"Türkiye'deki sığınmacılar için yeni politikalar geliştirilmeli"

"Türkiye'deki sığınmacılar için yeni politikalar geliştirilmeli"
"Türkiye'deki sığınmacılar için yeni politikalar geliştirilmeli"
- TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Üstün: "Artık sınırlarımız içerisinde yaşayan savaş mağduru insanların en azından yarısının Türkiye'de kalacağını hesap etmemiz gerekiyor ve bu konuyla ilgili yeni politikalar geliştirmemiz lazım" - "Savaştan kaçan bu insanlar her ne kadar geçici gelmişse de artık bu algı yavaş yavaş değişmekte ve kalıcılığa doğru giden bir süreç yaşanmakta. Burada doğup büyüyen, eğitim alan bir çocuk, burada kalmak ister" - "Türkiye, bölgesel ve kalıcı bir dünya gücü olmak istiyorsa nüfusunu 100 milyondan yukarıya çıkarması lazım. Bu doğrultuda bize doğru yönelen dostlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı Türkiye'de kalıcı olarak barındıracak yeni politikalar geliştirmemiz lazım"

SAKARYA (AA) - ENES DURAN - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, "Artık sınırlarımız içerisinde yaşayan savaş mağduru insanların en azından yarısının Türkiye 'de kalacağını hesap etmemiz gerekiyor ve bu konuyla ilgili yeni politikalar geliştirmemiz lazım" dedi.

Üstün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ortadoğu 'da büyük bir kaosun olduğunu ve bu karışıklıkların en son Kerkük'e de yansıdığını söyledi.

Kerkük'le Halep'te de büyük bir baskı olduğunu dile getiren Üstün, bu baskının Türkiye'ye doğru göçü artırdığını ve halihazırda 1 milyon 650 bin mültecinin misafir edildiğini kaydetti.

Üstün, mültecilerden 220 bininin konteyner ve çadır kentlerde kaldığını, bunların içerisinde her dine, mezhebe, millete mensup insan olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin hiçbir ayrım yapmadan herkese kucak açtığını belirtti.

- "Bir ev nüfusunun 40-50 kişiyi geçtiği oluyor"

Konteyner ve çadır kenttekilerin dışında 1 milyon 400 bin civarındaki mültecinin de şehirlerde yaşadığını dile getiren Üstün, "Bazıları kendi imkanlarıyla kaldığı gibi bazı mülteciler de akrabalarının yanında kalıyor. Bir ev nüfusunun 40-50 kişiyi geçtiği oluyor. Burada Türkiye açısından, Türk milleti açısından taktire şayan bir durumla karşı karşıyayız. Devletimiz, kurumlarımız, çok ciddi manada yardımda bulunuyor ancak bunun kadar da Türk halkının fedakar davrandığını görüyoruz" diye konuştu.

Bu fedakarlığın çok farklı bir sosyolojik durum olduğunu ve aynı davranışın medeni olarak gösterilen Batı'da dahi görünmeyeceğini dile getiren Üstün, bunun taktir edilmesi gerektiğini vurguladı.

Üstün, mülteci kamplarında veya şehirde yaşayan savaş mağdurlarının 60 bin dolayında bebek dünyaya getirdiğine dikkati çekerek, "Savaştan kaçan bu insanlar her ne kadar geçici gelmişse de artık bu algı yavaş yavaş değişmekte ve kalıcılığa doğru giden bir süreç yaşanmakta. Burada doğup büyüyen, eğitim alan bir çocuk, burada kalmak ister. Suriye'de, Irak'ta savaş ortamı devam ettikçe yaşı ne olursa olsun her çocuk Türkiye'de kalmak ister. Bu yüzden artık eski stratejilerimizin yerine yenilerini geliştirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

- "Nüfus artış politikamızı gerçekleştirmemiz lazım"

Kampların dışında yaşayan sığınmacıların eğitim ve çalışma sorunlarının bulunduğunu savunan Üstün, mültecilerin çalışma durumunun mutlaka kanun ve mevzuata bağlanması gerektiğini, hükumetin yakın zamanda bu konuyla ilgili Meclis'e bir kanun sevk edeceğini ve bunun içerisinde çalışma şartlarının da belli olacağını bildirdi.

Ortada bir göç riski varsa bu riski fırsata çevirecek adımlar atılması gerektiğini kaydeden Üstün, eskiden sadece asayiş olayı olarak bakılan göçe, yeni Göç Kanunu ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü gibi kurumlarla daha farklı bakıldığını söyledi.

Üstün, mülteciler ilk geldiklerinde "Elimizdeki ekmeğe ortak olacaklar" şeklinde görüşler empoze edilmeye çalışıldığını savunarak, bu insanların yük değil aksine ülkeye katkı sağlar hale geleceklerine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Artık sınırlarımız içerisinde yaşayan savaş mağduru insanların en azından yarısının Türkiye'de kalacağını hesap etmemiz gerekiyor ve bu konuyla ilgili yeni politikalar geliştirmemiz lazım. Zaten bizim de nüfus artırma politikamız var. Bu politikamızı gerçekleştirmemiz lazım. Türkiye, bölgesel ve kalıcı bir dünya gücü olmak istiyorsa nüfusunu 100 milyondan yukarıya çıkarması lazım. Bu doğrultuda bize doğru yönelen dostlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı Türkiye'de kalıcı olarak barındıracak yeni politikalar geliştirmemiz lazım. Bizim de toplum olarak komşumuzun bir Arap, Afrikalı olabileceğine ve bununla birlikte yaşama kültürüne kendimizi alıştırmamız gerekir."