Hayatını Türkiye'ye adamış bir kadın: Türkan Saylan

Hayatını Türkiye'ye adamış bir kadın: Türkan Saylan
Hayatını Türkiye'ye adamış bir kadın: Türkan Saylan
Türkiye'de pek çok aydın fikirleriyle bir yerlere gelmiş ve saygı görmüştür. Ancak bazı aydınlar vardır, sadece düşünmekle kalmaz, yaparlar. Türkan saylan da onlardan biriydi. Bir ömür adadı Türkiye için ve mücadelesiyle örnek bir kadın oldu. Bugün Türkan Saylan'ın aramızdan ayrıldığı gün.
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

13 Aralık 1935'te İstanbul'da dünyaya gelen Türkan Saylan, 5 çocuklu bir ailenin en büyük kardeşi olarak başladığı hayatında Kandilli İlkokulu ve Kandilli Kız Lisesi'nden mezun oldu. 1963'te İstanbul Tıp Fakültesini bitiren Türkan Saylan, 1968 yılında SSK Nişantaşı Hastanesi'nden uzmanlığını aldı. İstanbul Üniversitesi'nde başasistanlık yapan Saylan, 1971'de İngiltere'de eğitimini sürdürdü. 1977 yılına kadar Avrupa'da çalışmalar yapan Saylan, 1997'de profesör oldu ve 2002 yılına kadar üniversitelerde Anabilim Dalı başkanlıkları ve müdürlüklerin başında yer aldı.

Saylan'ın azim dolu eğitim hayatının yanı sıra sağlık alanında verdiği mücadele de Cumhuriyet tarihinde eşine az rastlanır hikayelerden biriydi. 1976'da cüzzam hastalığına karşı başlattığı çalışmalarla Türkiye'de bu hastalığın engellenmesinde etkin rol aldı. Güneydoğu başta olmak üzere hemen her bölgeye gitti ve bütün köy ve kasabalarda hastalara yardımcı oldu. Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı ile sayısız hastaya yardım elini uzatan Saylan'ın çalışmaları tüm dünyada dikkat çekti ve 1986'da kendisine Hindistan'da Uluslararası Gandhi Ödülü verildi. Uluslararası Cüzzam Birliğinin kurucu üyesi ve başkan yardımcılığını yapan Saylan, Behçet Hastalığı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da mücadele etti. 1981-2002 yılları arasında gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı'nın Cüzzamla mücadelesinde Başhekim olarak görev aldı. Bu süreçte Saylan pek çok köye ve kasabaya giderek hayatını hastalara adadı.

Sağlık, Taylan için bir çıkış noktasıydı. Türkan Saylan'ın asıl mücadelesi Türkiye'yi gerilemeye karşı korumak adına 80'lerin sonunda başladı. 1989’da, bir grup Atatürkçü aydın tarafından devrim yasalarını ve laik düzeni koruyup geliştirmek amacıyla oluşturulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) kurucuları arasında yer alan saylan, 18 Mayıs 2009’a kadar bu derneğin Genel Başkanlık görevini yürüttükten sonra hayata gözlerini yumdu.

Ülke genelinde kadınların ve kız çocuklarının eğitimine özel bir önem veren Saylan, bu doğrultuda oluşan yapılanmalara öncülük ve başkanlık etti. Pek çok kız çocuğunun eğitim almasına ve Türkiye'nin gelişimine kazandırılmasına öncülük eden Saylan, dünya çapında pek çok ödüle ve fahri doktoroluklara layık görüldü.

Türkiye'de "Ne şeriat, ne darbe" sloganıyla siyasi bir hareketlenmenin de yolunu açan Saylan, bugün devletin en üst kademeleri tarafından "Kandırmaca" olarak görülen ve sahte delillerle oluşturulduğu ifade edilen; Ergenekon soruşturmasının son dalgasında zan altında da bırakıldı. Evi arandı, gözaltına alınmadı ancak kendisine yöneltilen pek çok suçlama ile bir karalama kampanyasıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu olaylar yaşanırken Türkan Saylan 17 yıl önce yakalanmış olduğu kanser hastalığı ile mücadele ediyordu ve 73 yaşındaydı. Toplumun bazı kesimleri ve bir kısım medyanın karalama ve linç kampanyalarının gölgesinde Türkan Saylan 18 Mayıs 2009'da hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra Ergenekon davasında kendisine ait olduğu söylenen suç unsuru teşkil eden dosyaların, ÇYDD bilgisayarında yaratılmadığı tamamının sonradan diske kopyalandığı belirtildi.

Saylan ardında 440 yayınlanmış eser, tedavi edilmiş binlerce hasta, çağdaş yaşama kazandırılmış binlerce kadın ve Türkiye için çalışmaya devam edecek büyük dernek ve vakıflar bıraktı, iki çocuk, iki torun ve milyonlardan oluşan bir aile bıraktı. Bazı insanların yaşamı mücadeleyle eş anlamlıdır. Türkan Saylan'ın da hayatı onlardan biriydi. PKK'ya yardım ettiği söylendi, Siyonist olduğu söylendi, ajan olduğu söylendi, darbeci olduğu söylendi, devlet düşmanı olduğu söylendi. Ama o sadece Türkiye'nin daha güzel, daha sağlıklı bir ülke olması için çalıştı. Şimdilerin "Paralel Devlet Mağduru" aralarında gösterilen Saylan, pek çok düşünüre göre Türkiye'nin yetiştirdiği en değerli kadınlardan biriydi.

Saylan'ı daha yakından tanımak isteyenler için: Ayşe Kulin'in yazdığı Tek ve Tek Başına: Türkan adlı Saylan'ın hayatının konu edildiği roman 31 Ekim 2009'da yayımlandı. 2010 yılında senaryosu bu kitaptan uyarlanan Türkan adlı televizyon dizisi Kanal D'de yayınlanmaya başladı ve 14 Nisan 2011'de final yaptı. Yine kitaptan uyarlanan hayat hikayesini anlatan filmi ise 19 Mayıs 2011'de gösterime girdi.