Türkiye'nin en ünlü 14 köşkü ve sıradışı hikayeleri

Türkiye'nin en ünlü 14 köşkü ve sıradışı hikayeleri
Türkiye'nin en ünlü 14 köşkü ve sıradışı hikayeleri
Son günlerde Türkiye gündeminin en hararetli konu başlığı Köşk seçimiyken, Cumhurbaşkanı'nın ikamet ettiği Çankaya Köşkü ile ilgili de birçok yazı yazıldı, bilgi paylaşıldı. Hal böyle olunca biz de sizler için ülke çapındaki 14 meşhur köşkün hikayelerinin yer aldığı bir liste hazırladık. İşte Türkiye'nin en ünlü 14 köşkü ve sıradışı hikayeleri...
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Kimisi yüzyıllara rağmen ayakta kalmış, kimisi restorasyonlarla boğuşmuş, kültürel mirasımızın birer parçası olan köşkler her dönemde farklı amaçlarla kullanılan güzide yapılar olarak dikkat çekiyor. Sizleri gündemi yoğun olarak işgal eden Çankaya Köşkü’nden alıp farklı hikayelere götüreceğimiz bu listemizdeki köşklerin bir çoğu ziyaretinizi bekliyor. Tarihimizin yaşayan tanıkları olan bu özel binaları sizler için mercek altına aldık…

1.Selçuklu Av Köşkü



Antalya’da Kemer civarındaki ormanlık alanda yer alan Selçuklu Av Köşkü’nün 1230 - 1248 arası bir dönemde inşa edildiği düşünülmektedir. Yapı bölgede bulunan tek Selçuklu yapısı ve Türk - İslam sanat geleneğinin önemli bir örneği olma özelliğini taşımaktadır. Tekelioğlu Beyliği'nden esintiler de taşıyan köşkün giriş kapısı ve ona yakın bulunan duvar yıkılmış olmakla birlikte, çatı ve duvarların büyük bölümü iyi durumdadır.

2.Hünkâr Köşkü



Hünkâr Köşkü 1844 yılında Sultan Abdülmecit'in Bursa gezisi nedeniyle, dönemin Bursa valisi Mehmet Salih tarafından av köşkü olarak yapılmıştır. Köşk rekor sayılabilecek bir sürede, tam 19 günde tamamlanmıştır. Bu köşkte 1844 yılında Sultan Abdülmecit, 1862 yılında Sultan Abdülaziz ve 1909 yılında V. Mehmet (Sultan Reşat) konaklamışlardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu köşkü ilk olarak 16 Ekim 1922 tarihinde ziyaret etmiştir. Burada İsmet İnönü ve Kazım Karabekir ile, Lozan Barış Antlaşması'na gidecek belgeler hakkında toplantılar yapmıştır. Atatürk 1925, 1931 ve 1935 yıllarında da tekrar Hünkar Köşkü'ne ziyarete gelmiş ve konaklamıştır.

3.Bağdat Köşkü



Bağdat Köşkü, İstanbul’da Topkapı Sarayı içinde yer almaktadır. Yapımına, IV. Murat’ın Bağdat seferine giderken başlanan ve 1639 yılında da tamamlanan Bağdat Köşkü; padişahın sabah namazından sonra kahvesini içtiği dinlenme mekanı olarak bilinmektedir. I. Abdülhamit (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde köşk has odanın kütüphanesi olarak kullanılmıştır. Bağdat Köşkü, en son 2006 yılında Anıtlar Müdürlüğü denetiminde restore edilmiştir.

4.Malta Köşkü



Malta Köşkü, İstanbul Yıldız Parkı içinde Yıldız Sarayı'nı parktan ayıran duvarın doğu yönünde yer almaktadır. Köşk adını Sultan Abdülaziz döneminde Malta'dan getirilen taşlardan almaktadır. Malta’dan getirilen bu taşlarla yapılan köşk, tarihte önemli olaylara sahne olmuştur. Tahta çıkarılmak istenen Sultan V. Murat başarısız olunca güvenlik gerekçesiyle bu köşkte alıkonulmuş, Mithat Paşa yine bu köşkün arkasındaki düzlükte kurulan çadırda yargılanmıştır. Günümüzde çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapan Malta Köşkü, popülerliğini koruyan bir mekandır.

