Türkiye değişiyor: insanımızın en sevmediği iş akraba ziyareti olmuş!

Türkiye değişiyor: insanımızın en sevmediği iş akraba ziyareti olmuş!
Türkiye değişiyor: insanımızın en sevmediği iş akraba ziyareti olmuş!
İnsanımızı dünyada diğer milletlerden ayıran olumlu özellikleri sayacak olursak; misafirperverlik, komşuculuk ve sıkı aile bağları en başta gelenler arasındadır. Ancak Poltio'nun son anketi aslında akraba ziyaretinden sıtkımızın sıyrıldığını ortaya koyuyor. İnsanımız en sıkıcı iş olarak akraba ziyaretini seçiyor! İşte o ilginç anketin sonuçları!

RADİKAL - Çok sıkılıyoruz. Sıkıntının üzerine dev bir medeniyet kurduk ama hala çok sıkılıyoruz. Neredeyse her şeyi yapan bir alet, bir makine var olmasına rağmen hala ne çok yapılması gereken şey var.

Poltio da sıkıntıdan oturdu düşündü taşındı; versem parasını da başkasına yaptırsam denebilecek işleri listeledi. Ziyaretçiler de Poltio'ya akın edip, yine sırf sıkıntıdan oy üstüne oy verdiler. Ortaya 6500 kişilik dev bir anket çıktı. Anket sonucu ise şunu gösteriyordu; Türkiye değişiyor azizim... Akrabalık bitmiş bu memlekette! Önce bir Infografimize bakalım:


Ya ne var, yapılır bunlar:

İş toplantısı: %4

Bizi bile utandıran yüzde 4 burada. Tembeliz dedik de bu kadarına da pes artık. Para kazandığı işi başkasına parayla yaptırmaya kalkıyorlar. Toplantıya taşeron sokmak istiyorlar yahu! Bu yüzde 4'ün reklamcı olduğunu ve müşteri ile “markıting sıtraaatecilerini” belirledikleri toplantılara girdiklerini tahmin ediyor, çok da üzerlerine gitmiyoruz.

Market alışverişi: %5

Yıllarca anne terliği ya da babanın arkasına basılı eski ayakkabılarını giymek suretiyle ekmek almaya yollandığımız bakkala giden bir nesil olarak markete gitmek bize koymaz. Hatta eğleniriz. Market alışverişinin tek dertli tarafı kolayı 2 tane bir litre mi, 1 tane 2 buçuk litre mi alacağına karar vermektir. Bir de kasada yaşanan ped, prezarvatif stresi... Kocaman adam oldunuz canım, ondan da utanmayıverin artık.

Makyaj çıkarmak: %6

Sürdüğü tek krem asgari ücrete eşit olan taş gibi manken kızların “cilt bakımı olarak özel bir şey yapmıyorum, sadece makyajımı silmeden asla yatmam” sözlerini dinleye dinleye kadınlar da bunu görev belledi. Gece uyumadan önce kim uykusunu açacak kadar suyla, sabunla hemhal olmaktan zevk alır bilmiyoruz ama kadınlara belli ki zul gelmiyor bu iş.

Call center ile konuşmak:

Bekleyenler arasında neden 7'inci sırada olduğunu anladın mı şimdi? Call center ile konuşmaya üşenmeyen ne çok insan varmış. Çok mu yalnızsınız?

 

Arafta:

Bankaya gitmek: %12

Tek sosyalleşme yeri banka ve hastane olan teyzelerden, içine insan teması girmeyen hiçbir işleme güvenmeyen emekli amcalardan başka bankaya gitmekten zevk alan kimsenin olabileceğini sanmıyoruz. Burada kilit nokta banka ve yatırım denildiğinde aklınıza hangi eylemlerin geldiği. İlk canlananlar borç yatırma, fatura yatırma, taksit yatırma olduysa zaten kime para verip bankaya yolluyorsun.

 

Beni kesin, öldürün beni, vurun beni:


Ütü yapmak: %19


Uzaya çıkma teknolojisini bulan, internetle dünyanın iki ucunu birbirine bağlayan insanoğlunun hala ütü gibi ilkel bir aletle imtihanı bizi geleceğe dair büyük bir karamsarlığa düşürüyor. Bu iş ancak para karşılığı ya da silah zoruyla yapılabilir. Bir düşünün, sıcak bir aleti sürekli bir yüzeyde ileri geri gezdirmekten bahsediyoruz burada. Ütü yapmaktan keyif aldığını iddia edenin ağzına da sıcak ütüyle vurulabileceğini savunuyoruz.


Perde takmak: %20

Çorum’un Merkez ilçesine bağlı Örencik Köyü civarında yapılan kazı çalışmaları orta çağ boyunca Anadolu medeniyetlerinde uygulanan işkence yöntemlerini gün ışığına çıkarmış ve bunların arasında perde takmak bulunamamıştır. Evet, bulunamamış. Biz de şaşırdık. Yoksa Filistin askısı ya da domuz bağı ile uzaktan da olsa bir akrabalığı olduğuna emindik. Buradan anne zulmü altında ezilen, pazar günlerini perdesiz evde anlamsızlık içinde geçirip akşama doğru depresyonunun doruğundayken perde takmaya zorlanan genç arkadaşlarımıza sesleniyoruz, yanınızdayız. Ama bir de müjde var, artık otomatik perde söküp takıcılar icat edildi, mertlik bozuldu iyi ki de bozuldu...


İşkencenin ağababası:

Akraba ziyareti: %27!

Şu listedeki işleri öyle ya da böyle başkasına yaptırabilirsin. En fazla sallarsın, yapmazsın. Ve fakat akraba ziyaretinden kaçamazsın. Ömrünün bir noktasında, illaha ki bir bayramda yakalanacaksın. Bol miktarda el öpecek, yanağa temas edecek, iş/okul/askerlik/evlilik konularında durum bildirimi yapacak, ev baklavası denilen korkunçluğun tadına bakacak, yolda görsen tanımayacağın uzak kuzenlere mutlaka görüşme sözleri verecek, uzaktan akrabanın üniversiteyi bitiren çocuğunun iş arayışını üzerine sorumluluk olarak yüklenecek ve bir dahaki bayrama kadar bu badireyi atlatacaksın. Servetini yığsan kimselere yaptıramazsın bu işi. O eller öpülecek! 

O değil de ne oldu bize? Hani biz marjinal değildik? Akrabalarımızdan hangi ara bu kadar soğuduk? Türkiye nereye gidiyorsun, gittiğin yol yol değil, bir fren yap!