Önce bozup, sonra muhteşem bir dönüş yapan 8 oyun serisi

Önce bozup, sonra muhteşem bir dönüş yapan 8 oyun serisi
Önce bozup, sonra muhteşem bir dönüş yapan 8 oyun serisi
Oyun serileri söz konusu olduğunda, gözlemleyebildiğimiz kadarıyla üç farklı gidişat var. Bir yanda ortalamanın üstü başlayıp; bir devam oyununu hak ettikten sonra üzerine koyan seriler var. Assassin's Creed ve Mass Effect bu kafilenin bayrak taşıyanları. Bunların az ilerisinde, muhteşem bir başlangıç yapıp, her geçen oyunda azalarak daha da kötü olan seriler var. Biz de sizler için önce bozup, sonra muhteşem bir dönüş yapan 8 oyun serisi!

Bu oyunlar, hayatlarına harika başlıyorlar; fakat bir noktada gerçekten de çekilmez, lanet seviyelere düşüyorlar. Tam umudu kesip, “tamam bitti bu seriyle işim artık” dediğimiz anda da bizi tekrar cezbedip, kolumuzdan tutup çekiyorlar. Oyun dünyasının dönüşü muhteşem olan bu serilerine bir şapka çıkaralım, selam duralım dedik. Not ortalamalarını Metacritic’ten aldık, görece hafif farka sahip olanlardan, en skandal sıçrayışlara kadar aşağıda listeledik.

Başlamadan belirtmek lazım, her ne kadar not ortalamaları bunu belirtmese de, Assassin’s Creed III ve Assassin’s Creed IV: Black Flag arasında, FIFA 2005 ve FIFA 06 arasında, Elder Scrolls IV: Oblivion ile Elder Scrolls V: Skyrim arasında da baya ciddi kalite farklarının olduğunu düşünüyoruz. Ne var ki, genel oyun basını bizimle aynı fikirde gibi gözükmüyor. O yüzden, kendilerini gönüllerin dönüş şampiyonları yapıyor, listemize başlıyoruz.

Buyurun efendim!


8. Mortal Kombat Serisi

Bozduğu Oyun: Mortal Kombat vs. DC Universe (%72)

Mortal Kombat vs. DC Universe, kağıt üzerinde muhteşem bir fikirdi. Scorpion ile Batman’i, Sub-Zero ile Superman’i kapıştırmak için sabırsızca bekledik bir süre. Çıktığında kendisiyle münasebetimiz ise tüm Fatality’ler bulunana kadar oldu. Zira Mortal Kombat’ı Mortal Kombat yapan şey; yani kanın gövdeyi götürmesi durumu DC’nin yobazlığından ötürü görünürde yoktu. Sıkıcı bir oyundu MK vs. DCU, ki zaten kısa bir süre sonra unutuldu gitti.

Muhteşem Dönüş: Mortal Kombat 2011 (%86)

Ama sonra NetherRealm elini kaldırdı, “Dur hele panpa!” dedi, “Benim daha söyleyeceklerim var!”. Uzun süre vasat üstü Armageddon, Deception gibi oyunlarla muhattap olduktan sonra 2011’de çıkan Mortal Kombat reboot’unu açık avuçlarla karşıladık. MK’ı MK yapan her şey yerli yerindeydi. Bundan sonra NetherRealm bir de üzerine Injustice çıktı, MK vs. DCUO’nun kekremsi tadı ağzımızda hiç kalmadı.



7. Devil May Cry Serisi



Bozduğu Oyun: Devil May Cry 2 (%68)

Capcom’un yeni bir Resident Evil yapmaya çalışırken, “ulan dur başka bir oyun oldu bu” farkındalığıyla kendi ayakları üzerinde duran bir seriye çevirdiği Devil May Cry, PS2 sahiplerini mest etmişti resmen mest. Aksiyon tarzı ve komboları pek çok muadili oyuna feyz oldu. Sonra ne yaptı Capcom? DMC 2’yi çıkarttı. Dante Dante gibi değildi, boss dövüşleri boss dövüşleri gibi değildi, silahlar bir meneme benzemiyordu…

Muhteşem Dönüş: Devil May Cry 3: Dante’s Awakening (%84)

Ama sonra Capcom gönlümüzü almasını yine bildi. İşte böyledir Japon firmaları, arada çok saçma sapan bir oyun yaparlar, kızarsın, eser gürlersin; sonra devamında Shrek’teki şirin kendi gibi çıkarlar karşına kıyamaz alırsın yine koynuna. Devil May Cry 3’te ilk oyunda sevdiğimiz her şey geri gelmişti ki, buna zorluk seviyesi de dahildi. Yakışmıştı yani Dante’ye bu DMC.


