@ismailsaymaz

Anneyi öldüren yanlış kan için, iki yıl sonra yargılama izni verildi

Anneyi öldüren yanlış kan için, iki yıl sonra yargılama izni verildi
Anneyi öldüren yanlış kan için, iki yıl sonra yargılama izni verildi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde, Pervin Çoksüer isimli kadına doğumdan sonra yanlış kan naklederek hayatını kaybetmesine neden oldukları öne sürülen anestezi teknikeri ve uzmanı hakkında üniversite tarafından yargılama izni verildi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde iki yıl önce sezaryenle doğum yapıp bir kız çocuğu dünyaya getirdikten 17 gün sonra can veren Pervin Çoksüer’in, yanlış kan verildiği için öldüğü ortaya çıkmıştı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde yürütülen son soruşturmanın sonucunda, Çoksüer’e yanlış kan takan anestezi teknikeri ile denetim görevini yerine getirmeyen anestezi uzmanı hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 85. maddesine göre “taksirle ölüme sebebiyet” vermek suçundan yargılama izni verilmesi kararı çıktı. 

Pervin ve Serdar Çoksüer çifti, 2013 yılına, adını ‘Tuana’ koydukları bebeklerine kavuşma hayaliyle girdi. Anne Pervin, sezaryen için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yattı. Doğumu, 11 Şubat 2013’te gerçekleşti. Tuana doğarken, annesi ameliyat masasındaydı. Bu sırada anestezi uzmanı Özlem Yıldız, verilen emir üzerine, iki ünite kanı anne Pervin’e taktı. Servise kaldırılan anne iki saat sonra fenalaşınca ameliyata alındı. 17 gün yoğun bakımda kaldı. 27 Şubat’ta rahmi alındı. Bir gün sonra hayatını kaybetti. Serdar Çoksüer, babalık sevincini yaşayamadan eşinin ölüm haberini aldı. Kendisine eşinin ölümüne ilişkin açıklayıcı bilgi verilmedi. Anne toprağa verildikten sonra Çoksüer’in akrabalarına ulaşan bir doktor , “başka hastaya ait farklı gruptan iki ünite kanın anne Pervin’e verildiğini, bunun sonra anlaşıldığını, fakat yapacak bir şey olmadığını” söyledi. 

Baba Çoksüer şikâyetçi olunca başsavcılık soruşturma izni vermeye yetkili makam olduğu için dosyayı YÖK’e gönderdi. YÖK’ün izniyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde soruşturma başlatıldı. Üç profesörden oluşan kurul, ekibin ifadesini aldı. Ameliyat ekibinde yer alan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’ndan Dr. Nilgün Çolakoğlu, yanlış kan verildiğini doğrularken, ‘taksirle ölüme sebebiyet vermek’ ile suçlanan anestezi uzmanı Özlem Yıldız iki hemşireyi suçladı. N.T. ve E.B. adlı hemşirelerin “Bu kan, Çoksüer’e ait” diyerek bir başka hastaya ayrılmış, farklı kan grubuna ait kanı, ameliyathaneye getirmeleri için hasta yakınlarına verdiğini savundu. Yıldız, savunmasında, kanın personel yetersizliği nedeniyle hasta yakınlarına taşıttırıldığını da belirterek, “Hemşirelerin buzdolabından çıkardığı, anestezi masasına gönderilmiş kan, sonraki sezaryen hastasına aitmiş. Ancak hemşire tarafından hasta yakınlarına Çoksüer’in kanı diye teslim edilmiş. Hasta yakını ameliyathane kapısı açıldığında, kapıyı açan bir kişiye Çoksüer’in kanı diye teslim etmiş ve kan, bulunduğum ameliyathaneye gelmiş” dedi. Soruşturma sonunda A.T. adlı hastaya ait farklı gruptan bir kanın Çoksüer’e verildiği belirlendi. Sorgulara ve laboratuvar sonuçlarına göre ölümün, yanlış kana bağlı olarak geliştiği saptandı. Bu durumda; torbanın üzerindeki kan grubu ile hastanın dosyasındaki kan grubunun aynı olup olmadığına bakmadan hareket edan kan veren tekniker Özlem Yıldız ile uzman olarak üzerine düşen denetim görevlerini yerine getirmeyen Dr. Nilgün Çolakoğlu’nun kusurlu olduğu belirtildi. 

İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. Süleyman Tanyolaç ve Prof. Dr. Mustafa Özkan tarafından hazırlanan 20 Şubat 2015 tarihli son soruşturma raporunda; Yıldız ve Çolakoğlu hakkında TCK’nın 85. maddesi gereğince “taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan dava açılması gerektiği ifade edildi. 

Avukat Cengiz Kesici, bu rapora Danıştay’da itiraz etti. Kesici; Yıldız ve Çolakoğlu hakkında TCK’nın 83. maddesine göre “olası kastla öldürmenin ihmali davranışla gerçekleşmesi” suçundan, ayrıca ölümü savcılığa bildirmedikleri için TCK’nın 257. maddesine göre “görev kötüye kullanma” suçundan yargılama izni verilmesi gerektiğini savundu. Öte yandan, haklarında soruşturma izni verilmeyen yedi kişi hakkında da aynı suçlardan izin verilmesini istedi.