Regl kanından sakıza, sanatçıların kullandığı 10 garip malzeme

Regl kanından sakıza, sanatçıların kullandığı 10 garip malzeme
Regl kanından sakıza, sanatçıların kullandığı 10 garip malzeme
Sanatçılar için sınır gerçekten de gökyüzü. Orjinalliğin sınırlarını zorlayan bazı sanatçılar, eserlerine hayat vermek için oldukça garip malzemeler ve yöntemler kullanıyor.

Sanat galerilerine gittiğinizde çoğu zaman eserin yanında “Kanvas üzerine yağlıboya portre” ya da “Kağıt üzerine suluboya” gibi ifadeler görürsünüz. Bu listede ise, pek çoğumuzun aklına bile gelmeyen bazı malzemeleri ve yöntemleri kullanarak resim yapan sanatçılar bulunuyor.

İşte sakızdan regl kanına, uzaktan kumandalı arabadan uçak motoruna kadar, sanatçıların kullandığı en ilginç 10 yöntemler…

1. Yerdeki sakıza resim çizen sanatçı

Londra’da yaşayan sokak sanatçısı Ben Wilson, yerlere atılıp binlerce kişi tarafından ezilmiş olan sakızlara bir kişilik kazandırıyor. Sanatçı yere atılmış sakızları bulup, günler boyunca üzerlerine inanılmaz resimler yapıyor. Şu ana kadar 8 bin ‘sanat eserine’ imza atan Wilson, her bir eserine 2 saat ile 3 gün arasında zaman harcıyor. BBC’ye de konu olan İngiliz sanatçının eserlerinin tamamının fotoğrafları çekilmiş ve kataloglanmış vaziyette.

2. Uçak motorunu fırça gibi kullanan sanatçı

Avusturya prensesi Tarinan von Anhalt, resimlerini yaparken uçak motorlarından yararlanıyor. Floridalı sanatçı havaya bir boya kutusu ya da içi boya dolu şişe atıyor. Uçak motorunun yarattığı güçlü rüzgar sayesinde bir taraftan girip diğer taraftan çıkan boyalar, çıkışta kanvasın üzerine savruluyor. Bir hayli pahalı bir yöntem bu ama, sanatçıdan resim almak isteyen kişiler onun çalışmasını izlemek için önden 50 bin dolar (112 bin TL) vermeyi kabul ediyor zaten.

Aslında bu yöntem ilk olarak 1982’de Avusturya prensi Jurgen von Anhalt tarafından icat edilmişti. ‘Jet sanatı’ adı verilen bu sanat tarzını, von Anhalt’ın ölümünden sonra karısı devam ettirdi.

Prenses bu yöntemi kullanarak kıyafetler de tasarlıyor. Pek çok moda şovunda sergilenen kıyafetleri arasında mayolar, spor kıyafetleri ve kot pantolonlar da bulunuyor.
Sanatçı bu teknikle nev-i şahsına münhasır sanat eserlerine imza atsa da, aslında bu oldukça tehlikeli bir sanat tekniği. Prensesin yaptığı şey yalnızca havaya boya kutularını atıp beklemekten ibaret değil. Prensesin bu resimleri yapabilmesi için neredeyse bir fırtına gücündeki rüzgarlara ve yaklaşık 260 derecelik sıcaklıklara maruz kalması gerekebiliyor.

3. Boya yerine Rübik küpü kullanarak portre yapan sanatçı

Invader mahlaslı Fransız sokak sanatçısı, 1969 yılında doğmuş. Eserlerinde 70’lerdeki 8-bit video oyunlarının ham pikselli halini canlandırıyor. Adını 1978’de çıkan savaş oyunu Space Invaders’dan alan sanatçının eserleri çoğunlukla video oyunu karakterlerinden esinlenerek yaptığı, kare şeklindeki seramik fayanslardan oluşuyor. Rübik küpü kullanılarak iç mekanda sergilenen mozaikleri de ilk kez o akıl etmiş. Sanatçı kendi icadı olan bu tarza “Rübikübizm” diyor.