6. Need for Speed Serisi


Bozduğu Oyun: Need for Speed: Undercover (%59)

Need for Speed serisi, EA Black Box’ın elinde önce resmen seri bir yükselişe geçti. Firmanın dahil olduğu ilk NfS, yani Hot Pursuit 2 mükemmeldi. Sonra bunu Underground serisi takip etti. NfS iyiden iyiye efsane olmuşken, önce Carbon geldi, meh diyebildik en fazla. ProStreet çıktı, “ee bir sorun var” çıkabildi ağzımızdan. Undercover civarında ise en son sinkaflı cümleler kurar hâle gelmiştik artık.

Muhteşem Dönüş: Need for Speed: Shift (%83)

Sonra EA “başlarım oyununuza ha” dedi, Black Box’ı tasfiye edip EA Canada’ya dahil etti. Need for Speed serisine de en hakikisinden bir reset attı. Artık üç ana NfS serisi çıkacaktı; bunlardan biri sonra çıkacak “semi-simülasyon” seriydi ve Criterion’un emanetindeydi. Diğeri yine sonra çıkacak casual seriydi, Nitro oldu çıktı karşımıza. İlk mahsul ise baya ciddi bir oyun olan Need for Speed: Shift’ti. EA’in aldığı en doğru kararlardan biridir.


5. Tomb Raider Serisi



Bozduğu Oyun: Tomb Raider: Angel of Darkness (%49)

Tomb Raider: Angel of Darkness’ın ne kadar kötü olduğunu anlatmaya gücüm yetmez; kelimelerim biter. Berbat ötesi; insanı kendinden, yaşamdan, Paris’ten ve Lara’dan tiksindiren bir eserdi. Bug dolu olmasını geçtim, oyunun saçma sapan mekanikleri vardı. Mesela gidip bir kapıya omuz atıyordunuz, Lara “hayır güçlenmem gerek” diyordu. Nasıl güçleniyordunuz peki? Gidip başka bir dolabı iterek. Lara o zaman “Evet, şimdi güçlü hissediyorum” diyordu. Tövbe tövbe…

Muhteşem Dönüş: Tomb Raider: Legend (%82)

EA’in Need for Speed ile yaptığını, Eidos da Tomb Raider ile yaptı. Seriyi yaratan, büyütüp besleyen Core Design’ı kenara çekti. Adeta artık yaşlanan bir futbolcuyu yedeğe çekip, yerine genç yıldız adayını oyuna sokarmışçasına seriyi Crystal Dynamics’e devretti. Crystal da Eidos’un güvenini boşa çıkartmadı; aksiyon dozu yüksek, hikayesi güzel, oynanışı kusursuz bir Tomb Raider ile doksana taktı golü.

4. Prince of Persia Serisi



Bozduğu Oyun: Prince of Persia 3D (%58)

1990’ların ortaları ve sonu, pek çok oyun serisi için mezarlık olmuştur. 80’lerin sonu, 90’ların başında iki boyut arasında fırtınalar estiren tonlarca seri, yeni milenyum yaklaşırken Nintendo 64, PlayStation ile Saturn üçüncü boyutu getirdiğinde eriyip gitmişlerdir. O serilerden biri de, Prince of Persia olacak gibi duruyordu. 2000’de çıkan oyun, pek çok 2D’den 3D’ye geçen oyun gibi berbat kontroller ve kameradan muzdaripti.

