scorecardresearch.com

Aort ameliyatı hayat kurtarır

Aort ameliyatı hayat kurtarır
13/04/2011 02:00
Aort yırtıldıktan sonra bile dönüşü var. Hasta kısa sürede hastaneye yetiştirilip uzman ekibe teslim edilirse ameliyatla kurtulabilir. Prof. Sertaç Çiçek, risk faktörlerini, kalp hastalıklarında koruyucu tedavinin ve erken teşhisin önemini anlattı
Haber: FERHAN KAYA POROY - fkaya@doganburda.com / Arşivi

Peki ya aort ameliyatı sonrası… Hastanın hayatı nasıl değişiyor, neler oluyor?
Hastanın ameliyat sonrası süreci anevrizmanın hangi bölgede olduğuna, kullanılan ameliyat tekniğine göre değişiyor. Yoğun bakımda kalış sürecini etkileyen önemli faktörlerin başında hastanın yan hastalıklarının olup olmaması geliyor. Ama genellikle abdominal aort anevrizması dediğimiz, karın içindeki aort anevrizmaları için uygulanan cerrahi işlemlerde hastanın yoğun bakımda kalış süresi 1 günden azdır. Hastanede kalma süresi ortalama 5-7 gün civarındadır. 

Aortta yırtılma ile gelen hastalara nasıl bir müdahale yapılıyor?
Yırtılma çok ciddi problemlerden bir tanesidir. Yırtılma demek acil ameliyat demektir. Hastaya çok acil bir şekilde müdahale etmek gerekir. Yırtılmanın derecesi de önemlidir. Büyük yırtılmalarda hastaların hastaneye kadar ulaşması bile mümkün olmayabilir. Aort kalpten çıkan ana damar olduğu için kan tamamen boşalır ve hasta kaybedilir. Bir grup hasta da yırtılmanın başlangıcında çok şiddetli ağrılarla geliyor. Çünkü kan damar dışına çıkmadan aralara girer ve ağrılar oluşur. Bir ameliyatın acil olarak yapılması ile planlanarak yapılması arasında çok önemli farklar vardır. Acil ameliyatlar, aynı operasyon yapılmasına rağmen planlanan ameliyatlara oranla daha büyük risk taşır. Yırtıklarda duruma göre endovasküler işlemler de uygulanabilir. Özellikle inen aortada veya karındaki yarıklarda endovasküler işlemler uygulanır. 

Cerrahi ve endovasküler girişimlerin başarısını etkileyen başka faktörler var mı?
Hem açık cerrahi hem de endovasküler cerrahi işlemlerin uygulamasında ekip işi ön plandadır. Belirli uzmanlık alanındaki kişilerin bir araya gelmesinden oluşan ekiplerin birbirine uyumu çok önemlidir. Ekibin içinde damar cerrahları, girişimsel radyologlar, anestezi uzmanları, kardiyologlar bulunur. Bu ekibin birbiriyle çalışma alışkanlığı, ekibin uyumu ve hastanenin altyapısı ameliyatların başarısındaki önemli faktörlerden biridir. 

Aort yırtılmasının yanı sıra başka birçok kalp hastalığı var, bunları da içine alacak olursak kalp hastalıklarını önlemek mümkün mü?
İnsanlarda koroner arter hastalığı gelişme şansını artırdığı bilinen ve değiştirilebilir risk faktörleri olarak adlandırılan çeşitli risk faktörlerinin (sigara içimi, yüksek kolesterol düzeyi, yüksek tansiyon, diabet, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, kötü beslenme alışkanlığı gibi) kontrol altına alınması ile koroner arter hastalığı gelişimini engellemenin veya en azından yavaşlatmanın mümkün olduğu gösterilmiştir. Yukarıda saydığımız risk faktörleri dışında kalan, yakın zamanda ortaya konan veya henüz keşfedilememiş risk faktörlerinin daha iyi tanınması ile koroner arter hastalığı ile savaşta daha çok yol katedileceği muhakkaktır. 

55 yaş üstü kadınlarda risk var
Kalp hastalığının toplumda genelde erkeklere özgü olduğu düşünülmekte. Kadınlar ve çocuklarda durum nedir?
Uzun yıllar erkeklerde koroner arter hastalığı sıklığının kadınlara göre daha yüksek olduğu düşünülse de son yıllarda yapılan çalışmalar bunun sadece erken yaşlar için geçerli olduğunu, 45-55 yaş arası perimenopozal dönemde rakamların eşitlendiğini ve 55 yaş üzerinde bu sıklığın kadınlar aleyhine arttığını göstermektedir. Giderek yaşlanan toplumlarımızda ileri yaşlara ulaşan kadın sayısının erkek sayısından daha yüksek olması bunun başlıca nedenidir. Yine son yıllarda görülme sıklığı artan diyabet, obezite gibi risk faktörlerinin öncelikli olarak kadınları etkiliyor olması gelecekte, daha erken yaşlarda dahi kadınların erkeklerden daha çok etkilenme olasılığını gündeme getirmektedir. Kadınlar için bir başka dikkati çeken nokta son 20 yılda erkeklerde koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin kararlı bir biçimde azalmasına rağmen, aynı başarının kadınlarda elde edilemeyişidir. 

