Futboldan beyaz perdeye uzanan bir hırçınlık serüveni: 15 maddede Vinnie Jones

Futboldan beyaz perdeye uzanan bir hırçınlık serüveni: 15 maddede Vinnie Jones
Futboldan beyaz perdeye uzanan bir hırçınlık serüveni: 15 maddede Vinnie Jones
Çok az futbolcu vardır ki yeşil sahalara veda edip kendini film stüdyolarının aranan ismi olarak bulsun. Nam-ı diğer "Balta" Vinnie Jones işte o özel insanlardan biri. Sizlere çok farklı bir hayat hikayesi sunacağımız bu listemizde 15 maddede Vinnie Jones'un hırçınlık serüvenine şahit olacaksınız...

O bir efsane, o bir bacak kıran, o bir çılgın... O futbol tarihindeki en ele avuca sığmaz isimlerin başında geliyor; Vinnie Jones! Futbol sahalarında başlayıp Hollywood stüdyolarına uzanan bir kariyer ve hırçınlıklarla dolu bir hayat . Hayata uçan tekme atan adam Vinnie Jones'u 20 maddede anlatmaya çalıştık.

1. Okulun belalı çocuğu Jones

Vinnie Jones 1965'te İngiltere'nin Watford şehrinde doğdu. Okul hayatı boyunca vukuatlı bir öğrenci olarak dikkat çekmeye başladığında, kimse ileride onun ne kadar meşhur olacağını bilmiyordu. O zamanlar Jones'tan dayak yiyen bir çok sınıf arkadaşı, Jones meşhur olduğunda vücudundaki yaraları göstererek "Jones beni de dövmüştü" şeklinde garip bir gururu paylaşmışlardır.

2. İnşaatlardan yeşil sahalara



19 yaşında şantiyelerde çalışırken futbola merak salan Jones, profesyonel futbol kariyerine 1984'te Wealdstone adında amatör bir takımda başlar. Takip eden yıllarda İsveç üçüncü lig takımlarından IFK Holmsund'dan bir transfer teklifi alan genç adam, 1986'da İsveç 3.lig şampiyonluğunu kazanır.  Jones'un o dönem oynadığı maçlarda bir kaç hakemi darp ettiği bilinmektedir.

3. Efsanenin doğuşu



İsveç'teki gözlerden uzak zaferi, aynı yıl Jones'a Wimbledon takımının kapılarını açar. Bir anda kendisini İngiltere Premiere liginde bulan Jones, henüz ikinci maçında Manchester United'a karşı oynanan maçta forma giyer ve attığı golle Wimbledon'a tarihi bir zafer kazandırır.

4. Kaptan Jones



Jones, Wimbledon'da parlak bir kariyere imza atar. Öyle ki Jones En iyi futbolunu sergilediği dönemde, 1988'de finalde Liverpool'u yenip FA Cup'u kaldıran "Crazy Gang" yani "Deli Çete"nin kaptanlığını yapıyordu. Üstelik daha 23 yaşındaydı!

5. Transferlerde aranan adam Jones



Jones, Wimbledon'daki çılgın kariyerinin dışında Leeds United, Sheffield United, Chelsea gibi takımlarda da top koşturmuştur. Ne oldu şaşırdınız mı? Evet bildiğiniz Chelsea, hani şu Drogba'nın efsane olduğu takım. Art arda gelen transferlerin ardından Jones, efsaneleştiği Wimbledon'a dönmüştür. Bir süre sonra Wimbledon'dan yeniden ayrılan Jones, Queens Park Rangers (QPR) takımına teknik direktör / futbolcu olarak transfer olmuş takımı hem yönetmiş hem de bizzat oynamıştır. Fakat kısa süren bu deneyiminin ardından futbola veda etmiştir.

6. A Milli Jones



Jones'un milli takım kariyeri de ilginç bir hikayedir. İngiliz milli takımından beklediği çağrıyı alamayan Jones, ninesinin İrlandalı olduğuna dair bir duyum üzerine 1992'de İrlanda'nın yolunu tutmuştur. İrlanda'daki kayıtlarda ninesine dair bir kayıt bulamayınca hayal kırıklığı yaşar. Ancak bu sırada Galler'den dedesinin Galler doğumlu olduğu haberi gelir ve apar topar Galler'in yolunu tutar Jones. Galler milli futbol takımına kabul edilen Jones, Galler forması altında uluslararası maçlarda defalarca zar zor arayıp bulduğu anavatanını temsil etmiştir.

7. Gelelim sadede; Balta Jones



Jones çıktığı maçlarda yaptığı sıra dışı faullerle de ün yapmıştır. Bir çok rakibinin top ayaklarındayken, üzerlerine Jones'un geldiğini görünce aceleyle topu ayaklarından çıkardıkları görülmüştür. Çünkü Jones deyim yerindeyse faul yapmıyor, bildiğiniz dövüyordur.