Invader ‘nokta atışı’ eserlerini ilk olarak Haziran 2005’te açtığı, Los Angeles kentinde bulunan Sixspace Gallery’de yaptığı Rübik Kübizm adlı sergide görücüye çıkardı. Eserleri arasında bir masada oturan adam ve Mario Kardeşler oyununun karakterleri de vardı.

4. Uzaktan kumandalı arabaları kullanarak resim yapan sanatçı

26 yaşındaki Ian Cook fırçalarını bir kenara fırlattı ve uzaktan kumandalı arabasını eline aldı. Üzerinde eski ve yıpranmış lastikler bulunan arabaları kullanan sanatçı, uzaktan kumandalı arabaları kullanarak araba resimleri yapıyor. İngiliz sanatçı şu ana kadar bu yöntemle 40’tan fazla resme imza attı.

5. Boya yerine dondurma kullanan sanatçı

Bağdat’ta yaşayan sanatçı Osman Toma, enfes resimler yapıyor. Sanatçı göz alıcı resimlerini yapmak için boya yerine dondurma kullanıyor. Sayfaya sıçrayan renklerin içinden çıkan aslanlar ve kaplanlar çizen sanatçı, eserlerini fotoğraflamadan önce sayfanın bir köşesine yarım bıraktığı dondurmayı da koyuyor. Bu sayede yiyecekleri sanata çevirirken geçtiği aşamaları da karşıdakine hissettirmiş oluyor.

6. Kahve iziyle yapılan resimler

Şangay’da yaşayan ve kısaca Red olarak tanınan sanatçı Hong Yi, pek çoğumuzu sinir eden kahve lekelerini yaratıcı bir şekilde kullanıyor. Hong Yi’yi meşhur eden ve herkesin onu takip etmesine sebep olan eseri ise kahve fincanlarını kullanarak yaptığı, Lady Gaga ve Michael Jackson'un ardından dünyanın üçüncü en çok indirilen müzik sanatçısı olan, Çinli Jay Chou’nun resmi.

İlhamını Chou’nun müziğinden aldığını söyleyen 26 yaşındaki sanatçı, bu resimleri yapma fikrini Chou’nun bir şarkısından almış. Sevgililer Günü’nde şarkıcının ‘Sır’ adlı şarkısını dinleyen sanatçı, daha sonra bu resmi ortaya çıkarmış.

‘Sır’ adlı şarkının ilk dizesinde kahve tabağının üzerindeki fincanı tutup kaldırma hareketi betimleniyor. Sözlerin devamında bir genç kızın geleceğe yolculuk yapması, Chou’yla tanışması ve ona aşık olmasının hikayesi anlatılıyor. Şarkının sonunda genç kız kendi zamanına geri dönüyor ve oturup Chou’nun bir portresini çiziyor. İlk cümleden aldığı ilhamla kahve kullanarak portre çizen Red, böylece eski görünümlü ve Chou’yu birebir tasvir eden, sepya tonunda bir portreye imza atmış. Sanatçının bu resmi yapması yaklaşık 12 saatini almış.

7. Kendi regl kanını kullanarak resim yapan sanatçı

Hawaii’de yaşayan sanatçı Leno Beloso, “Regl Parçası” (Period Piece) adını verdiği seride hakikaten bu ‘malzemeyi’ kullandı. Menoraji olarak bilinen, regl döneminde aşırı miktarda kan kaybedilmesi durumundan mustarip olan sanatçı, her ay kan kaybından ölmemesinin bir mucize olduğunu ifade ediyor. Ne kadar kan ‘ürettiğini’ merak eden sanatçı, bir regl dönemi boyunca kanvasın üzerinde oturmuş. Regl Parçası da böylece oluşmuş. Ressam ve fotoğrafçı olan Beloso, bu yöntemle 13 kanvasa imza atmış. Bu da bir yıl boyunca yaşadığı dönemlerin tamamına denk geliyor.

Her bir döneminden ‘ürün’ toplayan sanatçı, bunu her bir resimde kullanmış. Herhangi bir demeç vermek istemediğini söyleyen sanatçı, yalnızca çektiği acıların bir anlamı olmasını istediğini söylüyor.

