Hezimetin 30. yıl dönümünde Türk futbolunun geldiği nokta

Hezimetin 30. yıl dönümünde Türk futbolunun geldiği nokta
Hezimetin 30. yıl dönümünde Türk futbolunun geldiği nokta
14 Kasım 1984'te Türkiye milli futbol takımı tarihinin en büyük hezimetlerinden birini tattı. 1986 Dünya Kupası elemelerinin ikinci maçında kendi evinde İngiltere'yi ağırlayan A milliler kalesinde tam 8 gol görmüştü. Aradan 30 yıl geçti, peki Türk futbolu bugün hangi noktada? İşte hezimetin yıl dönümünde Türk futbolu.
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

14 Kasım 1984, sahada parçalı formasıyla kırmızı beyazlı milli takımımız var. Rakip İngiltere! Beklentiler yüksek, Dünya Kupası'na katılmak bir hayal gibi görülse de yine de yüreklerde bir coşku var ve tribünler tıklım tıklım. Maç başlıyor ve 90 dakikalık bir eziyet sahadaki ay yıldızlıları esir alıyor. 15. dakikada Bryan Robson'un golü geliyor ve ardı arkası kesilmiyor gollerin. Aradan 30 yıl geçiyor ve Türk futbolunun kronik rahatsızlığı hala sürüyor...

1. O gün sahada olanlar



Türkiye'nin İngiltere'den kendi evinde yediği 8 gole sahada şahit olan oyuncular:

Yaşar Duran (FB) - Cem Pamiroğlu (FB), İsmail Kartal (FB), Kemal Serdar (TS), Yusuf Altıntaş (GS), Müjdat Yetkiner (FB) - Ahmet Keloğlu (Kocaelispor), Raşit Çetiner (GS), İlyas Tüfekçi (FB) Tuncay Soyak (TS) Erdal Keser (GS), Rıdvan Dilmen (Sarıyer)

Sahadaki bu 11 gelecek yıllarda Türk futbolunda çok önemli yerlere geldiler. Misal İsmail Kartal, şu an Fenerbahçe'nin teknik patronu oldu. Erdal Keser Galatasaray'da çok önemli görevler aldı. Rıdvan Dilmen Türkiye'nin en çok takip edilen futbol yorumcularından biri. Raşit Çetiner, Anadolu kulüpleri için önemli bir teknik patron konumunda.

2. Kova Yaşar



Bir maçta koskoca bir kariyer yanar mı? Yanar. Bunun en acı örneklerinden biri olarak Yaşar Duran'ı göstermek mümkün. İngiltere maçına kadar, Türkiye'nin en güven veren eldiveni olan Yaşar'ın kariyeri bir anda değişmişti. 8-0'lık maçtan sonra bir türlü kendini yeniden ıspat edemeyen Yaşar, 1986'da Fenerbahçe'den Malatyaspor'a oradan da Sarıyerspor'a gitmişti. 1990-91 sezonunda Fenerbahçe'ye dönen ve sadece 1 maçta forma giyebilen Yaşar, kariyerinin son günlerini futbola başladığı yer olan Gaziantepspor'da geçirerek noktalamıştı. 1995-2009 yılları arasında kaleci antrenörü olarak pek çok takımın teknik heyetinde yer alan Yaşar Duran, futbolda "En iyi kaleci yedek kalecidir" sözünü hafızalara kazıtmıştır. Yaşar o kara günü şu sözlerle anmakta: "Degajı çekiyordum top duvara çarpmış gibi geri geliyordu. Topun peşinde koşan 20 futbolcunun da yüzü bana dönüktü."
Peki neden o gün kalede Yaşar vardı? İşte bunu da şu sözlerle açıklığa kavuşturmuştu emektar futbolcu: “İngiltere maçından önce milli takımın asıl kalecisi Ankaragücülü Arif’ti. Ama sanki mahalle maçına çıkacakmışız gibi büyüklerimiz bana ‘Yaşar, senin boyun uzun… İngilizler havadan oynuyorlar, kaleye sen geç’ dediler.” Şimdi soracaksınız madem bu kadar kötü bir günündeydi Yaşar, neden oyundan alınmadı peki? Yine cevabı "Kova Yaşar" veriyor: “40. dakikada ‘Hocam allahını biraz seversen beni oyundan al’ diye avazım çıktığı kadar bağırdım. Ama o gitti orta sahaya adam aldı. Halbuki orta sahamız langırt masasındaki orta saha gibiydi zaten. 90 dakika sahadaki 20 oyuncu sürekli karşımdaydı, bizim ceza alanının içinde saklambaç oynanıyordu ama nedense hep ben ebe oluyordum. Gözümü açtığımda topu filelerden çıkarıyordum”


3. Şimdi de o korkunç günün özetiyle hüznümüzü tazeleyelim


4. Türk futbolunda 8-0'dan sonrası



Türk futbolunda 8-0'lık İngiltere hezimeti, adeta çıtamızı yükseltmiş, acı eşiğimizi aşındırmıştı. O maçtan sonra aldığımız bazı skorlar şöyle olmuştu:

