scorecardresearch.com

'Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor'

'Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor'
07/05/2012 11:40
Milyonların sanal dünyada iletişim kurduğu sosyal paylaşım ağları, kişilerde psikososyal alanda olumsuzluklara yol açabiliyor.

Konuya ilişkin yapılan araştırma, haftada en az 24 saatini burada geçirenlerin “bağımlı” olabileceği belirtilirken, ağların sapkınlıkların sanal ortamda yaşanmasına imkan sağladığı, “aldatmaları” normalleştirdiğini, kişileri narsistleştirebilirken; depresyona sokabildiğini ve asosyalleştirdiğini ortaya koyuyor. Kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. 

Sosyal paylaşım ağının, bireysel ve toplumsal etkileri Uluslararası Psikologlar Derneği ile uzaktan eğitim yapan Brüssel Capital Üniversitesi Psikoloji bölümü tarafından yapılan ortak araştırmada incelendi. Araştırma, 16-40 yaş arası 50 bayan ve 50 erkek bir sosyal paylaşım kullanıcısına yapılan anket ve birebir görüşme ile gerçekleştirildi. Katılımcılar, ortama bağımlılık açısından haftada en az 24 saatini bu paylaşım ağında geçiren kişiler arasından seçildi. Araştırmada, sosyal paylaşım ağının bu kişiler üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya çıkardı. Bunlardan birisi, çoğul kişilik ilişkisi olarak belirlendi.

“Her kültür, her zevk biçimi yandaş bulabiliyor”
Psikolog ve Refleksoloji Uzmanı Halil Tabur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili sosyal paylaşım ağının kişiye ait özel bir sayfa oluğunu, ancak tüm gönderilerin global bir datada toplandığından bunun çok da “özel” olarak tanımlanamayacağını ifade etti. Sosyal paylaşım ağlarında her konu her renk her kültür hatta her zevk biçiminin kendine yandaş bulabildiğini anlatan Tabur, “Kişiye sıradan gelen birçok ilgi alanı ya da ahlaksızca gelen birçok ilgi, eğilim normalleşerek kendine hayat bulabilir” dedi. Sosyal paylaşım ağlarının zararlı etkilerinin de bu noktada kendini göstermeye başladığını vurgulayan Tabur, “İnsanlar akıllarına gelmesine rağmen içine giremedikleri ya da gerçekleştiremedikleri birçok sapkınlığı sanalda olsa yaşamaya başlıyor” diye konuştu.

Araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren Tabur'un verdiği bilgiye göre, sosyal paylaşım ağlarında kişi kendisiyle çelişen tavır ve davranışları kısa süreli de olsa benimseyebiliyor. Bunun nedeni sosyal kabul ya da reddedilme korkusu olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik, benzerlik kişide kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. Bu süreç, sosyal ağda geçen sürenin artmasıyla gerçeklik arasındaki bağın kaybolmasına yol açabiliyor. Örneğin, sevmediği bir müzik tarzını paylaşma ya da bir yaşantısal deneyimi hoşlanmasa da sırf birilerine şirin gözükmek için beğenme, kişinin kendine olan saygısını yitirmesine neden olabiliyor. 

Sosyal paylaşım ağlarında, “beğenilme” narsistlik boyutuna ulaşabiliyor. Bu durumda histerik tutum ve davranışlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, fotoğrafı çok beğenilenin egosu şişerken, az ya da beğenilmeyenin egosu sönebiliyor ve kişi örselenebiliyor. Narsizm, beraberinde kıskançlığı teşvik edebiliyor. Artan ego, en çok beğenilenin zirvede olanın hep kendisi olmasını istemesine yol açabiliyor. Sosyal paylaşım ağı, kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor.

İnternet başında saatlerce oturarak bildirim paylaşmak, “sosyalleşme” olarak gösteriliyor. Psikologlar, bunu sosyal bildirim bağımlılığı olarak tanımlıyor. Gün içinde 10'dan fazla bildirim yapan kişilerin bağımlılığa yakın olduğu belirtiliyor. Bu kişiler, bildirim yaptıkça sosyalleşeceğini düşünmesine karşın “asosyal” konuma geliyor ve kişi beynin sosyalleşme ile ilgili ayırdığı süreden alındığı için gerçek sosyal ilişkilerden kaçınmaya başlıyor. Çünkü beyin bildirimlerin etkisiyle sosyalleşmeye doyuyor. Akrabalarını aramayan, selam vermeyen bir bağımlının her sabah arkadaş listesindekilere “merhaba” demesi, onlarla sohbet edip onların sorunlarını çözmeye çalışması ciddi bir çelişki yaratıyor.

