Validebağ: 10 maddede her şeye rağmen savunmak

Validebağ: 10 maddede her şeye rağmen savunmak
Validebağ: 10 maddede her şeye rağmen savunmak
Günümüzde "tek selfie'lik aktivistlik" diyebileceğimiz bir tabir peydah oldu. Sosyal bir olaya kayıtsız kalmadığını göstermek isteyen herkes inandığı bir şeylerin ardına düşüyor. Ne güzel. Ama bu hevesler genelde sosyal medyada istenen fotoğrafın paylaşılmasının ardından sona eriyor ve gündelik hayata geri dönülüyor. Peki ya bir uğurda gerçekten baş koymak nasıl oluyor? Sizler için en uzun soluklu mücadelelerden birini mercek altına aldık: Validebağ Savunması!
Haber: Oktay Volkan Alkaya - oktay.alkaya@radikal.com.tr / Arşivi

Çoğu kişi yapmıştır, bir eyleme katılıp okkalı bir selfie patlattıktan sonra "Bu kadar duyarlılık yeter." diyerek normal yaşantısına dönenleri sosyal medya hesaplarınıza bir göz atıp bulabilirsiniz. Geçtiğimiz son iki senenin en popüler eylemlerinden biri de Validebağ Savunması'ydı. Belki de çoğunuz gittiniz, eylemin o en ateşli günlerinde içinde yer aldınız direnişin. Peki sonra ne oldu? Bir direnişi, bir savunmayı kazanana kadar sürdürmeye cesaretiniz ya da sabrınız var mı? İşten güçten vakit mi ayıramıyorsunuz? Bir selfie çekmek midir direnişe destek?

Gerçekten direnmek isteyenler için bu işi en iyi başaran topluluklardan birini Validebağ Savunması'nı sizler için mercek altına aldık. Eylemin ilk günlerinden beri en ateşli destekçileriyle bir röportaj gerçekleştirdik. Validebağ Savunması hem  kendisini anlattı hem de yarın öbür gün bir şeyleri savunmak istersek nasıl yapmamız gerektiği konusunda ufkumuzu açtı... İşte size 10 maddede her şeye rağmen savunmak

1. Validebağ Savunması'nın temel amacı nedir ve insanları buna inandırabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Verdiğimiz mücadelenin amacı temel olarak 1.derece doğal SİT alanı olan Validebağ Korusu'nu iktidarın ve sermaye çevrelerinin rant elde etmeye yönelik saldırılarından korumak. Validebağ Korusu, Acıbadem, Koşuyolu ve Altunizade üçgeninde yer alan Anadolu Yakası'nın Karacaahmet Mezarlığı'ndan sonra ikinci büyük yeşil alan. Bu alan özellikle de merkezi konumu nedeniyle yıllardır rant çevrelerinin iştahını kabartmakta. Koru’da doğal güzelliklerin yanı sıra öğretmen evi olarak hizmet veren Adile Sultan Kasrı, Abdülaziz Av Köşkü, Çamlı Köşk gibi tarihi eserler bulunuyor. Bu bir yaşam mücadelesi. İktidarın ve onun yerel yönetimlerinin kentlerimizi, doğamızı ve yaşam alanlarımızı hedef tahtasına oturttuğu bütün kamusal alanları sermayeye rant ve sömürü alanları olarak sunmasına karşı insan olmanın, yaşamanın daha doğrusu insanca yaşamanın bir mücadelesi. İBB destekli Üsküdar Belediyesi'nin koruyu ve onu çevreleyen koruma bandını "Hyde Park'a dönüştüreceğiz" söylemiyle sundukları sözüm ona "soylulaştırma" projesi aslında rantçılıktan başka bir şey değil. Biz, işte bu rantçı bakış açısına karşıyız.

Direnişimize çeşitli aşamalarında destek veren örgütlerin geniş yelpazesi ve bağımsız bireylerin çokluğu, çeşitli etkinliklerimize katılanlardan ve çevre sakinlerinden aldığımız olumlu geri dönüşler ise bize, toplumda amaçlarımızın genel olarak inandırıcı bulunduğunu duyumsatmaktadır. Biz inandık, bize inanlar da bizimle yürümeye başlıyor. Bu gücü böyle büyütüyoruz. Yaşamlarını yitiren Yırcalılar, Başakşehirliler, Kamp Armen direnişçileri, Gezi şehitleri aileleri ve Somalı madenci aileleriyle dayanışma içerisindeyiz.

