşeye sıkışan Fransa, tam 76 yıl önce, 23 Haziran 1939'da tıpış tıpış Ankara'ya gelmiş ve Hatay'dan vazgeçtiğini resmen bildiren antlaşmanın altına imza atmıştı. Bun antlaşma gereğince Fransa Hatay'daki iddiasından vazgeçiyordu.

Geriye tek bir şey kalıyordu Hatay'ın ve Hataylıların kararı. Büyük bir mücadele ile kurdukları Hatay Devleti'nden gözlerini kırpmadan vazgeçerek Türkiye'nin güven dolu kucağına bırakmışlardı kendilerini. Çünkü Hataylı olmak bunu gerektirirdi. Hatay'ın kaderinde vardı Türkiye'nin sınırları içerisinde yer almak.

Peki ya bugün? Gezi eylemlerinde yaşamını yitiren gençler, Devlet meselesi haline gelen Tırlar, Reyhanlı'da patlayan bombalar, sayısı yüzbinlerle ifade edilen Suriyeli mülteciler, düşen helikopterler, sınırın öteki tarafında kimin kimi vurduğu belli olmayan bir savaş... Tüm bu olumsuzluklar neticesinde sekteye uğramış bir şehir ekonomisi.

Ama her şeye rağmen güzel Hatay. Tarihinden miras kalan zenginlikleriyle, künefesiyle, kebabıyla, mezeleriyle, manzarasıyla, havasıyla, suyuyla... Atatürk'ten miras kalan bir şehir Hatay bize. Bu mirasın hakkını ne kadar verebiliyoruz, ya da bize bu mirası bırakanlar 23 Haziran 1939'da görebilmiş miydi bugünleri? Indiana Jones: Son Macera filminde karşımıza çıkan Hatay Devleti'nin bugün tarih sahnesinden indiği günün yıl dönümü. Bu tarihin hakkını ne kadar verebiliyoruz?