Türkiye'nin San Andreas'ı: Çinçin Bağları

Türkiye'nin San Andreas'ı: Çinçin Bağları
Türkiye'nin San Andreas'ı: Çinçin Bağları
Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyada yayılan bir hastalık misali oyun GTA'daki kötü şöhretli mahalleler hepimizin malumu. Bu tarz bir mahallenin havasını solumak için aslında fantastik bilgisayar oyunlarına gerek yok. Türkiye'nin başkentinin göbeğinde San Andreas'ı aratmayan bir bölge zamana ve kentsel dönüşüme direniyor: Çinçin Bağları!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Çinçin'den çıkılmaz diye bir şey yoktur. Asıl mesele girebilmektir çünkü! Vatandaş, polis, jandarma ve hatta Google! Kimsenin elini kolunu sallaya sallaya giremedeği bir yerdir Çinçin Bağları. San Andreas dediysek gözünüze tek derdi caka satmak olan çetelerin kol gezdiği bir yer gelmesin aklınıza. Bütün bir semtin tek yumruk olduğu, canlı yaşayan bir hayat var Çinçin'de. Bir zamanlar Roman ailelerin yaşadığı Gültepe, Plevne ve Aktaş mahallelerinin bir araya gelmesinden oluşan Altındağ ilçesinin tekinsiz bir bölgesi olarak bilinir Çinçin Bağları.

Tekinsiz belki de çok masum bir kelime kalabilir. Çinçin'e dışarıdan giren bir yabancının "Ne bakıyorsun?" sorusuna "Yok size bakmıyorum" cevabını vermesi, "Bize niye bakmıyorsun adam yerine koymuyor musun?" gibi bir tepki ve sonrasında feci şekilde dayak yemesiyle sonuçlanabilir. Sonuçlanmışlığı vardır. Öyle ki, Çinçin mahallesinde polislerin kendini güvende hissetmek için roketatarla bile dolaştığı rivayet edilir!

Kavganın eksik olmadığı, her daim bir suça tanıklık etme ihtimalinizin yüksek olduğu Çinçin, bu kötü şöhretine rağmen pek çok kişinin de her zaman ilgisini çeken bir yer olarak, merak edilen ziyaret edilen bir semt.

Son yıllarda ise Çinçin, suç oranından ziyade kentsel dönüşüm projesiyle değişen çehresi sayesinde gündeme geliyor. Ankara'nın tarihindeki en büyük "temizlik" operasyonu olarak görülen Çinçin Bağları Kentsel Dönüşüm projesi, Anraka'nın "günah torbası"nı sonsuza kadar ortadan kaldıracak mı bilinmez ancak Çinçin'i ve Çinçin ruhunu unutturmayacak bir proje de yine Çinçin'in bağrından yükseliyor!

Yolunda A.ş. yıllardır internette yayınlanan bir dizi olarak, Çinçin mahallesinin ruhunu izleyicilerle buluşturuyor. "Bir Ankara Dümeni" başlığı altında, genç oyuncu Erdağ Yenel'le özdeşleşen proje şimdilerde bir sinema filmiyle Çinçin'deki kentsel dönüşüme dikkatleri çekiyor.

"Allah Allah da kul kul değil ki..."

 

 

Yolunda A.Ş. yaklaşık beş yıldır internet kullanıcıları tarafından tanınan bir proje. Çinçin mahallesinden üç delikanlının "atarlı giderli" maceralarını konu alan Yolunda A.Ş. Çinçin mahallesi ve yaşayanlarını bizzat filme dahil eden bir çalışma ortaya koyuyor. Bu açıdan Brezilya'da çekilen "God City" filmine yaklaştığı söylenebilirse de, konunun işlenişi bakımından daha mizahi bir dile sahip olduğunu söyleyebiliriz. Fragmanda geçen "Allah Allah da kul kul değil ki..." sözü de belki de filmin mizahi çizgisini en güzel ifade eden replik.

Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikayesi, gerçekçi yapısıyla ve kendine has jargonuyla sadece Ankara’da değil, Türkiye’de çekilmiş son dönem üretimleri içerisinde farklı bir yapım olarak sıyrılacak gibi. Filmin yayınlanan ilk fragamnı da bu konuda ipuçlarını sunuyor.

Çinçin Bağları en son usta sanatçı Kemal Sunal'ın rol aldığı Düttürü Dünya filmine ev sahipliği yapmıştı. Bu açıdan sinemanın Çinçin'e muhteşem dönüşü olarak da, Çinçin'in böyle bir filme kucak açmasıyla da özel bir yere sahip Yolunda A.Ş.

Kara Mizah türünde olduğunu söyleyebileceğimiz yapımda, Çinçin'in bağrından çıkmış üç delikanlının mahallenin ortak sorunlarına çözüm bulmaya çalışırken başından geçenleri anlatıyor. Düşük bütçesine rağmen Cezmi Baskın, Tuna Orhan, Defne Yalnız, Hüseyin Elmalıpınar ve Gökay Müftüoğlu gibi deneyimli oyuncuları kadrosunda barından Yolunda A.Ş.'yi Hasan Göktaş yazdı ve Emre Budak yönetti.