8. Şiddeti sanat haline getiren adam Jones



Jones için faul yapmak esaslı bir iştir. Öyle ki kendisinin; "Nasıl Bacak Kırılır?" adlı bir kitabı yayınlanmıştır. Yazdığı kitabın hakkını veren Jones gerçekten de kariyeri boyunca, bir çoğunda sarı kart görüp ucuz kurtulduğu, rakiplerinde ise kırıkla sonuçlanan fauller yapmıştır. Jones'un faul yaptığı bir çok futbolcu sezonu kapatınca futbol camiasında "The Axe" yani balta adıyla anılmaya başlar. Bu durum öyle ciddi bir hal alır ki İngiliz futbolunda "Jones faulü" şeklinde bir terim gelişir. Rakibine yarada sığınıp dalma tarzında yapılan her faulde, hala İngiliz spikerler Jones'un adını anmaktadır.

9. Kıpkırmızı bir futbol hayatı 



Sahada akıttığı kanlar bir yana dursun, kariyeri boyunca 12 kez direkt kırmızı kart görmüş, seyirciler için maçları deyim yerindeyse bir aksiyon filmine çevirmiştir. Top oyunda değilken bile rakipleriyle uğraşan Jones, her maçta kafayı taktığı bir futbolcuya "Gel gel" diyerek kavgaya davet etmesiyle tanınır. İlginç olan bir başka nokta, Jones'un futbol oynadığı dönemde hakemler günümüz futbolundaki kadar koruma altında değildi. Baskı altında maç yöneten hakemler futbolcu tepkileriyle bir çok kez uğraşmak zorunda kalıyordu. Böyle bir dönemde Jones gibi bir futbolcuya da sadece çok cesur hakemler kart gösterebiliyordu. Çünkü Jones maç sonrasında da bir çok hakeme dünyayı dar eden bir sporcuydu. Eğer Jones günümüzde futbol oynuyor olsaydı, muhtemelen oynadığı her maç kırmızı kart görerek bir rekora imza atardı. Jones kariyerine nokta koyduktan sonra İngiliz spor basınına demeç veren bir çok hakem "Bıraktı da kurtulduk..." demiştir.

10. 'Ceviz kıran' Jones



Jones 1987'de Wimbledon'da terör estirdiği dönemde, futbol dünyası bir başka çılgın adam Paul Gascoigne'yi konuşuyordu. Maçlardaki sıradışı tavırlarıyla nam salan Gascoigne ve Jones bir maçta karşı karşıya geldiğinde kimse neler olacağını tahmin etmiyordu. Jones, taraftarlara beklediği gösteriyi yapmaktan geri durmamıştı. Sahanın ortasında Gascoigne'in testislerini patlatırcasına sıkan "Balta" yı, maçın hakemi kart bile göstermeye gerek duymadan "Çık dışarı" diyerek sahadan kovmuştur. Aynı zamanda dünya futbol tarihinde en kısa sürede görülen kırmızı kart olarak tarihe geçen bu olay sonrasında yaşananlar da ilginçtir. Sahada terör estiren Jones'tan bir hayli korkan Gascoigne, maçın ardından Jones'un soyunma odasına barışma amaçlı çiçek göndermiştir. Jones ise karşılığında, Gascoigne'ye tuvalet fırçası göndererek çizgisini bozmamıştır.

11. Şiddet dolu yeni bir kariyer



Futbolda dövülmedik futbolcu, kırılmadık kemik bırakmayan Jones 1998'de ilk sinema deneyimi olan "Lock, Stock and Two Smoking Barrels" adlı bir Guy Ritchie filminde kamera karşısına geçmiştir. Sonrasında yine bir Ritchie filmi olan Snatch'te onu meşhur eden Bullet-Tooth Tony karakterini canlandırmıştır. İngiliz sinemasına kendini kabul ettiren Jones, filmlerinde de şiddet eğilimli karakterleri canlandırmıştır. Zaten kendisinden bir romantik komedi performansı da bekleyemezdik.

12. Hollywood'a ilk adım



Jones, ilk Hollywood deneyimini başrolünde Nicholas Cage'in olduğu "Gone in 60 Seconds" filminde yaşamıştır. Takip eden yıllarda bir çok filmde karşımıza çıkan Jones'un unutulmaz rollerinden biri de X-Men serisindeki Juggernaut karakteriydi.

13. TV Şovları



Jones'un Chuck, The Cape gibi şovlarda konuk oyuncu olmasının yanı sıra, kendi şovu olan Vinnie Jones' Toughest Cops gibi yapımlara da imza atmıştır. Ülkemizde BBG ya da benzeri ünlüler evi adıyla bilinen, Celebrity Big Brother gibi yapımlarda da Jones seyirciyle buluşmaktan geriye kalmaz.

14. Özel hayatı



Jones 1994'te İngiliz futbolunun eski isimlerinden Steve Terry'nin boşandığı eşi Tanya ile evlenmiştir. Tanya'dan bir oğlu olan Jones aynı zamanda Tanya'nın Steve'den olan kızına da babalık etmiştir. Tanya filmlerde psikopat gibi görünen eşinin evde "ürkek bir tavşan yavrusu kadar narin" olduğunu iddia etse de bize inandırıcı gelmiyor.

15. Savaşa devam



Hayatı boyunca savaşçı karakterini sergileyen Jones ve karısı son 2 yıldır cilt kanseriyle büyük bir mücadeleye girişmiştir. Amansız hastalığa karşı sağlığına kavuşmak için savaşan "Balta" nın en sağlam tekmesini kansere atmasını en içten şekilde diliyoruz. Eminiz şu an Jones kendi içinde kanserli hücrelerine sille tokat girişiyordur...