Uğur Mumcu'nun kendi sesinden dün ve bugünün Türkiye'si

Uğur Mumcu'nun kendi sesinden dün ve bugünün Türkiye'si
Uğur Mumcu'nun kendi sesinden dün ve bugünün Türkiye'si
24 Ocak 1993'te düzenlenen bir suikastle kaybettiğimiz ölümsüz gazeteci Uğur Mumcu, fikir ve düşüncelerin silahlarla bombalarla susturulamayacağının en büyük örneklerinden birini bize yadigar bıraktı. Usta gazeteci Uğur Mumcu'yu kendi sesinden, kendi düşünceleriyle anıyoruz.
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - 1942'de Kırşehir'de dünyaya gelen Uğur Mumcu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1965'te mezun olmuştu. 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü alma başarısını gösteren Mumcu, kendi fakültesinde de öğrenci derneği başkanlığı yapmıştı.

Uğur Mumcu, askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınmıştı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkûm olmuştu. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve Mumcu serbest bırakılmıştı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı.

Gazetecilik hayatında; Yeni Ortam ve Cumhuriyet'te yazıları yayımlanan Uğur Mumcu; 1962-1993 arasında pek çok gazetecilik ve haber ödülü almış usta bir kalemdi. Tiyatro oyunları ve kitaplar kaleme alan Uğur Mumcu, Gazetecilik hayatını boyunca; Süleyman Demirel, Mehmet Ali Ağca ve Kenan Evren üzerine yaptığı haberler ve kaleme aldığı yazılarla dikkat çekti.

Türkiye 'nin en aydın isimlerinden biri olarak görülen Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi.

Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.

1993'te Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler. Aradan yıllar geçmesine rağmen Mumcu suikastinin failleri hala yakalanamadı.

Mumcu'dan geriye, yazıları, oyunları ve kaleme aldığı kitapları kaldı. Bir de düşünceleri... İşte size ölümsüz gazetecinin sonsuza dek hafızalarımızda olacak konuşma ve düşüncelerinden bazıları;

1. Din & Siyaset

2. Sistem

3. Terör ve Kürt Sorunu