2. Mücadeleniz ne zaman ve kaç kişiyle başladı?

Son dönemde Validebağ Direnişi olarak adlandırılan olaylar, medyanın ana gündemine 15 Ekim 2013'te oturmuş olsa da aslında savunmanın neredeyse 30 yıllık bir geçmişi var. 1957 yılından itibaren Validebağ Korusunun tahsisi Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmişti. 70’li yıllarda Öğretmenler Hastanesi, Validebağ Sağlık Meslek Lisesi’nin açılışlarının ardından koru içindeki tahribatlar başladı. Bu tahribatlar 90'lı yıllara kadar sürdü. İşte o tarihlerde Acıbadem,Koşuyolu, Altunizade ve Barbaros Mahallelerinde oturan gönüllü yurttaşlar bir araya gelerek Validebağ Yurttaş İnisiyatifini oluşturmuş. Bu insiyatif 16 Temmuz 1999’da 3 nolu Koruma Kurulu’nun Validebağ Korusunu 1. derece DOĞAL SİT alanı ilan etmesine ön ayak olmuş. 2000 yılında kurulan Validebağ Gönüllüleri Derneği 1.derece DOĞAL SİT alanı olan bu bölgenin savunucusu, koruyucusu sorumluluğunu üstlenmiş.

2012 yerel seçimlerinde Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'in seçim vaadi olarak 1. derece DOĞAL SİT alanı olan koruyu "Hyde Park" yapma projesi ile hali hazırda gözü korunun üzerinde olan mahalleli ve duyarlı kesimin tepkisini topladı. Cami inşaatı sürecine gelindiğinde çevre halkı ve koruda daha önceki yapılaşma faaliyetlerinden haberdar olanlar azımsanmayacak kadar geniş ve yoğun bir katılım gösterdi. 2014 yılında Öğretmenevi bölgesine otopark yapma girişimi ve ardından koru sınırında, “Yeşil Alan” statüsündeki bölgeye hukuksuzca inşa edilmek istenen cami inşaatı olayı o bölgede Gezi Direnişi sonrası oluşan dayanışmaları ve çeşitli STK ları da bir araya getirdi. Bu da Validebağ Savunması adıyla tek çatı altında bir mücadelenin önünü açtı.

3. Şu ana kadar nasıl zorluklarla karşılaştınız? Herhangi bir fiziki saldırı yaşandı mı?

Geçmişte bu tür çevre direnişleri hukuki düzlemde olurdu ve hukuksuzluklara karşı fiziki direniş gösterilmezdi ya da gerek kalmazdı. Kişisel hırslar ve rant uğruna, devlet eliyle koru sınırlarının gittikçe daraltılmaya çalışılması, yeşil alanların tahrip edilmesi gibi zorlukları yıllardır yaşıyoruz. Ancak son yıllarda özellikle Gezi Direnişi sonrası sadece hukuki değil aynı zamanda fiziki olarak da direniş göstermek zorunda kalmaya başladık.

2014 yılında Öğretmenevi bölgesine yapılmaya çalışılan otopark inşaatının durdurulması sırasında bir çevik ordusuna karşı ciddi bir direniş gösterilmiş ve otoparkın yapımı, genişletilmesi durduruldu. Ama asıl şiddeti koru sınırına hukuksuzca inşa edilen cami inşaatına karşı gösterdiğimiz direniş sürecinde yaşadık. 30 Ekim'de Kaymakam'ın "Hukuki süreci bekleyeceğiz" açıklamasına rağmen Kadir Topbaş’ın “Yürütmeyi durdurma kararı iptal edilerek inşaata onay çıkmıştır” şeklindeki yanıltıcı algı yönetimi sonrasında TOMA ve Çevik Kuvvet eşliğinde inşaat başladı. Camii inşaatı olması sebebiyle toplumun dini yargıları üzerinden direniş ötekileştirildi ve bu hukuksuz inşaata karşı duran hemen herkes fiziksel saldırıya maruz kaldı.

