Dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Paris'te bedavaya yapılabilecek 20 şey

Dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Paris'te bedavaya yapılabilecek 20 şey
Dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Paris'te bedavaya yapılabilecek 20 şey
Canınız Paris'e gitmek istiyor, ama şehir çok pahalı diye sürekli vazgeçiyorsanız, şehirde bedava yararlanabileceğiniz nimetler olduğunu hatırlatmak isteriz.

Seyahat etmek her geçen gün daha çok para gerektiriyor. Özellikle bazı Avrupa ülkeleri yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Bu durumdan rahatsız olan vatandaşa da seyahat edilecek yerlerde herhangi bir ödeme yapmadan gerçekleştirilebilecek aktiviteleri tespit etmek kalıyor. Pahalı Avrupa şehirlerinden Paris de cep yakan yerlerden. Hem bütçenizi korumak hem de gerçek Paris’i yaşamak istiyorsanız listemize bir göz gezdirmenizi öneriyoruz.

1. Petit Palais ve Modern Sanat Müzesi’ne gidin

Dünyaca ünlü sanatçıların sergilerinin yer aldığı modern sanat müzelerine Paris’te rastlamak mümkün. Petit Palais de bu müzelerden biri. Avrupa’nın 19 ve 20. yüzyılda geliştirdiği görsel sanatlara tanık edeceğiniz bu müzelerde zaman zaman bazı sergiler için yaklaşık 22 TL ödemeniz gerekebilir. Eğer böyle durumlar için ayırdığınız 22 TL’niz cebinize kalsın isterseniz, iç bahçede bulunan görkemli kafede bir kahve içebilirsiniz.

 

2. Küçük müzeleri gözden kaçırmayın

Louvre Müzesi kadar ihtişamlı olmasa da Paris’teki küçük müzeler de görülmeye değer. Koca bir turist kafilesiyle gezip bol bol fotoğraf çeken Asyalıların arasında kaybolmak istemiyorsanız daha az bilinen müzeler tam size göre. Monceau Parkı’nın yanındaki Nissim de Camondo müzesi küçük müzeler için iyi bir örnek.

 

3. Père Lanchaise mezarlığında bir tur atın

Dünyanın en ünlü mezarlıklarından olan Père Lanchaise 43,93 hektarlık bir alana yayılmış. Paris’in en büyük mezarlığı olan Père Lanchaise ünlü simalara da ev sahipliği yapıyor. Balzac, Colette, Proust, Oscar Wilde, Molière, Chopin, Sarah Bernhardt, Isadora Duncan, Gertrude Stein ve Jim Morrison gibi isimlerin yer aldığı bu mezarlığı gezerken dilerseniz Ahmet Kaya’yı da ziyaret edebilirsiniz.

 

4. Paris’in tarihi kiliselerini keşfedin

Paris’e gidip de 12.yüzyılda inşa edilen Notre Dame Katedralini ziyaret etmeyen yoktur diye düşünüyoruz. Ancak şunu hatırlatmakta fayda var ki yürüyerek kolayca ulaşabileceğiniz pek çok tarihi kilise sizi bekliyor. Sainte-Chapelle ile başladığınız gezinize Paris’in en eski yapıtlarından St-Germain-des-Prés Manastırı ile devam edebilirsiniz. François-Miron sokağında bulunan St-Paul-St-Louis kilisesini de listenize ekleyebilirsiniz.

 

5. Lutèce Arenasına uğrayın

Gallo-Roman döneminden kalan bu önemli yapıt şehir merkezinin güneydoğusunda kalıyor. Pek çok turist tarafından fark edilmeyen bu arena dünyanın en büyük Roma amfi tiyatroları arasında. Gallo-Roman vatandaşların gladyatörleri ve tiyatroları izlediği alan İsa’dan önce birinci yüzyılda kurulmuştur.

 

6. Yemek yapmayı öğrenin

Eğer gerçekten keyifli bir tatil geçirmek istiyorsanız fırsatları takip etmenizde fayda var. Yemek yapmaya birazcık ilginiz varsa Fransız Mutfağı Federasyonu'nun (Fédération Française de Cuisine) 2007 yılında başlattığı ücretsiz yemek kurslarına katılabilirsiniz. Deneyimli olup olmamanızın bir önemi yok. Kurs katılmak isteyen herkese açık ancak dersler Fransızca işleniyor.

