Hem dansçı hem de casus: Mata Hari'yle tanışın

Hem dansçı hem de casus: Mata Hari'yle tanışın
Hem dansçı hem de casus: Mata Hari'yle tanışın
1917 yılında bugün Hollandalı bir kadın, Alman Mahkemesi'nin kararı ile kurşunlara dizilerek idam edildi. Adı Mata Hari olan bu kadın 1. Dünya Savaşı esnasında hem Fransız hem İngiliz hem de Rus devlet adamlarından gizli bilgi toplamakla suçlanıyordu. Ancak Hari'yi diğer casuslardan ayrı kılan bir özelliği vardı. Mata Hari Avrupa'nın bir dönemine egzotik danslarıyla damga vurmuş, Fransız sosyetisinin hakkında sıkça konuştuğu meşhur bir isimdi.
Haber: Naz Melis Zengin - nazmeliszengin@gmail.com / Arşivi

RADİKAL - 1970 yılında başrollerini Ediz Hun ve Filiz Akın’ın paylaştığı Ankara Ekspresi filminde yer alan bir sahnede Ediz Hun meraklı bakışlarla, Filiz Akın’a "Kimsin sen?" diye sorar, Filiz Akın da Ediz Hun’a"Mata Hari'yim ben, gündüzleri doktor geceleri şarkıcıyım” şeklinde bir cevap verir. O dönemler Filiz Akın’ın sosyal ağlarda bir mahlasa sahip olma imkanı olmadığı için Ediz Hun’u ve izleyicileri filmde ne kadar etkilediğini bilemeyiz. Ancak Akın’ın filmde bahsettiği Mata Hari isimli kadın casus 20.yüzyılın başlarında Avrupa’yı epey bir etkilemeyi başardığından eminiz. İşte bugün kurşuna dizilerek idam edilmesinin 98. yıldönümü olan Mata Hari'nin akıllara durgunluk veren hayat hikayesi:

7 Ağustos 1876 tarihinde Hollanda’da dünyaya gelen Mata Hari(asıl adı Margaretha Geertruida Zelle) 18 yaşına kadar ailesinin yanında yaşadı. Babası yaşadığı yerde bilinen bir tüccardı; annesi de zengin, güzel ve kibar bir kadındı. Mata Hari 18 yaşına gelince Leyden şehrinde öğretmen okuluna gitti. Çok geçmeden okul müdürü, bu güzel öğrenciye aşık oldu. Fakat Mata Hari’nin, yaşlı müdürün masallarını dinleyecek zamanı yoktu. Onun hayali okulu bırakıp La Haye'de oturan amcasının yanına gitmekti. Burada da bir subayla evlenmeyi istiyordu.

Mata Hari 1895 yılının başlarında tam da hayallerine uyan bir gazete ilanıyla karşılaştı. Hollanda'nın sömürgesi olan Endonezya'da görevli olan ve iznini La Haye'de geçiren bir yüzbaşı evlenmek için ilan vermişti. Aslında ilan, sadece bir şakalaşmanın ürünüydü. Yüzbaşı Rudolf Mac Leod arkadaşlarıyla konuşurken son derece sıkıntılı bir hayat geçirdiğini söylemiş, onlar da gülerek evlenmesini tavsiye etmişti. Yüzbaşının dostlarından bir gazeteci de bu evlenme ilanını uydurarak gazetesine koydu.

Yüzbaşının şaka yoluyla verdiği ilana 15 kişiden geri dönüş geldi. Bu mektuplardan ise sadece bir tanesi dikkatini çekti. O da Mata Hari’nin içine resmini de koyduğu mektubuydu. Yüzbaşı Mata Hari ile 24 Mart 1985 yılında görüşme kararı aldı. Görüştükleri ilk anda ise birbirlerine aşık oldular. Çift aynı yılın Temmuz ayında evlendi. 30 Ocak 1896’da da Norman adını verdikleri bir oğulları oldu.  

