Dünya İnsan Hakları Günü'nde düşünmemiz gereken 17 şey

Dünya İnsan Hakları Günü'nde  düşünmemiz gereken 17 şey
Dünya İnsan Hakları Günü'nde  düşünmemiz gereken 17 şey
İnsanlığın en büyük düşmanı kim diye soracak olsanız, bunun cevabı ne hastalıklar olur ne de işgalci uzaylılar. İnsanlığın en büyük düşmanı maalesef yine insanın kendisi. Durum o kadar vahim ki, 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi adında bir utanç belgesi Birleşmiş Milletler tarafıından benimsenmek zorunda kalmış. Neden mi utanç belgesi? Sebeplerini sayabiliriz...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, bu dünyada yaşayan bütün insanlar ve ataları için tam anlamıyla bir utanç belgesi olarak hayatımızda bulunuyor. 1948 yılında benimsenmiş. Düşünün bir kere, nereden baksanız milattan önce 30.000 yılına kadar insanların bu dünyadaki izi sürülebiliyor. Yani onbinlerce yıllık bir süreç söz konusu. Bu kadar uzun bir süreçte insanlar neyi çözememiş, neyin üzerinde anlaşamamış? 1948 yılına kadar pek çok lider bu sorunu çözmeye çalışmış. Pers İmparatoru Kiros MÖ 539'da Kiros Silindiri yazıtlarıyla, MS 600'lerde Hz. Muhammed Medine Sözleşmesi ile, 1215'te Magna Carta ile alınan kararlarla sorunlar çözülmeye çalışılmış ama çözülememiş. İnsanlık tarihi günümüzde 32.000 yıldan fazladır dünyada hüküm sürüyor ve insanların temel haklarını hala sağlayamıyoruz. Gelin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nde biraz düşünelim biraz insanlığımızdan utanalım:

1. Afroamerikan hakları

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 1948'de benimsendi demiştik değil mi? Peki ABD'deki Afrika kökenli insanlar ne diye 1955'te isyan etmişler? Onlar insan değil miymiş? Malcolm X, Mertin Luther King... Bunlar ne uğruna hayatlarını ortaya koymuşlar? Sırf derilerinin rengi siyah diye aşağılandıkları, otobüslerin ön koltuklarından bile men edildikleri için olabilir mi? O günler geride kaldı değil mi?

ABD'nin başında bir Afrika kökenli Amerikalı var, peki neden ABD polisinin siyah ABD vatandaşları üstündeki baskısı hala tartışılıyor. Bırakın ABD'yi çok uzağa gitmeyelim. Sahadaki siyah futbolcuya muz uzatan, aşağılayan bizim vatandaşımız, başkasının değil.

2. Neonazi tehlikesi

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 2. Dünya Savaşı'nın hemen ardından Birleşmiş Milletler'in gündemine geldi değil mi? Nazilerin dünyaya yaşattığı kıyıma karşı bir duruş niteliğindeydi alınan kararlar. Bugün Almanya Birleşmiş Milletler'in en güçlü üyelerinden biri. Peki Almanya'nın yabancı göçü almaya başlamasından hemen sonra alevlenen ve 90'ların başında zirve yapan Neonazi tehlikesi neden bu kadar görmezlikten gelindi? Bugün Almanya'da yüzlerce kişiyi öldürmüş Neonazileri savunma noktasına gelecek siyasiler ve emniyet yetkilileri olduğunu görebiliyoruz. Neonazilerin katlettiği insanlar arasında 20'ye yakın da Türk bulunuyor.

3. Filistin meselesi

Çok manidar bir şekilde 1948 yılında benimsenen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile aynı tarihte İsrail ve Arap ülkeleri arasında Filistin için bir savaş başladı ve günümüzde bile hala çözülemeyen bir insan hakları ihlali zincirinin ilk halkası oluşmuş oldu. Bir avuç toprağın üzerinde hak iddia edilmesinin çözümsüz kalması yüzünden 1948'den günümüze yüzbinlerce Filistinli evlerinden oldu, tutuklandı, infaz edildi, haklarından mahrum kaldı. Daha geçtiğimiz yıllarda bölgeye yardım taşıyan ve ülkemiz tarafından da desteklenen gemilerin alıkoyulması, gemide yaralama ve infazların yaşanması hala unutulabilmiş değil.

4. Kuzey Kore'nin kapalı kutusu

Daha İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 2. yılını doldurmadan 1950'de Kore Savaşı patlak verdi. Ülkemizin de katıldığı bu savaş, Güney Kore'yi Kuzey Kore'nin elinden kurtardı belki ama Kuzey Kore'de henüz ne çapta bir insan hakları ihlali olduğu çözülebilmiş değil. Adeta kapalı bir kutu olan Kuzey Kore'de devletin insanlar üzerindeki baskısı günümüzde de sürmekte. Özellikle çeşitli sebeplerle hapishaneye atılan insanların işkence gördüklerine yönelik seslerini yükselttiği biliniyor.

