Türkiye'de büyük açıkları kapatan en özgün 10 dijital girişim (1.Bölüm)

Türkiye'de büyük açıkları kapatan en özgün 10 dijital girişim (1.Bölüm)
Türkiye'de büyük açıkları kapatan en özgün 10 dijital girişim (1.Bölüm)
Ülkemiz tam bir girişimci cenneti. Her konuda fikir ve proje üreten insanlarımız, yurdun dört köşesinde çalışmalarını sürdürüyor ancak çok azı bir başarı hikayesi yaratabiliyor. Gönül ister ki, her girişimcimiz hedeflediği noktaya ulaşsın ve ülkemize yeni değerler kazandırsın. Bu konuda sorumluluk alarak, girişimcilere ilham kaynağı olacak bir içerik hazırladık...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye’de özellikle dijital alanda girişimcilerimizin daha başarılı olması hepimizin isteği. Bu konuda ufak sorumluluklar alıp, insanları kafalarındaki projeler için cesaretlendirmek de herkesin görevi. Bu düşünceyle Türkiye’de büyük açıkları kapatan en özgün 10 dijital girişimi seçerek, yeni girişimcilere ilham kaynağı olabilecek sorular yönelttik. Yazı dizimizin bu 1. Bölümünde İyisahne, Poltio, Scorp, Tazemasa ve Yemek.com’u bir araya getirdik. İşte yeni girişimcilerin ufkunu açacak sorular ve yanıtları:

1.       Scorp

Onlar Türkiye’de istenirse neler yapılabileceğini gösteren en önemli girişimlerden biri oldular. Sosyal medya gibi dünya devlerinin arenası haline gelmiş bir alanda bir Türk markasını sıfırdan yarattılar. Onlara yeni girişimcilere ilham verebilecek sorularımızdan şu yanıtları aldık:

Scorp’un başarısını sağlayan şey uygulamanın temelini atan fikir gibi duruyor. Peki şu an Scorp ilk akla gelen orijinal fikri mi yansıtıyor, yoksa nasıl bir revizyon süreci yaşandı?

 Scorp’un fikir aşaması 2014 yazında başladı. Sercan Işık ve İzzet Zakuto Koç Üniversitesi’nde sosyoloji dersinde tanıştılar. Ardından ikisinin de mobil uygulamalar ile ilgili bir girişimde bulunma isteği konusunda anlaştılar ve 2 ayda özgün bir fikir çıkarmak için çalıştılar. 2014 Eylül ayından itibaren yazılım aşaması başladı. Scorp özellikle üniversitelerdeki gençliğe hitap edecek bir uygulama hedefindeydi ancak Scorp’un içeriğinde oluşturduğu ve kullanıcıları arasında yakaladığı samimiyet üniversitedeki gençleri hitap etmekten öteye geçti. Son 1 yılda 1.5 milyondan fazla kullanıcıya ulaştık ve artık genç kitleden öteye ulaştık. Tabi bu süreçte scorpun orijinal fikri de birçok revizyona uğradı. Ve scorp’da kullanıcı sayısı arttıkça, kullanıcı dostu bir uygulama hedefini yakalamak ve samimi ortamı devam ettirmek için uygulamayı birçok güncelleştirme ile geliştirmeye devam ettik ve ettireceğiz. Scorp beklenilen çok daha büyük bir başarı yakalayınca, özellikle yurt dışına açılım planlarımız erkene alındı. Ocak 2016 ayından itibaren Almanya’da ve Haziran’dan itibaren ise ABD’de açılım yapacağız. Yurtdışına açıldıktan sonra Scorp’un lokasyon bazlı bir formata bürüneceği açık. Bu aşamadan sonra hem Scorp hem de kullanıcı kitlesinde büyük değişimler olmasını bekliyoruz. Türkiye’den çıkan ve Türkiye’deki öğrenciler tarafından geliştirilen bir uygulama olma özelliğimizi kaybetmeden global bir başarı yakalamayı hedefliyoruz.

Scorp’un şu an için yakaladığı yaş grubunun hayatları boyunca bu sosyal medya alışkanlığını sürdüreceğini düşünüyor musunuz? Yoksa Scorp ilerleyen yıllarda aşağıdan gelen nesillerin kullandığı bir uygulama olarak mı kalacak?

