Neden baharda aşık oluruz sorusunun 10 cevabı

Neden baharda aşık oluruz sorusunun 10 cevabı
Neden baharda aşık oluruz sorusunun 10 cevabı
Tüm insanlığın ortak sorunu mu yoksa ortak mutluluğu mu desek bilemedik ama, bugünkü konumuz baharda aşık olmak... "Geldi bahar ayları, gevşedi gönül yayları" deyip geçmeyin; başınıza gelmiştir, gelmektedir, mutlu sonla bitmezse hayatı zehir eder bu işler. Evet bahar gelince aşık oluyoruz ama neden oluyoruz? İşte size 20 maddede bilimsel açıklaması!
Haber: OKTAY VOLKAN ALKAYA / Arşivi

RADİKAL - Öncelikle hali hazırda ilişkisi olan arkadaşlar ve sevgilileri yazıyı okurken kendilerini bir kontrol etsinler. Belirteceğimiz etkileri hissetmiyorlarsa geçmiş ola; o ilişki bitmiştir... Bizde yalan yok, aşk bitmişse ne gerek var devam etmeye? İlişkisi olmayanlara gelince; belirttiğimiz etkileri görüyorsanız kendinizde, bizce gidin konuşun o her kimse. Çünkü ona açılmadığınız her an, aslında sağlığınızı kötü yönde etkiliyor. Nasıl ki mideniz şişince soda içip rahatlıyorsanız, aynı durum burada da söz konusu. Aşkınızı içinizde yaşadığınız sürece sağlığınıza ters istikamette gidiyor olabilirsiniz.

İyi ama bütün bu sayacaklarımız neden bahar ayında yaşanmaya başlıyor ve yazın sonuna kadar sürüyor? İşte size eğrisiyle doğrusuyla, baharda aşık olmanın ardında yatan gerçekler...

 

1. Seçimi vücudunuz yapar

Gariptir; bahar gelince bazılarımızın iştahında bir kesilme olur. Modern zaman insanları olarak "Yaza hazırlanıyorum vücut bir şekle girsin" deriz. Hatta sıkı diyetlere başlayanlar, spor salonuna yazılanlar hızla artar. Maksat plajda vücudumuz düzgün görünsün, değil mi? Haydi oradan! Bir defa bahar geldiği anda vücudumuz kontağını kapatır. Hayatta kalmak ve üremek üzere iki farklı modda çalışan vücut sistemlerimiz, bahar gelince tabiattaki pek çok hayvan gibi (Bakınız: Kediler) üremeyi seçer. Mide ve bağırsaklarımız daha az çalışmaya başlar, bu da cinsel organlarımızdaki aktivitelerin hızlanmasına sebep olur. Havalar ısındıkça bu etki de giderek artmaya devam eder. İnsan da bu dünyanın tabiatına bağlı bir canlı olduğu için, ister istemez karşı cinsi etkilemeye yönelik bir takım gösterilere başlarız. Siz isteseniz de, istemeseniz de, vücudunuz usulca hazırlıklarını yapar.

 

2. Burun deliklerinizi iyice açın, aşık oluyoruz!

Koku duyunuz zayıfsa haydi gene iyisiniz, zor aşık olursunuz. Çünkü aşkı etkileyen en büyük faktörlerden biri de kokudur. Bahar gelince ter bezleriniz, ava çıkan balıkçılar misali "Vira vira" diyerek basarlar feromonları. Feromon neydi? Feromon sevgiydi, emekti... Yanlış anlamayın; koku hormonlarından bahsediyoruz, ter kokusundan değil. Feromon öyle bir kokudur ki, içinize çektiğinizde yıllardır "Kanki" dediğiniz karşı cinsten birine "Meğer sen ne tatlı şeymişsin" derken buluverirsiniz kendinizi. Kalabalık bir ortamda çalışıyor ve yaşıyorsanız, yandınız. İlla ki içlerinden biri kokusuyla etkisi altına alır sizi. Bunun kaçışı yok. Zaten birisi sizden etkileniyorsa, sizin yanınızda o kokuyu istemdışı olarak daha fazla salgılamaya başlar. Bu kokuya kaptırırsanız kendinizi, adı aşk olur.

 

3. Duygu başka bir şey

Öncelikle şunu kabul etmek lazım: Eğer baharda aşık oluyorsanız, yaşadığınız şeyin biyokimyasal bir durum mu, yoksa duygusal mı olduğunu asla ayırt edemezsiniz. Ayırt etmek için nereden baksanız bir sene geçmesi gerekir. Karşınızdaki kişiye karşı hisleriniz (Bakın hisleriniz diyoruz, yoksa güzel bir insan her daim güzel gözükecektir gözünüze) her mevsim yağmur çamur dinlemeden sürüyorsa, bu duygusal bir şeydir ve aşkların en güzelidir. Ancak sonbaharla birlikte karşınızdaki kişiye ilginizi yitirmeye başlıyorsanız, bu durum karşınızdaki kişiden sadece biyokimyasal tepkimeler sonucu etkilendiğinizi gösterir. Bunu modern zaman insanları olarak "Beni artık etkilemiyor", "Heyecanımı yitirdim", "Aşk geçici bir şey, zamanla yerini sevgiye saygıya bırakıyor" gibi cümlelerle doğruluyoruz aslında. Dikkat edin: Fırtınalı bir süreçten sonra biten ilişkilerinizin birçoğu baharda ya da yaz aylarında başlamış olabilir.

