Gribe şifa Malatya mutfağından 8 yemek tarifi

Gribe şifa Malatya mutfağından 8 yemek tarifi
Gribe şifa Malatya mutfağından 8 yemek tarifi
Malumunuz sonbahar aylarıyla birlikte ülkemizi kasıp kavuran grip illeti de bünye bünye gezer oldu. Griple mücadelede ilaçlar kadar aldığımız gıdalar da son derece önemli. Biz de bu noktada size şifa olacak 8 lezzeti bir araya getirdik. İşte Malatya mutfağından 8 şahane yemek tarifi!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Malatya 750.000 üstünde nüfusu, Hititler'e dayanan tarihi ve elbette kayısısıyla cennet bir ilimiz. Doğasıyla, kültürel yapısıyla olduğu kadar yemekleriyle de herkesin gönlünde ayrı bir yere sahip. Belki daha önce yediniz bir daha bulamadınız, belki uzaktan kokusunu duydunuz, belki de ekmek banasınız geldi de eliniz gitmedi... Hiç sorun değil, sizler için Malatya mutfağından şaheser niteliğinde 8 yemek ve tarifini bir araya topladık!

1. Darende Kebabı


Her takımın bir kaptanı olur ya, Malatya mutfağının takım kaptanı da muhtemelen Darende kebabıdır. Hatta dile gelse, ayaklansa direkt al Malatyaspor'un kadrosuna koy, kaptan olarak sahaya çıksın. Öyle bir lezzet, öyle bir baş yapıt bu yemek. Peki nasıl yapılır? Şöyle ki önce malzemelerden başlayalım; 1kg kuşbaşı koyun veya kuzu eti, 150kg kuyruk yağı (vay efendim ben yemem demeyin, o yağ yenecek!), 4-5 yemek kaşığı tereyağı, 1 yemek kaşığı biber salçası, 1-2 tane taze yeşilbiber hatta sizin güzel hatrınız için 3 olsun! 1-2 tane domates haydi ona da düz hesap 3 deyin... Tuz, Karabiber. Malzemeler tamamsa tarife geçiyoruz; Et ve kuyruk yağının yıkanarak geniş bir leğende veya sacda ocağa koyun. Et, suyunu salıp tekrar çekinceye kadar pişirin. İçindeki kuyruklar eriyince kavurma işlemi başlamış olur. Tere yağını koyup, kuyruk yağı ile eti iyice kavurun. Tuzunu koyup doğranmış yeşil biberi ete karıştırın. Birkaç kez çevirdikten sonra biber salçası ile beraber kabukları soyulmuş ve incecik doğranmış domatesleri ilave edin. Domatesler suyunu çekince ateşten alıp karabiber serpin kuşa yem atar gibi... Ondan sonra afiyetle midenize indirin, ilk lokmadan sonra zaten ömrünüze 50 sene bonus eklenecektir. Doya doya yaşayın bundan sonra.

2. Fasulye Pilavı / Dible


Şu güne kadar fasulyenin kurbanlık hayvan misali etinden sütünden ve yününden yararlanmış olabilirsiniz. Ancak büyük ihtimalle tatmadığınız bir lezzet var ki, fasulyeye bakış açınızı değiştirecek. Hatta bu yemeği yedikten sonra bir kilo fasulyeyi karşınıza koyup memleket meselesi tartışırken kendinizi bulabilirsiniz. Öyle güzel kafa açar bu yemek. Ne lazım bu yemeği yapmak için derseniz; 1 kg fasulye , 1 su bardağı pirinç, 3 adet orta büyüklükte soğan, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 adet küçük domates, 1 çorba kaşığı tereyağı, pul biber , karabiber temin etmeniz gerekli. Hazırda var mı? Oh ne ala, o zaman tarife geçelim; Taze fasulye küçük küçük doğranır. Soğanlar piyazlık doğranır. Yıkanmış olan fasulyelerin yarısı tencerenin içine konur. Fasulyelerin üstüne yıkamış olduğumuz pirinç, doğranmış soğan, rendelenmiş domates, bir miktar tuz, pul biber konur. Üstüne geriye kalan fasulyeler eklenir. Yarım çay bardağı su ve tereyağı ilave edilir. Kısık ateşte kendi buharında pişmeye bırakılır. Pişme süresince ara sıra karıştırılır. Pirince tavada zeytinyağı iyice yakılır, üstüne dökülür. Pilav gibi demlenmeye bırakılır. Demlendikten sonra yenmez de yanında yatılır. Ama siz yatmayın, şapır şupur yiyin!