Muhteşem Dönüş: Prince of Persia: The Sands of Time (%92)

Ama prens son sözünü söylememişti. Fransız firma Ubisoft, Jordan Mechner’in serisini devraldı ve 2003’te muhteşem bir reboot ile çıktı karşımıza. Prince of Persia: The Sands of Time o kadar iyiydi ki, önceki Prince of Persia oyunlarının varlığı dahi unutuldu; artık varsa yoksa Sands of Time ve onun devam oyunları konuşuluyordu. Geri dönüşlerin hası diyeceğiz ama, daha dördüncü sıradayız…

3. Resident Evil Serisi


Bozduğu Oyun: Resident Evil: Outbreak File #2 (%58)

Her oyunun spin-off’ları olur. Olmalıdır da. Detaylı bir evren yarattıysanız, şöyle yan bir mobil oyundan; ya da atıyorum daha küçük çaplı bir indirilebilir oyun üzerinden güzel ek hikayeler anlatabilirsiniz. Fakat Resident Evil bunun çok affedersiniz bokunu çıkartmıştı. 1999’da çıkan Resident Evil 3: Nemesis ile, 2005’te çıkan Resident Evil 4 arasında tamı tamına 10 spin-off ve remake yaptı Capcom. Her biri de bir öncekinden daha kötü gibiydi.

Muhteşem Dönüş: Resident Evil 4 (%96)

Ta ki Resident Evil 4’e kadar. Açık ara PS2-GCN-XBX neslinin en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilen, hemen hemen tüm “gelmiş geçmiş en iyi oyunlar” listesinde kendine yer bulan Resident Evil 4; seleflerinin Resi ismine dair yaptığı tüm yanlışları unutturdu bize. Altı yıl bekledik, ama altı yıla değmiş bir oyun gibiydi. Mikami reis yine yapmıştı yapacağını anlayacağınız.


2. Driver Serisi

Bozduğu Oyun: Driv3r (%40)

İlk Driver, PS1’in adı bir hayli iyi anılan klasiklerinden biridir. Driver 2 ise ortada bir yerdedir; ne çok efsane kabul edilir, ne de yerden yere vurulur. Driver 3 ise rezaletin daniskasıdır; berbatlığın kelime anlamıdır; Allah’ın oyunculara gönderdiği bir cezadır. Oyunun bir kısmı İstanbul’da geçiyor diye hepimiz alıp bir kere oynadık vaktinde. Böyle bir pişmanlığı tarif etmeye kelimelerim yetmez sevgili Geekyaparlar. İnanın çok kötüydü.

Muhteşem Dönüş: Driver: San Fransisco (%81)

Aslında arada Parallel Lines da var, fakat serinin salahiyeti ve listenin mantık seviyesi için gelin onu unutalım gitsin. Biz San Fransisco’ya bakalım. Tam bir ummadık taş baş yarar senaryosuydu ne de olsa San Fransisco. Kendisiyle ilk Zero Punctuation programında Yahtzee tarafından övülürken tanıştım. İnanmak istemedim Driv3r’dan sonra bir Driver oyununun iyi olabileceğine. Reddettim. İnkar ettim. Fakat en sonunda bir yerde oyunu deneme fırsatı edinince de önce Reflections’ı bir alkışladım, sonra da “Ulan İstanbul’da geçenini de böyle yapsaydınız ya!” dedim. Ya hakikaten kötüydü Driv3r ama be!


1. Bomberman Serisi



Bozduğu Oyun: Bomberman: Act Zero (%34)

Bir Bomberman oyunu ne kadar bozabilir sorusu sizin de zihninizde dolanıyor mu şu an? Dolanmasın. Cevabını çok uzaklarda aramayın. Eğer siz Bomberman gibi tüm olayı basit eğlence olan bir seriye işkembenizden cyberpunk bir arka plan döşemeye kalkar; üçüncü boyuta taşıyıp ciddiye alınmaması gereken şeyleri ciddiye alırsanız, oyun eleştirmenleri de size %34 gibi bir leş ortalamayı dayarlar.

Muhteşem Dönüş: Bomberman Live (%84)

Peki ne yapmalısınız? Arkadaşım sapkın mısınız, tabii ki yapacağınız şey orijinal oyunu alıp, güzel grafikler ve ek modlarla süsleyip, indirilebilir ufak bir oyun olarak piyasaya sürmek! Sen zaten oyun dünyasının en eski oyunlarından birisin, herkes illa ki seni bir defa oynamıştır. Yap orijinal formülden çok şaşmadan şirin, minik bir oyun. Koy XBL’a işte böyle. Bak gördün mü, nasıl 50 puan yükselttiler iki oyun arasında puanını? Act Zero rezaleti olmasaydı, 90’ı bile görürdü belki de Bomberman Live. Ama insanların damak tadını bozdunuz arkadaş…