Direnişin ilk günlerinde avukatlarımız ve arkadaşlarımız yine hukuksuz bir biçimde gözaltına alındı, polis aracında şiddet gördü. Genç bir arkadaşımız başından yaralandı, 15 arkadaşımız yaşanan polis müdahalesi sonucu gözaltına alındığında darba maruz kaldı; polis barikatının açılmasını isteyen, hukuki sürecin işlemesine fırsat verilmesini isteyen mahalleli kadınlar hem polisin gazlı ve fiziksel saldırısına hem de zabıtanın fiziki saldırılarına maruz kaldı. Süreç içinde direnen arkadaşlarımıza polise mukavemetten davalar açıldı.

Kamyonların, kepçelerin önüne oturan yasal gösteri hakkını kullanan insanlara darp uygulanmasının yanı sıra hukuk dışı tehdit ve hakaretlerde bulunuldu. Üzerinde VALİDEBAĞ harfleri olan tişörtleri giyen Validebağ Savunması üyesi kadınlar Üsküdar Sempozyumu’nda tişörtleriyle oturarak gerçekleştirmek istedikleri sessiz protestolarına izin verilmeyerek, darp edildi, hakaretlere uğradı ve gözaltına alındı. Bu süreci takip etmeye çalışan gazeteci arkadaşların kamera ve fotoğraf makineleri kırıldı, darp edilip, gözaltına alındı. Bu saldırılarla ilgili davalardan en yakını 9 Temmuz'da Anadolu Adliyesi'nde görülecek olan davadır. Üsküdar Belediyesi'nin alanda yapılan inşaat çalışmasına karşı çıkanları camiye karşı geliyorlar şeklinde lanse etmeye çalışarak hukuka aykırı yapılan bu inşaatı kamuoyu nezdinde meşrulaştırmaya çalışması mahalleli açısından en can sıkıcı noktalardan biri oldu.

4. Sosyal Medya çalışmalarınızda ne kadar rol oynadı? Basının yeterli ilgiyi gösterdiğini düşünüyor musunuz?

Validebağ Savunması’nın gösterdiği direniş ve yaşanan hukuksuzluklar tıpkı Gezi Direnişi sürecinde olduğu gibi ana akım medyanın ilgisini çekmedi. Biz de süreci sosyal medya üzerinden duyurmaya çalıştık. Yeni toplumsal hareketlerin olmazsa olmaz aktörlerinden sosyal medyanın gücünü kullanmak adına, direnişin ilk günlerinden itibaren Facebook’ta Validebağ Savunması Topluluk ve Grup sayfalarını, Twitter'da da @ValidebagSvnms hesabı açarak anlık bilgilendirme ve haber alıp-verme gibi işlevlerinden yararlandık. Diğer dayanışmalar ve bazı haber siteleri de direniş sürecini bizimle birlikte duyurmaya çalıştı. Özetle direnişçiler kendi sosyal medya hesapları üzerinden haberleri yayarak kendi medyasını kendi yaratmış oldu. Üyelerinin kişisel çabalarıyla İspanya, Hollanda ve Almanya gibi dış basından gelen muhabirler aracılığıyla da sesimizi farklı mecralarda yükselttik.

5. Mücadelenizde şimdiye kadarki kazanımlarınız ne oldu?

Tabii ki tarihi süreçte korunun 1.derece DOĞAL SİT alanı olarak ilan edilmesi büyük bir kazanımdır. Ancak Validebağ Savunması’nın da dahil olduğu süreç içinde bu doğal sit alanının korunması ve hukuk ihlallerinin püskürtülmesi daha büyük bir kazanım. dile Sultan Kasrı bölgesindeki otopark alanının genişletilmesi girişiminin de önüne geçmeyi başardık.

Bu süreçte TMMOB Mimarlar Odası’nın koru sınırları içerisinde bulunan Adile Sultan Kasrı yanında otopark yapılması için izin verenler hakkında soruşturma yapılarak kamu davası açılması istemiyle 26 Eylül 2014 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen hakkında suç duyurusunun işleme konulmamasına karar vererek soruşturmaya izin vermemişti. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, 26 Mart 2015 tarihinde Danıştay’a başvurarak bakanlığın soruşturmaya izin vermeyen kararının kaldırılmasını ve suç duyurusunun işleme konulmasını yargıya taşıdı. Danıştay 1. Dairesi de 20.05.2015 tarihli kararıyla Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’e soruşturma yolunu açmış oldu. Bu bizim için büyük bir kazanım oldu.

