Bize o şarkıları hayat mı dinletiyor? Bilimin cevabı: Evet!

Bize o şarkıları hayat mı dinletiyor? Bilimin cevabı: Evet!
Bize o şarkıları hayat mı dinletiyor? Bilimin cevabı: Evet!
Çoğumuz yaşımız ilerledikçe daha ağır, daha yumuşak ve bir anlamda daha kolay dinlenebilir şarkılara yöneliyoruz. Bir zamanlar metal müzik dinleyen arkadaşlarımızı bir anda Sıla dinleyip iç çekerken görebiliyoruz. Bu geniş bir müzik yelpazesine sahip olduğunu mu gösteriyor yoksa ardında başka bir şey mi yatıyor? Cevabı sizi biraz şaşırtabilir.
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Cambridge Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre "her telden müzik dinlerim" diyen insanların gizli bir özelliği var. Yaşlandıkça müzik tercihi değişenler ise toplumdaki yerlerini belirliyorlar. Peki bu nasıl oluyor? Yazıyı okumadan önce kendinizi kısaca bir gözden geçirin çocukluğunuzda hangi şarkıları dinliyordunuz, ergenliğinizde hangi şarkıları seçtiniz ve yaşınız ilerledikçe müzik zevkiniz ne yönde gelişti...

Müzik tercihinizi ilk olarak toplum içerisindeki konumlanma tercihiniz belirliyor. Bu sebeple çocukluğunuzda ailenizle ortak noktalarda buluşabileceğiniz şarkıları ve müzik tarzlarını tercih ediyorsunuz çünkü bu yaşlarda aidiyet duygusu çok baskın. Ülkemizde otuzlu yaşlarındaki insanlar için bir örnekleme yapacak olursak; müzikle ilk tanıştıklarında muhtemelen hemen her evde dinlenen Kayahan, Sezen Aksu, Nilüfer, Barış Manço ve benzeri sanatçıların şarkıları kesinlikle dağarcıklarında ayrı bir yere sahiptir.

İlerleyen yaşlarda çocukluk evresinin bitiminde bir kendini ıspatlama dönemi geliyor. Aidiyet duygusu yerini "Ben farklıyım, benim karakterim, benim tercihim" gibi bir anlayışa bırakıyor. Yine otuzlu yaşlarındaki insanlar için bu da ergenlik döneminde Rock, Punk gibi akımlara yönelmeye yol açıyor. Aidiyet duygularını koruyan gençlerde ise Pop tarzında ısrar görülüyor.

Bu kendini ıspatlama dönemi kişiden kişiye değişen süreçlerde yaşanıyor. 10 yıl da sürebilir 30 yıl da. Ego, karakter, hayaller... Bir noktada sona ermeye başlıyor. Gerçeği kabullenme noktasında bir aidiyete dönüş dönemi yaşanıyor. Bu geçiş aşamasında "kafa yormayan" şarkılar tercih ediliyor. Kişinin içsel yetişkinliği işte bu noktada başlıyor ve gerçek müzik tercihi bundan sonra açığa çıkıyor. Cambridge araştırmacıları ise bu noktada ilginç bir tespit yapıyor; bu süreç bütün insanların ailesi üzerinden edindiği ilk müzik zevkine dönüş şeklinde oluyor. Yani ne zaman anne ve babanızla aynı müzik zevki ile buluşursanız bir anlamda o zaman olgunlaşmış oluyorsunuz.

Daha ilginç olanı ise her türden müziğe dağarcığını açan insanlarda görülüyor. Rock, Pop, Klasik Müzik... Her türden bestelere kulağınız açıksa bu sizin yaşadıklarınızla ilgili. Cambridge'deki araştırmanın başındaki Dr. Rentfrow 10 yıllık bir dönemde 250.000 kişi üzerinde psikolojik incelemelerde bulunmuş. Geldiği noktada; "Hayatınız boyunca dinlediğiniz müziklerin yaşantınızla derin bağları var. Dinleme alışkanlıklarınız değişebilir. Ancak insanlar müziği farklı amaçlarla kullanıyorlar. Kimi zaman nostalji yapıyorlar, kimi zaman ise ana anlam katıyorlar. Yaşadığınız anın tadını çıkartıyorsanız, müzik tercihinizi ona göre belirliyorsunuz." diyor.

Dr. Rentfrow; "Biz bu projeye bir savla başladık. Müzik zevkinin ergenlikten sonra oluştuğunu ve değişmediğini savunuyorduk. Pek çok akademik çevreden ve araştırmadan destek gördük ancak geldiğimiz noktada müzik zevkimizin yaşadıklarımızla çok yakından ilgili olduğunu gördük. Müzik zevkiniz ilk olarak kişiliğiniz ve özgürlüğünüzle belirir. Ancak sonrasında toplum ve çevreniz kabullenebileceği bir karaktere bürünürsünüz, bu da müzik zevkinizi değiştirir. İçinde doğduğunuz aile ve çevreden ilk duyduğunuz müziklere dönersiniz. Bu asimilasyon değil, bu insan doğasının bir parçası. Ben Teksas'ta doğup büyüdüm ve hayatım boyunca Country tarzından nefret ettim. Ancak şimdi yaşlandıkça Johnny Cash dinlemeye başladım. Olgunlaşmamızı bir eve dönüş şeklinde yaşıyoruz." diyerek araştırmasını savunuyor.

Araştırmaya göre hayatınız boyunca farklı müzik tarzlarına kulak kabartıyorsanız ise durum biraz daha farklı. Bu sürekli bir yaşam tecrübesi ediniyorsunuz anlamına geliyor. Yaşadığınız sıkıntılar, sevinçler, hayal kırıklıkları, başarılar, başarısızlıklar... Bütün bunlar sizi olgunlaştırıyor ve olgunlaştıkça daha uzlaşmacı bir karaktere bürünüyorsunuz. Farklı müzik türlerini dinleyebiliyor oluşunuz sizin olgunluğunuzdan ileri geliyor ve yaşam tecrübelerinizin yoğunluğuna işaret ediyor. Çocukluğunuzda edindiğiniz müzik kültürünün üstüne koyarak ilerliyorsunuz. Bu çok sık görülen bir eğilim değil. (En azından ABD'de) Misal sürekli olarak tek bir müzik tarzını dinliyorsanız bu sizi uzlaşmaktan uzaklaştırıyor. Daha bencil ve toy bir karakteriniz olduğunu gösteriyor. Ama merak etmeyin bu sizin karakterinizin yolculuğunun bir parçası. Yaşınız ilerledikçe değişecek bir durum. Ne kadar geç değişiyorsa, o kadar geç olgunlaşıyorsunuz demektir.

Hayatınızın son döneminde dinlediğiniz, dinleyebildiğiniz şarkılar sizin hayatınızın, kim olduğunuzun kısa bir özeti olabilir. Belki de gözlerinizi bu dünyaya yummadan önce dinlediğiniz son şarkı, siz daha bir çocukken annenizin mutfakta yemek yaparken mırıldandığı şarkı olabilir. Asla şaşırtıcı olmaz!