 Scorp’un şu anda ağırlığını oluşturan Y kuşağı, 21. Yüzyılın yeniliklerine uyumlu bir kuşak. Facebook gibi biz de hedef kitlemizi genişletme yolundayız ve zaten teknolojiye ve sosyal medyaya adapte gelişen Y kuşağının ilerleyen yıllarda da uygulamamızı kullanacağını hedefliyoruz. Ayrıca Scorp’un gelecek yıllarda genç kuşakta gerçekleşen değişen dinamiklerini güncelleştirmeler ve değişimlerle yakalayacağız.

Scorp’un kaderi kullanıcı paylaşımlarındaki kaliteye mi emanet, yoksa bir gün “Arkadaşlar burası yanlış bir yere gidiyor” diyerek müdahele edebileceğinizi düşünüyor musunuz?

 7/24 çalışan bir moderasyon ekibimiz var. Moderasyon ekibi videoların kullanıcılar tarafından yüklenildikten sonra izleyip, içeriğin kontrolünden sorumlu. Bu sebepten Scorp’un içeriğinin kontrolü sadece kullanıcıların çizdiği gidişata bağlı olmayacaktır ancak kullanıcı merkezli bir vizyonumuz var ve elimizden geldiğince Scorp kullanıcıların Türkiye’de görüşlerini ve fikirlerini yansıtabilmelerinde özgür olmalarını sağlıyoruz. Çözüm ortaklığında bulunduğumuz kanallar, gazeteler, markalar ile beraber Scorp’da içerik çeşitliliğini sağlamaya çalışıyoruz doğal olarak partner olarak çalıştığımız kurum ve kuruluşların içerik paylaşımı ve içerik ortaklıkları Scorp’daki içerik kalitesini yükseltiyor. Artık Scorp’da birçok ünlünün profil açtığını ve takipçileri ile Scorp’da buluştuğunu görüyoruz. Türkiye’den tanınır isimlerin paylaşım yapması da Scorp’da içeriğin çeşitliliği ve kalitesini artıracak yönde.

Scorp gelişimini tamamlamış bir proje mi yoksa zaman içerisinde yenilikler olacak mı?

 Sosyal medya sektöründeki uygulamalar değişime ayak uydurmaya mecburlar. Değişime ve yeniliklere açık olmayan bir sosyal medya uygulamasının yok olması kaçınılmaz. Scorp’un 11 aylık geçmişine bile baktığımızda yaptığımız fixler(uyarlamalar), ve güncelleştirmeler ile aplikasyonun kendine özgü kültürünü oluşturmaya devam ettik. Şubat ayından itibaren Almanya ve Haziran ayından itibaren ise Amerika’da yer alacağız. 2. Yılımızda Scorp birçok yenilik ve güncellemelerle kullanıcılarının karşısında çıkacak. O yüzden kullanıcılar için Scorp’da 2016 yeniliklerle dolu bir yıl olacak.

 

2.       Yemeksepeti / Yemek.com

Yemeksepeti tartışmasız bir şekilde hayatımızın bir parçası olan uygulamaların başında geliyor. Nevzat Aydın’ın Türkiye’de büyük bir açığı kapatan bu hamlesi, kendi içinden bir girişim daha doğurdu. “Yemek.com” Türkiye’de sadece yemeğe yönelik içerik üreten en önemli içerik sayfası olmayı kısa sürede başardı. Hal böyle olunca biz de Yemek.com’un kapağını aralayıp içeride pişenlerin bir kokusuna bakalım dedik:

Türkiye’de tek bir konuya odaklı en samimi içerik sitesi olarak ön plana çıkıyorsunuz. Sadece yemek üzerine odaklanmanın size zaman içerisinde zorluk çıkaracağını düşünüyor musunuz? Tık kaygınız var mı?