5. Irak karanlığından doğan IŞİD

1980'de başlayıp 80'lerin sonunda sona eren Irak-İran savaşı, dünyanın başına bela olacak bir olaylar silsilesinin fitilini ateşlemiş oldu. Irak'ın İran'a karşı rüştünü ıspatlamasının ardından yükselen Saddam Hüseyin, Irak'ı totaliter bir rejimle yönetmeye başladı. Ülke içerisinde pek çok etnik kökene sert yaptırımların yanı sıra bölge ülkelere de baskısını hissettiren Saddam Hüseyin'i durdurmak üzere 1990'da 1. Körfez Savaşı yapıldı ve Irak yenildi.

Ama bu daha büyük bir karanlık yarattı, Ortadoğu'da büyük bir terör dalgası yayıldı ve 11 Eylül olaylarına kadar her şey göz ardı edildi. Sonrasında 2. Körfez Savaşı ile birlikte Ortadoğu'da terörün son bulacağı düşünülüyordu. Ancak bu sefer de dünyanın belki de gelmiş geçmiş en güçlü terör örgütü devlet olma iddiasıyla Irak'ın karanlığından yükseldi.

IŞİD günümüzün en çok tartışılan insan hakları ihlallerine imza atmaya devam ediyor. İnsanlar katlediliyor, satılıyor ve hatta dilimizin varmayacağı şeyler yaşamak zorunda kalıyorlar. Bütün bunlar olurken İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin savunucusu olması gereken ülkeler birbirlerini suçlamaktan çok da fazla bir şey yapamıyorlar gibi duruyor...

6. Balkan katliamı

90'lar o kadar çok vahşete tanık oldu ki, Balkanlar da nasibini aldı. Dağılan Yugoslavya'nın ardından toprak savaşına giren Balkan ülkeleri arasında büyük bir katliam yaşandı. Özellikle Sırpların soykırıma varan eylemleri bugün bile hala toplu mezarların keşfedildiği bir süreç yaşattı. İnsan haklarının adeta buharlaştırıldığı karışıklıkların ardından bugün Balkanlarda ortalık her ne kadar sakinleşmiş gözükse de, bölge insanları arasında sıkıntılar devam etmekte.

7. Afrika'nın kanayan yarası

Avrupa ülkelerinin yeni ticaret yolları ve kaynaklar ararken "keşfettiği" Afrika sahillerini birer sömürgeye çevirmesi Afrika'da günümüzde bile devam eden bir olaylar silsilesinin kapısını aralamıştı. Afrika'da bugün hemen hemen her ülkede bir iç savaş yaşanıyor ya da tehlikesi hissediliyor. O kadar çok taraf ve karmaşık düşmanlık ağları var ki kim kiminle neden savaşıyor ipin ucu kaçmış durumda. Bir ülkede aynı safta yer alan örgütler başka bir ülkenin iç savaşında karşı karşıya gelebiliyorlar.

Günümüzde Boko Haram'ın Nijerya'ya yaşattıkları en çok yankı uyandıran olaylar olsa da aslında 2002 yılından bu yana NATO, Hizbul Islam'dan tutun El Kaide'ye, El Şebab'a kadar pek çok islami ve islami olmayan terör örgütleriyle Afrika'da mücadele etmeye çalışıyor. Bu mücadeleler sırasında da olan yine masum insanlara uğruyor. Toplu katliamlar, tecavüzler, alıkoymalar, insan ticareti... Afrika'nın kanayan yarası tedavi olmak bilmiyor.

8. Rusya'da muhalif insan olmak

Rusya dışarıdan bakıldığında tek yumruk olmuş bir süper güç görünümünde ancak içeride işler biraz farklı. Rusya'da muhalif bir ses olmak oldukça zor. Özellikle medya üzerindeki baskı insan haklarının ne kadar kolay görmezlikten gelinebileceğinin kanıtı niteliğinde. Rusya'da 1991’den bu yana en az 349 medya çalışanı kaybedildi, kayboldu ya da öldürüldü.