“Kalp sağlığı çocuklukta başlar” düşüncesiyle, aileler nelere dikkat etmeli?
Yapılan çalışmalar aterosklerozun (damar sertliği) öncüsü olduğu düşünülen çizgi halindeki yağ hücresi birikimlerinin daha okul öncesi yaşlarda çocukların ana atardamarlarında oluştuğunu göstermektedir. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve hareket imkanlarının azalmasına paralel olarak çocuklarda obezite sıklığının artıyor olması gelecekte diyabet, koroner arter hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların toplumlarımızı daha fazla etkileyeceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle doğru ve dengeli beslenme ile düzenli egzersiz alışkanlığının çocuklara erken yaşlarda kazandırılması çok önemlidir. 

Kalp sağlığında genetiğin yeri nedir?
Koroner arter hastalığı genetik ve çevresel faktörlerin farklı derecelerde etkileşimi ile ortaya çıkan karmaşık bir hastalıktır. İnsanlarda hastalığın gelişiminden sorumlu olabilecek genlerin tespitine yönelik çalışmalar insan genom projesi ile birlikte hız kazanmış olmakla birlikte henüz korumaya yönelik tedavi sürecini etkileyebilecek genetik hedefler belirlenmemiştir. Bu durumda her bir bireyde ama özellikle birinci derece akrabalarında erken koroner arter hastalığı öyküsü olanlarda risk düzeyine göre varolan çevresel faktörleri (yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol düzeyi, sigara içimi vs.) düzeltmeye yönelik maksimum gayret sarf edilmelidir.
Yarın: Kadınlar kalp hastalığını ciddiye almıyor.

Temel risk faktörleri
Koroner arter hastalığı gelişimi riskini artırdığı kesin olarak gösterilmiş, değiştirilebilir olan temel risk faktörleri şunlardır: 
* Sigara içimi 
* Yüksek kan basıncı 
* Yüksek kötü huylu kolesterol düzeyi 
* Düşük iyi huylu kolesterol düzeyi 
* Şeker hastalığı 

Bunların dışında yine koroner arter hastalığı gelişimi ile yakından ilişkili olan ancak değiştirilemeyen bazı risk faktörleri mevcuttur: 
* İleri yaş 
* Erkek cinsiyet, 
* Genetik yatkınlık: Birinci derece akrabalarda erken koroner arter hastalığı öyküsünün varlığı (1. derece erkek akrabalardan birinde 45 yaşın altında veya birinci derece kadın akrabalardan birinde 55 yaşın altında koroner arter hastalığı, periferik damar hastalığı, tıkayıcı beyin damar hastalıklarından birinin gelişmiş olması.)
Koroner arter hastalığı risk faktörleri birbiri ile etkileşim içerisinde olup birikimsel etki göstermektedir. Bu nedenle toplum çalışmalarından çıkarılan matematiksel modeller ile hesaplanan, tüm risk faktörlerinin sorgulanması ve puanlanması ile elde edilen toplam risk skoru kişinin riskini belirlemede çok önemlidir. Buna göre 70 yaşında, sigara içen, iyi huylu kolesterolü 35 mg/dL, total kolesterolü 270 mg/dL, sistolik kan basıcı 180 mmHg olan, diyabetik bir erkeğin 10 yıllık koroner arter hastalığı riski yüzde 56 iken, 45 yaşında, sigara içmeyen, diyabeti olmayan, kan basıncı normal sınırlarda ve total kolesterolü 160 mg/dL, iyi huylu kolesterolü 55 mg/dL olan bir kadının 10 yıllık koroner arter hastalığı riski yüzde 2 olacaktır.

Kalp sağlığı için altın öneriler * Sigarayı bırakın. 
* Fiziksel aktivitenizi artırın, günde en az 3 kilometre tempolu yürüyüş yapın. 
* Günde 5 porsiyon meyve/ sebze tüketin, kırmızı et tüketimini ve hayvansal çiftlik ürünleri tüketiminizi azaltın. 
* Tuz alımınızı azaltın, sofrada tuzluk bulundurmayın. 
* Düzenli aralıklarla kan basıncınızı ölçtürün, kan basıncınızın 140/90 mmHg’nin altında olmasına dikkat edin. 
* Hekiminizin önerdiği sıklıkta kolesterolünüzü ölçtürün, total kolesterol rakamının 200 mg/dL, kötü huylu kolesterol düzeyinizin 160 mg, daha ideali 130 mg/dL nin altında olmasına dikkat edin. 
* Fazla kilolarınızdan kurtulun.

http://www.radikal.com.tr/104596310459630

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.