Katniss Everdeen'in çağında süper kahramanı yeniden tanımlamak

Katniss Everdeen'in çağında süper kahramanı yeniden tanımlamak
Katniss Everdeen'in çağında süper kahramanı yeniden tanımlamak
Süper kahraman olayını kostüme bağlamak artık yetersiz kalıyor. Süper gücü olmayıp, gayet normal olan karakterler de kahraman olabilmekte. / Yiğitcan Erdoğan

Süper kahraman kadar hayatımızda yer etmesine rağmen oturaklı bir tanımını yapamadığımız bir kavram daha yoktur muhtemelen. Biliyorum, işin içine sosyal bilimci gibi bakan birini eklediğinizde her şeyin tanımı blurlaşmaya, sınırlar belirsizleşmeye başlar; “kola nedir ki?” sorusunu bile soracak konuma gelirsiniz. Ama bu öyle dışarıdan zorlama bir tanımsızlıkla belirlenen bir şey değil. Gerçekten de süper kahraman dediğimiz şeyin ne olduğunu tespit etmek zor. Ama yine de bu tabiri kullanıyoruz.

Vakti zamanında bu tip şeylerin ismini koymayı ya da var olan isimlerini değiştirmeyi sevenler bu bilinmezlik sorununa “kostümlü kahramanlar” gibi bir tabir bularak çözüm getirmeyi denediler. Neticede gerçekten de süper kahraman dediğimiz şeylerin çoğunun en belirleyici özelliği bir kostüm giyiyor olmalarıydı. Bunu yapmalarının sebebi süper kahraman dediğimiz herkesin süper olmamasıydı şüphesiz, ama hemen hemen hepsi kostümlüydü.

radikal

Bu iyi, hoş, ama yetersiz bir tanım. Zira olayı kostüme bağladığınızda -vakti zamanında Iron Man 3’ün de sorguladığı gibi- kahramanlığın ne kadarının kostümden, ne kadarının ise içindeki kişiden geldiğini hakkıyla belirleyemez hâle geliyorsunuz. Yani siz kahramanları kostümleriyle tanımladığınızda, açık ve net bir şekilde Tony Stark’ı değil, Iron Man’i kahraman ilan ediyorsunuz ki bu da pek çok karakteri bu tanımın dışında bırakıyor. Süper güçleri olsa dahi.

Üstelik modern uyarlamalarda çoğu zaman bu karakterlerin kıyafetleri senin benim giydiğim şeylerden çok da farklı gösterilmiyor. Örneğin gözünüzü kapatın, aklınıza Wolverine’i getirin. Muhtemelen aklınıza iki tarzdan biri gelecektir. Biri, evet, sarı-siyah uzun kulaklı kostümü. Diğeri ise filmlerin popülarize ettiği daha sade görünüm: beyaz atlet, mavi kot, asker künyeleri. Bu durumda Wolverine’in bu hâli tanımın dışarısında mı? Ne diyeceğiz kendisine o zaman?

radikal

Bence “süper kahraman” kelimesinde bir sorun yok. Sorun, bu kelimenin tabir ettiği anlamda. Bunu değiştirmemiz gerek, ve açık konuşmam gerekirse, nereden başlamamız gerektiğini biliyorum. Süper kahraman dediğimiz şeyin ne olduğunu tanımlayacaksak, işe yeni bir karakterin üzerinden başlamamız gerekiyor: Katniss Everdeen.

Bunu dün bir bölümünü haberleştirdiğimiz Joss Whedon – Buzzfeed röportajından sonra düşünmeye başladım. O röportajda Whedon, Hunger Games’in rüzgarıyla etrafta filizlenmeye başlayan ve İngilizce’de “young adult franchise” denilen Maze Runner, Divergent, The Host gibi örnekleri kapsayan filmleri süper kahraman filmi olarak gördüğünü söylüyordu. Dürüst olayım, bu ikisini şu sıralar sinema dünyasına damga vuran iki farklı trend olarak görmüştüm hep bugüne kadar. Ama Whedon haklı, burada mührü basan sadece bir trend var. Bunların hepsi süper kahraman filmi.

radikal

İşte burada da süper kahramanın ne olduğunu tanımlamak gerekiyor. Burada üç örnek üzerinden gitme taraftarıyım. Biri, Hunger Games’in ana karakteri Katniss Everdeen. Diğeri, bir başka young adult efsanesi Harry Potter, sonuncusu ise bu tartışmaların içerisinde sık sık kendine yer bulan bir karakter. Batman. Bu üçünün farklarını bulmak, ortak noktalarını tespit etmek tanımı tekrar yapmanın kilidini elinde tutuyor. Çünkü bana soracak olursanız, bu üçlü arasında bir süper kahraman olmayan tek karakter, gerçekten süper güçleri olan da tek karakter aynı zamanda.

