Göktürk alfabesinden Osmanlıcaya Türklerin kullandığı 9 dil

Göktürk alfabesinden Osmanlıcaya Türklerin kullandığı 9 dil
Göktürk alfabesinden Osmanlıcaya Türklerin kullandığı 9 dil
Osmanlıca eğitiminin zorunlu hale getirilmesinin yüksek sesle dile getirilmeye başladığı şu günlerde, yeni bir terim Başbakan Davutoğlu tarafından ortaya atıldı: "Kadim Türkçe". Böyle bir tanımlama uygun mudur bilinmez, ancak kadim Türkçe dendiğinde akla sadece Osmanlıca mı geliyor? Tarih boyunca pek çok farklı dil ve alfabe kullanmış olan Türkler için kadim dil hangisi? İşte size Göktürk alfabesinden Osmanlıcaya Türklerin kullandığı 9 dil!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Türkler tarih boyunca pek çok farklı coğrafyada pek çok farklı milletle bir arada yaşamış bir ulus olarak, neredeyse her çağda farklı bir dil kullandılar. Aslında konuştukları dil hiç değişmese de, yazı dilleri sürekli değişkenlik gösterdi. Ticari, dini ve siyasi sebeplerden ötürü yapılan bu değişikliklerin ortaya çıkarttığı en ilginç dil, Osmanlıca olarak karşımıza çıkıyor. Peki Başbakan Davutoğlu'nun bahsettiği kadim Türkçe tanımına Osmanlıca ne kadar uyuyor? Sizler için Türklerin tarih boyunca kullandığı 9 farklı dili bir araya getirdik.

1. Göktürkçe


Türklerin kullandıkları diller arasında hiç şüphesiz en kadim olanı Göktürk Alfabesidir. Yazılı olarak örneklerini bugün Moğolistan sınırları içerisinde kalan Orhun Yazıtları üstünde görebileceğimiz Göktürk Alfabesi, Türklerin kullandıkları diller arasında en eski referans olarak görülmekte. Göktürklerden önce varlığını sürdürmüş olan Hunlardan geriye yazılı anlamda eserler kalmadığı için Hun Türkçesi konusunda çok fazla bir bilgi, ya da bu dili yaşatacak, tekrar hayata döndürecek ip uçları bulunmamakta. Göktürk Alfabesine dayalı Türkçe hali hazırda ulaşabildiğimiz en eski dil referansı. Göktürk alfabesi, 38 harften meydana gelir. Dördü sesli olup, sekiz sesi karşılar, geri kalan harfler sessiz harf statüsündedir. Sağdan sola doğru yazılan Göktürk alfabesi, yazıldığı gibi okunur.

2. Çince


Asya'da çağlar boyu varlığını sürdüren Türkler, bölgenin süper gücü konumundaki Çinceye de kayıtsız kalamamışlardı. Pek çok yazışmada kullanılan Çince, ilk Türk kavimlerinin iletişim için sıklıkla kullandığı bir dildi. Hatta Orhun Yazıtları'nın belirli kısımlarında da Çince cümleler bulunur. Çince her ne kadar Türklerin aktif olarak kullandığı bir dil olmasa da, günümüzün İngilizcesi gibi dış dünya ile iletişimde çok önemli bir yazı diliydi.

3. Uygurca


Göktürklerden sonra Asya'da hakimiyet kuran büyük Türk devletlerinden Uygurlar, dillerini Çince altında asimile olmaktan kurtaran bir alfabeye sahiplerdi. Uygur alfabesi 18 sembolden meydana gelip, 4 sesli harf esasına dayanıyordu. Bitişik yazılan Uygurca, alfabe olarak varlığını ancak 18. yüzyıla kadar sürdürebilmişti. Günümüzde Uygurca farklı alfabelerin esareti altında hala kullanılan bir dil.

4. Farsça


Asya'dan Avrupa'ya sistemli bir şekilde göç eden Türklerin yolculuklarında karşılarına çıkan Türkler, ilk önce Pers topraklarında büyük bir geçmişe sahip, Farsça ile karşılaşmışlardı. Farsça, Türkler üzerinde Osmanlı dönemine kadar etkilerini sürdüren, hatta modern Türkçede pek çok kelimeye kaynak olan bir iletişim biçimiydi. Özellikle Selçuklular, Gazneliler ve Timurlar gibi büyük Türk devletlerinde resmi yazışma dili olarak sıklıkla Farsça tercih edilir ve edebiyat dili olarak da yine Farsça kullanılırdı

5. Hintçe



Dünya tarihine Tac Mahal gibi eserler bırakmış Türk asıllı Babürler gibi devletler Hindistan'da kurdukları egemenlik dönemlerinde Hintçeyi aktif olarak kullandılar. Yaklaşık 300-400 yıllık hükümdarlıklarıyla bölgeye egemen olan Babürlerin en önemli iletişim aracı Hintçeydi.