Açıkçası böyle bir zorlukla karşılaşacağımızı düşünmüyoruz. Biz Türkiye’de yemekle özdeşleşmiş en kapsamlı internet mecrasını yaratma hedefiyle yola çıktık. Bu doğrultuda, alışılmış yemek sitelerinin katı tasniflerinin dışına çıkıyor, yemek hazzının peşinde koşanlara kucak açan, hayatın yemekle ilgili her alanına dokunan içerikler üretiyoruz. Yazarlarımız yemekle ortak bir noktasını bulup sanat, sinema, spor, teknoloji, tarih, seyahat, tasarım gibi birçok konuda bildiklerini paylaşıyorlar. Bu nedenle, tıpkı yemek kültürünün kendisi gibi, aslında hayli geniş bir alana dokunuyoruz. 1 yıl içinde 30’dan fazla kategoride 1300’den fazla iştah açan yemek tarifi, 1000’den fazla mekan önerisi ve 1800’den fazla “güldürürken yediren” yazı yayınladık. Her birini kendimiz hazırladığımız özel çekim videolarımızın sayısı 150’yi aştı. Bu çabalarımızın karşılığını da aldığımızı görüyoruz. Yemek.com açıldıktan sonra, 1 seneden kısa süre içerisinde ayda 10 milyondan fazla sayfa görüntülenmesi ve 500 bine yakın Facebook fanı ile kocaman bir aile haline geldi. Kaliteli içerikler, eğlenceli ve keyifli bilgiler, çekici tarifler ve videolarımızla kullanıcılarımız ile aramızdaki bağı organik olarak sürekli güçlendirmeye devam ediyoruz. 

Yemeksepeti gibi Türkiye’nin en başarılı dijital girişimlerinden birinin kanatları altında olmak size artı bir güven sağlıyor mu? Yoksa sıfırdan bir girişim olarak çıksa Yemek.com daha güçlü olabilir miydi?

Yemek.com açılırken elbette ki Yemeksepeti’nin olumlu marka algısından ve know-how’ından faydalandı; faydalanıyor da. Öte yandan Yemek.com için içerik yaratma konusunda uzman, farklı deneyimlere sahip, yemeğe aşık yepyeni bir ekip yarattık. Bir süre sonra da kendi marka algımızı oluşturmayı başardık. Dolayısıyla krediyi sadece bir tarafa vermek doğru olmaz. Yemeksepeti’nin deneyimi ve sinerjisi ile nasıl ki temelimizi sağlam kurabilmeyi başardıysak, Yemek.com ekibinin çabası ve yaratıcılığı sayesinde de kalıcı olmayı sağladık.

 

Türkiye’de yemek.com tarzı belli bir konuya odaklı içerik sitesi oluşturmak ve büyümek isteyenlere tavsiyeniz nedir?

Kullanıcı deneyimi, SEO, teknik altyapı, tasarım, doğru dil kullanımı gibi temel konuların dışında dikkat etmeniz gereken farklı şeyler de var. Tek bir konuya odaklı olmak demek, örneğin sadece yemek tarifi vermek değil. Kaliteli, yaratıcı ve özgün içeriklerle, farklı konuları bir potada eritebilmek önemli. Ek olarak, sıradan bir tarif verirken bile, fark yaratacak dokunuşlar düşünmek gerekiyor. Buna bizim ‘püf noktaları’ kutucuklarımızı örnek verebilirim. İşinizin uzmanı olmak ve bilgi verdiğiniz konuda okuyucuları doğru yönlendirmek de bir diğer olmazsa olmaz nokta. Okuyucularınızın, odaklandığınız konuda hali hazırda bilgileri olabilir, ya da özellikle o konuyu merak ettikleri için farklı kaynaklardan araştırma yapıyor olabilirler. Yanlış bilgilerle saygınlığınızı ve inandırıcılığınızı yitirmek istemezsiniz. Bunun dışında, Yemek.com’un hamurunda, biraz da Yemeksepeti kültürünün getirisi olan, bir tutam eğlence her zaman var. Didaktik olmaktan çıkıp, keyifli işler yaptığınız zaman, ele aldığınız tek bir konuyu, onlarca farklı tonda resmedebilmeyi de başarırsınız. 

Şu ana kadar en başarılı içerikleriniz çözüm odaklı yemek tarifleri mi oldu yoksa yemek üstüne mizahi içerikler mi daha çok ilgi görüyor?

Yemek.com’da Yemek Tarifleri ve Yemek Sözlüğü kategorileri ile birlikte Ye, İç, Şaşır, İzle, Öğren ve Keşfet şeklinde sekiz farklı kategori bulunuyor. Burada ünlü restoranların gizli tarifleri, Türk mutfağının klasikleşmiş yemeklerinin püf noktaları, keşfedilmeyi bekleyen mekanlar, trendler, haberler, çekici fotoğraflar, eğlenceli videolar, açıp açıp tekrar göz gezdireceğiniz rehber niteliğindeki içerikler bir arada bulunuyor. En çok tıklanan ve paylaşılan içerikler ise genelde Şaşır ve Öğren kategorisindeki eğlenceli ya da öğretici içerikler oluyor.