8. Boyayı balonlu naylonlara enjekte eden sanatçı

Bu sanat eserinde “Pop art” denilen şeyin gerçek bir ifadesini görüyoruz. Asıl anlamı “Popüler sanat” olan ‘pop art’ı bu durumda ‘patlak sanat’ olarak düşünen sanatçı, herhalde bu sanata akımı bundan daha iyi betimleyemezdi.

Bradley Hart adlı sanatçı, hepimizin kullandığı bu balonlu naylonlardan alışılmadık sanat eserleri yaratıyor. New Yorklu sanatçı baloncukların içine boya enjekte ediyor ve her bir baloncuğu 1 piksel gibi kullanıyor. Enjeksiyon işlemi sonrasında boya kuruyor ve sanatçı bu sefer de fazla boyaları balonun içinden geri çıkartıyor.

Sanatçının tek bir portreyi yapması 2 ila 3 gün sürüyor. İşlem sırasında 1200 ila 1500 iğne kullanan sanatçı, her bir renk için farklı bir şırıngaya ihtiyaç duyuyor. Yukarda görülen Steve Jobs portresi 15 bin dolara (Yaklaşık 34 bin TL) satılmayı bekliyor.

9. Fil dışkısını kullanarak resim yapan sanatçı

Chris Ofili, Nijerya asıllı bir İngiliz. Atalarına atıfta bulunduğu resimlerinde, fil dışkısı kullanıyor. Ancak direkt olarak fillerden alınmış dışkılar değil, çürüyüp kokmasın ve sinekleri çekmesin diye kimyasal işlemden geçmiş olan dışkılar kullanıyor.

Ofili 2003’te, Tate Modern Sanatlar Müzesi tarafından 50 yaşın altındaki görsel sanatçılara verilen Turner Ödülü’nü kazandı. Eserleri dünyadaki pek çok büyük sanat müzesinde sergileniyor. Aralarında Brooklyn Sanat Müzesi, Tate Britain, Londra’daki Tate Modern ve Harlem’deki Studio Museum da bulunuyor.

Sanatçının Kutsal Bakire Meryem adlı bir eseri ise, 1999 yılında New York valisi tarafından dava edilmişti. Zamanın valisi Rudy Giuliani, Brooklyn Sanat Müzesi’ni dava etmiş, “Sensation” sergisi kapsamında yer verilen eserin kaldırılmasını istemişti. Söz konusu resimde siyahi bir Hz. Meryem bulunuyordu. Hz. Meryem’in etrafında ise ‘blaxploitation’ tarzı filmlerden görüntüler ve kadın cinsel organının porno dergilerden kesilmiş, yakın çekim görüntüleri bulunuyordu. Resimde ayrıca fil dışkısına da yer verilmişti. Resmin yarattığı skandal sonrasında, yazar Bernard Goldberg “Amerika’nın İçine Eden İnsanlar” (People Who Are Screwing Up America) adlı kitabında Ofili’ye de yer vermişti. Goldberg, 100 kişiye yer verdiği kitabında sanatçıyı 86. sıraya yerleştirmişti.

10. Bira kullanarak resim yapan sanatçı

Sanatçı Karen Eland, lıkır lıkır içilesi biraları kullanarak takdire şayan resimlere imza atıyor. 38 yaşındaki sanatçı, her bir resminde küçük bir miktar birayı suluboya gibi kullanarak kanvas üzerine resimler yapıyor. Kullanılan bira miktarına bağlı olarak, resimlerin bitmesi birkaç gün alıyor.

Gençliğinden beri resim yapan Eland, ilk olarak kahveyle resim yapmaya başlamış. 14 yıl boyunca Java adasında üretilen kahveden kullanan sanatçı, artık başka yiyecek ve içecekleri denemeye karar vermiş. Sonrasında çay, bira ve likör kullanarak resim yapmayı deneyen sanatçı, birada karar kılmış.

Kaynak: Odee.com