136 milyon yıllık yumurtaya can veren Allahım...

136 milyon yıllık yumurtaya can veren Allahım...
136 milyon yıllık yumurtaya can veren Allahım...
Luc Besson un son çalışması Adele in Olağanüstü Maceraları nda, 136 milyon yıllık yumurta çatlıyor ve içinden çıkan tarih öncesi bir kuş, Paris e dehşet yaşatıyor.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Fransızların en Amerikalı olmaya çalışan yönetmeni Luc Besson, hatırlanacağı gibi popüler sinema âlemlerinde ‘Nikita’yla tanınmıştı (entelektüeller ise ‘Big Blue’yla tanıdı ve ne yazık ki kendisini ciddiye aldı). 51 yaşındaki yönetmen, adeta ‘büyüdükçe’ çocuklaşıyor ve giderek hafif işlerle meşgul oluyor. Kendi yarattığı Arthur adlı kahramanın maceralarını ‘Minimoylar’ ve Maltazar’ın İntikamı’nın adlı iki animasyonla önümüze atmasının ardından, şimdi de ‘Adele’in Olağanüstü Maceraları’yla (Les adventures extraordinaires D’Adele Blanc-Sec) ilk kez 1972’de yayımlanan bir çizgiroman serisinin ana karakterini perdeye taşıyor. Film, sonradan seriye dönüşecek mi bilmiyorum ama bir tür ‘İlk macera’ tadında. 1900’lerin başı Paris’inden manzaralar sunarken bilimle spritüelizm arasında gidip gelen bir öyküyü de bizlere aktaran bu ‘Olağanüstü maceralar’da, genç ve gözüpek gazeteci-yazar Adale Blanc-Sec’in yaşadıkları anlatıyor.

Çok sevdiği yatalak kız kardeşinin yeniden ayağa kalkması için uğraşan genç kadın, bu uğurda Mısır ’a kadar gidiyor ve firavunun doktoru sandığı bir mumyayı Paris’e taşıyor. O sırada başkentte de olağanüstü günler yaşanmaktadır. Ulusal Tarih Müzesi’nde sergilenen 136 milyon yıllık bir yumurta çatlar ve ‘Dinozorlar çağı’na ait bir yavru kuş, şehrin altını üstüne getirir. Başbakan, dışişleri, belediye başkanı, emniyet vs, bütün resmi erkân bu işle uğraşırken Adele, ipuçlarını bir araya getirip “136 milyon yıllık yumurtaya can veren Allahım, mumyaları da ayağa kaldırır” dercesine, gerçekten de ‘olağanüstü bir macera’ya atılır.

‘Nikita’dan Adele’e
Besson’un bu son çalışmasındaki kadın kahraman, yönetmenin eski gözağrıları ‘Nikita’, Mathilda (‘Leon’daki minik kız) ve ‘Jeanne d’Arc’ göz önüne alındığında en uçuk kaçık olanı. Akrabalık ilişkisi açısından belki en çok ‘Angel-A’daki meleğe yakın duruyor. Lakin, ‘Adele’in Olağanüstü Maceraları’, genel üslubu itibarıyla hem Fransız çizgiroman geleneğiyle flört ediyor hem de yine bir başka Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet sinemasının haletiruhiyesini andırıyor. Ama Besson, Jeunetvari bir ‘ayrıntılarda’ kaybolma (yani ‘ince işçilik’) ve seyircini de kaybetme tavrına girişmemiş, aksine alabildiğine fantastik takılarak yüzeyde hareket etmiş ve bütün mantık kurallarının dışına taşmayı yeğlemiş.

İlk kez başrolde izlediğimiz Louise Bourgoin’un sürüklediği yapım, seyircisini nihayetinde çok da doyurucu bir çizgiye taşımıyor ama doğrusu Besson’un son zamanlardaki en eli yüzü düzgün işi olduğu da kesin. Brendan Fraser’lı ‘Mumya’ serisini de hatırlatan yapım, büyük beklentiler içine girmeksizin salonda hoşça vakit harcamak isteyenlerlere uygun bir fırsat sunuyor.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Mısır