9. Çin'de insanlığın hali

Çin'de köyden kente göç yüzünden yaşanabilecek kaosu engellemek adına, 1958 yılında insanların nerede çalışabileceğini belirleyen bir ikamet izin sistemi getirildi. Çinli lider Mao bu şekilde vatandaşlarını "kırsal kesimde çalışan" ve "şehirde çalışan" işçiler olarak ayırdı. Ancak bu uzun yıllar tartışılacak insan hakları ihlallerine yol açtı. Günümüzde Çin dünyaya açılma sürecinde her ne kadar insan haklarına daha saygılı bir ülkeye dönüşmeye çalışsa da yıllarca dini ve etnik baskılar yüzünden Çin'de azınlık olmak hala çok kolay değil. Pek çok bilgi kirliliği olması ve yansıtıldığı kadar katliam derecesinde baskılar olmamasına rağmen Çin'de bugün Uygur Türkleri gibi topluluklar, karşılarına çıkartılan zorluklarla mücadele etmek zorunda kalıyor.

10. Türkiye'de insan olmak

Bütün dünyaya iğneyi batırıp, çuvaldızı kendimize ayırmak gerek. Sadece 2014 yılında İnsan Hakları Derneği raporuna göre Türkiye'de 2 bini aşkın kişi insan hakları ihlalleri sonucu hayatını kaybetti. Bunların içerisinde büyük çoğunluk aile içi şiddetten meydana geldi! 1018 kişi işkence başvusunda bulundu. Bunun içerisinde ise büyük çoğunluk doğrudan devletten şikayetçi oldu! Bunlar günümüz, ya geçmiş?

Hani dedik ya İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 1948'de benimsendi diye, biz ne yaptık 1955'te? 6-7 Eylül olaylarında İnsan Hakları'nı ayaklar altına aldık. İnsanlar yaralandı, işkence gördü, tecavüzler yaşandı, insanların mallarına canlarına zarar geldi. Öldürülen insanlar oldu.

11. Dünyada çocuk olmak

Hepsi geçmişte olmuş veya savaş sebebiyle yaşanıyor sanmayın. Bugün dünyada 15 yaşın aldındaki 40 milyon çocuk İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne aykırı koşullarda çalıştırılıyor ve muamele görüyor.

12. Dünyada güvende olmak

Bugün dünyada 250.000 kişiden fazla nüfusa sahip her şehirde insan hakları ihlali yaşanıyor. Sokak suçları bu durumun oluşmasında temel faktör. Hırsızlık, gasp, tecavüz, cinayet... Aklınıza ne gelirse.

13. Dünyada köle olmak

Bugün dünyada 27 milyon insan, uluslararası insan ticareti kartelleri tarafından satılıyor, köleleştiriliyor. Kölelerin çoğu seks işçisi oluyor, uyuşturucu üretiminde çalıştırılıyor, kaçakçılık için kurye olarak kullanılıyor. Bu kirli insan ticaretinin günümüzdeki en büyük "şubesi" yanı başımızda IŞİD'in hüküm sürdüğü topraklarda faliyetlerini sürdürüyor.

14. Dünyada zorla savaştırılmak

Bugün dünyada 18 yaşından küçük 300.000 kadar çocuk asker bulunuyor. Bunların çoğu zorla savaştırılıyor. Köylerden zorla toplanan 18 yaşından büyük çocukların sayısı ise milyonlarla ifade ediliyor. Sadece Afrika'da yaşanıyor sanmayın Ortadoğu kökenli pek çok terör örgütü, militan kaynağını bu şekilde sağlıyor!

15. Dünyada kimvurduya gitmek

Savaşlar sadece askerler arasında olmuyor. Son yıllarda gerçekleşen savaşlarda 2 milyon çocuk tarafların çatışması arasında hayatını kaybetti. 5 milyon kadarı sakat kaldı. 12 milyon tanesi evsiz kaldı. 1 milyon çocuk ise sadece savaşlar yüzünden bütün ailelerini kaybederek kimsesiz kaldılar.

16. Dünyada göçmen olmak

Dünya genelinde yaşadığı toprakları terk etmek zorunda bırakılmış toplam 246 milyon çocuk var olma savaşı veriyor. Bu çocukların çoğu gençliğini göremeden sokaklarda açlıktan ya da soğuktan ölüyor. Nerede bu çocuklar diyecek olursanız, yolda yürürken yüzünüzü kaldırımlardan çevirmeyin Suriyeli çocukların hüzünlü bakışları sizi yakalayacaktır...

17. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

Dünya dönmeye devam ediyor. 1948'de benimsenen İnsan Hakları Bildirgesi II. Dünya Savaşı'ndan sonra devletlerin, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleşmesi için benimsendi. Eleanor Roosevelt bu bildiriyi "Bütün insanlık için bir "Magna Carta" olarak tanımlamıştır. Bildirinin imzalandığı 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır. İçinizden geliyorsa kutlayın İnsan Haklarını şimdi, ya da 32.000 yıldan bu yana çözemediğimiz sorunların utancını paylaşın. Karar sizin... Gerçek olan şu ki bu dünyada en kolay görmezlikten gelinen şey insan hakları.