16 Kasım 1985 İNGİLTERE: 5 - TÜRKİYE: 0
29 Ekim 1986 YUGOSLAVYA: 4 - TÜRKİYE: 0
14 Ekim 1987 İNGİLTERE: 8 - TÜRKİYE: 0
17 Ekim 1990 İRLANDA: 5 - TÜRKİYE: 0
17 Temmuz 1991 İZLANDA: 5 - TÜRKİYE: 1
18 Kasım 1992 İNGİLTERE: 4 - TÜRKİYE: 0

Genelde mağlubiyetlere mahkum olarak geçen 10 yıllık bir dönemin kapısını aralayan İngiltere travması süresince , milli takım İngiltere'ye biri 8-0 olmak üzere 3 kez daha farklı skorlarla boyun eğmişti. Ancak bu dönemde Doğu Almanya zaferleri gibi küçük mutluluklar gelecek adına izleyicileri de umutlandırmıştı.

5. Fatih Terim ve 94 kuşağı



Milli takım için dönüm noktası olarak görülebilecek dönem 1996 Avrupa Şampiyonası elemeleri olarak bilinir. 1994 Dünya Kupasının ardından başlayan maçlarda Türkiye, artık kazanan takım olmaya başlamış ve eleme gruplarında gösterdiği performansla bir anda kendisini travmayı başltan ülkede, İngiltere'de bulmuştu. İngiltere'de düzenlenen 1996 Avrupa Şampiyonası, Türkiye için hüsranla sonuçlansa da bir zincir kırılmış ve Türkiye artık futbolda sınıf atlamış bir ülke olmuştu.

6. Mustafa Denizli & Şenol Güneş ve altın nesil!



1996 Avrupa Şampiyonası sonrasında Galatasaray'ın başına geçen Fatih Terim, sarı kırmızılı kulüpte Türk futbolunun geleceğini inşa etmeye başlamıştı. Bu sırada 4 yıllık süreçte dümenin başına geçen Mustafa Denizli, milli takımı Fransa'da düzenlenen 1998 Dünya Kupası'na götüremedi ama Euro 2000'de Milli Takım'ın neredeyse yarım asır sonra en önemli başarısına imza attı. Özellikle Galatasaray'ın Avrupa kupalarında yükselen form grafiği üzerine kurulu bir iskelete sahip olan Türk milli takımı 3-4 yıllık bir süreçte Türk futbol tarihinin en başarılı dönemine imza attı. Euro 2000'de gruplardan çıkma başarısını gösteren milli takımın ideal 11'i şu şekildeydi;

Rüştü Reçber (FB) - Ogün Temizkanoğlu (FB) - Fatih Akyel (GS) - Alpay Özalan (FB) - Abdullah Ercan (FB) - Okan Buruk (GS) - Ümit Davala (GS) - Sergen Yalçın (GS) - Arif Erdem (GS) - Hakan Şükür (GS)



Euro 2000'in ardından Türk futbolu milli takımlar düzeyinde çıtayı yükselterek, nesillerdir görülmeyen bir başarıya imza atarak Şenol Güneş yönetiminde Kore ve Japonya'da düzenlenen 2002 Dünya Kupasına katılmaya hak kazanmıştı. 2002 Dünya Kupası döneminde milli takımın ideal 11'i şu şekildeydi;

Rüştü Reçber (FB) - Bülent Korkmaz (GS) - Hakan Ünsal (GS) - Fatih Akyel (FB) - Alpay Özalan (Aston Villa) - Yıldıray Baştürk (Leverkusen) - Tugay Kerimoğlu (Blackburn Rovers) - Emre Belözoğlu (İnter Milan) - İlhan Mansız (BJK) - Hasan Şaş (GS) - Hakan Şükür (Parma)

Dünya Kupası yarı finalinde Brezilya'ya yarı finalde şanssız bir şekilde elenen bu kadro, 3.lük maçında ev sahibi Güney Kore'yi mağlup ederek, turnuvayı Almanya'nın 3. tamamlamıştı.
Türk futbolunun altın kuşağını temsil eden bu kadrodan aktif olarak futbol yaşamına devam eden sadece Emre Belözoğlu kaldı.

7. Duraklama dönemi ve yine İngiltere!



2002'deki büyük zaferin ardından milli takım önce Euro 2004 sonrasında da 2006 Dünya Kupası'na katılma hakkını kazanamadı ve turnuvaların kapısından hep son maçlarda ve playoff mücadelelerinde döndü. 2004 Avrupa Şampiyonası eleme gruplarında İngiltere ile aynı gruba düşen Türkiye için kader anı gelmişti. Yıllar önce Türkiye'ye çeyrek asır kaybettiren İngiliz travması bu dönemde yeniden hortlamıştı! Averajı İngiltere'den daha iyi olan Türkiye, sadece 1 puan farkla İngiltere'nin ardından 2. olmuş ve playoff turunda Letonya'ya elenmişti. Türkiye eğer o sene İngiltere'nin 2-0 kazandığı maçtan beraberlikle ayrılabilseydi, gruptan lider çıkacaktı ama olmamıştı.