Şu ana kadar kat ettiğiniz yolda eksikleriniz olduğunu tespit ettiniz mi, yoksa eğrisiyle doğrusuyla projeyi bu haliyle devam ettireceğiz mi diyorsunuz?

Büyük oranda bu şekilde devam edeceğiz fakat elbette ki dünyadaki trendler ve okuyucularımızın istekleri ve beklentileri doğrultusunda farklı çalışmalarımız da olacak. Örneğin 2016’da Yemek.com’un çok daha fazla iştah açıcı video içeriği ürettiğini göreceksiniz. Ayrıca sitemizin tasarımı radikal bir şekilde yenilenmiş olacak ve en önemlisi 2016 yılı ile birlikte artık markalarla yaratıcı içerik projeleri üretmeye başlamış olacağız. 

 

3.    Poltio

Sosyal medyayı farklı bir bakış açısıyla görmek gerçekten yepyeni fırsatların kapısını aralayabiliyor. Poltio ekibi geçtiğimiz yıl içerisinde bilinirliğini arttırarak “anket” üzerine kurulu bir sosyal medya ağı yarattı. Hikayeleri, yeni girişimcilere heyecan verecek türden, sorularımız da bu açıdan onları biraz zorladı:

Poltio gibi bir projenin kullanım yaygınlığını arttırmak için nasıl çözümler üretiyorsunuz?  

Anket oldukça ilgi çeken bir içerik türü. İki farklı duyguyu tetiklediğini düşünüyoruz: Ankete katılarak fikirini paylaşma isteği ve "acaba insanlar ne demiş" merakı. Poltio'nun bu noktada önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünüyoruz.  Poltio paylaşımın sadece anket üzerine olduğu bir sosyal platform ve kullanıcılarına pek çok farklı konuda fikrini paylaşma ve halkın nabzını tutma imkanı sağlıyor. Hal böyle olunca Poltio'nun iletişimini de yine anketlerin kendileri üzerinden yapıyoruz.  Kullanıcılarımızın öne çıkan anketlerini sosyal paylaşım platformlarındaki hesaplarımız aracılığı ile paylaşıyoruz. Aynı zamanda gün geçtikçe büyüyen bir kullanıcı kitlemiz var ve ürettikleri anketler ile Poltio'yu zenginleştirmeye ek olarak, beğendikleri anketleri arkadaşları ile de paylaşıyorlar. Medya ve içerik siteleri de bizim için çok önemli. Onlar da oluşturdukları anketleri Poltio'da paylaşmaya ek olarak, kendi mecralarına da gömebiliyorlar (embed). Bu şekilde anketler farklı kanallar aracılığı ile dağılmış oluyor ve daha geniş kitlelere ulaşıyor.

Markalarla iletişim ağınız nasıl başladı?  

Bir sosyal paylaşım platformunun olmazsa olmazı kullanıcılar. Belirli bir kullanıcı kitlesine sahip ve kaliteli paylaşımların yapıldığı mecralar zaten markaların dikkatini kendiliğinden çekiyor. Dolayısı ile birinci önceliğimiz daima kullanıcılar ve Poltio'nun erişimini arttırmaya çalışırken sunduğumuz tecrübenin kalitesine olan odağımızı yitirmemek. Poltio'yu markaların iletişimlerine açarken geleneksel reklam modellerinden uzak durmaya çalıştık. Platformun yapısına uygun, hedefli ve kullanıcıları rahatsız etmeyecek modeller geliştirmeye çalışıyoruz. Bir sosyal anket platformu olan Poltio'da marka iletişimlerinin de yine anketler üzerinden olmasını istedik. Bunun için sponsorlu anket adını verdiğimiz bir çözüm geliştirdik. Bu çözüm ile markalar da kullanıcılar gibi anketler oluşturabiliyor ve sunduğumuz özellik ile sorularına ilgili cevapları veren kullanıcılara, yine o cevap ile ilgili ek bir iletişim yapabiliyorlar. Ankete ürün ile ilgilenmediğini belirten bir cevap veren kullanıcılar ise herhangi bir ek iletişim görmüyor. Bu sayede marka iletişimi sadece ilgili kitleleye yapılmış oluyor. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda yakalanan yüksek etkileşim oranlarını görmek bizi sevindiyor. Reklam konusunda da iş ortaklıklarının önemine inanıyoruz ve ajanslar ile yakın işbirlikleri geliştirmeye çalışıyoruz. Markalarının taleplerini bizim ile paylaşıyorlar ve doğru iletişim modelini birlikte belirlemeye çalışıyoruz.

