Cihan Gürpınar ve çocuklarının acayip hikayesi

Cihan Gürpınar ve çocuklarının acayip hikayesi
Cihan Gürpınar ve çocuklarının acayip hikayesi
Babalar Günü'ne yalnızca sayılı saatler kalmışken, bu sezon bizi ekranlara kilitleyen Paramparça'nın dertli babası Cihan Gürpınar'ın hikayesini N'oluyo.tv'den Nida Fındık yazdı.

Paramparça, haftalık bir televizyon dizisi olarak hayatımıza girdiği an Cihan Gürpınar’ın aklımızda bu kadar yer edebileceğini düşünebilir miydik? Kuşkusuz Erkan Petekkaya canlandırdığı her rolü ciddi anlamda yaşayarak canlandıran bir oyuncu ama  Cihan çok başka bir yerden vurdu bizi; Cihan’ın Dilara dışında herkese verebilecek çok büyük bir sevgisi vardı. Takdir edersiniz ki bu ülke topraklarında babalar sevgilerini bu kadar coşkulu göstermezler, en azından çoğunlukta durum böyledir.

Çocuklarının karıştığını öğrendiği anda herhangi bir adam nasıl bir tepki verirdi? Mevcut durumu sakince değerlendiremeyip, bağırıp çağırıp kendini bir meyhanede de bulabilirdi, yıllarca “Benim kızım bu!” dediği çocuğundan da soğuyabilirdi. Hayır, öyle olmadı! Cihan her ne kadar hareketlerini içinden “Ne yapıyor lan bu deli?” şeklinde yorumlasa da Hazal’ı da kabul etti, sevdi ve sanki ilk günden beri yanındaymışçasına ayrı bir yere koymadı. Cansu-Ozan-Hazal derken Cihan’ın dertleri bitmiyordu, çocuğu gibi ilgilenmesi gereken bir de problemli babası Rahmi vardı. Aynı zamanda Rahmi gibi olmamak uğruna da müthiş bir enerji harcıyordu. İşte size çözülmesi zor bir “babalık problemi” daha… O kadar paran, gücün, kudretin ve işin olsun ama sen koskoca bir tımarhanedeymişsin gibi bir o’nun, bir bunun derdine koş… Kendi dertlerin de yok değil, sürüsüne bereket. Gerçi baba olmak biraz böyle bir şey değil midir aslında, bilhassa ataerkil toplumda her derde sen koşar, her taşın altından sen çıkar ve her şeyin sorumlusu sen olursun. “Sevgili arkadaşım herkes hayatta neler yaşıyor bunlar dert mi?” diyorsan, sen de haklısın ama herkesin derdi kendine büyük öyle değil mi? Burada önemli olan nokta “zengin insanın derdi olmaz” mottosunun bir yerli dizide daha yıkılması diye düşünüyorum. Gerçi kafa olarak hiçbir şey değişmiyor ama olsun, en azından izliyoruz.

Cihan’ın çektiklerini Öyle Bir Geçer Zaman Ki döneminde Ali Kaptan olarak millete yaşattıklarına bağlayan fantastik bir kitle de var. Lord Of The Rings gezegeninde yaşasaydık çok mantıklı bir teori de diyebilirdim ancak öyle değil. Ali Kaptan sürüsüne belalar indirdiğimiz bir adamken, Cihan “ya çocuklarının bir dediğini iki etmiyor ama yeri geliyor bak saatine kadar da karışıyor, otoriter bile olabiliyor!” diye alkışladığımız bir adam  oldu. Yazıya gelebilecek olası bir yoruma daha cevap vermek istiyorum. “Dilara’ya yaptıkları reva mıydı?” Farkındaysanız kendisinden iyi bir eş değil, iyi bir baba olarak bahsedip durdum. Ha bana sorarsanız Dilara’da iyi bir eş değil ama çocukları için her şeyi yapabilecek iki insan var karşımızda. Ayrıca bitmiş bir evliliği bir kadın sürdürmek zorunda değilse aynı şartlarda bir erkekte sürdürmek zorunda değildir. Babalara yüklenen bu “garip” yük hadisesi de ayrıca tartışılabilir.

Cihan’ı bu kadar övdükten sonra Erkan Petekkaya’ya bir  selam çakmadan olmaz. Oğlu Cano ile şahane bir portre çizen ve deli gibi eğlenen muhteşem ikilinin fotoğraflarını instagram’da görebilirsiniz. Ve kendinize şunu sorabilirsiniz, babamla en son ne zaman bu kadar eğlenmiştim? 

Kaynak: N'oluyo.tv