1 Mayıs 1897'de Rudolf ile Mata Hari "Princesse Aurelia" gemisiyle Cava'ya hareket etti. O andan itibaren Mata Hari'nin gerçek kişiliğinin anlaşılmasını imkânsız kılan, karışık bir dönem başladı. Hâlbuki olaylar başlarda gayet normal seyrediyordu. Çiftin Marie Jeanne adını verdikleri bir kızları olmuştu. Hari çocuklarını dadılara bırakıp Cava yerlilerinin arasına karışıyor, onların ilginç dans figürlerini öğreniyordu. Kaptan ona giyinişi, konuşması ve yürüyüşü gerektiği hakkında devamlı ikazlarda bulunsa da Hari eşini pek dikkate almıyordu. Daha sonra Mata Hari’nin kocası Endonezya’nın Sumatra adasına tayin oldu. Taşındıktan birkaç ay sonra bebeklere bakan dadı, erkeği zehirleyerek öldürdü. Mata Hari Hollanda’ya döndü ve boşandılar. Kaptan, kızını yanına almayı başardı. Hari’nin ilk işi ise Paris’e gitmek oldu.

Birinci dünya savaşı yılları yaklaşıyordu. Hari'nin aklına Cava danslarını burada sergileme fikri geldi. İlk olarak parlak taşlı bir sutyen taktı. Bedenine ince bir çorap giydi. Görenlerin onu çıplak zannetmesini istiyordu. 13 Mart 1905'te , Guimet Müzesi'nde düzenlenen ve seçkin davetlilerin hazır bulunduğu bir topluluk karşısında Hintlere özgü egzotik danslarını canlandırdı. Gösteriyi izleyenler Mata Hari’nin yalnız güzelliğine karşı hayran olmakla kalmayıp, derin bilgisini de hayretle karşıladı. Hari basınla arasını çok iyi tuttu. Sutyenini çıkarmasını isteyenler için göğsünde bir diş izi bulunduğuna dair bir hikâye uyduruyordu.

Zamanın yüksek sosyetesinde söylenenlere göre Mata Hari, Hindistan'ın güneyinde, Malabar sahilinde doğmuştu. Babası Brahman sınıfından bir din adamı, annesi de bir rakkaseydi. Kanda-Swany tapınağının mahzenlerinde küçük yaşından itibaren kendisine kutsal danslar ve usüller öğretilmişti. Başrakkase, Mata Hari'de olağanüstü yetenekler sezdiği için onu Tanrı Siva'nın hizmetine adamayı kararlaştırmıştı. Ama Hollanda halkının büyük bir kısmı bu efsaneye inanmıyordu.

Savaş kendini göstermeye başlayınca Mata Hari’nin de işleri durgunlaşmaya başladı. Hari de bunun üzerine casusluk işleri yapmaya başladı. Fransız, İngiliz, Rus subay ve devlet adamlarından topladığı çok gizli askerî bilgileri kızına yazılmış masum mektuplar halinde özel diplomatik kurye ile Paris'ten Almanlara ulaştırıyordu. Alman askerî ve denizcilik istihbarat başkanlarıyla toplantılara katıldığı Madrid'den Paris'e döndükten sonra, 13 Şubat 1917'de tutuklandı. Yıllardır hakkında toplanan belgelerin en önemlisi, son Madrid seyahatinde Madrid elçiliğinden Alman askerî merkezine kendi kodu ile gönderdiği ve yolda ele geçirilen telgraftı. Madrid dönüşü alacağı 15.000 İspanyol Pezosu tutarındaki çek, tutuklandığı zaman üzerinde bulundu. Bir diğer delil de, 1915'te Fransa'ya dönmesinden önce Alman Gizli Servisi'nden aldığı 30.000 Marklık senetti. Mahkemenin söz konusu paralarla ilgili suçlamasını, "Hediye aldım" diyerek reddeden Mata Hari, kuvvetli delil bulunamamasına rağmen idama mahkûm edildi.
İdama giderken gayet soğukkanlı olan Mata Hari, "Bu Fransızlar beni öldürmekle ne kazanacaklar, savaşı mı kazanacaklar?" diye yanındakilere dert yandı. Kurşuna dizilirken gözlerini bağlatmayarak kendisine kurşun sıkmaya hazırlanan askerlere büyük bir cesaret dersi verdi. Kimi söylentilere göre Hari'nin bu davranışından ötürü bazı askerler onu vurmaktan vazgeçmişti ancak bu yine de Hari'nin ölümüne engel olamadı.