 

7. Numune şarapları deneyin

Siz de yemeğin yanında bir şişe şarap açtırıp tuzlu hesaplar ödemekten hoşlanmıyorsanız işte size birbirinden lezzetli şaraplar tatmak için fırsat. Paris’te bazı şarap mağazalarında şarap deneme stantları bulunuyor. Ancak maalesef yemek kurslarının aksine şarap kursları ücretli. Şarap konusunda eğitim almak istiyorsanız Paris’te sadece şarap yanındaki peynir için ödeme yapmazsanız.

 

8. Paris’in bitpazarları ayrı güzel…

Paris’e sadece 10 dakika uzaklıkta bulunan bitpazarlarına vardığınızda gittiğiniz yol için pişman olmayacaksınız. 20. yüzyıla ait tasarımları da bulabileceğiniz bu pazarlar maalesef 13.00’de kapanıyor. Bu sebeple erken kalkıp erken yol almanızı öneriyoruz. Şarap bile bulabileceğiniz bu bitpazarlarının bir kaçı şöyle: Marché aux Puces St-Ouen, Tartes Kluger ve Foire de Chatou.

 

9. Cent Quatre’da sanat aşkıyla dolun

Avrupa’nın yeni çağdaş sanat merkezi haline gelen Cent Quatre beş yıllık restorasyonun ardından 2008 yılında sanatseverlerle buluştu. Uluslararası platformda başarılı olan sanatçıların dans, müzik, tiyatro ve sinema dalında sergi açtığı ve performans gösterdiği bu sanat merkezine giriş ücretsiz. Ama mutlaka para harcamak istiyorum diyorsanız Cent Quatre’da bulunan vintage mağazadan alışveriş yapabilirsiniz.

 

10. Bedava açık hava sineması sizi bekliyor

Turistlerin Paris’e akın ettiği Temmuz ve Ağustos aylarında Plein Air sinemasının düzenlediği ücretsiz açık hava sineması etkinliklerini kaçırmamanızı öneriyoruz. Genellikle İngilizce gösterilen filmlerin gösterimi Paris’in en büyük parkı Parc de la Vilette’de gerçekleşiyor.

Cuma ve cumartesi gecelerinizi şenlendirebileceğiniz film gösterimlerinin yanı sıra arada sırada konserler de düzenleniyor.

 

11. Hayran hayran Panthéon’a bakın

Paris’in Quartier Latin bölgesinde bulunan görkemli anıt mezar Panthéon Fransız Devriminden önce bir kiliseydi. Ancak devrim sonrası kilise fonksiyonlarını kaybeden Panthéon bir anıt mezara dönüştü. Panthéon'da gömülen entelektüeller şöyle: Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Émile Zola, Pierre Curie, Marie Curie, Alexandre Dumas. Bu görkemli yapıtı incelemek için paraya ihtiyacınız yok.

 

12. Bedava yemek yiyin

Paris’in bütçenizi en çok sarsacak yanlarından biri de yemek. Karnınızı doyurmak istiyorsanız bu konuda da fırsatları iyi değerlendirmeniz gerekebilir. Tabii kimse size bedava yemek vermeyecek fakat özel günlerde bazı barlarda içki içtiğiniz sürece patates ve midyeye hiç bir ücret ödemeden kalkabilirsiniz. Parti atmosferi arıyorsanız Le Bouillon Belge etkileyici bira listesi ile hazır. Uygun fiyatlara alabileceğiniz kokteyllerinizin yanında bedava patates ve midye yiyebilirsiniz.

13. Ücretsiz konserlerde eğlenin

Gündüz gezdiğiniz tarihi kiliselerin akşam konser alanına dönüşmesi sizi şaşırtabilir. Eğlenmenin sınırının olmadığını göstermek için düzenlenen bu konserler genelde biletli olsa da bazen Amerikan Kilisesinde ücretsiz konserler düzenleniyor. 1930 yılından beri Pazar günü konserlerini ücretsiz yapan Amerikan kilisesi müzik severlerin buluşma noktası haline geldi. Klasik müzik severleri bir araya getiren Notre Dame katedralinin yanında dilerseniz Église de la Trinité, Église Saint-Eustache ve Église Saint-Roch’da da konserlere katılabilirsiniz.

