Bu sonbaharı sinema salonlarında geçirmeniz için 11 sebep

Bu sonbaharı sinema salonlarında geçirmeniz için 11 sebep
Bu sonbaharı sinema salonlarında geçirmeniz için 11 sebep
Patlamış mısır bütçenizi şimdiden hazırlayın, sonbaharda vizyona girecek sinema filmleri sizi salonlarda tutsak edecek. Kimisi duygulandıracak, kimisi düşündürecek, kimisi de maceraya doyuracak izleyenleri. İşte size önümüzdeki bir kaç ay içerisinde beyazperdede sahne alacak 11 harika film!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Sinema salonları, her ne kadar yaz aylarında sıcaklardan kaçıp sığındığımız klimalı ortamlarıyla cazip mekanlar olsa da, asıl sinema keyfi bu sene sonbaharda çıkacak gibi gözüküyor. Dışarıda muson iklimini aratmayan yağmurlar, ağaç söken hortumlar kol gezerken, sizin sinema salonlarındaki yerinizi almanız için 11 sebep daha var!


1.Bir gençlik heyecanı: The Riot Club



Eylül ayında vizyona girecek olan The Riot Club, Oxford’da okuyan ve elit bir sınıfı temsil eden gençlerin pek de meşhur olmayan bir kulübe üye olmasıyla gelişen olayları anlatıyor. “Oxford’da bazı sınıflara gidersiniz, bazı sınıflar için ise doğarsınız.” Sözünü iliklerimize kadar işletmesi beklenen filmin yönetmeni Lone Scherfing. Aşk Dersi, Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca, Bir Gün gibi filmleriyle tanıdığımız başarılı kadın yönetmenin bu filminde; Jessica Brown Findlay gibi genç ve Game Of Thrones’tan tanıdığımız Natalie Dormer gibi tecrübeli oyuncular rol alıyor.

2.Trajikomik bir geçmiş zaman filmi: Magic in the Moonlight


Colin Firth ve Emma stone gibi sinemanın sevilen yüzlerinden oluşan film 1930’ların Fransa’sında geçiyor. Usta yönetmen Woody Allen’ın elinden çıkan bu yapımda, durum komedisi hakim ve büyü ile gerçek arasındaki mücadeleye ince bir mizahla yaklaşılıyor. Eylül ayı içerisinde sinema salonlarında yerini alacak Magic in the Moonlight, özellikle Allen hayranlarını tatmin edecek bir yapım.


3.Biyografi tadında: 20,000 Days on Earth



Yazar ve müzisyen Nick Cave ‘in 20,000 günlük hayatında yaşadıkları, ilişkileri ve iş hayatıyla ilgili bir yaşam hikayesi sunan filmde Nick Cave kendisini oynuyor. Kylie Minogue gibi yine kendisini canlandıran bir çok sanatçının konuk olarak yer aldığı film, gerçek hayat hikayelerine meraklı olanlar için Eylül ayı içerisinde vizyona girecek.

4.“Danzel başgan”cılar için: The Equalizer



Denzel Washington hayranları bilirler, halk kahramanlarını oynamayı sever kendisi. The Equalizer yani “Eşitleyici” de adından anlaşılacağı üzere yine bu tarz bir film. Eski bir gizli servis ajanı olan Robert’ı canlandıran Washington, kendisine ölü süsü vermiş, inzivaya çekilmiş bir karakteri oynuyor. Ancak hikaye inziva günlerinden ziyade, birden bire Robert’ın Rus mafyasıyla amansız bir mücadeleye girmesi yönünde seyrediyor. Danzel Washington’un yine küçük dünyaları kurtaran adam olmaktan kurtulamadığı film Eylül’de gösterimde olacak.


5.Gidenlerin ardından: Gone Girl


David Fincher 'ın Gillian Flynn 'ın romanından beyaz perdeye uyarladığı "Gone Girl" 'de Ben Affleck başrolde oynuyor. Film karısı kaybolduktan sonra medyanın ilgi odağı haline gelen bir adamın etrafında gelişiyor. Masumiyet ve suçluluk temalarının hakim olduğu yapımda, Neil Patrick Harris gibi şaşırtıcı yan rol performanslarını da izlemek mümkün olacak. Peki ne zaman? Ekim ayı içerisinde...