 

4. Beyin bu işin neresinde?

Açıkçası pek çok araştırmacıya göre aşk dahil tüm duygular beyinde üretilir ve beyinde bitirilir. Fakat bahar ve devamındaki yaz aylarında, vücudunuz adeta hormonlarınız tarafından işgal edilir. Hormonlarınız, beyninize "Kardeş sen az geride dur" derler. Şaka değil gerçekten vücudunuz içinde böyle bir "racon keser" hormonlarınız. Bu sebeple yine pek çok modern zaman insanı "Ya mantığımla baktığım zaman olmaz diyorum, ama kalbime engel olamıyorum" gibi ve benzeri cümlelerle özetlerler durumu. Baştan söyleyelim kalbinize suç atmayın, onunla alakası yok. Hormonlar diyoruz ya, ah işte onlar fısıldıyor ne varsa kulağınıza. Dışınıza yansıtmasanız da içinizde sürekli "Of kaslara bak" , "Aman o gözler yok mu..." , "Bir mesaj at bakalım uyuyor muymuş?" , "Şimdi burada olsa..." gibi cümleler dolanır durur ya, işte aslında içinizde bir yerlerde mahalle kahvesi benzeri bir köşe var. Hormonlarınız o köşede bütün gün bu muhabbetleri çeviriyorlar ve beyniniz bir anlamda oyunun dışında kalıyor.

 

5. Psikoloji mühim şey

Bir de şu var ki daha önce sonbahar ve kışla ilgili yazdığımız bazı yazılarda da belirttiğimiz gibi, sonbahar ve kış aylarının insan üzerinde bir depresyon etkisi vardır. Çoğumuz bu etkinin altında eziliriz. Zayıf olduğumuzdan değil. Kapalı hava, yağmur, kasvet, karanlık bunların hepsi özellikle Akdeniz ikliminde, tropikal iklimde ve sıcak coğrafyalarda yaşayan insanlar için mutsuzluk sebebidir. Çünkü bir kez olsun sıcağın ve güneşin tadını alan bünyeler, ister istemez soğuk iklimler boyunca bu hasretle yanıp tutuşurlar. Bu da bunalıma sebep olur. Bunalım tüm duygularımızın üstünü örten bir perde gibidir. Bahar gelince bu perde yine kontrolümüz dışında kalkar. O perde kalktığında altında biriken her ne varsa bir anda dışarı taşar. Hele ki Hande Yener, Serdar Ortaç, Demet Akalın yeni albüm çıkartmışsa Allah sonunuzu hayır etsin o saatten sonra!

 

6. Sevişenin öpüşenin vay haline!

Baharda ve yaz aylarında dürüst olalım daha çok cinsel birliktelik, daha çok öpüşme hayali kurarız. "Yok efendim ben öyle şeyler yapmam" diyen varsa demesin, yalan söylemesin kendi kendine. Normal bir şey bu, vücudumuz bizi buna yöneltiyor. Ancak böyle bir dönemde yaşayacağınız bu tip yakınlaşmalar, sizi tehlikeli bir tuzağa çekebilir. Nasıl mı? Sadece biyokimyasal olarak etkilendiğiniz biriyle yaşayacağınız bu tip yakınlaşmalar afrodizyak etkisi taşır. Müptelası olursunuz. Aklınızdan çıkartamazsınız ve sürekli yaşamak istersiniz. Bunun adı da aşk olur. Bile isteye bağlanmış olursunuz. Şansınız varsa bu kişi gerçekten de istediğiniz gibi bir eştir. Ancak aradan uzun zaman geçtikten sonra bir uyanış yaşarsanız vay halinize! Hani dersiniz ya "Ben bunu mu sevmişim?" diye... Anladınız mı şimdi? Bu sebeple bu mevsimde tensel yakınlaşmalar kumar gibi olur. Dikkatli olun, sonrasında pişman olmayın, acısı ömür tüketir. Yakınlaşma sırasında salgılanan Oksitosin bizi esir alıyor. O salgının birden fazla etkisi var; sevgi, nefret, kıskançlık... Tam bir duygusal bomba niteliğinde… Kontrolsüzce bu salgıya teslim olmak o meşhur "Pişman mısın?" sorusunu da beraberinde getiriyor işte.

