Peki, Türk versiyonu olsaydı?

Peki, Türk versiyonu olsaydı?
Peki, Türk versiyonu olsaydı?
Dünya sinemasında ses getirmiş bu filmlerin izlerken Türkiye'de çekilseydi favori karakterinizi hangi oyuncu canlanadırırdı, hiç düşündünüz mü? Noluyo.tv'den Tuğçe Usta hepimizin yerine düşünmüş ve bu 10 meşhur filmideki kararkterleri hangi sevdiğimiz oyuncular oynardı kaleme almış. Buyurun, filmlerin Alican Yücesoy'lu, Elçin Sangu'lu kadrolarına biz göz atın, bakalım aynı fikirde olacak mısınız?

Hepimizin aklına kazınmış, bizi etkileyen bir aşk filmi muhakkak olmuştur. Peki, sizler de benim gibi filmi izlerken “Türk versiyonu çekilseydi, kimler oynardı?” diye düşünüyor musunuz? Haydi, çok geriye gitmeden, günümüz aşk filmlerine göz atalım: Eğer Türk versiyonu çekilseydi, kimler oynardı?

If I Stay (Eğer Yaşarsam)

Mia, hayalleri olan bir genç kız. Müzik yapmak istiyor ve yıllarca bunun için emek harcamış. Ailesinin zıttı ama bir gün geliyor tıpkı ailesi gibi olan Adam ile tanışıyor ve âşık oluyor. Ama her aşk gibi bunun da çalkantılı dönemleri var elbet. Mia, hayalleri ve sevdiği adam arasında bir seçim yapmak durumunda kalıyor. Bu seçim arifesinde ise bir kaza geçiriyor. İşte bizler de bu sıra dışı aşk hikâyesini Mia’nın zihninde tekrar yaşıyoruz. Orijinalinde Chloë Grace Moretz ve Jamie Blackley can veriyor âşıklarımıza, peki ya Türk versiyonu olsaydı? Jamie Blackley’in canlandırdığı Adam için Metin Akdülger’den başkası gelmiyor aklıma, filmi ilk izlediğimde hal ve tavır olarak da canlandı gözümde. Peki, Chloë Grace Moretz’in can verdiği Mia? Tabii ki Ezgi Asaroğlu… O buğulu ses tonu ve yüz yapısı ile tam bir Mia!
Tres Metros Sobre el Cielo (Aşka Yükseliş)
Benim en çok sevdiğim aşk filmlerinden bir tanesi Tres metros sobre el cielo, bir yaz gecesi sabaha karşı izlemiş ve bayılmıştım. Babi ve Hache (Kod adı H.) “ayrı dünyaların insanı” başlığı altında buluşmuş iki gencimiz. Babi, annesinin baskısı altında bir “hanımefendi” olarak kodlanmış ama uçlarda geziyor tabii ki… İşte, “Neyi yasaklarsan onu yaparım,” hesabı. Hache ise asi bir delikanlı, neden asi olduğunu söylemiyorum filmi izlediğinizde sürprizi kaçmasın diye… Bir partide Babi ile karşılaşıyorlar ve nefretten aşk doğuyor. Öyle sıradan “arım, balım, peteğim” türünden bir aşk olmuyor ama aralarındaki… Finalinde ise bizi sinir krizlerine sokuyor. Orijinalinde Mario Casas ve María Valverde’nin canlandırdığı âşıklarımızı Türk versiyonu olsa kim canlandırırdı? Mario Casas’ın canlandırdığı Hache için gözünün önünde Ekin Koç canlanan var mı benim gibi? Bir Seyfi effect olabilir tabii ki bu ama Ekin Koç, Hache olarak canlanıyor benim gözümde. Peki ya María Valverde’nin canlandırdığı Babi? Yağmur Tanrısevsin’den başkası değil tabii ki. Koyu renk saçları ile tam bir Babi olacaktır. Eeee, ne zaman uyarlıyoruz?
Twilight (Alacakaranlık)
Hepimizin ezbere bildiği, kitaplarını son satırına kadar yalayıp yuttuğumuz, tüm esprilerini tükettiğimiz Twilight efsanesi listede olmazsa olmazdı, değil mi? Vampir hikâyelerinin arşa çıktığı, herkesin çılgınlar gibi fantastik hikâyelere daldığı bir dönemde karşımıza çıkan Twilight, insan kanı ile beslenmeyen bir vampir olan Edward ile aile sorunları yaşayan, içine kapanık ve konuşmayı pek sevmeyen Bella’nın aşkını anlatıyor. Bir de Jacob var ki Edward ve Bella’nın büyük aşkına rağmen kendisine azımsanamayacak bir kitle oluşturmuş yakışıklı Kurt Adam! Jacob her sınırı aşmıştı da bir tek