Kullanıcı katılımıyla gelişebilecek bir platform olması Poltio’da nasıl sorunların çözülmesini beraberinde getirdi?

Poltio'nun en önemli özelliği herkese her konuda toplumun nabzını tutma yeteneği vermesi. Sosyal medyada pek çok konu tartışılıyor... Örneğin yakın gündemin en önemli konularından bir tanesi Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesi. Konu ile ilgili pek çok platformda binlerce yorum paylaşıldı. Poltio'da ise olaydan saatler sonra "Uçağın düşürülmesini doğru buluyor musunuz?" anketine binlerce oy gelmişti ve sonuçlar yaşan bir olay ile ilgili ne düşündüğümüz üzerine anın resmini çekmeye yardımcı oldu.  Bu örnekleri "Menemen'e soğan konulur mu?" , "En iyi Star Wars filmi hangisiydi?" , " Pozisyon penaltı mıydı?" , "Eski sevgiliden arkadaş olur mu?" , "Hülya Avşar'ın Hürrem performansını nasıl buldunuz?" gibi güncel ya da değil, ciddi veya eğlenceli pek çok konu başlığı altındaki anketler ile zenginleştirmek mümkün.  Politika, moda, spor, diziler, tv programları, yeme içme... konu başlığı ne olursa olsun anketler Poltio'da ya da embed edildikleri farklı mecralarda halkın nabzını tutmaya yardımcı oluyor. 

Farklı kanallara ulaşmak için kimlerle çalışıyorsunuz?

Fırsat bulduğumuz her alanda kendimizi anlatmaya, işbirliği yapabileceğimiz herkes ile birlikte ortak projeler üretmeye çalışıyoruz.  Medya, üniversiteler, ajanslar, sektörel etkinlikler... gibi pek çok dikeyde sık sık ziyaretler gerçekleştiriyor, Poltio'yu anlatıyor ve yeni ortaklıklar kurmaya çalışyoruz. 

Poltio’nun kuruluş amacındaki hedefine ulaştığını düşünüyor musunuz yoksa gizli bir hedefiniz daha var mı?

Poltio'yu Ağustos 2014'de canlıya aldık ve şu anda geldiğimiz nokta bizleri sevindiriyor ama tabi ki daha gidilecek çok yolumuz var. Poltio'yu kurarkenki önemli bir hedefimiz de Türkiye’den çıkan global bir marka, dünya genelinde kullanılan bir sosyal paylaşım platformu olmakti. Bunun için de çalışıyoruz. 

 

4.       İyisahne

İyisahne’nin başardığı şey Türkiye’de hafife alınmayacak bir noktada. Onlar yüzlerce sanatçıyı, organizasyon yapmak isteyen vatandaşlarla buluşturuyorlar. Bugün arkadaşımız için bir doğum günü organizasyonu yapıp, kolayca bir müzik grubunu bu sürprize dahil edebiliyorsak onların kapattığı açık sayesinde:

iyisahne.com yurtdışındaki bir modelin Türkiye uyarlaması olarak mı yola çıktı, yoksa Türkiye’de böyle bir ihtiyaç olduğunu hissederek mi?

Fikir, geceden sabaha çıkmış bir fikir değil. Bu sebeple bir ‘Eureka’ anından ziyade, uzun uzadıya metodik bir yaklaşımla düşünülmüş ve yerel dinamikler özelinde hareket edilerek geliştirilmiş bir proje olarak ele alıyoruz iyisahne’yi. Öncelikle ilhamımızı dünyanın en başarılı marketplace/pazaryeri plaformlarından alıyor olduğumuzu rahatlıkla dile getirebiliriz. Fikrin çıkışından ziyade girişimciliğe meylettiğimiz noktada ortaya atılan fikirler arasında iyisahne.com’un seçilmiş olması tamamen memleketin ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğimizin bir göstergesi. Tıpkı Airbnb’nin mekan, Ebay’in eşya üzerine odaklanması gibi biz de zaman kavramı çerçevesinde aynı yaklaşımı benimsiyor, zaman eşya ve mekan kadar dört başı mamur bir kavram olmadığı için birim zamanını kiralayabilen ve bunu bir hizmet şeklinde pazarlayabilen, henüz kendi içerisinde organize olamamış en büyük topluluk olduğunu düşündüğümüz ‘Sanat/Performans’ kitlesini bir araya getirmeye çalışıyoruz.

