Mavi At hep koşsun

Mavi At hep koşsun
Mavi At hep koşsun
18 çalışanı da şizofreni hastası olan Mavi At Kafe 2 yılda bir mucize başardı. Ancak ekonomik zorluklar kafeyi tehdit ediyor.
Haber: MİNE TUDUK / Arşivi

Onlar Türkiye ’nin şizofren çocukları. Kimi ailesi tarafından dışlandı, kimi burslu kazandığı üniversiteden hastalığı yüzünden ayrıldı, kimi sırf ‘deli’ diye bakan gözlerden kaçmak için evden dışarıya çıkmadı. Volga, Zübeyir, Şeyma, Göktürk, Ebru, Ayten, Sefa ve diğerleri..
Hepsini hayata bağlayan ortak noktaysa 2 yıldır canla başla çalıştıkları Mavi At Kafe. Ankara Beşevler’de Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı Psikiyatr Doç. Dr. Haldun Soygür’ün çabalarıyla açılan kafe Türkiye’de bir ilk oldu. Mutfaktan servise, temizlikten organizasyona şizofren hastalara imkânı sağlayan kafenin 3 çalışanı özel sektörde iş bularak çalışmaya başladı bile. Ancak kısa sürede inanılmazı gerçekleştiren Mavi At Kafe, şimdilerde ekonomik zorluklarla boğuşuyor.

Ankara Şizofreni Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesi ve kafe işletmecisi Meral Taşkent “Oğlumda bir şizofren ve kafede çalışıyor. Personele aylardır 5 kuruş para veremiyoruz. Ekonomik sorunlarla boğuşuyoruz ama mücadeleden de asla vazgeçmeyeceğiz. Onların gözlerindeki parıltıyı görünce burası mutlaka yaşamalı diyorum. Çünkü ‘Mavi At’ sıradan bir işletme değil, çalı şanlar için bir rehabilitasyon merkezi, aileler içinse bir okul” dedi.

Türkiye’de kayıtlı verilere göre 700 bin şizofren var. Ancak devletin sağlık bütçesinde, ruh sağlığı için ayrıdığı miktar, bu rakamla karşılaştırıldığında yeterli değil.

Konvoy İstanbul’a geliyor
Toplumdaki şifozrenlerin sorunlarına dikkat çekmek için, 17 Mayıs’ta Ankara’dan yola çıkarak İstanbul’a gelecek şizofreni konvoyu ‘Gelecek İçin Geçmişle Yürüyoruz’ sloganıyla, tarihteki en önemli psikolojik sağaltım merkezi Süleymaniye Külliyesi’nde buluşacak. Şizofreni hastaları, hekim, hemşire, sağlık görevlisi, tıp öğrencileri ve gönüllüler bir ‘Ruh Sağlığı Yasası’nın çıkmasına yönelik taleplerini de dile getirecek.

Sağanaktan kaçıp kafenin kapısından girdiğimde, taze kurabiye ve çay kokusuna eşlik eden şey, gerçek bir huzur. Servis elemanlarının tişörtlerinde ‘Başka Türlü Bir Yer sloganı göze çarpıyor. Ev sıcaklığındaki mekânda, kitaplar, el yapımı çeşitli objeler, masalarda laflayarak gülen insanlar var.

Başka türlü bir yer
Gerçekten de başka bir yer Mavi At Kafe. Yaşları 25 ile 45 arasında değişen, 18 şizofrenin kendi hikâyelerini yeniden yazdığı, küllerinden doğduğu yer. Toplumda şizofrenlere olan önyargıyı kırmak ve hastaları rehabilite ederek, birey olmalarını sağlamak amacıyla kurulan işletme, kısa sürede büyük iş başarmış. Mahalle sakinleri başta karşı çıksa da hal hatır sormadan geçmez olmuş kapıdan.

Başlangıçta bir ilaç firmasının sponsorluğunda açılan kafe, bir süre kendi yağıyla kavrulsa da, şimdilerde ekonomik zorluklarla boğuşuyor. Doç. Dr. Haldun Soygür “Mavi At’ın yaşaması hatta Mavi Atların çoğalması için daha fazla destek gerekli” diyor.

Volga Taşkent: Kendimi işe yarar hissettim
Önce Şizofreni Derneği’ndeki etkinliklere katıldım. Kafe ilk açıldığından beri çalışıyorum. İlk başta çok heyecanlıydım şimdi hepimiz için ikinci bir ev gibi oldu. Servis, temizlik ve alışveriş işlerinden sorumluyum. Ayrıca kafe yararına satılan tişörtlerinn üzerine resim çiziyorum. Gelen tüm müşterilerimiz çok memnun ayrılıyor. Kendimi işe yarar hissediyorum.

Zübeyir Karabay: Ben hayata küsmüştüm...
Diyarbakır’da hâkim babamın bir duruşma yüzünden vurulmasıyla psikolojik sorunlar yaşamaya başladım. Sonra şizofreni tehşisi kondu. Üniversiteden mezun oldum ve kamuda çalışmaya başladım. Ama hastalığımın etkileri arttığı için işten çıkarıldım. Hayata
küsmüştüm. Ama kafede çalışmaya başlayınca sıkıntılarımı unuttum ve kendimi buldum. Servisten ve temizlikten sorumluyum. Burada bir ayrım yok ve bu yüzden ‘Mavi At’ın ayakta kalması lazım.

Şeyda Gökkaya: Toplumda bir yerim oldu
Kafe açıldığından beri çalışıyorum. Görevim yemek organizasyonu ve mutfak temizliği. Kurabiye yapmayı çok seviyorum. İşimi canla başla en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum ve büyük zevk alıyorum. Mavi At sayesinde evde oturmaktan kurtuldum. Toplumda saygın bir yerim oldu, dostlar edindim. Önyargıları kırmak ve kendimizi ispatlamamız için burası açık kalmalı.

Göktürk Atis: Bilmediğin şey korkutur
Coğrafya öğretmeniyim. 90 yılında hastalığım ortaya çıktı. İşimi bırakmak zorunda kaldım. Hastalığın tedavi yöntemleri ve ilaçların etkileri artık çok daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Şizofren adı, toplumda bir korku yaratıyor. Oysa insan bilmediği şeyden korkar. Kafe sayesinde diğer insanlarla iletişim içindeyiz. Ne kadar toplumun içine dahil olursak o kadar yararlı. Drama, halk oyunları ve kültürel etkinliklerin organizasyonunda görev alıyorum.

Mavi At adı nereden geliyor?
1974 senesinde İtalya da, Trieste kentinde ilk kez bir akıl hastanesindeki 1.200 hastanın istediği zaman dışarı çıkmasına izin verildi. Hastalar özgürlüklerini, beraberce yaptıkları 2.5 metre yüksekliğinde, ahşaptan mavi bir atla simgeleştirdi. Hastanenin bahçesine koyulan, mavi at toplumla bütünleşmenin sembolü oldu. Çünkü önceden hastaneden dışarı çıkma izni olan tek canlı, kirli çamaşırları taşıyan bir attı.