Yaz ekranında aynı şeyi mi izliyoruz?

Yaz ekranında aynı şeyi mi izliyoruz?
Yaz ekranında aynı şeyi mi izliyoruz?
Her şey Armağan Çağlayan'ın tweeti ile başladı. Sonrasında televizyon yorumu sitelerinde ve bloglarında konu üzerine yazılar yazıldı, sosyal medyada benzer görüşler paylaşıldı. . Taa ki işin derinine inene kadar. Hangi dizi neden farklıymış bir bakalım. N'oluyo.tv'den Nida Fındık sizler için kaleme aldı...

Yaz ekranları bu sezon pek çok iddialı yapıma sahne oluyor ancak bu projeler birbirlerine benzemekle hatta aynı olmakla eleştiriliyor. Öncelikle bu tartışmanın fitilini ateşleyen Armağan Çağlayan ne demişti bir hatırlayalım;

İşin aslına bakacak olursanız ben de aşağı yukarı aynı fikirdeydim. Taa ki işin derinine inene kadar… Hangi dizi neden farklıymış bir bakalım…

 

Çilek Kokusu 

Fazla Pastel, Fazla Eğlenceli!

Şimdi eğri oturup, doğru konuşmak lazım, “romantik komedi çektik” denince romantik komedi çekmiş sayılmıyorsunuz. Çilek Kokusu abartılı sakarlıkları, aşırı tesadüf içeren olayları ve esas kızımızın dudaklarını ciddi şekilde büzebilme yeteneği ile gerçek anlamda bir romantik komedi! Ana karakterlerimizden Burak’ın son zamanların moda deyimi ile gerçek bir “troll” olması işi daha da eğlenceli kılıyor. “Bu kadarı da olmaz!” dediğiniz her şeyin bir özrü bu mizahın içinde saklı!

 

Güneşin Kızları

Türk İşi Psikopat Stili!

 

Ali ve Selin çok şahane, Savaş ve Nazlı çok tatlı. Ama diziyi diğer yaz dilerinden ayıran kalem genç çiftlerimizden ziyade evin psikopat babası Haluk! Modern bir “Mavi Sakal” güzellemesi olan Haluk Mertoğlu karakteri romantik bir psikopat oluşuyla, 50 Shades Of Grey’in Christian Grey’i ile karşılaştırılmakta. Bununla beraber dizinin en başlarında psikopat sandığımız ablası Rana’nın gözlerindeki nefretin bir anda dünya tatlısı bir hale dönüşmesi de diziyi diğerlerinden farklı kılıyor.

 

Yaz’ın Öyküsü

Yer Değiştiren Mağdurlar!

Hikaye ilk başladığında yetiştirme yurduna bırakılan Yaz’a hak vermekten ciğerimiz solmuştu. Şimdi ise “Hay seni bıraksalar da orada kalaydın!” demeye başladık. Sürekli bir atar-gider hali, kendini affettirmek için kendilerini yırtan anne ve babayı yerden yere vurma isteği filan derken kızımız kendisine duyulan sempatiyi yavaştan nefrete dönüştürmeye başladı! Ece Çeşmioğlu’nu bu başarılı karakter yorumlaması için tebrik etmek lazım. Vildan Atasever ve Tansel Öngel’in başarılı genç ve başarılı olmaya çalışan anne-baba halleri de alkışı hak ediyor.

 

Kiralık Aşk

Sert Erkeğin Cazibesi!

Her dizide sert erkek var ama Ömer bir başka! Sürekli yatak odası tonunda tınlayan sesi, slow motion’da üst-baş değiştirmesi ve insanları süzerken konuşması filan derken Ömer İplikçi benzerlerinden farklı bir karakter oldu. İdealist hallerini daha önce bir çok karakterde gördük ancak buradaki ayrıntılar farklı. Kahvaltıdan, ayakkabı seçimine kadar bir titizlik var. Barış Arduç’un görenlere “Maşallah!” dedirten fiziği de işin bonusu.

 

Kırgın Çiçekler

40 derece sıcağı eriten dram faktörü!

“Yaz mevsiminde bu kadar ağır dram izlenmez!” diyenlerin lafını ağzına tıkan Kırgın Çiçekler, atarlı karakteri Songül, kaderi ağlamak olan Eylül, iyi çocuk Serkan ve yoksul ve öksüz düşmanı bir çok karakteri ile her Pazartesi seyircinin küfür edip rahatlama kotasını fazla fazla dolduruyor. Kış aylarında Paramparça’nın gaz alma görevini Kırgın Çiçekler üstlendi diyebiliriz.