Mevcut sanatçı ağınızı genişletmek için çalışmalarınız ne yönde? Bu işin anahtarı menajerleri ikna etmek midir?

Topluluk temelli bir pazaryeri olarak kurgulanan iyisahne.com bahsi geçen ‘işin anahtarına’ sahip olabilmek için temel meydan okuması olan örgütlenme problemini çözebilmek adına yüksek profilli sanatçılardan oluşan 4 kişilik ‘Akademi’ ismiyle anılan bir heyeti ekibine kuruluş sırasında dahil etti ve projelendirme aşamasını takiben bugüne kadar T.C. dahili benzeri görülmemiş bir örgütlenme faaliyetine girişildi. Stratejik nedenlerle öncelikle sadece muzik modülü ve İstanbul yerelinde süreç tetiklendi. Akademi tarafından yaklaşık 5000 kişilik bir listeleme çalışması yapıldı. İçlerinden 500’ü nitelik ve nicelik açısından çeşitli kriterlere göre seçildi ve İstanbul merkezli faaliyet gösteren 250’si ile yüzyüze görüşmeler vasıtasıyla ten teması kurularak sistem anlatıldı ve davetiye kodları gönderildi. Bahsi geçen örgütlenme süreci takribi 1 yıllık bir zaman dilimini kapsamakta olup, ortalama 25 yıllık sektörel tecrübe ve network sahibi 4 kişilik konusunda uzman ekip olmasaydı başarılamazdı lakin bu sadece başlangıç. Aslına bakarsanız örgütlenme modeli kitleyi nitelik ve nicelik açısından üst noktada tutabilmek için biz iyisahne.com’da davetiye usulü ile sanatçıları aramıza katmayı benimsemiş durumdayız. Bir komünite yaratmak adına hali hazırda iyisahne’li olan sanat ve performans profesyonelleri, sahip olduğu davetiye haklarını güvendikleri, bildikleri, referans olabilecekleri diğer iyisahne’lileri, iyisahne’li yapabilmek için kullanıyorlar.

Türkiye’deki büyük çaptaki daha popüler sanatçıların bu sisteme dahil edilmesi sizce ne kadar sürecek?

Devrim niteliğinde bir girişim olduğunu düşündüğümüz iyisahne.com, sektörün en önemli sorunu olan erişim zorluğunu ortadan kaldırıyor ve sanat/performans profesyonellerine ulaşmanın yeni yöntemini duyurmak suretiyle bugüne kadar toprağa bağlı bir adresi bile olmayan devasa bir kitleye topraktan bağımsız bir adres kazandırarak sanatçıları görünür, bilinir ve ulaşılabilir kılıyor. Bu sebeple çok yoğun bir ilgiye mazhar olduğumuz söylenebilir lakin  davetiye usulüyle  hareket ederek daha yavaş ama dengeli bir büyüme öngörüyoruz.

iyisahne.com’da ‘Eflatun’ gibi popüler sanatçılar yok değil lakin odak noktamız şöhret sahibi olmaktan ziyade işini layıkiyle yapan profesyonel düzeyde sanat/performans profesyonelleri ki sayılarının yaklaşık olarak 100.000’e yakın olduğu söylenebilir memleket sathında...