 

7. Ocaklar yıkan faktör: Simetri

İnsanlar doğuştan simetrik değillerdir. Kendilerinde eksik olan bu durumu da karşı tarafta görmek ve görmemek arasında seçim yaparlar. Eğer simetrik sayılabilecek yüz hatlarınız varsa size ilgi duyanlar genelde derli toplu ve düzeni seven insanlar olurlar. Yani "Beni de hep deliler buluyor kardeşim" diyorsanız, kendinize aynada bir bakın. Simetrik olmayan bir şeyler vardır. Yüzünüzün bir tarafında ben vardır mesela, ya da bir kaşınız diğerinden yukarıdadır. Bir gözünüz diğerinden daha küçük olabilir vs. Yani yüzünüzün bir yanı diğerinden rahat ayırt edilebiliyorsa genelde sizden hoşlanacak tipler kaosu seven, düzenli yaşayamayan ve sıra dışı ruh hallerine sahip insanlar olacaktır. İşte handikap da burada başlar. Eğer yüzü simetrik olmayan vatandaş kendi içinde bir düzen müptelasıysa, kendisinden hoşlanan kaos düşkünüyle aşk yaşarsa yandı gülü keten helvası. Dünya, hayat zindan olur. Bu da en çok bahar ve yaz aylarında başlayan ilişkilerde görülür çünkü beynimiz devre dışıdır. "Bu aslında bana göre biri değil" diyemezsiniz, kaptırırsınız kendinizi... Sonrasının acısını bilen bilir. Misal bu üç fotoğraftan hangisi size daha çekici geliyor bir bakın bakalım. Yazının sonunda size ruh haliniz hakkında bir ipucu verelim.

 

8. Ölçülere dikkat

Bilimsel bir gerçek: Erkeklerin büyük bir çoğunluğu, göz kararıyla belinin kalça çevresine oranı 0.7 değerlerinde olan kadınlara abayı yakıyor. Kadınlarda ise bu oran 0.8 ve 1.0 şeklinde gerçekleşiyor. Bununla birlikte omuzlar da genişse, kadınlardan tam not geliyor. Bu ölçülere de en çok bahar aylarında dikkat etmeye başlıyoruz. Neden mi? Bir düşünün; paltolar çıkmış, daha ince şeyler giyilmiş, vücut hatları daha belirgin olmuş... Gözler aradığı oranı şıp diye bulmuş... Daha ne diyelim!

 

9. İnsanı 3 şey bozuyor

Bahar ayında gelen aşkın "DAS" faktörü vardır. DAS nedir? Dopamine, Adrenalin ve Serotonin. Bu üçünü bir arada bulunduran bünyeden korkmak gerekir. Dopamine neşe ve enerji verir. Bazı uyuşturucuların bu salgıyı tetiklemesi sebebiyle etkili olduğu bilinir. Ancak sosyal hayatımızda Dopamine, dinlediğimiz müziklerle de pekala etkili olabiliyor. Misal fonda bir şarkı çalarken gördüğünüz kişiden etkilenmeniz bu yüzdendir. Adrenalin bildiğiniz üzere heyecan verir, eğer ilişkiler konusunda tecrübesiz biriyseniz bu salgı sizde fazladan depolanmış olarak bulunur ve daha kolay aşık olursunuz. Ancak çok sayıda ilişki yaşamış ve tecrübe yumağı olmuşsanız, heyecanlanmanız neredeyse imkansızlaşır bu da aşık olmanıza engel olur. Serotonin ise bir nevi delilik hormonudur. Aklınıza çok fazla mukayet oluyorsanız bu hormondan mahrum kalırsınız ve bu sizi kontrol delisi yapar, soğuk ve katı birine dönüşürsünüz bu da aşktan sizi uzak tutar. Bırakın kendinizi biraz ki serotonin işini yapsın, aşk ne de olsa bir nevi deliliktir. İşte bu üç salgıyı bahar aylarıyla birlikte kontrol etmemiz güçleşir o yüzden de bu aylarda daha kolay abayı yakarız. Yani bu işteki asıl üç harfli şey Aşk değil, DAS!

 

10. Mutluluğun formülü çok açık

Gelelim finale. Vazopresin... Bu hormona her şeyden daha çok ihtiyacımız var. Neden çünkü bu hormonun salgılanması durursa veya bloke olursa ayrılık kaçınılmaz. Vazopresin bizi sevdiğimiz kişiyle birbirimize bağlayan en önemli salgıların başında geliyor. Bahar ayında bu hormon o kadar dengesiz ki... Ya çok bulunuyor vücudunuzda, ya da bir anda azalabiliyor. Çünkü vücut kendisini yeniliyor bahar aylarında. Bu noktada da işiniz biraz şansa kalıyor. Karşılıklı olarak Vazopresin hormonunuz yüksekse karşınızdaki kişiyle, Allah bir yastıkta kocatsın. Bize de düğününüze gelip "Angara'nın Bağları" oynamak düşer.

 

Bonus: 7. Maddedeki sorunun cevabı:

Eğer üçlü resimde ortadaki daha çok ilginizi çekiyorsa bilin ki sizin içinizde bir kaos, bir düzensizlik var aslında. Ama doğallığı seviyorsunuz. Sağ veya soldaki daha çok ilginizi çekiyorsa bilin ki sizin bir mantık ilişkisine ihtiyacınız var çünkü düzenden tertipten yanasınız.