Tarihi matbaasına gözü gibi bakıyor

Tarihi matbaasına gözü gibi bakıyor
Tarihi matbaasına gözü gibi bakıyor
- Siirtli 77 yaşındaki gazeteci Kılıççıoğlu, 53 yıl önce devraldığı Johannes Gutenberg'in bulduğu dizgi sisteminin geliştirilmiş biçimi ve metal harflerin elle dizilmesine dayalı olan matbaasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor - Kılıççıoğlu: - "Bu mesleğin unutulmaması ve hatırlanması için matbaayı bugünlere kadar muhafaza ettim"

SİİRT (AA) - FECRİ BARLIK - Siirtli bir gazeteciye ait ayak pedalıyla baskı yapan 80 yıllık matbaa, ziyaretçilerine nostalji yaşatıyor.

Gazeteci Cumhur Kılıççıoğlu (77), 53 yıl önce devraldığı Johannes Gutenberg'in bulduğu dizgi sisteminin geliştirilmiş biçimi ve metal harflerin elle dizilmesine dayalı olan matbaasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

Kılıççıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1950'li yılların basım dünyasını yansıtan ayak pedalıyla baskı yapan matbaada, 10 yıl öncesine kadar el dizgisiyle gazete çıkardıklarını aktararak, bu matbaalarda yetişen çırakların çekirdekten matbaacı ve gazeteci olduklarını söyledi.

Teknolojinin gelişmesiyle el dizgisinin artık kullanılmadığını dile getiren Kılıççıoğlu, "7 yaşında matbaacılık yaptım. Sonra Mücadele Gazetesi'yle devam ettim ve bugünlere getirdim. Niyetim bu el dizgisi takımını, el pedalını ve baskı makinesiyle beraber bir müzede muhafaza etmek ve gelecek kuşaklara aktarmak" diye konuştu.

Elle dizgi sistemine göre ayarlı kumpaslarda sütun ayarı yapılan harfleri tek tek topladıklarını ve aralarına anterlin koyduklarını anlatan Kılıççıoğlu, dizilen metinlerin galede son şeklini aldığını ve baskıya hazır hale getirildiğini belirtti.

- Matbaada çalışanlar, bugün gazeteci

Kılıççıoğlu, tekniğin göz nuru gerektirdiğini dile getirerek, baskı işlemlerinden sonra kalıp yüzeyindeki mürekkebin temizlendiğini ve harflerin tek tek kasadaki bölmelere elle dağıtıldığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Yaz mevsiminde 10-15 öğrenci yanımızda çırak olarak çalışırdı. Bunlar hem yazıyı ve dizgiyi öğrenir, aynı zamanda Türkçe derslerinde daha başarılı olurlardı. Matbaa çırakları çekirdekten matbaacı ve gazeteci olurlardı. Derler ya, 'Bab-ı Ali'de mürekkep koklayan ondan vazgeçemez' diye, Siirt'te de böyleydi."

Kılıççıoğlu, kentteki matbaa çıraklarının çoğunun bugün gazeteci olarak görev yaptığını vurguladı.

Tarihi matbaanın muhafazasının bir kültür meselesi olduğunu anlatan Kılıççıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu mesleğin unutulmaması ve hatırlanması için matbaayı bugünlere kadar muhafaza ettim. İnşallah gelecek kuşaklara devretmek mümkün olur. Çünkü bu sistem Gutenberg'in ilk baskı tekniğini icat ettiği zamandan son merhalesidir bu el dizgisi. Bazı okullar öğrencilerini iletişimle ilgili dersleri gördüklerinde matbaaya getiriyorlar. Bu öğrenciler eski zahmetleri görüyor. Dolayısıyla Siirt'te basının ne demek olduğunu anlamaları yönünden de bir faydası oluyor." 

Kılıççıoğlu, tarihi matbaanın, yeni nesillerin teknolojiyle birlikte gelişen baskı sektörünün geldiği noktayı daha iyi anlamasına da olanak tanıdığını sözlerine ekledi.