Çocukluğumuzun sonunda bizi bekleyen şey şeytan mıdır?

Çocukluğumuzun sonunda bizi bekleyen şey şeytan mıdır?
Çocukluğumuzun sonunda bizi bekleyen şey şeytan mıdır?
Dizi dünyası her geçen sene daha iddialı yapımlarla hayatımıza renk katıyor. Syfy kanalı Arthur C. Clarke gibi bir bilim kurgu dehasının en efsanevi serisini ekranlara taşıyor, yapım kitabı okuyanlar için de okumayanlar için de çok anlamlı mesajlar içeriyor...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Hollywood genelde uzaylı istilasının dünyaya maddi zararlar verecek yönünü sergilemiştir. Bunlar arasında Kurtuluş Günü, en kült çalışma olarak ön plana çıkar. Uzaydan gelecek yabancıların büyük bir öfke ile bize saldıracağı fikri oldukça yaygındır. Bazı yapımlarda ise uzaylıların bir çeşit virüs halinde insan bedenini ele geçiren varlıklar olarak karşımıza çıktığını görürüz, ya da uzaylılar bizzat insan formundadır, bunlar genelde yapım maliyetlerini ucuzlatmak için bu şekilde tasarlanır. Ancak neredeyse hiçbir yapımda uzaylıların dünyayı manevi boyutta bir saldırı yapabileceği karşımıza çıkmamıştır.

Dünyamız üzerinde hakim olan medeniyet maddi olduğu kadar manevi de temeller üzerine oturuyor. Özellikle inanç, tüm toplumlarda fitili ateşlenmeye hazır bir bomba niteliğinde. Seçim politikasını din üzerine kuran siyasi partiler, dini söylemlerle kan döken terör örgütleri, dine saygı göstermediği gerekçesiyle yargılanan hatta öldürülen insanlar... Dünyada bir yandan ateist nüfus artarken bir yandan da dindar kesimlerde radikalleşme büyük yükseliş görülüyor.

Manevi dinamikleri bu kadar etkili bir dünyayı istila etmek isteyen güçler varsa, silahlı güce çok da ihtiyaçları yok. Yüksek teknoloji desteğiyle değer yargılarımızı sarsacak olaylar tertiplemek yeterli. Öyle ki bugün dünyada yaygın olan büyük dinlerin tamamında hep müjdelenen bir kurtarıcı miti var. Mehdi, mesih... Adına her ne derseniz günün birinde kafamızı karıştıracak olaylar yaşamayı bekliyoruz insanlık olarak. Kıyamet bile alametleri aracılığıyla beklediğimiz bir bilinmezlik içerisinde.

Arthur C. Clarke'ın ülkemizde "Son Nesil" adı altında yayınlanan, 1950'lerde kaleme aldığı kitabında tam olarak bu damarın üstüne basılıyor. Kitabın gerçek adı "Childhood's End" yani "Çocukluğun Sonu". Kitabı okuyanların çoğu bir bilim kurgu çalışmasından fazlasıyla karşılaştıklarının farkındadırlar. Şöyle düşün bir gün uyandığınızda dünyayı kontrol altına alan bir uzaylı istilasıyla karşılaşıyorsunuz. Bu uzaylılar yüzünü göstermiyor ama dünyaya adalet ve eşitlik getiriyorlar. Hastalıkları, savaşları, tüm sorunlarımızı çözüyorlar. Sahip oldukları teknoloji sayesinde yaptıkları her şey ilahi bir güç gibi algılanıyor... Hatta "Peygamber" olarak nitelendirilen bir elçi bile seçiyorlar insanlar arasından.

Dünyada bir anda Tanrı ihtiyacı ortadan kalkıyor çünkü ne istenirse veriyor bu uzaylılar. Sonra bir gün yüzünü göstermeye kalkıyor uzaylıların "Dünya Müdürü" ve karşınıza asırlardır şeytan olarak bildiğimiz bir figür çıkıyor. Değer yargılarınız, manevi dünyanız ne hale gelir bir düşünün. Bu istila bir savaş değil, doğrudan kalplerinize ruhunuza saplanmış bir hançer niteliğinde...

Syfy kanalı işte böylesine düşündürücü bir çalışmayı mini bir dizi olarak ekranlara taşıyor. C. Clarke'ın kaleme alırken "Bu kitapta yazılanlar, yazarın kendi görüşleri değildir." şeklinde bir açıklama düşmek durumunda kaldığı, son derece riskli noktalara temas ediyor "Çocukluğun sonu". İnsanlara çocukluğun bittiği noktada hepimizin aslında birer şeytana dönüştüğümüzü ve dünyayı istila edenlerin aslında bizler olduğunu tokat gibi vuruyor yüzümüze. Doğaya, hayvanlara, birbirimize nasıl travmalar yaşattığımızı ufak ufak işliyor içinize. Ütopya nedir? Bu diziyi izledikten sonra bir kez daha üzerine düşünmek gerekebilir ancak kitabını kesinlikle okumak gerek...