İSTANBUL TALAN EDİLİYOR

İSTANBUL TALAN EDİLİYOR

12/06/2013 10:37

Haber: Tülay Hergünlü

İstanbul tarumar edilirken bizler de seyre dalmışız. Nasıl mı? İşte böyle;
Haliç, o güzelim Altın Boynuz; Boynuzlarının arasına öyle iki hançer saplanmış ki çıkarabilene aşk olsun! Metro köprüsü denilen bir ucube boynuna dolanmış; nefes aldırmıyor. Bu ucube, Sokullu Mehmet Paşa Camii’nin yanından teğet geçiyor. İnanılmaz bir çirkinlik abidesi olarak yükselen köprü, Haliç’in görüntüsünü berbat etmiş. Yarımada’nın siluetini bozmuş. Elbette bu tarihi silueti bozan sadece Metro köprüsü değil. Oradan buradan, fütursuzca yükselen gökdelenler, tarihi yarımadayı uzaktan sarıp sarmalamış...
Eminönü ve çevresi… İnanılmaz bir kalabalığın çiğnediği bu en bilinen meydan, pislik içerisinde. Balık ekmek satan teknelerin önüne biriken kalabalığın yerlere döktüğü çöpler mide bulandırıyor. Yeni Cami bakımsız. Denizin suyu pislikten griye dönmüş. İçinde binlerce denizanası yüzüyor. Vatandaş ise hiç aldırmadan balık tutma keyfi sürüyor… Galata Köprüsü ve Karaköy rıhtımı da pislik içerisinde. Tinerciler ve sarhoşlar kol geziyor. Perşembe Pazarı tek kelimeyle hurdacıların istilâsına uğramış.
Eminönü, Uzun Çarşı, Küçük Pazar, Tahtakale ve Mahmut Paşa’da tüm tarihi mekânlar neredeyse işgal altında. Ünlü Mahmut Paşa Hamamı tamamen alış veriş merkezi olmuş.
Süleymaniye Camii ve çevresi… Meydanı sermayeye teslim edilmiş. Kütüphanesini lokantalar istila etmiş, kuru fasulye servisi yapılıyor, külliyesinde ise“ziyafet” keyfi sürülüyor.
Topkapı Sarayı, dökülüyor. Harem bölümü içler acısı. Saraya giden yolun sağında bir inşaat dikkatimizi çekti. Ne olduğunu, buraya nasıl inşaat izni verildiğini anlayamadık.
Dersaadet’in kalbi Beyazıt… Meydan seyyar satıcıların işgaline uğramış. Pislik içerisinde. Bir zamanlar şairlerin en güzel şiirlerini okudukları Çınaraltı yok olmuş. Yerini çadır şeklindeki biçimsiz mekânlar almış. Çevresinde çember sakallı, sarıklı, şalvarlı tipler arzı endam etmekte. Sahaflar çarşısı sizlere ömür. Birkaç eski kitapçının dışında dükkânlarda sadece ders kitapları ve dini yayınlar ile dini objeler satılıyor.
Ayvansaray, Eyüp… Eyüp Sultan Camii ve çevresi, başka hiçbir yerde olmadığı kadar din ticaretine mekân olmuş. İçeride kurulan bağış kulübelerine vatandaş oluk oluk para akıtıyor. Caminin çevresindeki dükkânlar da hurafe pazarı kol geziyor. Eyüp Camii’nin yanında eski bir yapı var. Sorduk, tarihi bir hamam olduğu söylendi. Etrafını çevirmişler, nikâh sarayı ve kültür merkezi yapılacakmış.
Ünlü Pera (Beyoğlu) ve Taksim’e gelince; gidip görmeniz gerekiyor. İstiklâl Caddesi’ndeki tarihî binaların çoğu perişan halde. Kimisi sözüm ona modernize edilmiş. Sonradan eklenen balkonları bile var. Bazı binaların giriş katları, “üstü kaval altı şişhane” misali, alış veriş merkezi haline getirilmiş.
Sirkeci’den Yedikule istikametine trenle seyahat ederken, sağ tarafa bakanlar, eski ahşap evlerin içler acısı halini görebilirler. Sur içi İstanbul’un dışında kalan Bakırköy’ün ana caddesini gezenler, bir zamanların ünlü aktrisi Suzan Yakar’a ev sahipliği yapan güzelim köşkü çok iyi bilirler. Köşk, kırık camları ile harabeye dönmüş. Neyi bekliyorlar dersiniz?
15 yıl bu ülkeyi ve İstanbul’u yönetenlerin akılları başlarına yeni gelmiş olmalı ki, Topkapı Sarayı ile büyük cami ve türbeleri bakıma almışlar ancak, yanan Haydarpaşa Garı ile Milli Eğitim il binasına hâlâ bir çivi bile çakılmamış!
Dünya mirası İstanbul, gözümüzün önünde yok olup gidiyor ve bizler sadece seyrediyoruz. Başka hangi ülke, tarihine bu kadar acımasız ve nankör davranabilir?
İstanbul’u yönetenler, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, öğrenciler, üniversiteler ve İstanbul halkı; Lütfen bir gününüzü İstanbul’a ayırın ve ona neler yaptığımızı kendi gözlerinizle görün!
Tülay Hergünlü
İstanbul, 4 Mart 2012