Bella’nın friendzone sınırını aşamamıştı. Biri iki part olmak üzere, dört filmlik bir seri Twilight. Orijinalinde Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner var. Peki gün olur da vampir hikayesi çekmeye başlar, “Haydi bunu uyarlayalım!” dersek Edward, Bella ve Jacob’a hangi Türk oyuncular can verirdi? Jacob elbette ki Gürbey İleri. Bakınız; aynı keskin bakışlar ve aynı güçlü duruş! Kristen Stewart’ın canlandırdığı Bella tabii ki Hazal Kaya. Fiziksel görünüşün yanı sıra hal ve tavır olarak da Bella’ya yakışıyor. Peki Robert Pattinson’un can verdiği, genç kızların düşlerini süsleyen Edward Cullen? Tabii ki Seçkin Özdemir! Kendisiyle Al Yazmalım’da karşılaştığımdan beri gözümde Edward olarak canlanıyor. Gerek yüz hatları, gerek fiziksel yapısı ve gerekse tavrı olsun tam bir Edward değil mi?
The Hunger Games (Açlık Oyunları)
Milyonları peşinden sürükleyen bir başka film&kitap serisi de The Hunger Games. Bir adet Capitol ve 12 adet mıntıkadan oluşan Panem’de yaşayan Katniss ve çevresindekilerin mücadelesinin anlatıldığı The Hunger Games dünyası hayalleri zorlayacak cinsten. Capitol, vakti zamanında yapılan ve sonuçları ağır olan isyanı hatırlatarak gözdağı vermek amacıyla mıntıkalardan bir kadın ve bir erkek “Haraç” alarak Açlık Oyunları yarışması yapmaktadır lakin Katniss’in kendisini kardeşi için feda etmesiyle ve daha sonrasında attığı cesur adımlar ile birlikte bir sembol haline gelmesiyle oyunlarda da, Panem’de de dengeler alt üst olacaktır. Bu kadar aksiyon ve ütopik bir hikayenin yanında aşk yok mu peki? Tabii ki var. Katniss, iki aşkın arasında. Biri Peeta, diğeri Gale… Peeta ile oyunlar esnasında paylaştıkları şeyler yakınlaştırıyor –öncesinde de ufak bir hatıra var tabii-, Gale ise Katniss’in her anında yanında… Orijinalinde Josh Hutcherson, Liam Hemsworth ve Jennifer Lawrence hayat veriyor. Peki, bir gün “Biz de çekeriz bunu ya!” desek bu sessiz ve derinden ilerleyen aşk üçgeninin kahramanları kimler olurdu? Katniss kesinlikle Hazar Ergüçlü! Gözümde canlandırdığımda Katniss’in o güçlü duruşunu yakıştırabiliyorum. Peki, bir neslin kutuplaşmasına sebep olan Peeta ve Gale? Peeta tabii ki Güneşin Kızları ile yeni gözdemiz olan Tolga Sarıtaş, kendisini Benim Adım Gültepe’den ve Muhteşem Yüzyıl’dan da hatırlıyoruz. Yüz hatları olsun, duruşu olsun tam bir Peeta! Peki, ringin diğer yanında duran Gale? O da elbette Kaan Yıldırım’dan başkası değil! Sert duruşu ve bakışları ile Gale’i sizce de çok iyi yansıtmaz mı?
Silver Linings Playbook (Umut Işığım)
Silver Linings Playbook, Pat ve Tiffany’nin sıra dışı aşkını anlatıyor. Pat’in en umutsuz, Tiffany’nin ise en çılgın zamanlarında karşılaşan ikili izleyeni bir duygudan bir başkasına savuracak ve etkisini uzun süre hissettirecek bir aşk yaşamaya başlıyorlar. Aşk adına çizilen sınırların dışına dans ederek çıkan Pat ve Tiffany’nin hatırası hala taze ve kendilerini hala, bıkmadan izletebiliyorlar. Orijinalinde Jannifer Lawrence ve Bradley Cooper’ın can verdiği bu gerçek manada sıra dışı âşıklara hangi Türk oyuncular hayat verirdi? Bradley Cooper’ın bedeninde hayat bulan Pat, tabii ki Alican Yücesoy’dan başkası değil! Düşünüyorum, düşünüyorum… Vallahi başkası olamaz. Peki, Jannifer Lawrence’in canlandırdığı Tiffany? Tabii ki sınırlarda ustalıkla gezen Selin Şekerci! Gözümde canlandırdım da; haydi Silver Linings Playbook’u Alican Yücesoy ve Selin Şekerci ile uyarlayalım!
(500) Days of Summer (Aşkın 500 Günü)

