Sadece hafta sonu çalışanların anlayabileceği 10 şey

Sadece hafta sonu çalışanların anlayabileceği 10 şey
Sadece hafta sonu çalışanların anlayabileceği 10 şey
İster kapitalizmin cilvesi deyin, ister emekçi sınıfına eziyet deyin ülkemizdeki çalışan kesimin büyük bir çoğunluğu hafta sonu mesai yaparak geçimini sağlıyor. Özel sektörde çalışma hayatının bir an bile durmadığı bir dünyada yaşıyoruz ve bunun sonucunda Cumartesi, Pazar günleri de çalışmak bir zorunluluk haline geliyor. Peki hafta sonu çalışanın halinden kim anlar? Anlarsa yine hafta sonu çalışanlar anlar. İşte size sadece hafta sonu çalışanların anlayabileceği 10 şey!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Ne o yoksa siz de bu hafta sonu ofiste, yerinizde ya da iş için bir yerlerde mi vaktinizi geçireceksiniz? Öncelikle büyük geçmiş olsun, artık nasıl bir suç işlediniz de böylesine ağır bir cezaya layık görüldünüz bilmiyoruz ama sanırız tek suçunuz çalışıyor olmak olabilir... Özel sektörde çalışanların pek çoğu için artık hafta sonu çalışmak hayatın bir parçası. Öyle ki, çalışılmayan hafta sonu bünyelerde zehirlenme bile yapabiliyor. "Benim halimden kimse anlamıyor" diyorsanız, alın bu listeyi paylaşın insanlarla. Neler çektiğinizi, nasıl bir fantastik hayat yaşadığınızı görsünler, ibret alsınlar. Üzülmeyin siz de çaresiz değilsiniz, emekliliğinize şurada ne kaldı ki? Haydi biraz daha sabredin, en azından şöyle düşünün sizin halinizden anlayan bir gazeteniz var. İşte size sadece hafta sonu çalışanların anlayabileceği 10 şey!

1. Cuma sendromu



Pazartesi sendromuyla baş edemiyorsanız bilin ki siz daha hafta sonu mesaiyi yapmamışsınız. Bu ülkede pek çok kişinin Cuma sendromu var! Düşünsenize bir Cuma günü meseasi sırasında milyonlarca çalışan "Akşam olsa da hafta bitse" diye saniyeleri sayıyor, ama sizin öyle bir lüksünüz yok. Neden çünkü Cumartesi mesainiz var! Hayatınız boyunca bir kez bile "Thank God It's Friday" iletisi paylaşamamış olmanın verdiği acıyı hafta sonu çalışmayanlar nereden bilebilir ki! Cuma akşamı olup da sosyal medyada bir rahatlama bir deşarj olma seansı patlak verdiğinde o kitleye katılamamanın yarattığı hüsranı, Cumartesi sabahına alarmını kurmayan biri nasıl anlayabilir ki? Cuma sendromunun yanında Pazartesi sendromu da bir şey mi Allah aşkına? Ha adamı karşına alıp yedi ceddine sövmüşsün, ha Cumartesi sabahı sıcacık yatağından kaldırmışsın. Yalansa yalan desin bir vatan evladı.

2. Kahvaltı mı? O da ne?


Hafta sonu çalışmaya alışmış bir bünyeye sahip vatandaşların kahvaltı sofrası gördüklerinde gözlerinden süzülen yaşların ardında yatan hasreti, özlemi kim bilebilir ki? O nasıl bir acıdır, o nasıl bir kalp yarasıdır... Tarif edilmez. Hafta içi zaten ya hiç olmuyor kahvaltı etmeye zaman, ya da ofis masasında kemirilen bir parça poğaçadan ibaret oluyor hasret duyulan... Haftasonu mümkünse en azından bir Pazar ya da Cumartesi o kutlu kahvaltı sofrasına oturabilmek kısmet olsa olmaz mı? Sene de bir gün misali, haftada bir gün kavuşulsa o menemenli, kızarmış ekmekli, nutellalı sofraya çok mu şey istiyoruz güzel Allah'ım?

3. Bu haftasonu nereye gitmiyoruz?



Arkadaşlarımız eşimiz dostumuz her hafta sonu çevre illere geziler düzenlerken, nedir bizim bu çakılı düzenimiz peki? Yaşadığımız şehre olan bu mahkumiyetimizin yok mudur bir çaresi? Varsa nerededir? Kimdir bu hafta sonları yüzmeye, kayak yapmaya, doğa gezisine çıkan insanlar? Nasıl yaparlar nasıl ederler, bir haftasonu tatili midir çaremiz? Yok mudur başka yolu gezip tozmanın? Haydi onu geçtik, bir hafta sonu da biz felekten bir gece çalmayalım mı ertesi gün nasıl kalkacağımızın derdi olmadan? Söyle haydi bu hafta sonu nereye gitmiyoruz yine?

4. Hani bizim vardiya vardı ya...



Bir de Cumartesi, Pazar vardiyaları vardır ya... O vardiyalarda her işini tatil olduğu güne ayarlayıp da, birden vardiyasının değiştiğini öğrenir ya insan. Bütün planlar alt üst olur. Düzen bozulur, hangi ara uyuyacağınız bir probleme dönüşür. Tam anlamıyla çarşı karışır. Kim bilir son anda değişen vardiyanın verdiği acıyı? Anca o vardiya elinde patlayan bilir!