Koru sınırındaki sürmekte olan inşaatın, koru sınırlarını ihlalinin önüne geçmek, o bölgedeki ağaçlara zarar verilmesini engellemek için adeta vardiya usulü nöbet tutuyoruz. Koru içerisinde pek çok yol ve otopark , halı saha adı altında rant alanları projelerine engel olup koru içerisindeki bitki örtüsünün doğal faunasını korumak için elimizden geleni yapıyoruz.

6. Hedefinizin ne kadarına ulaştınız ve ne kadarına ulaşabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Bu uzun soluklu bir mücadele.. Bu daha başlangıç.. Bu hala başlangıç.. Bizler, geçmişte koru için direnmiş, diğer pek çok çevre mücadelesinde bulunmuş, yaşam savunucusu büyüklerimizden feyz aldık.. O nedenle bizimle başlamamış ama bizimle soluk bulan, büyüyen, dinamizm kazanan bu mücadeleyi gelecek nesillere devredebilecek duyarlılığı oluşturarak yolumuza devam ediyoruz. Korunun 1.derece doğal sit alanı olarak korunmasını sağladık, sağlayacağız. Yukarıda da belirttiğimiz kazanımlar elde ettik. Bunun yanında yaşam alanlarımıza, doğaya, insan ve hayvan hakkına müdahalelere, yaşam hakkı adına kararlılıkla, tüm direngenliğimizle, dimdik, bir yumruk olarak karşı duracağız.

7. Şu an için ihtiyacınız olanlar nedir? Kimlerden destek bekliyorsunuz ve savunmanızın devamı için ne gerekli?

Öncelikli olarak ihtiyacımız olan temel şey hukukun doğru işlemesi.. Hem korunun statüsü ile ilgili konularda hem de onun korunması aşamasında hukukun doğru işlemesine, adaletli bir yönetim ve denetime ihtiyaç duyulmakta. Ardından özgür, bağımsız, korkusuz medyaya ihtiyaç var ki bu süreci doğru okuyabilsin ve aktarabilsin. Böylece diğer ihtiyacımız olan bilim çevrelerinin koruya ilgisi, çocukların ve gençlerin duyarlılığının artması, çevre bilincinin gelişmesi konularını da çözümlemiş oluruz.

Ayrıca üniversite ve liselerin korunun sorunları ve ihtiyaçları paralelinde tezler / projeler üreterek konuyu sahiplenmesi, genç nesillere bu bilincin aşılanması ve koruyu doğal ekosistemiyle koruma mirasının gelecek nesillere aktartılması anlamında büyük katkı sağlayacaktır.

Kimlerden destek bekliyorsunuz sorusunun cevabı da ihtiyaçlarımızla paralellik gösteriyor aslında.. Ayrıca bugüne kadar bizlere destek vermiş tüm STK ların, mahalle forumlarının, partililerin, çevre örgütlerinin, gençlik örgütlerinin özellikle mahallelinin desteklerini sürdürmelerini bekliyoruz. Biz Validebağ Savunması olarak büyük bir aileyiz.. Bu ailenin daha da büyümesini istiyor ve katılımların artmasını bekliyoruz. Savunmanın devamlılığını dayanışmayla sağlayabiliriz diye düşünüyoruz.

8. Şu anda kitlenizin büyüklüğü ne kadar ve ağırlıklı olarak kimlerden destek görüyorsunuz?

Validebağ gönüllüsü o kadar çok ki sayı vermem mümkün değil. Validebağ Savunması bu gönüllülerden oluşuyor aslında. Koruyu çevreleyen mahallelere gidip, insanlara mikrofon uzatıp, “Validebağ Gönüllüsü müsünüz?” diye sorsanız hemen hepsi “evet” der. Ancak savunmanın Örgütlenme-Propaganda ve Sosyal Medya Gruplarında aktif olarak görev alan 50 kadar arkadaşımız var. Farklı zaman ve koşullarda, farklı oranlarda da olsa katkı sağlayarak bu gücü büyütüyoruz.