5.Çinili Köşk




Çinili Köşk Topkapı Sarayı'nın dış surlarının içinde yer alan 1472 yılında inşa edilmiş bir köşktür. II. Mehmed tarafından yazlık saray olarak yaptırılmış olan köşkün, mimarı kesin olarak belli olmasa da bazı kaynaklar Mimar Atik Sinan tarafından yapıldığını belirtmektedir. Sırça Köşk ya da Sırça Saray olarak da tanınan yapı, 1875 ile 1891 yılları arasında İmparatorluk Müzesi olarak hizmet vermiştir. 1953 yılında Türk ve İslam Sanatları Müzesi olarak kamuya açılmış, İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin bünyesine katılmıştır. Müzede Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalma İznik çinisi ve seramik örnekleri sergilenmektedir.

6.Mektupçu Köşkü




Mektupçu Köşkü, İzmir'in Halil Rıfat Paşa Caddesi üstünde yer alır. Osmanlı Devleti'nde kaza ve vilayetlerde Mektupçu adı altında, yazı işleri müdürü olarak tabir edebileceğimiz idareciler bulunmaktaydı. Bu köşkün de “Mektupçu” ismini, yıllarca posta idaresinin konuk evi olarak bölgenin Mektupçusu tarafından kullanılmasından ve Mektupçu semtinde bulunmasından kaynaklandığı bilinmektedir. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın İzmir'deki evi olarak da bilinen köşk, 1954-1978 yılları arasında Çamlaraltı Koleji'nin ilkokul bölümü olarak kullanılmıştır.

7.Latife Hanım Köşkü



Latife Hanım Köşkü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk için anlamı büyük olan bir yapıdır. Annesi Zübeyde Hanım hastalandıktan sonra doktorların kendisine İzmir’in havasının iyi geleceğini söylemeleri üzerine Atatürk, yaveri Salih Bozok’u İzmir’e uygun bir ev bulması için göndermiştir. Durumdan haberdar Latife Hanım, Salih Bozok’u arayarak Karşıyaka’daki evlerinin Zübeyde Hanım için uygun olduğunu ve kendisine evi göstermek istediğini söylemiştir. Evin bulunduğu nokta itibariyle Zübeyde Hanım için uygun olduğuna karar verilmiş ve Zübeyde Hanım hayatının son yıllarını bu köşkte geçirmiştir. Köşkün bahçesinde yer alan bir Selvi ağacının Atatürk ve Zübeyde Hanım için dikildiği rivayet edilmektedir.

8.Murat Köşkü



Murat Köşkü İzmir'in Bornova ilçesinde yaşamış olan İngiliz Edwards ailesi tarafından 1880 yılında yaptırılmıştır. Köşk İngiliz aileden sonra evi teslim alan Murat ailesinin ismiyle anılmış olup, uzun yıllar boyunca sahipsiz kalmıştır. Bir dönem çocuk yuvası olarak kullanılan köşk 2001 yılında mülkiyetinin ait olduğu Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan bir protokol uyarınca kapsamlı bir restorasyon uygulamasının gerçekleştirilmesinin ardından kullanıma açılmıştır. Restorasyon sonrası bir süre üniversite öğrencilerine yönelik sosyal hizmet merkezi olarak hizmet vermiş, 2005 yılında Ege Üniversitesi’ne tahsis edilmiş ve günümüzde öğrenci toplulukları için iletişim ve toplantı merkezi olarak hizmet vermektedir.

9.Pandispanya Köşkü



Pandispanya Köşkü, İzmir'in Bornova ilçesinde 1882 yılında inşa edilmiştir. Bu yapı Fransız Pandispanian ailesi tarafından ev olarak kullanılmıştır fakat ailenin Fransa'ya göç etmesiyle bu konut devlete kalmıştır. Rengi sebebiyle “Yeşil Köşk” olarak da bilinen yapı 1986 yılında ilk onarımı yapıldıktan sonra Ege Üniversitesi'nin misafirhanesi olarak kullanılmıştır. 1993 ve1995 yıllarında tekrar restore edilerek üniversite çalışanları ve öğrencilerinin vakit geçirebilecekleri bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
Trabzon Atatürk Köşkü, Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alır. Yirminci yüzyılın hemen başında yaptırılmış olup Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından hazineye kalmıştır. Atatürk 1934 ve 1937 yıllarındaki Trabzon ziyaretlerinde, bu köşkte konaklamıştır. O'nun ölümünden sonra Trabzon belediyesi tarafından o dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek "Atatürk Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.