3. Kasefe



Koca Malatya'da o kadar kayısı varken, kayısılı bir yemek yok mu diyenler, demesinler. Olmaz olur mu hiç! Basit bir tarif olan Kasefe misal, kayısıyı seviyorsanız bu tarife bayılacaksınız. Önce malzemeler: 1 kg. Kuru kayısı, 150 gr. Tereyağı, 150 gr. Ceviz içi. Bu kadar. Tarif de bir o kadar kolay; Kayısılar bol su ile yıkanarak temizlenir. Bir tencerede yeteri kadar su ile haşlanmaya bırakılır. Yumuşayınca indirilir. Suyu süzülür, servis tabağına yerleştirilir. Yağ eritilerek üzerine gezdirilir, üstüne dövülmüş ceviz serpilir. Ya sonra? Sonrası mı var, oturacaksınız yiyeceksiniz mis gibi.

4. Patlıcanlı Köfte

Malatyalılar "Küfte" derler kafanız karışmasın. Ya da karışsın çünkü bildiğiniz köfte değil bu yemekte sözü geçen. Yani kasaplık bir işimiz yok. Etsiz, hayvansal gıdasız vejeteryanların ağzına layık bir tarif bu. Malzeme listemize bir bakalım: 4 su bardağı kırık buğday, 5 adet patlıcan, 2 adet kurusoğan, 2 adet çarliston biber, 1 adet domates, 1 su bardağı sıvıyağ. İçiniz rahat ettimi sayın sebzeperverler? O zaman tarife geçelim: Patlıcanlar alacalı soyulur. Alacalının ne demek olduğunu önceki tariflerimizde de belirtmiştik, ne gibiydi? Evet Zebra gibi... Zebravari patlıcanlar 4’e bölünüp uzun uzun doğranır. Acısının çıkması için tuzlu suda bekletilir. 1 su bardağı sıvıyağ kızdırılır, kurulanan patlıcanlar kızartılır. Sosu için yemeklik doğranan 2 adet soğan pembeleşene kadar kavrulur. Üzerine 2 adet doğranmış çarliston biber eklenir. Kabuklarıyla küp küp doğranan domates ve 1 yemek kaşığı salça sosa eklenir. biraz kavrulduktan sonra yaklaşık 2 litre sıcak su dökülüp kaynamaya bırakılır.4 su bardağı yarma (kırık buğday) 1 tatlı kaşığı tuzla lezzetlendirilip ıslatılır. Azar azar suyla hamur gibi yoğrulur. Fındık büyüklüğünde kopartılan parçalar elde yuvarlanır. Kaynayan sosun içine atılıp yumuşayana kadar pişirilir. Kızarmış patlıcanlar da eklenip biraz daha kaynatılır. Ve işte patlıcanlı küfteniz böylece hazırlanmış olur.