Yolunda A.Ş.'nin başrollerinde ise Erdağ Yenel, İbrahim Aymergen ve Emre Budak karşımıza çıkıyor. Oyunculardan Erdağ Yenel, uzun zamandır tiyatroyla ilgilenen, Yolunda A.Ş. projesiyle internet ortamında kendini tanıtmayı başarmış sıradışı bir oyuncu. Canlandırdığı "Fehmi Kır" karakteriyle özdeşleşen Yenel'e uzun zamandır içine girip çıktığı, Çinçin hakkında sorular sorduk;

Çinçin'le tanışman nasıl oldu ve sanat hayatını ne yönde değiştirdi?

Biz bir sanat atölyesiyiz. Ekipteki çoğu arkadaş, ben de dahil, doğma büyüme Ankaralı. Doğallığını da olan bir tanışıklık vardı zaten. Ekipteki Çinçinli arkadaşlarımızın mahalle üzerine çeşitli çalışmaları da vardı. Örneğin filmin senaryosunu yazan Hasan Göktaş'ın yazdığı mahalle üzerine öyküler ve yönetmen arkadaşımız Emre Budak'la yazdıkları senaryolar vardı. O süreçte Çinçin'den İbrahim Aymergen arkadaşımızın da dahiliyetiyle Yolunda A.Ş. senaryo ve film çalışmaları hızlandı. Tiyatro çalışmalarından sinemaya geçiş, sinema filmi için gerekli koşullar sağlanamadığından hayata geçirilen 8 Bölümlük bir internet dizisi ve Çinçin'de, mahallelinin de desteği ve katılımıyla çekilen bir sinema filmi, bizim sanatsal değişimimizde önemli deneyimler oldu.

Çinçin'i anlatacak olsan neler söylemek isterdin?

Çinçin, sanayileşen şehirlerin, artan iş gücü ihtiyacının ve tarımdaki politikalarının sonucu olarak, 1940'lardan bu yana, yeni bir yaşam umuduyla memleketlerinden kalkıp gelen ancak herhangi bir alternatif sunulmadığı için şehrin dış tepelerinde kendilerine bir yaşam kurmaya çalışan insanların oluşturduğu bir gecekondu mahallesidir. Bu yanıyla diğer gecekondu semtlerinden çok da farklı değil. Bugün ise, şehirler genişledikçe, önceleri çok da rağbet edilmeyen gecekondu bölgelerinin mekan değeri arttı, Çinçin benzeri mahallelerin de kaderine yıkım ve dönüşüm düştü.

Çinçin'in kötü şöhreti ve gerçekler arasında nasıl bir bağ var?

Elbette koşulların sertliği, Çinçin'deki insanların tavırlarına ve eylemlerine yansımış olabilir. Ancak, kötü şöhreti yaratan dış gerçekliğin de çok da iyi anılabileceğini zannetmiyorum. Tek fark Çinçin'in vitrinde olması.

Çinçin'in geleceğini nasıl görüyorsun? Kentsel dönüşüm Çinçin'i ne hale getirecek?

Zaten Çinçin'in bir bölümü yıkıldı ve burada yaşayanların bir kısmı yapılan konutlara, görece daha yoksul olanlar ise şehrin dış çeperlerindeki başka gecekondu semtlerine taşındılar. Şimdi ise dönüşüm mahallenin geri kalanını da kıskacına almış durumda. Gelecek de bu yanıyla farklı olmayacak gibi. Nihayetinde, insanların yaşam koşulları değişmedikçe, adı Çinçin olmasa bile, Çinçin gibi mahalleler var olmaya devam edecek.

Yolunda A.Ş. Çinçin için ne ifade ediyor? Aldığınız dönüşler nasıl, bölgesel bir kahraman olduğunuzu söyleyebilir misin?

1 Mayıs'ta gösterime girecek filmimizin adı “Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikayesi”. Zaten Yolunda A.Ş. Çinçin'le özdeşleşmiş bir proje. Senaryo sürecinden, filmin çekim sürecine kadar mahallelinin aktif bir katılımı oldu. İnsanlar dükkanlarını, evlerini, sofralarını açtılar. Hatta bu durum Çinçin'den bütün Ankara'ya yayılan bir şey haline geldi. 3 yıllık emeğin başından sonuna kadar bir kahramanlaşmadan ziyade, geniş bir toplamın ortak dertlerinin duygusal birlikteliğinden bahsedebiliriz. Hatta sosyal medyada ve sokakta, filmin duyuru çalışmaları da bu birliktelikle ilerliyor. Filmin afişini basıp, evinin balkonuna asan bir izleyici kitlemiz var.

İşte böyle Çinçin'in hikayesi. Belki gelecek kuşaklar göremeyecek ama yolu bir kez olsun Çinçin'den geçen, suyunu içip, havasını soluyan herkes sağda solda muhabbeti açıldığında "San Andreas da neymiş, bir Çinçin vardı bir zamanlar..." diyecektir. Gelecek kuşaklar da belki Yolunda A.Ş. filmi sayesinde bir efsanenin nasıl sona erdiğini izleme fırsatı bulacaklar.