5. Cuma Cumartesi Pazar Pazartesi Partesi Pazartesi Pazartesi...



Hafta dediğin kaç gündür? Haftasonu çalışan için 4 günden ibarettir. Nasıl mı? Hafta sonu çalışmayan standart bir vatandaş haftayı 7 gün yaşar ve her gün 24 saat sürer. Ancak hafta sonu mesaisi olan bir gariban için tek başına Pazartesi 4 gün süren bir zaman dilimidir. İster izafiyet teorisi deyin, ister zaman bükülmesi deyin artık o sizin bilim kurgu dağarcığınıza kalmış, ama Pazartesi'den Cuma'ya sıçrayan bir zaman çizelgesiyle yaşamanın acısını da sadece Haftasonu çalışanlar bilir. Üstelik bir iddia da şudur ki, gün adlarını da yine hafta sonu çalışan bir insan evladı koymuştur. Cuma var Cumartesi var, Pazar var Pazartesi var. Peki neden Salı ve Salıertesi yok? Bir düşünün bakalım. Anlamaya başladığınız zaman hafta sonu çalışmaya hazırsınız demektir.

6. Neredesin aşkım? Ben işteyim aşkım!


Haftasonu çalışan insanın özel hayatı da düzensiz oluyor haliyle. Bir Cumartesi sabahı sevgiliniz yatağında mışıl mışıl uyurken, siz karga kahvaltısıyla yakın temasa girdiği anlarda işe gitmek üzere yollara düşüyorsunuz! Düşünsenize... Tüyler ürpertici değil mi? Daha fenası, sevgiliniz hafta sonu gezmesine çıkmış, arıyor sizi "Neredesin aşkım" diyor. Ofisin duvarlarına bakıp bakıp "Buradayım aşkım" demek ne mümküm. Cem Karaca'nın "İşçisin sen işçi kal" şarkısı çınlıyor kulaklarınızda. Zalım kapitalizm yardan de ediyor adamı, tatilden de, uykudan da...

7. Patron sana baba diyebilir miyim?


Bu kadar çok iş yerinde geçen zamandan sonra evinin, annesinin babasının yüzünü de unutuyor insan haliyle. Annesinden babasından çok patronunun yüzünü görenler ister istemez onunla yakınlık kuruyor, onu aile büyüğü belliyor. Bir ana bir baba oluyor patronlar, hal böyle olunca patron da dizginleri eline alıyor. "Hiç evlat anasından babasından zam ister mi çocuğum?" diyor, susup kalıyorsunuz... Bir hafta sonu boynu bükük bir ofis köşesinde aidiyet hissinizi yitiriyorsunuz.

8. Bize her ay 31!



Hafta sonu çalışan insan için ay sonu da gelmek bilmiyor tabii. Günler uzuyor, sakız misali artık bir noktadan sonra sanki yavaşlıyor dünya. Başkaları 30 çeken, 29 çeken aylarda sevinçten göbek atarken, hafta sonu çalışan insan "Bize her ay 31 be kardeşim" demekle yetiniyor. Haftada 6 gün, 7 gün çalışan insan için ne önemi var takvimlerin? Sene 365 gün geçmiyor ki, ay 31 gün geçsin! Bütün bir ömür yekpare tek bir gün oluyor sanki bitmek bilmeyen...

9. Senelik izin sorunsalı



Hafta sonu mesaisi olan adam hafta sonu planlaması yaparken de hesabın kitabın içinde boğuluyor. Neden? Hafta sonu çalışmayan adam Pazartesi'nden Cuma'ya 5 gün izin alsa hafta sonlarıyla birlikte toplanıp oluyor sana 9 gün! Bonusu var sanki mubareklerin! Ama hafta sonu çalışan için öyle mi? Neresinden çekiştirirsen çekiştir bir türlü uzamıyor tatil. Üstüne araya sıkışan Pazar ya da Cumartesi günleri de düşüyor yıllık izinden, daha da üstüne zarar ediyor. Hele ki ver adama bir pazar bir de cumartesi vardiyası peşpeşe bak bakalım nasıl yapıyor tatil planını! Blok halde 10 gün kullansa, hafta sonlarından kısma şansı yok! Yıllık izinden iki gün gidiyor boş yere. Tatil mi hicran mı belli değil!

10. Tek adresim iş adresim



Son olarak toparlamak gerekirse hafta sonu çalışan vatandaşların ofislerinde, iş yerlerinde uygun bir köşeye eşyalarını yığıp orada yaşamaları hem ekonomik açıdan hem de sosyal hayat bakımından daha uygun. Düşünsenize kargo alacaksınız, hafta sonu kargo evinize geliyor, siz neredesiniz işte! Misafir gelecek hafta sonu, siz neredesiniz? İşte! Hafta sonu evi temizleyeceksiniz, evde değilsiniz ki temizleyesiniz! Hep işte olan bir insanın neden evi olsun? Kirasıdır, faturasıdır boşa masraf... Tek adres iş adresi olunca hem kafalar rahat eder, hem de maaş cepte kalır. Ev yüzü gören mi var hafta sonu çalışanlardan sanki? Eve ne gerek var?