Rubailerini paylaşmaya korkar hale geldiğimiz adam Ömer Hayyam

Rubailerini paylaşmaya korkar hale geldiğimiz adam Ömer Hayyam
Rubailerini paylaşmaya korkar hale geldiğimiz adam Ömer Hayyam
Ömer Hayyam denince akla ilk gelen şarap ve edebiyattır. Ancak doğduğu günden neredeyse 1000 yıl sonra bile onun adını anmamıza sebep olan şey sadece şair ruhluluğu değil. 18 Mayıs 1048 yılında dünyaya gelen Ömer Hayyam, 83 yıllık ömrünü matematikçi, filozof ve astronom olarak sürdürmüş, geride bıraktığımız 1000 yıla ışık tutan insanlar arasında yer almıştır. Peki kimdi Ömer Hayyam ve neler yapmıştı hayatı boyunca?
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Bazıları için Ömer Hayyam; İstanbul Tarlabaşı bulvarına açılan bir cadde, bazıları için Ankara Bestekar Sokak'ta bir mekan, bazıları için ise Fazıl Say'ın hapis cezası ile yargılanmasına sebep olan dizelerin sahibidir. Günümüzde adının ve düşüncelerinin bu kadar çok konuşulmasının sebebi, Ömer Hayyam'ın zamanının çok ötesinde bir görüşe sahip olmasıydı. Doğum gününde, eserleriyle ölümsüzlüğe uzanmış olan Ömer Hayyam'ın hayatını sizler için derledik;

1. Çadırla başlayan bir serüven

Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam desek, en sondaki Hayyam ismini duyana kadar bu kişinin kim olduğunu anlamak bir hayli zor olur. Ancak asıl adı budur Ömer Hayyam'ın. Çocukluğu ve gençliği hakkında pek fazla bir bilgi günümüze ulaşmamış ancak Hayyam kelimesi onun hayatında sadece ismi olarak değil, kaderinin değiştiği nokta olarak da yer alıyor. Farsçada "Çadırcı" anlamına gelen Hayyam kelimesi, Ömer Hayyam'ın atalarının ve ailesinin çadırcılıkla uğraştığını gösteren bir ipucu. Ömer Hayyam'ın da gençlik yıllarına kadar çadırcılık yaptığı kuvvetli bir ihtimal. Bilinen şey şu ki, Ömer Hayyam çadırcılık mesleğini geliştirmek için geometriye merak salmış olması. Daha düzgün ve gelişmiş çadırlar yapabilmek için geometri çalışmaya başlayan Ömer Hayyam, çıktığı eğitim hayatında çağının en iyi medreselerinde kendisine yer bulmuş ve dönemin en ünlü bilim adamlarından olan Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad'dan ders almış...

2. Çağının yıldızlar karmasında bir şair

Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad ismi çok önemli çünkü İran'ın Büyük Selçuklu Devleti'nin yönetimi altında olduğu bir dönemde hocaların hocası olarak anılan bu öğretmen aynı zamanda ; Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah gibi çağının en ünlü isimlerine de akıl hocalığı yapmıştı. Türk devletleri arasında edebiyat ve bilim açısından en gelişmişler arasında gösterilen Büyük Selçuklu Devleti'nin en ünlü veriri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah'ın ikisiyle de ikili ilişkileri olan Ömer Hayyam, çağının en meşhur isimleri arasında sayılır.

3. Bilim ve İnanç

Ömer Hayyam'ın bilime olan düşkünlüğü onun çok fazla fikir üretmesine ve ortaya koyduğu fikirlerin onu dinle çelişen bir insan gibi gözükmesine sebep olmuştur. Özellikle astronomi hakkında fikirleri dine karşı bir küfür olarak gösterilmişti. Bu noktada Ömer Hayyam'a en büyük sıkıntıyı Nişabur Medresesinin en büyük hocası Gazali yaşatmıştı. Kendisine fikirlerini açan ve çalışmalarını gösteren Hayyam'dan korkan Gazali onun dinsiz olduğu söylentilerini ilk dillendiren kişiydi. Bilimsel çalışmaları sebebiyle dinsiz olarak gösterilen Hayyam'ın devletten aldığı maaş da kesilmiş ve dışlanmıştı.

4. Yıldız Evi

Ömer Hayyam hayatı boyunca tüm çalışmalarını Yıldız Evi adını verdiği ve sıklıkları yıldızları gözlemlediği yerde gerçekleştirmişti. Cebir Risalesi ile kübik denklemleri çözümleyerek sınıflandırmıştır. Matematik tarihini değiştiren bu sınıflandırma yöntemi ile pozitif köklerin tamamını çözümleyerek kesirli ve negatif değerlerin incelenmesi için bir yol açmıştır. Öklit, İrrasyonel sayılar, Celali Takvimi, İbn-i Sina'nın yorum ve tercümesi bu çalışmalar arasında yer alır. Ancak tüm bunların arasında dünyanın güneşin etrafında ve kendisi etrafında döndüğünü iddia etmesi yer alır. Yıldız Evi, çağında günümüzün CERN Laboratuvarlarına denk gelecek fikirlerin ve çalışmaların üretildiği bir yerdi. Hayyam'ın dinsiz olduğunun söylenmesi ve dışlanmasının ardından bu bilim merkezi yakılmıştı. Tüm çalışmalarının beşiği olan Yıldız Evi'nin yok edilmesi Hayyam'ın hayata küsmesine sebep olmuştu...

