Süper kahraman filmlerinin acilen kurtulması gereken 7 klişe

Süper kahraman filmlerinin acilen kurtulması gereken 7 klişe
Süper kahraman filmlerinin acilen kurtulması gereken 7 klişe
Süper kahraman filmlerinde sürekli aynı klişelere başvurulmasından artık bıkmadık mı? Sözümüz sana Hollywood! Artık bu 7 klişeden vazgeçilmesinin zamanı çoktan geldi... / Yiğitcan Erdoğan

Biliyoruz, biliyoruz, çizgi romanlar klişelerden beslenen yaratıklar. Buna yapacak bir şey yok. Ölenin ölü kalmadığı, bilim adamı dediğinin kesinlikle her koşulda mucizeler yaratabildiği, yetimliğin süper kahraman olmak için mecburi bir ön koşul olduğu bir medya çizgi romanlar. Biz de onu öyle sevdik ve kabullendik. Tamam da, filmleri biraz kalıbı bozsa olmuyor mu?

Çok şey istemiyoruz, sadece artık şu aşağıdaki 7 klişeden dışarı çıksalar, bir daha şu kanunları sinema sahnesinde görmesek ölümüne memnun oluruz, eminiz. Buyurun efendim, bir iki saat sonra eleştirisini de okuyacağınız Captain America: The Winter Soldier’ın da şerefine, süper kahraman filmlerinden acilen def olup gitmesi gereken 7 klişe...

1. Süper Kahramanı Anlamayan/Güvenmeyen Otorite Figürü


radikal

Bu, süper kahramanımızın kendini kabul ettirme yolunda ilk mücadelesi, karşısına çıkan ilk zorluktur. Muhtemelen bu otorite figürü süper kahramanın rütbe olarak üstü, kentin yerel polisi ya da en olmadı, kız arkadaşının babası falandır. Kıl kıl laflar eder filmin ilk yarısında. Ama ikinci yarıda, süper kahramanımız güçlerini sergileyip, günü kurtarınca ilk anlamlı anlamı gülümseyen de odur. Ne gülüyorsun be adam daha kırk dakika önce “Senden bir cacık olmaz” havalarındaydın?

2. Süper Kahramanın Direkt Zıddı Olduğu Gözümüze Sokulan Kötü Adam

radikal

Buna literatürde “Joker” sendromu da denir. Tamam, kötü adamlar anlamlı olsunlar, süper kahramanın zayıflıklarını falan temsil etsinler de bu kadar da gözümüze sokmayın be abi. Neymiş efendim, Captain America’nın serumu insanın içindeki iyiyi daha iyi, kötüyü daha kötü yaparmış, Red Skull o yüzden psikopatmış. Yok işte bir tarafa Iron Man varsa, öteki tarafta da Iron Monger varmış. İki Kriptonlu kapışırken birinin derdi Dünya’ya uyum sağlamak, diğerinin derdi ise Dünya’yı Kripton koşullarına uyarlamakmış. Allah aşkına biraz alttan verin artık şu mesajı ya…

3. Kamuoyunun Süper Kahramanın Gücünden Korkması

radikal

Yukarıdaki Joker sendromuysa, bu da Spider-Man sendromu. İlk başta bir korkarsın, iki sansasyonalist süper kahraman manşeti de atarsın da; neden içinde süper kahraman olan her şehrin gazetesi temsilen J. Jonah Jameson tarafından yönetiliyor? Süper kahramanların hayatı da zor diye düşünelim mi diye yapıyorsunuz anlamıyorum ki? Polisi kıl olur, niye, “adaleti kendi eline aldı” diye. Gazetesi kıl olur, niye, “dengesiz” diye. Ayinesi iştir kişinin. Adam yirmi kere dünyayı kurtardı iki dakika otur düşün kimin tarafında diye.

4. Seksi Ama Tehlikeli Kadınlar

radikal

Söz konusu kadın oldu mu, süper kahraman filmleri 90’ların sonuna kadar tek vitesteydi: Kurtarılması gereken, narin kadın. Sonra gördük ki iki vitesleri varmış ve tüm kapasiteleri de bu kadarmış. Adamlara yıllarca “güçlü kadın karakterler yapın” dedik, adamlar “tamam seksi ama dengesiz bir şekilde tehlikeli kadın” yapalım anladılar. Poison Ivy, Black Widow, Catwoman… Giydir dar bir kıyafet, sal insan arasına, iki üç tehlikeli hareket yaptırt; işte kadın tasvirin tamam.

5. Süper Kahramanın Geleneksel Kostümünü Anlamsızca Gerçekçileştirme Çabası


radikal

Bu çabayı gerçekten anlamıyorum. Sözüm de özellikle Zack Snyder’a. Biz Superman’i yıllarca donu dışarıda bildik. Böyle sevdik. Nedir yani, bir adamın pelerinle geziyor olması okey, ama taytının üzerine kırmızı don giyiyor olması çok mu kabul edilemez? Hayır bir de yarım saat açıklıyorlar ya? Her fırsatta bir de. Captain America’nın kostümü meğerse şov amaçlıymış, sonrasında da artık üzerine yakıştı diye giymiş. Avengers’ta? E insanların biraz “eski kafa şeylere” ihtiyacı varmış gördün mü?

6. Değişmeyen Bir “Süper Kahraman Öldürmez” Geleneği

radikal

Neden?! Allah rızası için bana açıklayın, neden? Abicim tamam, Batman için eyvallah. Ben adama bakıp şu mantığı kurabiliyorum: “Batman muhtemelen öldürmeden önce elindeki adamın çoluğunu, çocuğunu düşünüyor, o masumları kendi yaşadığı travmadan sakınmak istiyor”. Tamam da Superman’in öldürmeme sebebi ne? Zod’u öldürünce niye kredi kartı ekstresi on bin lira gelmiş memur gibi çığlık atıyorsun birader? Hadi seni geçtim, insan kazara öldürür bir iki tane, yok Spider-Man’inden, Iron Man’ine, Thor’una kadar; öldürmek yasak süper kahramanlara. O süper kötü ölecekse de kendi hatasıyla ölecek; ne bileyim, uçurumdan düşecek falan.

7. New York

radikal

Hah, geldik ağa babasına. Gotham ve Metropolis gibi, aslen New York’un gece ve gündüz versiyonları olan iki şehir haricinde neredeyse tüm süper kahraman serileri New York’a bir uğradı. Spider-Man zaten New York’lu. İlk X-Men Özgürlük Heykeli’nde sonlandı. Marvel evreni tümden New York’ta geçiyor, daha da geçecek gibi de gözüküyor. Neden? Marvel aldı, Civil War’dan sonra tüm kahramanlarını dağıttı. DC de çizgi romanlarda baya beynelmilel takılıyor. Filmlerin bu New York fetişi ne? Yıkacak çok gökdelen var diye mi bu tutkunuz nedir? E birader ayıp değil mi o şehrin zaten iki gökdeleni yıkıldı? Gidin biraz tedbil-i mekan yapın ya. Ne bileyim, Paris’e gidin, azıcık Roma’da takılın, o da olmadı Amerika içinde diyorsanız bir Boston yapın, Los Angeles’a yürüyün, iki dakika Chicago’da falan takılın. Bu ne Büyük Elma sevdası kardeşim…