(500) Days of Summer, benim antidepresan filmlerimden… Ayda bir kere izlemezsem içim rahat etmez, bundan mütevellit filmle ilgili her şey de çok özeldir. Hikâyemizde “gerçek aşk”ın varlığına inanmayan bir kadın ve ona âşık olan bir adam var. Tom ve Summer… Bir aşkın her aşamasını, yanılgılarını, hatalarını mükemmel bir anlatımla bizlere sunuyorlar. Filmin sonunda “Ya burası da böyle olmasaymış,” demiyorsunuz üstelik. Orijinalinde Joseph Gordon-Levitt ve Zooey Deschanel hayat veriyor Tom ve Summer’a… Peki ülkemize uyarlansaydı, bizim Tom ve Summer’ımız kim olurdu? Summer’ı düşününce aklına Seren Şirince gelen tek kişi olamam, değil mi? İlişki Durumu: Karışık ile dikkatleri üzerine toplayan ve sempatisiyle beğeni kazanan Seren Şirince’den çok güzel bir Summer olurdu! Peki Summer’a olan aşkıyla elimiz çenemizde, gözlerimizden kalpler çıkarak izlediğimiz Tom? Adı Mutluluk’un Zeki’si olarak tanıdığımız Yağızcan Konyalı’ya ne dersiniz?

The Fault in Our Stars (Aynı Yıldızın Altında)

Bu biraz başka bir aşk hikâyesi… Her şeyin mükemmel başladığı, şahane ilerlediği ve mutlu bir sonla neticelendirildiği bir hikâye değil Hazel ve Augustus’unki… Tiroid kanseri olan ve kanserin akciğerlerine de sıçraması sebebiyle gittiği her yere yanında oksijen tüpü taşımak zorunda kalan Hazel ile beyin tümörü sebebiyle bir bacağını kaybetmiş Augustus’un başı ve sonu belli aşkını anlatan The Fault in Our Stars, “mutluluk” kavramını sorgulatıyor. Yaşamın çok kısa ve hızlı olduğunu bilen iki insanın hayallerini ve aşkını paylaştığı bir hikâye… John Green’in aynı adlı romanından uyarlanan The Fault in Onur Stars’ın Hazel ve Augustus’u; Shailene Woodley ve Ansel Elgort. Peki, kalbimize gelip oturan bu hikâye ülkemize uyarlansa Hazel ve Augustus’a hangi oyuncular hayat verirdi? Augustus için en başından beri gözümün önüne gelen isim Çağatay Ulusoy. Hali, tavrı ve masum yüz ifadesi ile mükemmel bir Augustus olacağı kanaatindeyim. Peki, başımızın tacı Hazel? Tabii ki Farah Zeynep Abdullah. Kelebeğin Rüyası’nı referans alarak söylüyorum ki; Farah Zeynep Abdullah mükemmel bir Hazel olurdu! Lütfen, hemen uyarlayabilir miyiz?

