Havalar nasıl olursa olsun, ikliminiz güzel olsun dedirten İstanbul

Havalar nasıl olursa olsun, ikliminiz güzel olsun dedirten İstanbul
Havalar nasıl olursa olsun, ikliminiz güzel olsun dedirten İstanbul
Son zamanlarda havalar size de bir garip gelmiyor mu? Aniden çıkan hortumlar, birden yağan sağanaklar... Garip bir iklime geçiş yapıyor gibi hissetmiyor muyuz? Belki de bu değişimler daha uzun bir süredir yaşanıyordur da biz yeni fark ediyor olabilir miyiz?

Geçtiğimiz bir sene içerisinde çocuk havuzuna dönen Üsküdar sahilleri, hortumlarla tebelleş olan İstanbul sokakları ve aniden değişen hava koşullarıyla; "Ne oluyor kardeşim?" dediğimiz bir dönem yaşadık. Peki gerçekten iklim mi değişiyor İstanbul'da yoksa işin aslı başka mı? Havalar nasıl olursun, ikliminiz güzel olursa gerisi teferruat aslında. İşte size İstanbul'da neler olduğuna dair havadan sudan bazı şeyler...

1. Hava durumu ve iklim farkı

Şimdi efendim öncelikle şunu idrak etmek lazım. Hava dediğiniz şey atarlı ergen gibidir. Günden güne değişkenlik göstermesi özellikle İstanbul gibi coğrafi konumu Araf'ta kalmış bir şehir için son derece normaldir. Düşünsenize kuzeyi buz, güneyi çöl. Evet Aslında konum olarak Kuzey Yarımküre'de ancak çok farklı rüzgarların etkisi altında kalıyor. Öyle ki Balkanlarda biri camı açık unutsa oradan esen rüzgar İstanbul'a yağmur yağdırıyor, Kuzey Afrika'da biri kapısını aralasa Lodos esiyor bağrımız yanıyor. İklim ise böyle bir şey değil. İklim dediğimiz şey nereden baksanız en az 30 yıl boyunca görülen hava durumu karakterinden oluşuyor. Yani eğer iklimi değişiyorsa İstanbul'un, her şey dün ya da bugün değil en az 30 yıl önce başladı!

 

2. Yapılaşma faktörü

İklimi en çok etkileyen faktörlerden biri de tabiat aslında. İklime göre şekillenen tabiat olduğu gibi tabiata göre değişen iklimler de olabiliyor. Misal bir bölgenin bitki örtüsünü öldürürseniz, hava durumu değişmeye başlar ve uzun yıllar sonucunda iklimi kökünden etkilemiş olursunuz. İstanbul'da yapan ellere ne demeli bilmiyoruz ama öyle bir yapılaşma söz konusu ki, İstanbul'da özellikle merkez olarak tabir edilen bölgelerde iklimin rayından çıkması son derece normal. Kesilen ağaçlar, dikilen yüksek binalar, sürekli ısı üreten bir şehir halinde İstanbul. Sürekli bir gaz salınımı söz konusu ve toprak dediğimiz şeyin yerini asfalt, taş ve beton alıyor her geçen gün. Bu şartlar yağan yağmurdan esen rüzgara hemen her doğa olayını sıra dışı hale getiriyor. Ve dikkat edin son yıllarda çok büyük sitelerin şehrin daha önce tabiatını oluşturan bölgelerde yükselmesinden beridir havalar bir garip... Evet belki bir gün hepimiz rezidanslarda oturacağız ama bu şehirde öyle bir iklim olacak ki, keyfini süremeyeceğiz.

 

3. Enerji kullanımı

Tek mesele yapılaşma da değil aslında. Enerji tüketiminde de şehrimizi yok etmek için yoğun çaba halindeyiz. Fosil türü yakıtlar yani petrolden elde edilen yakıtlarla oturtulmuş bir enerji politikasıyla İstanbul'u kısa sürede yok edebiliriz. İstanbul'un bugün hemen şimdi rüzgar, güneş ve dalga enerjisine geçiş yapması şart. Çünkü iklimlerin geçiş coğrafyasının en kritik noktalarından birinde 20 milyonluk bir nüfus mütemadiyen havaya duman salıyoruz. Bu da bize saçma sapan hava koşulları olarak dönüyor. Bu yanlıştan dönmemiz şart.

 

4. Suların yükselmesi

Küresel ısınma "Yarından Sonra" filminde konu edildiği gibi aslında bir çölleşme anlamı taşımıyor. Küresel ısınma tam tersine dünyayı bir su kütlesine her an çevirebilir. Waterworld filmindeki gibi yaşarken kendimizi bulmamız aslında fantastik olmaz. Son derece gerçekçi bir senaryo bu. Düşünün Hollanda dediğimiz ülke yıllardır okyanus suları altında kalmamak için büyük mücadeleler veriyorlar. Sahil şeritlerine yüksek beton duvarlar dikerek önlemler alıyorlar. İstanbul teknik açıdan 6 tarafı denizlerle çevrili bir şehir. İki yarımadadan oluşuyor mega kent. Ve eğer su seviyelerinde bir yükselme olursa gerçekten kaçacak yer bulamayabiliriz. Şu an ani hava değişimleriyle sadece uyarıcı sinyaller alıyoruz ancak iklim değişirse bu işin şakası yok. İklimimizin kıymetini bilelim, önlemlerimizi alalım.

 

5. Geç kalmış olabiliriz

Belirttiğimiz gibi iklim değişiklikleri kısa sürede gerçekleşen olaylar değil. Geldiğimiz noktada gördüğümüz sıra dışı hava koşulları artık iklimimizin değiştiğini de gösteriyor olabilir. Bu durumda bu iklimi normalleştirmek de aynı şekilde uzun zaman alabilir. Bu da demek oluyor ki, havalar daha uzun bir süre sağ gösterip sol vurabilir. Ancak halk arasında şimdi burada yazamayacağımız bazı deyişler İstanbul'un havasını tarif eder ki, aslında İstanbul'un havasının ezelden beri pek de güvenilir şartlar sunmadığını düşünebiliriz.