 

14. Palais Royal Sarayını ziyaret edin

17. yüzyıl esintilerini hissedeceğiniz bu büyüleyici saray bakımlı bahçelerin arasına gizlenmiş durumda. Bu sebeple pek çok Paris ziyaretçisi bu sarayı göremeden ülkelerine geri dönüyor. Görkemli bir saray olmasının yanı sıra Napoléon, Balzac, Proust ve Colette’nin yemek yediği Paris’in en eski restoranlarından birine ev sahipliği yapan Palais Royal bugünlerde bir moda merkezine dönüştürülmeye çalışılıyor. Siz de isterseniz biraz uğraş sonucu ulaştığınız Palais Royal’ı ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.

 

15. Place des Vosges’de dinlenin

Genç Parisliler tarafından sıkça tercih edilen Place des Vosges 17. yüzyıldan kalan bir saray. Gösterişli bir çeşmesi olan Place des Vosges’in etrafı galeri ve kafelerle çevrelenmiş. Dinlenip bir şeyler içebileceğiniz bu yere giriş ücretsiz.

 

16. St-Martin kanalının etrafında gezinin

Gerçek bir Parisli gibi vakit geçirmek istiyorsanız ağaçlarla ve köprülerle güzelleşen St-Martin kanalında mutlaka vakit geçirin. Tam bir yol haritası olmasa da kanalın batı kıyısında şık kafeleri ve alışveriş yapacağınız alanları bulabilirsiniz. Kanalın sol tarafında ise Henry IV tarafından 1607’de kurulan Saint-Louis hastanesini görebilirsiniz. Her iki kıyıda da piknik yapabileceğiniz alanlar bulunuyor ve bu bölgelerin kullanımı ücretsiz.

 

17. Berges de Seine’de zaman geçirin

Seine nehrinin güney kıyısı boyunca uzanan Berges de Seine her yaştan insana hitap edebilecek aktivitelerle dolu. Bisiklet sürebileceğiniz, yoga yapabileceğiniz bahçeler ve yürüyüş yollarıyla dolu bu alan tam bir sosyalleşme platformu. Bedava konser ve film gösterimlerinin gerçekleştiği Berges de Seine yazın Paris’in en canlı yeri haline geliyor.

 

18. Bahçeler ve parklarda dolaşın

Paris müzeleriyle olduğu kadar bahçeleriyle de ünlü bir şehir. Pek çok Parislinin tercih ettiği Jardin du Luxembourg bu bahçelerden en popüler olanı. Pek çok etkinliğin gerçekleştiği bu bahçeler hem dinlenebileceğiniz hem eğlenebileceğiniz nitelikte. Doğal güzelliklerinden faydalanabileceğiniz Paris’te neredeyse tüm bahçelere giriş ücretsiz. Eğer Jardin du Luxembourg’u çok kalabalık bulursanız Jardin des Plantes adlı botanik bahçeye uğrayabilir burada egzotik ve tıbbi bitkileri inceleyebilirsiniz. Ayrıca bu parkta dünyanın en eski hayvanat bahçesini de görebilirsiniz.

 

19. Paris’in üzüm bağlarını keşfedin

Paris’in sekizinci bölümünde bulunan Montmartre üzüm bağlarıyla ünlü bir yerleşim birimi. Jean-Pierre Jeunet’nin ödüllü filmi Amélie’nin çekimlerinin de yapıldığı bu yer şehrin en eski üzüm bağlarına sahip. Leziz şarapları deneyebileceğiniz bu alanda üzüm bağları için hiçbir şey ödemeden gezebilirsiniz.

 

20. Promenade Plantée’de gezinin

Tren hattında bulunan Bastille’de bulunan ve ağaçlarla kaplı yol olarak geçen Promenade Plantée tam 4.5 kilometre uzunluğunda. Yürüyüş severlerin uğrak mekânı olan bu yer Pazar günleri haftanın diğer günlerine göre çok daha kalabalık oluyor. Herhangi bir ücret ödemeden doya doya gezeceğiniz Promenade Plantée turistler tarafından pek de keşfedilmemiş bir yer.

Kaynak: Jennifer Ladonne/Huffington Post

Çeviri: Öykü Çetin / Radikal