Fifty Shades of Grey (Grinin Elli Tonu)

Ve geldik son ayların fenomeni Fifty Shades of Grey’e! Üzerine en çok konuşulan kitap ve beraberinde film şüphesiz Fifty Shades of Grey… Filmde Ana ve Christian’ın sıra dışı ve sınırların çok dışında seyreden aşk hikâyesi anlatılıyor. Üniversite öğrencisi Ana ile kontrol delisi bir işadamı olan Christian Grey, bir röportaj esnasında tanışırlar. Grey’den oldukça etkilenen Ana, onun karanlık dünyasına doğru bir yolculuğa çıkar! “Aşk” kavramını sorgulamamızı ve hayal gücümüzü zorlamamızı sağlıyor! Orijinalinde Jamie Dornan ve Dakota Johnson’un hayat verdiği Ana ve Christian bizim ülkemize doğru bir yolculuğa çıksaydı, kimler hayat verirdi? Ana elbette ki Gözde Çığacı… Fiziksel benzerlikleri bir yana Gözde Çığacı, masum ve bir o kadar da seksi duruşuyla muhteşem bir Ana olmaz mıydı? Peki artık ciddi manada bir fenomen haline gelmiş Christian Grey? Tabii ki Jamie Dornan’a “Birbirlerinin kayıp ikizi olacak kadar benziyorlar,” dedirten Birkan Sokullu! Ne dersiniz, sizce de harika olmaz mı?

Crazy, Stupid, Love (Çılgın Aptal Aşk)

Crazy, Stupid, Love’ın armaşık ilişkiler yumağı içinde birbirini bulan, birbirini türlü aksilikler içinde tanıyan Hannah ve “Photoshop’tan fırlamış gibi” olan Jacob’ın eğlenceli ve tutkulu aşkını sevmemek mümkün mü? Jacob’un Hannah ile yaşadığı değişim ve birbirleri ile gerçek aşkı bulmaları şüphesiz her izleyişte çok eğlenceli ve çok etkileyici olacaktır. Orijinalinde Hannah ve Jacob’a Emma Stone ve Ryan Gosling hayat veriyor. Peki Hannah ve Jacob Türkiye’ye doğru yol alsalar, onlara hayat verecek oyuncular kim olurdu? Güzeller güzeli Hannah tabii ki doğal kızıl saçlarıyla bizi bizden alan Elçin Sangu! Üstelik Hannah’nın eğlenceli ve âşık hallerini de çok tatlı yansıtır bizlere! Peki, Mr Photoshop Jacob? Elbette ki Kıvanç Tatlıtuğ! Kurt Seyit ve Şura’dan da göz aşinalığımız var iki oyuncuya da! Haydi, ne zaman uyarlıyoruz?

Life As We Know It (Başımıza Gelenler)

Kâbus gibi bir ilk buluşmanın ardından ortak arkadaşları sebebiyle sürekli aynı ortamda bulunmak zorunda kalan ve birbirlerinden nefret etmelerine rağmen hiçbir şekilde birbirlerinin hayatlarından çıkamayan Eric ve Holly’nin hikâyesinin anlatıldığı Life As We Know It, renkli hikâyesi ve romantik anları ile antidepresan filmlerimiz arasında yerini alıyor! Aşkları biraz tersten başlayan ve çok özel bir şekilde ilerleyen Holly ve Eric’e orijinalinde Katherine Heigl ve Josh Duhamel hayat veriyor. Peki, bu tatlı hikâyeyi Türkiye’ye uyarlasak bizim Holly ve Eric’imiz kim olurdu? Holly, tabii ki Aslı Enver! Katherine Heigl ile fiziksel benzerlikleri bir yana Aslı Enver, Holly’nin kontrolcü ama bir o kadar da çılgın hallerini çok güzel yansıtır! Peki, gözlerimizden kalpler çıkarak izlediğimiz Eric Meeser? Elbette ki her karakteri ile gözlerimizden kalpler çıkarmayı başaran Kerem Bürsin! Haydi, hemen uyarlayalım!