6.Aman hakim bey: The Judge



Sıradışı ve burnu havada tipleri oynamasına alıştığımız Robert Downey Jr Ekim ayında vizyona girecek olan The Jugde adlı filmde, canlandıracağı avukat karakteriyle yine bizi şaşırtmayacak. Robert Duvall gibi dev bir isimle baba oğulu canlandıracak olan Downey Jr. 'a Vera Farmiga da eşlik edecek. Wedding Crashers, Change-Up, Shangai Knights gibi komedi ağırlıklı filmlerine alıştığımız yönetmen David Dobkin için The Judge; aile bağları, çocukluğa dönüş, baba-oğul dayanışması gibi temalara dayanıyor olmasıyla önemli bir sınav olacak.


7.Bitmeyen Nazi nefreti: Fury


Brad Pitt'in başrolünü oynadığı The Fury, adeta çekilen onlarca 2. Dünya Savaşı filminde Naziler'e hiç kurşun sıkamamış aktörler için bir fırsat niteliğinde olmuş. Ekim ayı içerisinde içinde hala Nazilere karşı öfke kalmış olanların kaçırmaması gereken bir film olduğunu söyleyebileceğimiz Fury'de; Shia LaBeouf, Jon Bernthal gibi isimler Pitt'in yanında yer alıyor. 5 kişilik bir tankçı mangasının, tam teşekküllü bir Nazi ordusunu dize getirişini konu alan film; türünün sevenlerine bol patlamalı, bol ölümlü sahneler sunuyor.


8.Bir kısır döngü: Serena



Artık Hollywood'un Münir Özkul-Adile Naşit ikilisi olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söyleyebileceğimiz Jennifer Lawrence ve Bradley Cooper yine bir arada! Hollywood ne yapsın? Birine erkekler, diğerine kadınlar hayran. Çocuk sahibi olmak için mücadele veren bir çifti canlandıran ikili, evlilik temalı filmlerin yönetmeni Susanne Bier'in elinden çıkan yeni filmleriyle Ekim ayında beyaz perdedeki yerini alacak.

9.Suçun harman olduğu film: Nightcrawler



Bir süredir çarpıcı bir yapımla karşımıza çıkmayan Jake Gyllenhaal Nightcrawler ile Ekim ayında resmen küllerinden doğacağa benziyor. Los Angeles'ta geceleri suç muhabirliği yapan Lou Bloom karakterinin etrafında gelişen olayların anlatıldığı film, medyaya getirdiği sert eleştirilerle keskin çizgiler çizen bir senaryoya sahip. Real Steel, Bourne Legacy, Two For The Money, The Fall gibi birbirinden son derece farklı yapımlara imza adan Dan Gilroy'un film yelpazesinde yeni bir soluk olacak olan Nightcrawler kaçırılmaması gereken filmlerden.



10.Uzaya hasret kalanlara :Interstellar



Efsane yönetmen Christopher Nolan'ın muhteşem dönüşü olarak nitelendirilen Interstellar'ın başrolünde Oscarlı oyuncu Matthew McConaughey, Cooper adlı karakteri canlandırıyor. Anne Hathaway, Casey Affleck gibi oyuncuların kadrosunda yer aldığı film; kaynakları tükenen gezegenimizden yola çıkan astronotların uzayda yeni yaşam kaynakları aramalarını konu alıyor. Bilim kurgu ve dramın başarılı bir karışımı olarak nitelendirilen yapım, uzay maceralarına hasret kalanların özlemine Kasım ayı içerisinde son vereceğe benziyor.



11.Kafasını kodlarla bozanlara: The Imitation Game



Benedict Cumberbatch 'ın 2. Dünya Savaşı sırasında Enigma kodunu kıran Alan Turing'i canlandırdığı filmde, Matthew Goode, Charles Dance, Keira Knightley ve Mark Strong'dan oluşan geniş ve güçlü bir kadro karşımıza çıkıyor. Kasım ayında; kod çözme, casusluk, ve vatana ihanet konularını irdeleyecek olan Imitation Game, kuru gürültü 2. Dünya Savaşı filmlerinin uzağında elit bir yapım görünümünde.