Bayram alışverişini eziyet haline getiren 13 şey

Bayram alışverişini eziyet haline getiren 13 şey
Bayram alışverişini eziyet haline getiren 13 şey
Bayram geldi çattı, hepimiz bayramlıklarımızı almak üzere mağazalara doğru bir hücum içerisine girmek üzereyiz. Ancak bu tip dönemlerde kargaşanın zirve seviyelere çıktığı mağazalarda bazen değil alışveriş yapmak, hayatta kalmak bile zor oluyor. Abartı değil, sırf bazı sebepler yüzünden yıllardır alışveriş yapmayıp, bayramlarda mağazaların önünden bile geçmeyen vatandaşlarımız var. İşte size bayramda alışverişi zulüm haline getiren 13 şey!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Bayram alışverişlerinde dolup taşan mağazalarda bazen öyle anlar geliyor ki, hazır kurban bayramı gelmişken bıçak altına yatıp kurbanlık niyetine can veresimiz geliyor. Bir çoğumuz için yeni cicilerle eve dönülerek sonuçlanan bu alışveriş maceraları, bir kısım vatandaşlar için de hüsranla bitebiliyor. "Bayram alışverişi mi bir daha asla!" cümlesini eğer daha önce kurmuşsanız, bu listede sayacağımız maddeler geçmiş travmalarınızı tetikleyebilir.

1. Müzik



Alışveriş dediğin sonuçta sakin kafayla yapılması, ölçüp biçip karar verilmesi gereken bir faaliyet. Ancak bazı mağazaların alışverişten ziyade disko işletiyormuşçasına bir atmosfer yaratmaları anlaşılır gibi değil. En dinç kafaların bile kaldırmayacağı bir gürültü eşliğinde üstümüze başımıza bir şeyler almamız ne kadar mümkün olabilir ki? Genelde bu tip mağazalara girer girmez çıkar müşteriler ya da alacaklarının tam zıttı bir şeylere para verip öyle ayrılırlar kasadan. Belki de o işkence gibi müziğin kullanım amacı da budur, kafa karıştırıp luzumsuz alışveriş yaptırmaktır...

2. Yapışkan görevli



Dünyada işini yaptığı için sevilmeyen iki insan vardır bir futbol maçı hakemleri, iki fazla ilgi gösteren reyon görevlileri... Daha mağazadan içeri adım atar atmaz; "Ne bakmıştınız?" , "Size şunu verelim" , "Bakın şu size çok yakışır" , "Nasıl bir şey bakmıştınız?" gibi soruları yağmur gibi yağdırırlar üstünüze. Kendinizi sorgu odasında ve takip altında hissedersiniz... Alışveriş dediğin mal ile tüketici arasında bir şey sonuçta. Araya başkası girdi mi olmuyor ki! Ama inatla anlamıyor bazı reyon görevlileri, onlar başımızda olmazsa aradığımızı bulamayacağımız yönünde garip bir inanışa sahipler. Çoğu tüketici, satın alma niyeti olsa bile yoğun görevli ilgisinden sıkılıp mağazadan kaçabiliyor. Kaçmakta haklılar da...

3. İlgisiz görevli



Tamam reyon görevlisi başımızda boza pişirmesin ama iki kelam soru sorunca da az bir ilgileniversin değil mi? "Şunun kırmızısı var mı?" diye bir soruya aval aval bakıp ya da direkt "Varsa reyonda vardır" gibi atarlı cevaplar veren bir reyon görevlisi kafasında askılık kırılası bir insan evladı değil de nedir? Müşteriyle ürünü kaderine terk etmek de neyin nesidir? Reyon görevlisi dediğin olmayacak da ölmeyecek de... Yerinde ve zamanında müdahaleler yapan bir mağaza görevlisi, müşteriyi mağazaya ısındırır.

4. Koşuşturan çocuklar


Alışverişler genelde sıkışık zamanlarda yapılır ya da alışveriş yaparken zamanınız sıkışmaya başlar. Tam heveslendiğiniz sırada reyon eşelemeye, bir sürü çocuk peydah olur. Koşarlar, size çarparlar, yere düşüp ağlayanı, reyonlar üstünde zıplayanı... Çocuk parkına döner ortalık. Alışveriş mi yapacaksınız, milletin çocuğuna mı göz kulak olacaksınız? Kimi tüketici sırf bu yüzden mağazaya girmeden önce vitrine bakar gibi yapıp, içerde çocuk var mı yok mu diye ortalığı kolaçan edip öyle girerler içeri.

5. Kabin azabı



Kabinler mağazaların en özel yerleridir, kendimizle başbaşa kaldığımız ve o kargaşadan sıyrıldığımız kıymeti bilinesi köşelerdir. Ancak öyle midir gerçekte? Yok canım ne mümkün! Girersiniz kabine, askılıkların hepsi eşya dolu olur, sanki kabin değil kayıp eşya bürosu! Siz içeri gireli daha bir dakika olmaz dışarıda kabin kapısını tıklayıp "Acele et kardeş..." diyenler peydah olur. Tam giyinirsiniz, üstünüze olmaz elinizdekiler işte o zaman hayat zindan olur. Bir daha böyle boş kabini nerede bulacaksınız! İçinizden dışarı çıkmak gelmez. Çıksanız zaten zombi gibi saldıracak onlarca müşteri üstünüze... Kabin değil kabir tövbeler tövbesi!