En büyük destekçilerimiz özellikle hukuki düzlemde sunduğu katkılarıyla TMMOB Mimarlar Odası, sonra ÇMO, İMO, GMO gibi odalar. Kent ve çevre mücadelelerindeki birikimleriyle İstanbul Kent Savunması, Kuzey Ormanları Savunması ve Kadıköy Kent Dayanışması her daim yanımızda. Eylemlerimizde ve çalışmalarımızda yukarıda belirttiğim isimlerin dışında gezi direnişi sonrası daha da büyüyen mahalle forumları, STK’lar, diğer çevre örgütleri ve bazı belediyeleri, bazı siyasi parti üyeleri ve milletvekilleri, bilimsel çalışmaların sürdürülmesinde başta Biyoloji Derneği üyeleri olmak üzere çeşitli akademisyenler bize destek veriyor.


9. Bu direniş hareketi hayatınızda neleri değiştirdi? Özel hayatınıza nasıl etkileri oldu?

Gezi Direnişi sonrası oluşan korku eşiğinin aşılması, silkinmişlik hali, geri kazanılmış özgüven bizim direnişimizin şekillenmesinde de etkili oldu. Koruyu koruma biçimimiz boyut ve şekil değiştirdi. Daha fazla zaman, daha fazla emek vermek zorunda kaldık. Özellikle direniş sürecinde ilk kez sokağa çıkan kadınların hayatında büyük değişiklikler oldu. Şimdi kimse onları içeri sokamıyor. O eylem senin, bu direniş benim yollardalar. Artık onlar Başakşehir’deki hukuksuzluğa karşı durmak için Avrupa Yakası’nda, zeytin ağaçlarının nöbetine destek için Yırca’da, nükleer santrale hayır demek için Sinop’talar. Herkesten önce onlar eyleme katılacaklar listesine adını yazdırıyor. Zamanla yarışmak, uyku uyuyacak fırsat bulamamak, fiziki olarak nereye yetişeceğini bilememek gibi bir yaşam biçimi hasıl oldu.

Direniş döneminde okuldan çıkar çıkmaz alana gelen öğretmenin, gece nöbetine kalıp, ertesi sabah hiç uyumadan yeniden okula gitmesi; üniversite öğrencilerinin alanda sınavlara hazırlanıp, ertesi sabahki sınavı için uyandırılmayı beklemesi; bazı öğrencilerin sınav kaçırdığı için bursunu kaybetme riski yaşaması, direniş alanındaki nöbetçilere çorba, kek-börek hazırlayan mahalleli kadının, evdeki çocukları doyurmayı unutup alana gelmesi ; Üç çocuklu annenin kızı LYS sınavına girecekken koruda etkinlik düzenlemeye çalışması, akademisyen arkadaşımızın tez konusu bu tür direnişler olduğu halde bu tür eylemlere katılıyor diye uyarı alması, vs.. gibi birçok özel anımız , anlarımız var. Özellikle sıcak direniş döneminde biz çalışanlar, tıpkı Gezi sürecinde olduğu gibi gündüzleri Clark Kent, iş çıkışı ve geceleri birer Süpermendik.. Velhasıl hepimiz değiştik, dönüştük, değişiyoruz. Ama bu değişimden ve getirilerinden, elde ettiğimiz kazanımlardan memnunuz, umutluyuz. O yüzden daha büyük bir hırsla, hevesle bu birlikteliğin devamlılığına uğraşıyoruz. Artık daha dirençli, daha güçlüyüz. Bu umut, bu direnç, bu gurur tüm hayatımıza sirayet etti.

10. Henüz mücadelenizden haberdar olmayan insanlar için bir mesaj vermek isterseniz bu ne olurdu?

Aslında sayenizde yukarıda bahsettiklerimizle bizden şu güne kadar haberdar olmamış kişilere iletmek istediğimiz mesajları verdiğimizi sanıyoruz. Doğru bilgi almak için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edip destek olabilirler. Dayanışa dayanışa kazanacağız. Bu sorunun cevabını verirken sloganlardan destek alacağız;

“ BU HALA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!”
“ #KoruyuKoru “
“ #talanaDURde ”