5. Sıkma Köfte



Durun sayın vejeteryanlar nereye gidiyorsunuz? Bu da "Küfte" merak etmeyin. Malatya'da küfte çok. Bu da sıkma küfte! Hem doyurucu hem de hafif bir yemeğin hayaliyle yaşayanların rüyalarını gerçeğe çevirecek bir şaheser bu. Anlatılmaz yenir ancak. Peki nasıl yapacağız? Mutfağa bir bakın bakalım şunlar var mı? 2 kase kırık buğday, yarım kase orta bulgur, 3 adet çarliston biber, 2 adet soğan, 2 adet domates, 2 yemek kaşığı domates salçası, 1 yemek kaşığı tereyağı, yarım çay bardağı sıvıyağ, 1 demet maydanoz, 1 tatlı kaşığı pul biber, 1 çay kaşığı karabiber. Var mıymış? Yoksa doğru markete o zaman. Döndüğünüzde size bir de tarif lazım olacak onu da şu şekilde anlatalım; bu yemek iki aşamada yapılır. Birinci aşamada; Yoğurma kabına 2 kase yarma ve yarım kase bulgur alınır. 2 çay kaşığı tuz serpilir ve 1 bardak su dökülüp karılır. 5 dakika dinlendirilir. Hamur gibi olana kadar yoğrulur. Bu bölümü başarıyla tamamlayıp prensesi kaleden kurtardıktan sonra, topladığınız bonus puanlarla ikinci aşamaya geçebilirsiniz. İkinci aşama da şu şekilde; Harçtan küçük parçalar alınıp yuvarlanıp elde sıkılır ve üzerine bastırılarak yassılaştırılır. Kaynar suya atılıp haşlanır.Yemeklik doğranmış 2 orta boy soğan ve 3 adet çarliston biber 1 yemek kaşığı tereyağı ve yarım çay bardağı sıvıyağla kavrulur. 2 adet domates kabuklarından ayrılıp küp küp doğranır ve kavrulan malzemelere eklenir. biraz daha pişirilip 2 yemek kaşığı domates salçası konulur. Pişen köftelerin suyu süzülür ve sosun içine ilave edilir. 1 tatlı kaşığ pul biber, 1 çay kaşığı karabiber ve arzuya göre tuz serpilip karıştırılır. 1 demet maydanoz ince ince doğranıp köfteye ilave edilir. Bu noktada ikinci aşama da tamamlanmış olur. Son aşama olarak da çala kaşık hazırladığınız bu ziyafete balıklama dalarsınız ve bu maceranın da sonu mutlu bitmiş olur.

6. Kiraz yapraklı ekşili köfte



Etsiz köfte işi Malatya'da kendi başına bir kültür olacak ki bir de "Yapraklı ekşili küfteler" serisi vardır. Açıkçası bu serinin en güzel eseri de kiraz yapraklı olandır. Bu efsane lezzeti yapmak için kiraz yaprağı bulmak şart. "Nereden bulalım kardeş?" demeyin. Bulun işte arkadaşım. Mahallenizde bir komşunuz bahçesinde kiraz ağacı yetiştiriyordur, eriğe dalar gibi dalın toplayın edin. Bulun buluşturun. Çok değil zaten yarım kilo lazım. Bir yaprak 1 gram olsa, yarım kilo 500 gram... Siz temizinden 500 yaprak yolun bir kiraz ağacından. Bunun dışında lazım olanlar çok zahmetli iş değil zaten; 3 su bardağı kırık buğday, 1 kg. yoğurt, 1/2 kg. kuru soğan, 45 yemek kaşığı tereyağı, 2 kaşık erik ekşisi, 1 kaşık toz şeker, 1 yemek kaşığı kef ,2 kaşık un ve de tuz. Sonra tarife bir göz atalım: Kırık buğday-tuz-su ilâvesiyle yoğrularak fazla sert olmayan bir hamur hazırlanır. Kiraz yapraklarının parlak tarafları dışa gelecek şekilde içlerine hamur konarak (uçları içe katlanmadan) kalem gibi sarılır. Bir tencereye muntazam olarak dizilir, ayıklanmış, yıkanmış, doğranmış kirazlar ara ara içlerine atılır, üzerine bir tabak konarak (dağıtılmaması için) sıcak su ilave edilir, tuz atılır, biraz pişirilir. Süzgece boşaltılarak süzülür, üzerine soğuk su gezdirilir. Başka bir tencereye alınır. Diğer tarafta un, şeker, kef, erik ekşisi bir tencerede karıştırılır, üzerine karıştıra karıştıra iki bardak suyla sulandırılmış yoğurt ilave edilir, karıştırma işlemine devam edilerek ateşe konur kaynatılır, kaynayan yoğurt köftenin üzerine boşaltılır, kapağı kapatılarak köfteler pişmeye bırakılır.
Soğanlar, küp şeklinde doğranır, tereyağında pembeleştirilerek hazırlanır. Köftenin suyu koyulaşıp pişince ateşten alınır. Servis tabağına boşaltılır, suyundan iki üç kaşık soğanın içine konarak karıştırılır. Soğan köftelerin üzerine gezdirilir... Bitti mi? Bitti? Yiyelim mi? Yemeyen kiraz ağacından düşsün.

