Ölümcül hastayı fitil verip yolladılar

Ölümcül hastayı fitil verip yolladılar
Ölümcül hastayı fitil verip yolladılar
Aslında karnında ölümcül bir damar sorunu olan Satılmış Yılmaz, acilde iki saat bekleyip birkaç dakikada muayene edildi: "Gazın var."
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

Satılmış Yılmaz, 48 yaşında. 15 yıl önce satın aldığı bir kamyonla çalışırken aracın çalınmasıyla birlikte hayatı altüst oldu. Eşiyle önce eve haciz gelmesin diye anlaşmalı boşandı, sonra terk edildi. l0 yıldır sokaklarda yaşıyor. Beş-altı yıl önce felç geçirdi. Konuşması zaman zaman aksıyor. Yılmaz, soğuklar başladığında sığınacak bir yer ararken Umut Çocukları Derneği’ne sığındı. Sağlık sorunları da vardı. Sürekli karnı ağrıyordu. Kendi anlatımıyla en az 50 defa Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’ne gitti. Her seferinde ağrı kesici verip gönderdiler.
Umut Çocukları Derneği, aynı zamanda Radikal yazarı olan Özel Okmeydanı Hastanesi sahibi Ercan Kesal’dan yardım istedi. Geçen hafta Yılmaz bu hastanede muayene edildi, karın bölgesi görüntülendi. Sonuçlar vahimdi. Doktor, ‘Yılmaz’ın derhal tam teşekküllü bir hastanede tedaviye alınması ve ameliyat olması gerektiğini’ söyledi. Yılmaz’ın sokakta bile yürümemesi gerekiyordu. Dr. Kesal’ın verdiği bilgiye göre karnındaki damarları bozulmuştu. Tam bir ‘saatli bomba ’ydı. “Çatlama olursa ani ölüm olur. Ama ne zaman çatlayacağını kimse bilemez” diyen Kesal, tek çarenin ameliyat olduğunu anlattı.

Acil sırasında 58 kişi
Dernekte Yılmaz ve yetkililerin yanına ben de dahil oldum. Hep birlikte Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittik. Ağrı içinde kıvranan Yılmaz’a, o anda tanışmış, yardım eden biri gibi davrandım. Önce hasta kayıttan numara verildi. ‘Sıra no’ hanesinde 492 yazıyordu. Önünde 58 kişi vardı. Ağrı içindeki Yılmaz, ‘ricayla’ bir sandalye buldu. İki saatlik bir bekleyişin ardından kapıdaki görevli Yılmaz’ı içeriye çağırdı. İlk anda Yılmaz, özel hastanenin raporundan bahsetmedi. Şikâyetini söyledi. Birkaç dakika muayene eden nöbetçi doktor M.K., fiş yazıp röntgen istedi. Karın röntgeni çektirdikten sonra yeniden doktorun yanına geldik. Sözleri şoke ediciydi: “Acil bir şeyin yok, gazın var amca. Şu fitili kullan geçer.”
Durumu bir de ben doktora sordum, bana da şunları söyledi:
“Altı aydır gelip gittiğini söylüyor, aynı şikâyeti var. Burada yapabileceğimiz bir şey yok. Biraz gazı var. Polikliniğe gidip muayene olmalı.”
Doktorlar teşhisi öğreniyor
Dışarı çıkıp bizi bekleyen dernek başkanı Ferhat Şahin’e durumu anlattık. Doktorun yanına gidip Umut Çocukları Derneği’nin başkanı olduğunu anlatan Ferhat, Yılmaz’ın aslında ölümcül riskler taşıdığına ilişkin raporları gösterdi. İki doktor durumu değerlendirirken tartışma da çıktı. Bir hekim, nöbetçi doktora neden o reçeteyi yazdığını sordu. Yılmaz’a derhal müdahale yapıldı. Kan örneği alındı, ilaçlı tomografi çekildi. Ancak o gece yatışı yapılmadı. Sabaha karşı Yılmaz, tekrar hastaneden geri gönderildi. Yılmaz son olarak yine dernekten bir kişinin refakatiyle hastaneye gittiğinde bir genel cerrah baktı. Ardından yatmasına gerek olmadığını belirterek hastaneden gönderdi.

 

 


‘Acilse özel niye bakmadı’
Olayı değerlendiren Başhekim Doç Dr. Gökhan Adaş, acilde yüzde 117 doluluk oranı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Hastanın durumu o kadar acilse özel hastane neden müdahale etmemiş? Ben genel cerrahi doktoruyum. Ameliyat kararını kalp damar doktoru verir. Bu hastayı, polikinikte kalp damar cerrahı görecek. Belki stend konulacak. Belki ameliyat yapılacak. O kişinin uzmanı karar verecek. İnsanlar bunu farklı yorumluyor. “