6. Arapça


Anadolu'ya ilerleyen Türkler İslamiyet'le tanıştıktan sonra, Araplarla gelişen ilişkilerle birlikte yavaş yavaş Arapçayı yaygın bir şekilde kullanmaya başladılar. Pek çok alanda etkin olan Arapça, Türkler tarafından uzun süre resmi alfabe olarak benimsenmiş ve gerek resmi yazışmalarda gerekse edebiyat dili olarak sıkça kullanılmıştı. Farsça ve Arapçanın özellikle Osmanlı döneminde bir harman olarak kullanıldığını düşünecek olursak baskın bir Arapçadan ziyade daha heterojen bir Arapçanın Türkler tarafından kullanıldığını söyleyebiliriz.

7. Osmanlıca


28 harfli Arapçanın, sözlü iletişime dayanan Türkçe ve çağlardır kullanılan Farsça ile harmanlanarak 36 harfli bir dile dönüştürülmesiyle ortaya çıkan Osmanlıca, Türkler için bir kadim dil olmaktan ziyade bir İmparatorluk diliydi. Topraklarının büyük bir bölümünün yer aldığı Arap coğrafyasının ihtiyaçlarını karşılayan, Farsçayla gelişmiş bir edebiyatı içerisine alan ve kökleri Asya'ya uzanan bir sözlü iletişimi yazı diline döken Osmanlıca; 3 kıtada Osmanlı Devleti'nin etkin iletişim imkanı sağlamıştı. Eski Türkçe olarak da anılan Osmanlıcanın 13. ve 20. yüzyıllar arasında kullanıldığı biliniyor. Pek çok araştırmacının "Osmanlı Türkçesi" olarak nitelendirdiği dil, 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi'de resmi dil sıfatını "Türkçe" adı altında kazanmıştı. İlgili belgede ;

"Madde 18 - Tebaa-i Osmaniyenin hidemat-ı devlette istihdam olunmak için devletin lisan-ı resmîsi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır."

şeklinde konunun altı çizilmiştir.

8. Kiril Alfabesi - Rusça



SSCB'nin Asya üzerindeki etkisini arttırması ve özellikle Hazar Denizi çevresindeki Türk bölgelerine hakim olmasıyla birlikte yeni bir dil, Türkler için önemini kazanmıştı. Kiril Alfabesini zorunlu hale getiren baskıcı SSCB yönetiminin altında, mevcut kullandıkları dilin alfabelerini yitiren Kazaklar, Özbekler ve Türkmenler başta olmak üzere bölgedeki egemen Türkler Rusçanın etkisi altında kalmıştı. Azerbaycan'ın da etki alanında kaldığı bu grup, günümüzde hala Kiril Alfabesini bir iletişim aracı olarak kullanmakta.

9. Latin Alfabeli Türkçe


Cumhuriyet'in ilanından sonra Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün getirdiği harf devrimiyle Latin Alfabesine geçen Türkiye, batı dünyasıyla iletişimi kuvvetlendirmek adına yaptığı bu tercihten karlı çıktı. Türklerin tarih boyunca sahip olmadığı kadar etkileşimli ve gelişmeye açık bir iletişim aracına kavuşan Türkler, yeni alfabeleriyle geçmişteki edebiyat akımlarını sürdürmekle kalmadılar, yeni edebiyat kollarına da kucak açtılar. Bir egemenlik ve imparatorluk dilinden ziyade, etkin bir iletişim aracı olan Latin Alfabeli Türkçe, bugün; Türkiye, KKTC, Kıbrıs ve Kosova'da resmi dil olarak kabul ediliyor. Bosna, Makedonya, Irak ve Romanya gibi ülkelerde ise Türkçe bölgesel dil konumunda.

Bonus: Türkilizce(!)



Türklerin Batı'ya olan yolculukları elbette Osmanlı Devleti'nin yıkılışıyla sona ermiş değil. Günümüzde Almanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde yaşayan Türkler, farklı diller öğrenerek yeni iletişim kanalları açıyorlar. Zaman içerisinde İngilizce ve İspanyolcanın Amerika kıtasında "Spanglish" adı altında harmanlanması gibi; Almanca-Türkçe, Fransızca-Türkçe melez diller de ortaya çıkabilir. "Plaza Dili" ya da "Türkilizce" olarak bilinen İngilizce kelimelerle harmanlanmış Türkçe konuşma biçimleri, her ne kadar alay konusu olsa da hayatımızın bir gerçeği konumunda. Hele daha Türkçeyi sökemeden İngilizceye sıçrama yapanlar yok mu... Ortaya çıkan harman bambaşka oluyor.