Dilimize çoktan yerleşmiş olan ırkçı sözler

Dilimize çoktan yerleşmiş olan ırkçı sözler
Dilimize çoktan yerleşmiş olan ırkçı sözler

Dilimize aşağılama sözü olarak yerleşen 'kıro', Kürtçede 'genç Kürt erkek' demektir

Başbakan Erdoğan "afedersiniz Ermeni" sözü yüzünden çokça eleştirildi. Halbuki hepimiz, bilerek ya da bilmeyerek, benzeri ırkçı sözleri her gün kullanıyoruz.

Başbakan Erdoğan , birkaç yıl evvel sarf ettiği “Afedersiniz Rum” sözünün bir değişiğini, 4 Ağustos akşamı tekrar etti. “Benim için bir ara neler dediler. Gürcü dediler. Affedersin daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler. Ama ben Türküm” diye konuşan Erdoğan’ın gafı sosyal medyada da büyük tepkiyle karşılandı.

Halbuki Erdoğan’ın “daha çirkin” olduğunu ifade ettiği, iddiası için bile af dilediği, Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olmakta hiçbir beis yok. Ama bu tip önyargılar hepimizin zihninde var ne yazık ki. Üstelik farkında olmadan hepimiz, her gün bu nefret söylemine ortak oluyoruz. Her Arnavut inatçı mı olmak zorunda? Bir zamanlar pek çok Yahudinin dükkan sahibi olduğu Çıfıt Çarşısı, nasıl olup da kaos için kullanılmaya başlandı? İşte günlük hayatımızda sık sık kullandığımız, nefret söylemi içeren, ırkçı sözler…



1. Dürzü
ayrimcisozluk.blogspot.com.tr adresinde yer alan bilgiye göre, kaba bir şekilde bir erkeği işaret etmek için kullanılan Dürzü sözü, aslında Suriye’de yaşayan Dürzi adlı bir insan topluluğunu ifade ediyor. Dürziler ağırlıklı olarak Suriye'nin Havran ile Lübnan'ın dağlık bölgelerinde yaşarlar. Bu söz her kullanıldığında, Sunni mezhepler tarafından din dışı ilan edilmiş ve baskı altında tutulmuş olan Dürzilik mezhebine bağlı insanlara, ırkçı bir gönderme yapılmış oluyor.

2. Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu
Bir kişi ya da duruma tam güvenilmediği durumlarda kullanılan bu ayrımcı deyimin kökeni, Osmanlı Beyliği ile Karamanoğlu Beyliği arasındaki iktidar mücadelesine kadar uzanıyor. Rivayete göre, Karaman beyi ile Osmanlı beyi Konya'da bir barış görüşmesi yapmaktaymış. Karaman beyi, bir daha savaşmayacağına yemin ederek, elini koynuna götürmüş ve "Bu can burada kaldıkça, Osmanlı'yı kardeş bilip, kılıç çekmeyeceğime söz veriyorum" demiş. Fakat görüşmeden çıkar çıkmaz, Karaman beyi kaftanının altından, tam koynundan bir kuş çıkarıp salıvermiş ve "işte can çıktı, söz bitti" demiş. Karaman Beyi’nin koynundan kuş çıkarıp salıvermesinden sonra bu söz ortaya çıkmış, “koynu” sözü zamanla “koyunu”ya dönüşmüştür.