7. Yüksük çorbası



Bu kadar güzel yemekten önce bir sıcak çorba içmek isteyen olacaktır ki, meselemiz zaten gribi kırmak değil mi efendim? Nasıl ki sarımsaksız vampir avına çıkılmazsa, çorbasız da griple mücadele edilmez. Ne çorbası peki? Söz konusu Malatya ise elbette yüksük çorbası. Malzemeler gelsin: Yarım çay bardağı nohut, yarım su bardağı mercimek, 2-3 yemek kaşığı pirinç, 200 gr. kıyma. Bakınız kıyma dedik, yani 3 yemektir boğazımızdan et geçmedi diyenlere özellikle duyurulur! 2 yemek kaşığı salça, 2-3 domates 1-2 biber. Tamam mıdır? O zaman hemen basit tarifimize geçelim...Nohut, mercimek haşlanır. Üzerine biraz pirinç konulur. Kıyma salça, domates, biberle kavrulup, haşlanan nohut mercimek ve pirinçle bu iç karıştırılır. Açılan hamur ufak parçalara bölünüp bu iç hamur parçalarına azar azar konulur ve suda kaynatılır. Üzerine biraz limon sıkılır. Daha sonra nane, maydanoz konulup servis yapılır. İçmeyen vatandaşlara da bir güzel teessüf edilir.

8. Fış Fış tatlısı



Şu dakika itibariyle "Ya Hacı fış fış" esprisini yapanlar başlarını önlerine eğip derhal mutfağı terk etsinler. Geri kalan vatandaşlarımız da bilsinler ki bu tatlı, baş tacı edilesi, öpülesi, koklanası misler gibi bir tatlıdır. Yapılışı basittir ve kepekli olduğu için de hafiftir. Yiyen dikilir, yemeyen yıkılır. Öyle güzel, öyle hoş bir merettir. Şimdi malzemelerimizi bir sayalım; 2 yumurta
, 1 su bardağı yoğurt, 1 paket kabartma tozu, 1 kg kepekli un,2 su bardağı şeker, 2 bardak su. Tatlıyı şerbeti ve kendisi olarak iki aşamada yapıp, üçüncü aşamada çılgınlar gibi yiyeceğiz. Hazırsanız tarife geçiyoruz; Şerbeti için; 2 bardak su 2 su bardağı şekerle kaynatılır. Bir iki taşım kaynayınca ocaktan alınıp soğumaya bırakılır. Derin bir kaba 2 yumurta kırılıp biraz çırpılır, 1 su bardağı yoğurt eklenip çırpılmaya devam edilir. Azar azar un eklenir. 1 paket kabartma tozu konulur. Kek hamurundan biraz daha koyu kıvamda bir hamur elde edene kadar un eklenip karıştırılmaya devam edilir. Tavada sıvıyağ kızdırılır. Hazırlanan hamur tatlı kaşığı yardımıyla kızgın yağın içine dökülüp kızartılır. İki yüzü altın rengi alan hamurlar soğuk şerbetin içine atılıp, biraz bekletildikten sonra servis tabağına alınır. Servis tabağına aldık mı? Üçüncü aşama başladı, yumulun sayın tatlıperver vatandaşlar! Tabakta bir tane bile kalmayacak!


    ETİKETLER:

    Altın

    ,

    Malatya

    ,

    Yemek

    ,

    Çay

    ,

    Cennet

    ,

    ,

    zaman

    ,

    kültür

    ,

    ekmek

    ,

    gusto

    ,

    sıcak