5. Haşhaşilere uzanan yol

Türk tarihinde adı çokça geçen Selçuklu Devleti'nde Hayyam'ın yaşadığı dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk'e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant'ta tanışan Nizam, bilgeliğine hayran kaldığı Hayyam'ı İsfahan'a davet etmişti. Orada buluştuklarında Nizam, Hayyam'a devlet ideallerinden bahseder ve büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam'dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğler.

Ama kendisi yerine, bilgisine güvendiği, İsfahan'a gelişi sırasında tanıştığı Hasan Sabbah'ı önerir. Hasan Sabbah da tıpkı Nizam gibi Hayyam'ın çalışmalarından etkilenmiş ve hırslı bir adamdır. Nizam'la Hayyam aracılığıyla tanışan Sabbah, Nizam'a yardımcı olmaktansa onun yerini almayı amaçlar. Saray entrikalarına çabuk uyum sağlayan Sabbah'ın Nizam'ı ortadan kaldırma çalışmaları Melikşah tarafından tehlikeli bulunur. Melikşah kendisinin hedefte olduğunu sanır ve Sabbah'ı sürgüne gönderir. Hasan Sabbah'ı o gün idam ettirmeyen Melikşah buna pişman olacaktır. Sabbah 7 yıl kaldığı sürgünde topladığı güçle Haşhaşiler tarikatını kurdu. Haşhaşiler çok sıra sürede güçlendi ve Sabbah'ın muhteşem dönüşü dünya devletlerinin kaderini değiştiren bir silsilenin başlamasına sebep oldu. Hasan Sabbah'ın önce Nizam sonrasında da Melikşah'ı suikastlerle ortadan kaldırarak Selçuklu Devleti'nin gidişatını değiştirdi. Hasan Sabbah'ın peşine düşen Selçuklu kurmayları Ömer Hayyam'la ilişkisini bildikleri için elbet buluşacaklarını düşünerek yıllarca Hayyam'ı gözetim altında tuttular. Ancak Hayyam-Sabbah buluşması asla gerçekleşmedi...


6. Rubailer ve din

Hayyam'ın açık görüşlülüğü kaleme aldığı Rubailerinde de gözlemlenebiliyordu. Kendisinden sonra gelen düşünürlerin hakkında "Kendisini biraz tutabilseydi, ulaştığı yücelik erişilmez olacaktı" dedikleri Ömer Hayyam'ın dizeleri bugün bile pek çok kişinin başını ağrıtır. Hayyam kendisinin dine küfreden biri olarak gösterilmeye çalışılmasına karşı dizelerini giderek sertleştiren bir uslup takınmıştır. Bazı dizelerinde açıkça inançla çeliştiğini belirtse de aslında çoğunlukla, dayatılmaya çalışılan bağnazlıklara karşı eleştirel bir tutumu vardır.En son örneğini Fazıl Say'ın Twitter üzerinde paylaştığı dizelerin yarattığı şok etkisiyle gördüğümüz Rubailerin pek çoğunda aslında Ömer Hayyam, kendisini dinsizlikle suçlayan ve onu dışlayan kişilerin bağnaz düşüncelerine bir eleştiri getirmiştir. Misal Fazıl Say'ın da paylaştığı;

"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun,
Cennet-i âlâ meyhane midir?
Her mü’minine iki huri vereceğim diyorsun
Cennet-i âlâ kerhane midir?"

Dizelerinde aslında Din'e değil, kendisini "alemci" , "şarapçı" olmakla suçlayanlara bir eleştiri getirmektedir. Yani açık bir şekilde söylemek gerekirse Allah'ın Kuran'da vaat ettiği şeyleri yapmakla kendisini suçlayanların dinden haberdar olmadığını, bağnaz olduklarını ortaya koymaktadır. Ancak bu aydın görüşü ve kıvrak zekası bugün bile bir küfür olarak görülmekte, bu dizeleri paylaşanların hapisle yargılanmasına sebep olmaktadır. Zaman geçmiş, teknoloji gelişmiş ama din konusunda galiba bir adım bile ileri gidememişiz sanki değil mi? Ömer Hayyam bir din eleştireni değil, tam tersine insanları dinle yüzleştiren bir aydındı. Ancak din öyle bir tabulaştırılmış ki, bu yüzleştirme bir hakaret olarak görülüyor ne yazık ki...

7. Efsanenin vedası

Rubailerini rahbmetli yazar ve çevirmen Sabahattin Eyüboğlu sayesinde Türkçe okuma ve anlama şansına eriştiğimiz büyük bilim insanı Ömer Hayyam, 4 Aralık 1131'de hayatı boyunca yaptığı gibi çalışırken hayata gözlerini yummuş ve ardında çok büyük çalışmalar bırakmıştı. O çalışmalar ki, Rönesans'tan günümüze pek çok bilim dalının gelişimine ön ayak olmuştur. Fizik, Matematik, Geometri, Astronomi, Aritmetik, Takvim bilimi, Simyacılık bugünkü haliyle temel ayaklarından biri Ömer Hayyam'ın üstünde yükselecek şekilde kurulmuştur. Adını tarihe kazıyan ve ölümsüzlüğe kavuşan Ömer Hayyam'ı doğum gününde hepimize umut aşılayan bir dörtlüğüyle anıyoruz;

"Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni korkutan. "

*Not: Günümüzde pek çok dörtlük ve dize Ömer Hayyam'ın Rubaileri olduğu sanılsa da Ömer Hayyam'a ait değildir.