6. Kasa sırası



Zaten bir klasiktir beş dakikalık alışveriş için bir saatlik kasa kuyruğu çilesi. Acısını bilen bilir, üstüne fazla kelam etmeye gerek yok...


7. Niyeti farklı müşteriler



Kimi müşteriler de alışveriş niyetiyle girip gözüne kestirdiklerine sulanırlar. "Ben kardeşime şunu alacağım da size çok bezniyor, bir bakabilir miyim üstünüze nasıl oluyor..." gibi masum cümlelerle yaklaşıp, hiç ummadığınız noktalara varabilirler. Kabin kapısına gözlerini dikip bir şeyler görmek için bekleyen mi ararsınız, siz alışveriş yaparken otobüs dansıyla yanaşanını mı ararsınız... Tacizin her türlüsü çıkabilir karşınıza. Hele ki taciz bazen reyon görevlisinden gelir onun zaten hikayesi burada anlatılmaz. Daha da fenası, müşteri direk mağaza elemanına da "yürüyebilir" maksat

8. Gereğinden fazla bilinçli tüketiciler



Kimi müşteriler de vardır, memnun olmadığı bir durumu şikayet ederken mağazayı yıkar. O dakikadan sonra zaten alışveriş haram olur. Hakkını aramak, hakkını savunmak güzel bir şeydir ancak, geçen gün baktığı ürün artık satılmıyor diye reyon görevlisinin tepesine çıkan müşterilerin de tüketici bilincine bir dur demek gerekir. Yoksa o memnun olmazsa, bu memnun olmazsa ne yapsın mağaza sahibi kapatıp gitsin mi?

9. Kontrolden çıkmış reyon



Bazı mağazalarda da reyonlar artık kontrolden çıkar, o onun üstünde, bu bunun üstünde, o reyonda gerçekte hangi ürünün satıldığını çözmeniz zaten yıllarınızı alır. Kimi arkeologlar bu tip yığıntı reyonları kazıp altından yıllar önce kaybolmuş tüketici ve reyon görevlilerinin fosillerini bile bulabilirler. Öyle bir harmandır bu.

10. Beden sorunu



En büyük sorun da beden mevzusudur. Mesele aradığını bulmak değil, bulduğunu bedenine uydurabilmektir alışverişlerde. Çünkü mankenlerin üstünde zımba gibi duran gömlekler, pantolonlar biz giyince nedense fiyasko gibi görünürler. Görüntüyü geçtim, ne belimize oturur bedenler, ne paçamıza uyar, ne omuzlarımıza denk gelir. Aynı modelin 10 farklı bedenini deneyip yine de mutlu olamayan tüketicilerin bir çoğu alışverişe tövbe edip kendi tekstil işletmelerini bile açabilir. Mevzu o derece sıkıntılıdır...

11. Yıkılan reyon sorunsalı



Bazı reyonlar da öyle bir hazırlanır ki, sırf biz gelip aradan bir ürün çekince çığ halinde üstümüze çökmesi için yapılmış gibilerdir. Reyon enkazında can vermemek için ürün almadan mağazadan çıkan vatandaşların bu korkusunu yenmek için psikolojik destek bile aldıkları olur. Aradığını ürünü rafta görüp çekip alma korkusu yaşayan bilir o acıyı...

12. Kafa bulandıran indirimler


İndirim öyle bir zehirli sözcüktür ki, duyan herkesi etrafına toplar. Pahalı olan bir şeyi daha ucuza alacağınızı size düşündüren bu umut kelimesi, genelde hüsrana denk sonuçlar verir. Genelde mağazalardaki indirim beyanları hem kafa karıştırır, hem de vaat edilenden daha düşük avantajlar sağlar. Hele "İndirim bu ürün geçerli değil" sözü vardır ki yürekleri dağlar.

13. Cırt pırt öten güvenlik sensörleri ve anonslar


Alışverişinizi yaparken elinizdeki ürünle güvenlik kapısının yanından geçme gafletinde bulunursnaız hemen başınıza bir eleman dikilir ya hani. "İzninizle çantalarınıza bakabilir miyim?" der. "Yahu öten mal elimde, kasaya gidiyorum" dersiniz, yine de hırsız damgası yemekten kurtulamazsınız. Daha beteri, satın aldığınız malla dışarı çıkarken o zalım meret yine ötebilir. Bazen de başkalarının düştüğü bu durum sebebiyle sürekli harekete geçen alarm seslerinden kafanız şişer. Kafanızı o şişirmezse zaten anonslar "8899, 8899 kasaya lütfen..." gibi garip duyurularla beyin sabır sınırlarınızı aşındıracaktır.