Dilerseniz önce eldeki verilere bakalım. Katniss Everdeen, distopik, kastlara ayrılmış ve otorite tarafından şiddetli ve hunharca ezilen bir toplumda yaşıyor. Harry Potter, büyücülerin tarihindeki en büyük teröristlerden birinin güçten düşmesine istemeden sebep olduktan sonra, onun geri yükselmesini engellemeye çalışıyor. Batman ise suç ve yozlaşmanın kol gezdiği şehrine kendi yöntemleriyle düzen ve huzur getirmenin derdine. Bu karakterlerden Katniss ve Batman’in süper güçleri yok, Harry’nin ise var.
Ama bu üçlüden süper kahraman olanlar Katniss ve Batman, olmayan ise Harry. Açıklayayım.

radikal

Bence süper kahramanı tanımlarken, ne süper güçlere, ne de kostüme değinmeye pek bir gerek yok. Daha doğrusu süper güçlerden söz ederken işi doğa üstü şeylere bağlamak büyük bir yanılgının ürünü. Süper kahraman dediğimiz şey, ellerinden ateş çıkartma, kurşun geçirmeme ya da ışık hızında uçma gibi şeylerle tanımlanmıyor. Bir kahramanın süper olması için iki şey gerekiyor; sıra dışı bir kötülüğe karşı mücadele etmeleri ve kendi evrenlerinde o kötülüğe karşı başka kimsede olmayan araç, donanım ve yeteneklerle mücadele ediyor olmaları.

Bu iki konsept birbirlerini besliyor. Batman’in mücadele ettiği şey, Gotham şehrinin sıra dışı, inanması güç yozlaşması. Batman k..ından şimşek atarak mücadele etmiyor bununla, zira önemli olan şu, bu yozlaşmayla zaten kıçınızdan şimşek atarak mücadele edemezsiniz. Superman dünyayı Darkseid’dan kurtarabilir, ama Gotham’ı temizleyemez. Zira Gotham, sadece Batman’in taktiksel dehası ile sembolizm ve korku taktikleri kullanımının çözebileceği bir pislik batağı içinde yüzmektedir.

radikal

Katniss’de hakeza. Öncelikle Katniss, o evrende kimsenin olmadığı kadar iyi bir okçudur. Onu ilk önce bu diğerlerinden ayırır, hikaye içerisinde gözümüze bu sokulur. İkincisi, Hunger Games’e adını veren açlık oyunlarında, daha baştan diğer kimsenin davranmadığı şekilde bir duruş sergiler. Kardeşi yerine gönüllü olmasıyla başlayıp, Peeta’yı öldürmek yerine onunla birlikte intihar etmeyi tercih etmesine kadar giden süreçte öykü bize şunu anlatır: Katniss’te sizin normal hayatınızda görmediğiniz, o evrende de daha önce görülmemiş olan bu iki karakter özelliği var ve Panem’i yıkabilecek tek kişi o.

Harry Potter ise gerçekten de üzerine uzmanlaşırsa k..ından şimşekler çıkartabilecek bir karakterdir, ama bir süper kahraman değildir. Zira o evrende Harry’nin yapıp da diğerlerinin yapamadığı tek bir şey yoktur. Hatta kitaplarda bu sık sık vurgulanır. Felsefe Taşı‘nın final sahnesi buna muazzam bir örnek teşkil eder. Harry, Quirrell’a ulaşmak için iki arkadaşının kendisinden daha iyi olduğu konularda maharetlerini sergilemesine bağımlıdır. Ron satrançta bu kadar iyi olmasa, Hermione de böylesine zeki olmasa, Harry o son odaya ulaşamaz.

radikal

Yanlış anlamayın, her kahraman yardım alır. Batman’in Robin’i, Katniss’in Peeta’sı vardır. Ama burada başka bir durum var. Süper kahramanların yardım aldıkları karakterlerle ilişkileri romantik ya da usta-çırak eksenlerinde olabilir, ama Harry’nin yan karakterleriyle sahip olduğu mutualist bağlılık şeklinde olamaz. Harry Potter kitaplarında hemen hemen her konuda Harry’nin yapabildiklerini daha iyi yapabilen karakterler vardır, hatta kitabın ana temalarından biri de budur zaten; arkadaşlık, ekipdaşlık, yardım alabilme ve isteyebilme. Harry ne savaşta, ne taktik belirlemede, ne de liderlikte ya da duruş sergilemede kendi evrenin en özel, en önemli, en süper karakteri değildir.

Evet, Harry seçilmiş olan titrini taşır ama bu titr ona onu seçen tarafından verilmiştir; yani yine özel bir durum yoktur. Kitaplarda da belirtildiği gibi, Voldemort Potter yerine Neville’i tercih etse, ‘Hortkuluk’un Neville’e geçme, kehanetin söylediği “biri diğerini öldürecek” cümlesinin Longbottom için geçerli olma ihtimali mevcuttur. Neo gibi “bizi sadece sen kurtarabilirsin” durumu yoktur yani anlayacağınız. Daha doğrusu, mesele bu kadar düz değildir. Buradaki kehanet kendi kendini haklı çıkaran türdendir.

O yüzden uzun yazıyı toparlayalım, süper kahramanları süper yapan şey doğaüstü güçleri değildir. Senin benim de yeterli eğitimle ya da karakter meziyetiyle de sahip olabileceğimiz şeyler dahil kilit bazı parçalar, eğer mevcut evrende başka kimsede yoksa ve bu özellikler o karakteri yine o mevcut evrende bulunan sıra dışı kötülükle savaşmak için tek geçerli aday hâline getiriyorsa, bahsi geçen karakter bir süper kahramandır. Ne kostüme, ne de şimşeklerle büyülere girmeye hiç gerek yok…