10.Perili Köşk



İstanbul Sarıyer’de Fatih Sultan Mehmet köprüsünün hemen bitişiğinde yükselen Perili Köşk, asıl adı Yusuf Ziya Paşa köşkü olmakla birlikte günümüzde özel bir şirketin himayesinde sanat müzesi olarak varlığını sürdürmektedir. 1911 yılında inşa edilen ve mimari özellikleriyle bir şatoyu andıran yapı boğaz turlarında en çok dikkat çeken noktalardan biridir. Yapının inşaatı sırasında patlak veren Birinci Dünya Savaşı sebebiyle, çalışmaları yürüten ustaların askere alınmasıyla köşkün yapımı çok uzun bir zamana yayılmıştır. Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nün yarım kalan inşaatının başıboş hali, adının “Perili Köşk”e çıkmasına sebep olmuştur.

11.Sarı - Beyaz - Pembe Köşkler



Emirgân Korusu Köşkleri, İstanbul'da Sarıyer ilçesi'nde yer alan Emirgan korusunun içerisinde yer almaktadır. Emirgan Korusu, 17. yüzyılda Osmanlı padişahı IV. Murad tarafından İranlı Emir Güne Han'a armağan edilmiştir. Daha önce Feridun Bahçeleri olarak anılan bölge yüzyıllar boyunca pek çok kez el değiştirmiş, 19. yüzyılda Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından Mısır Hıdivi İsmail Paşa'ya verilmiştir. 1871-1878 yılları arasında koru içinde 3 köşk yaptırılmıştır. Günümüze de ulaşan bu köşkler Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk olarak adlandırılmaktadır. 1940 yılında dönemin İstanbul belediye başkanı Lütfi Kırdar'ın girişimiyle kamulaştırılıp park olarak düzenlenerek halka açılan bu köşklerin bulunduğu alan, günümüzde özellikle “Lale Mevsimi”nde ziyaretçi akınına uğramaktadır.

12.Ragıp Paşa Köşkü



Ragıp Paşa Köşkü, özellikle Caddebostan’a yola düşenlerin merakını cezbeden bir yapıdır. Dışarıdan bakıldığında adeta bir sarayı andıran bina, 1906 yığma taş olarak inşa edilmiştir. Sonrasında dışı ahşapla kaplanan köşk, mermer kaplı bir de rıhtımı bulunmaktadır. Binanın sahibi olan Ragıp Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki en varlıklı şahsiyetlerinden biriydi. 1920’de bu köşkte vefat eden Ragıp Paşa’nın ardından köşk önce İbrahim Ali Bey adında bir avukata ardından da Sait Çiftçi’ye satılmıştır.

13.Mecidiye Köşkü



Mecidiye Köşkü, Topkapı Sarayı bünyesine katılan son bina olarak bilinmektedir. 1859 yılında, aynı zamanda Dolmabahçe Sarayı’nın da mimarı olan Serkis Balyan Kalfa’ya yaptırılan tarihi yapı ilk başlarda “Yeni Köşk” olarak anılmıştır. Zaman içerisinde Sultan Abdülmecid’e atfedilen bina “Mecidiye Köşkü” olarak adlandırılmıştır. Bizans döneminden kalan istinat duvarları üzerine inşa edilen köşk, padişahların genel olarak dinlenme alanı olarak hizmet vermiştir.

14.Ziverbey Köşkü



Cumhuriyet tarihinde adı pek de hoş olmayan olaylarla birlikte anılan Ziverbey Köşkü, 12 Mart döneminin işkence evi olarak hafızalarda yer edinmiştir. Erenköy, 19 Mayıs Mahallesi üstünde yer alan ve asıl adı Zihni Paşa Köşkü olan bina zaman içerisinde yıkılmıştır. 1900’lü yılların hemen başında yapılan köşk yakın çevresinde yer alan diğer köşklerle sık sık karıştırılmaktadır. Toplumsal hafızamızda büyük bir iz bırakan ve tüyler ürpertici işkence olaylarına tanıklık eden bu köşk, hiç şüphesiz ki yakın tarihimizde adının pek de kolay unutulmayacağı yapıların başında yer almaktadır...