Türkiye’deki amatör müzik grupları için iyisahne.com ne ifade ediyor, iyisahne.com’un bir şöhret yaratma potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

iyisahne.com tıpkı yemeksepeti ya da gittigidiyor gibi bir pazaryeri girişimi ve hedefi adı ister sanatsever, ister müşteri, ister etkinlik sahibi isterse alıcı olsun son tüketici ile sanatçıyı aracısız bir biçimde buluşturmak. Ortaya konulan vizyon çerçevesinde şöhret yaratmak hiçbir zaman cümle içinde dahi kullanılmadığı için pratikte olma ihtimali ile beraber teoride varoluş amacımız içerisinde yer almıyor. Hedef kitlesi amatörlerinden ziyade profesyonel düzeyde sanat ve performans üzerinden hali hazırda para kazanmakta olan kişi ve gruplar olduğu için  sorunuza profesyonel olmak isteyenler için neden olmasın şeklinde bir yanıt veriyoruz.

iyisahne.com’un bir sonraki adımı nedir, proje ne yönde ilerleyecek yoksa mevcut sistem sizce yeterli mi?

Sanatın ve sanatçının ilk ve tek pazaryeri olarak kurulduk. Hedefi, sanat/performans denilince akla gelen ilk marka olmak. Kuşkusuz daha yolun çok başındayız ve ileride kültür, sanat ve eğlence ekonomisindeki bir ‘Yemeksepeti’ olmayı hayal ediyoruz. Kısa vadeli hedeflerimiz arasında öncelikle İstanbul, ardından Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Eskişehir gibi kültür başkentleri üzerinden tüm Türkiye’ye açılmak. Başta büyükşehirlerin tamamı olmak üzere her ili faaliyet alanına katmayı hedefliyoruz. Şimdilik sadece müzisyen, enstrümantist, müzik grubu, orkestra, ensemble ve DJ’ler üzerinden hizmet veren pazaryeri, yakın zamanda modüller halinde genişlemeyi hayata geçmeyi ve sanatın her sahnesini kapsama alanına almak istiyor. İkinci modül ise şimdiden belli: Fotoğraf sanatçıları ve videograf'lar...

 

5.      Tazemasa

Hepimiz sağlıklı beslenmeyi hak ediyoruz ancak gerek iş temposu gerek vakit darlığı sebebiyle içimize sinen bir gıda alışverişi yapamıyoruz. Yapmaya niyetimiz olsa, uzayıp giden kasa kuyrukları bizi caydırabiliyor. Tazemasa.com E-Ticaret alanındaki bu açığı görüp hayatımızı kolaylaştıran lezzetler sundu, biz de sizin için tadına bakalım dedik:

E-Ticaret ülkemizde pek çok tüketici için hala bir tabu. Siz manav alışverişi diyebileceğimiz türe bir adımı E-Ticaretle buluştururken projenin tutup tutmayacağı yönünde bir ön araştırma yaptınız mı?

Tazemasa kuruluşundan önce öncelikle iç pazardaki durumu , aktif oyuncuları ve potansiyel müşterilerin bu servisi  kabulü ile ilgili saha içi araştırmalar ve ön test dağıtımları gerçekleştirdik. Aynı zamanda yurtdışı örnekleri de inceleyerek, bu segmentin ileri doğru nasıl bir büyüklüğe ulaşacağını anladıktan sonra kuruluşumuzu gerçekleştirdik.

İnsanlara ulaşmak için hangi reklam kanallarını kullandınız?

Bizim temel kanalımız memnun müşterilerin birbirine tavsiye etmesi, doğal olarak internet ortamındaki reklamlar, iş birlikleri ve off line’da billborad veya pano çalışmaları ile tazemasa’nın avantajlarını müşterilerimize aktardık. Ama en etkilisi memnun müşteri tavsiyesi oldu.

Tazemasa gibi bir proje, yatırım aşamasında destek aradı mı ne gibi destekler aldı?

İlk aşamada bir arayışımız olmadı, daha sonra Inveon ile stratejik iş birliğine gittik ve ortak olduk.

Böyle bir satış projesi için hazır yazılım mı yoksa kendi yazılımınızı mı tercih edersiniz?

Bizim tercihimiz daha önce denemiş bir alt yapıdan yana oldu, teknik tarafta erişilebilir olmasına dikkat ettik ve gerektiğinde kendi kaynaklarımız ile düzenlemeleri gerçekleştirebilecek bir alt yapı oluşturduk.

Tazemasa gibi bir projenin bir sonraki adımı ya da hedefi ne olmalı?

Sağlıklı, doğal ürünlerle daha fazla insanımızı buluşturmak ve bunun doğal sonucu olarak da büyümek , büyümek , büyümek…

Türkiye'de büyük açıkları kapatan en özgün 10 dijital girişim (2.Bölüm)