“Aldatma, sıradanlaşıyor”
Araştırmaya göre, sosyal paylaşım ağları ile aldatma arasında da ilişki bulunuyor. İnternet aracılığıyla herkes kendisine yakın birisini bulabiliyor. Özellikle aldatmanın sıradanlaşması, olaya teşviki hızlandırabiliyor. Kişi, adrenalinin içinde kaybolup, mantıklı düşünceden uzaklaşabiliyor. Ahlaki öğretilerin yerle bir olduğu bu platform içten içe ilişkileri ve aileleri parçalıyor. Çok mazbut bir eş, eşiyle tartışıp dertleşecek kimseyi bulamadığı bir anda uzanan bir arkadaşlık teklifini bir anlık boşlukla kabul edip bir girdabın içinde kendini bulabiliyor.

Sosyal ağlar, kişinin ihtiras ve arzularını da ortaya çıkarabiliyor. Öte yandan, sosyal paylaşım ağları depresyona yol açabiliyor. Araştırmaya göre, eğlenen hoş vakit geçiren kişilerin fotoğraf ve görüntüleri aynı imkanlara sahip olmayan kişilerde “eksiklik” duygusuna neden oluyor ve bu kişilerin depresyona girmesini sağlayabiliyor. Ayrıca, buralarda cinsel sapmaların cazip şekilde sunulması ve sosyal kontrol mekanizmasının yokluğu, kişileri cinsel sapmalara yöneltebiliyor. Araştırmalar, birçok cinsel sapma eğilimi olanların bu ilişkilere sosyal ağlarda daha kolay ulaştıklarını ve ilk deneyimlerini de bu ağlarda yaşadıklarını gösteriyor. Özellikle Avrupa 'yı çok ciddi etkileyen çocuk pornografisinde bu ağlar ciddi bir veritabanı oluşturuyor. (AA)

http://www.radikal.com.tr/108722310872234

YORUMLAR
(4 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Ben de bağımlı oldum hatta... - drhakanabi

Mazhar Osman Bakırköy Ruh ve Sinir Hast. hastanesini( TV haberlerinden öğrendiğim için böyle bir poliklinik açılmış) aradım hata ve hatta cebimi bile bıraktım ama internet-bilgisayar bağımlılığına bakan Uzman arkadaşlar 3 ay oldu hala aramadılar..Durum çok vahim evi-işi unuttum billa...

online gazete de - feritq

bagimlilik yapiyor.

- momentum

Modern insanın özgürlüğü bir yalandan mı ibaret? Bireysel özgürlük; modern iş ortamlarının ve sosyal düzenlerin aşırı bağlayıcılığı, müsamahasız gerçekçiliği, kuralcılığı, stresi, acımasızlığı ve katılığı karşısında insana verilen bir rüşvetten mi ibaret? İnsanlar, bu ortamların aşırı bağlayıcılığından, kendileriyle başbaşa kaldıkları ortamların yalnızlığına, face'lerine, pornolarına ve mastürbasyonlarına mı fırlatıldılar? Modern insanın, iş ortamlarında karşı karşıya olduğu kuralcılığın stresi ile, özel hayatında ona tanınan alanın sınırsızlığı ne kadar büyük bir çelişki oluşturuyor. Ve modern insan, normal koşullarda bir araya gelemeyecek iki ayrı hayatı yaşamaya itiliyor. İş ortamında kazık yutmuş duruşlu aristokratik bir davranışa yöneliyor, her şeyinin ölçülü olmasına özen gösteriyor, başka insanlarca nasıl algılanacağına dikkat ediyor, bu stresin acısını özel hayatında çıkarmak üzere. Post-modern düşünürlerden Foucault'nun hassaten dikket çekmeye çalıştığı gibi, modern toplum eski ortaçağ toplumlarına göre aslında daha toleranssız. Eski toplumlarda insanların "marjinalize" edilmesi edilmesi söz konusu değildi; yani meczuplar, eşkiyalar, dilenciler, kadın satıcıları ve soytarılar, toplumun merkezinde kendilerine yer bulabilirlerdi. İnsanlar cezalandırılabilirlerdi fakat bu onların toplumun dışına itildiği anlamına gelmezdi. Şimdi insanlar belki cezalandırılmıyor fakat toplumsal merkezin dışına itilme tehdidiyle öyle bir şekilde karşı karşıya ki bu, bir defaya mahsus cezalandırılıp bırakılmaktan daha çok korkutuyor insanları. Modern insan toplumsal kurallara uymakta eskisinden daha çok dikkatli. Ve modern insan toplumuyla daha az şey paylaşıyor eskiye göre. O, toplumla ilişkisinde eskisinden daha çok stres altında. Toplumuyla ilişkisi, özgür olmayan bir ortaçağ insanına göre bu nedenle daha düşük seviyede.

BİLMEZSEN - pispor

Kullanmasını bilmezsen sınırlandırmazsan her şey bağımlılık yapar.Sosyal ağlar günümüzde fikir alış verişi olarak mükemnmel bir şey.kullanmasını bilene.insanları dedikodun tutun kötü alişkalıklardan ve boş yere para harcamaktan kurtarıyor.