3. Gavur İzmir
Murat Bardakçı, geçen yıl yazdığı bir yazıda bu konudan bahsetmişti. Bardakçı’nın yazısındaki o bölüm:
“Çoğumuz, "Gâvur İzmir" deyiminin 19. yüzyıl sonrasında ortaya çıktığını ve İzmir'in gayrımüslim nüfusunun fazlalığı ile alâkalı olduğunu zannederiz ama meselenin aslı böyle değildir. Bu deyim çok daha eski yüzyıllara, İzmir'in Müslümanlar tarafından fethinden önceki devirlere kadar gider.
Bizans İmparatorluğu'nun önemli limanlarından olan İzmir, sonraki senelerde Aydınoğulları ile Bizanslılar arasında birkaç defa el değiştirdi; Malazgirt zaferinin ardından "ilk Türk amirali" olan Çaka Bey tarafından fethedildi ama Çaka Bey'in ölümünün ardından yeniden Bizanslılar'ın eline geçti. Aydınoğlu Umur Bey şehri 1328'de tekrar fethetti ama Venedik, Cenova ve Rodos donanmaları 1344'te geri aldılar.
15. yüzyılın ilk senelerine kadar, iki ayrı İzmir vardı: Hristiyanlar'ın kontrolünde olan sahil kesimindeki İzmir ile Müslümanların hâkim oldukları iç kısımlardaki "yukarı" İzmir...
Şehrin yukarı tarafı Malazgirt sonrasında Müslümanlar'ın eline geçmişti ama sahil ve sahildeki kale, Hristiyanlar'ın elinde bulunuyordu. Yapılan bütün kuşatmalar, savaşlar ve mücadeleler işte bu sahil kısmını ele geçirmek için idi.
Bugün hâlâ vârolan "Gâvur İzmir" deyimi bu devirlere dayanır ve bu söz ile bundan altı asır öncesine kadar Hristiyanlar'ın elinde bulunan "sahil İzmir'i" kastedilir.”

4. İstanbul’un havasıyla kızına güven olmaz
Bu sözü İstanbul ve İzmir başta olmak üzere, kadınların kendini özgür hissettiği her şehir için tekrar etmek mümkündür sanırız. Burada kasıt tabii ki “aman ha, güneşe aldanmayın, yanınıza bir şemsiye alın, nenize gerek” değildir. “Havasına” bölümü, belli ki orada süs yerine yer almaktadır. Aslında kadınların ne kadar “güvenilmez” olduğu, yani sizi gayet de terk edebileceği filan anlatılmaya çalışılmıştır.

5. Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü
Muhtemelen, Arapların bir işi yapmak için çok uğraştırdığı, ama çok zengin oldukları ve işin ucunda çok para olduğu için tüm zora koşmalara azimle katlanan, fakat bir daha Şam’ın aşırı güzel şekerleri için bile olsa Arapların yüzünü dahi görmek istemeyen birisi tarafından söylenen söz. “İşin ucunda güzel bir şey de olsa, ben yine de bu kadar zorluğa katlanmak istemem” anlamına da gelebilir. Araplara karşı buram buram önyargı içermektedir, asla kullanılmaması yeğdir.



6. Çıfıt çarşısı
Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz, ancak çok karmaşık ve her şeyin üst üste olduğu, kaotik bir yeri anlatan, çoğunlukla dağınık evler için kullanılan tabir. TDK.gov.tr’ye Çıfıt yazıp arattığınızda, birinci anlam olarak “Yahudi”, ikincil anlam olarak ise “Hileci, düzenbaz” yazdığını görüyoruz. Aslında, İngilizcedeki “Jew” ya da “Jewit” kelimelerinin bir şekilde değişikliğe uğrayarak dilimize geçmiş halidir “Çıfıt” sözü. Beki L. Bahar’ın yazdığı Çıfıt Çarşısı kitabında anlatıldığına göre, Osmanlı zamanında Yahudilerin yoğun olarak yaşadıkları yerleşim bölgelerine de çıfıt denilmekteydi. Çıfıt sözünün yerini zamanla Musevi ve Yahudi sözcükleri alırken, Çıfıt kelimesi de ancak küçültücü bir anlam kastedildiğinde kullanılır oldu.

7. Kıro
Kürtçede genç delikanlı anlamındaki söz, günlük hayatta “adab-ı muaşeret bilmeyen, kaba saba davranan ve konuşan adam” anlamında kullanılmakta. Kürtlerin tamamını bu tip insanlarmış gibi algılayan, çarpık bir zihnin ürünü olarak dilimize girmiştir.

8. Arnavut inadı
Arnavut kökenli tüm vatandaşların, mantıksızlık seviyesinde inatçı olduğunu ima eden, negatif ayrımcı söz. Her Arnavut kökenli kişi bu denli inatçı olmayabilir. Ama işin kötü tarafı, Arnavut kökenli kişiler dahil herkes, böylesi epik ve güçlü bir inadın varlığında hemfikir ve bu önyargı yakın zamanda kırılacakmış gibi görünmüyor.