İngiliz travmasının etkilerini yeniden yaşayan Türkiye, 2006 Dünya Kupası elemelerinde ise yine grubu ikinci tamamlamış ve playoff maçlarında İsviçre'ye boyun eğmişti. Bu dönemde İsviçre maçında çıkan olaylar sebebiyle milli takımın aldığı ceza çok konuşulmuştu. 

8. Fatih Terim ve Euro 2008 dirilişi



Euro 2008 elemelerinde, iki büyük turnuvanın kapısından dönen ve ikinci İngiliz travmasını bir türlü atlatamayan milli takımın üstünde yoğun bir baskı vardı. Türkiye grupmaçlarını ikinci tamamladıktan sonra Playoff turunu geçerek 6 yıl aradan sonra büyük bir turnuvada boy gösterme hakkı kazanmıştı. Euro 2008'de yarı final oynayan ve çoğu maçını geriden gelerek kazanan, Fatih Terim yönetimindeki Türkiye'nin ideal kadrosu şu şekildeydi;

Volkan Demirel (FB) - Servet Çetin (GS) - Hakan Balta (GS) - Gökhan Zan (BJK) - Sabri Sarıoğlu (GS) - Mehmet Aurelio (Real Betis) - Hamit Altıntop (Bayern Munich) - Arda Turan (GS) - Mehmet Topal (GS) - Colin Kazım (FB) - Nihat Kahveci (Villareal)

Kıran kırana geçen bir yarı final maçında Almanya'ya 3-2 yenilen milliler, turnuvadan istediklerini almış olarak dönmüşlerdi.

9. 2009 ve çöküşün başlangıcı



Milli takım 2008 zaferinin ardından başlayan 2010 Dünya Kupası elemerinde tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yaşamıştı. İspanya ve Bosna Hersek'in ardından ancak 3. olabilen ay yıldızlılar sadece 13 gol atabildikleri grup maçlarında kalesinde 10 gol görmüş ve 10 maçta sadece 15 puan toplayabilmişlerdi. 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinde de sonuç değişmemiş 17 puan toplayabilen ay yıldızlılar, yine 11 gol atabilmiş ve 11 gol yemişlerdi. Zar zor playoffa kalan milliler, playoff maçlarında Hırvatistan'ı geçemeyerek bir büyük turnuvanın daha kapısından dönmüşlerdi.

10. 2013 ve dibe vuruş



Milli takımların başına Abdullah Avcı'nın getirilmesiyle yeni bir maceraya yelken açan Türkiye, çıktığı maçlarda aldığı sonuçlarla 30 yıl geriye saran bir performans ortaya koymuştu. Milliler bu dönemde 2014 Dünya Kupası ve 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde aldıkları sonuçlarla karanlık bir geleceğe doğru ilerledi. 2014 Dünya kupası elemelerinde Hollanda, Romanya ve Macristan'ın ardından ancak 4. olabilen Türkiye bu dönemde oynadığı maçlarda gösterdiği vasat futbolla izleyicilere saç baş yoldurmuştu. Özellikle futbol olarak çağın dışında kalmış bir Macaristan'a karşı iki maçta da galip gelemeyen ve kendi evinde Romanya'ya yenilen Türkiye, 2016 için kötü sinyaller vermişti.
Nitekim 2016 Avrupa Şampiyonası elemeleri de Türkiye için çok kötü başladı.

 

İzlanda'ya 3-0, Çek Cumhuriyeti'ne 2-1 yenilen Türkiye, Letonya ile de 1-1 berabere kaldı. Şu an grubunda Letonya ve Kazakistan'ın ardından son sırada bulunan Türkiye, henüz grubun favorisi Hollanda ile karşılaşmadan -4 averajla dibe çakılmış durumda. Fatih Terim'in başında bulunduğu milli takımın kadrosunda 30 Milyon Euro bedel biçilen Arda Turan, 14 Milyon Euro'luk Burak Yılmaz, 12 Milyon Euro'luk Caner Erkin, 10 Milyon Euro bedel biçilen Gökhan Gönül, 8 Milyon Euroluk Gökhan Töre, Selçuk İnan ve Olcay Şahan gibi oyuncuları bulunduruyor. Bu kadar zengin bir kadroyla nasıl sonuç alınamıyor varın yorumunu siz yapın. Almanya'dan 7 gol yiyen Brezilya, geliyor takımımızı dümdüz ediyor. 30 yıl öncesine hızlı bir dönüş söz konusu. Tablo kötü, tablo karanlık... Fatih Terim ve öğrencileri eleştirilere dayanamıyor ama 30 yıl geriye giden bir futbolu eleştirmemek de imkansız...