Aktif Pısırıklar

Aktif Pısırıklar
Aktif Pısırıklar
Timur Bekmambetov 'un yeni filmi 'Wanted'da, bir pısırıktan sert bir kahramana dönüşen James McAvoy ile onu keşfedip dönüştüren Angelina Jolie 'yi izliyoruz

 

 

 

FİLM FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

FİLMİN YÖNETMENİ VE OYUNCULARI ANLATIYOR YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

BANA AKSİYON YOLLARI SANA KURŞUNLAR... UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

SUİKASTÇI ARANIYOR... SEVİN OKYAY'IN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Batman karakterleri külliyatı ilginçlik konusunda pek sıkıntı çekmez muhtemelen. Ama ikinci Batman filmi Batman Returns/Batman Dönüyor ’daki Catwoman’ın yeri ayrı. Michelle Pfeiffer ’ın canlandırmasından mıdır, Tim Burton ’ın hınzır zekasından mıdır bilinmez pısırık sekreterin, lateks kıyafetler içinde tahrip gücü yüksek Kedi Kadın ’a dönüşmesi, en unutulmaz Batman anlarından birini oluşturur. Belki uçuk kıyafetler giyip maske takarak geceleri bambaşka hayatlar sürecek bir karakterin ancak hayatta amacına ulaşamayan birileri olabileceği aklımıza daha yattığı için bu kadar ayrı bir yere sahip Kedi Kadın. Zira her süper kahramanın bir Akil tendonu olduğu gibi o kahramana dönüşen her fani de gündelik hayatta bir sıkıntıdan mustarip.


Bu hafta gösterime giren çizgi roman uyarlaması Wanted ’ın (Timur Bekmambetov)kahramanı Wesley Gibson da (James McAvoy) böyle bunaltılar içinde. İş mekânı, çağdaş köleliğin sembolü bir ‘cubicle’. Kaprisleriyle bunaltan cinsten bir patronu, onu aldattığı aşikâr bir kız arkadaşı var. Yani dönüşmesini, silkinmesini gerektirecek her unsur hayatında mevcut. Dolayısıyla Angelina Jolie önderliğinde bir suikastçi kültüne doğuştan mensup olduğu ortaya çıkınca, değişimin şaşırtıcılığı daha da artıyor. Küçük Hanım veya My Fair Lady/ Benim Tatlı Meleğim usulü değişim hikâyelerinin aksiyon dozu yüksek bir versiyonu gibi.


Belli bir değişimden geçerken geride bırakılması gerekenler illa ki büyük bir önem taşıyor. Sonuçta ortaya çıkan yeni kahraman, olması istenenlerin, eskisi ise değiştirilmesi istenenlerin sembolü. Ama pısırıklıkla tahrifat kapasitesi arasında doğru bir orantı söz konusu. Ki bu orantı, hikâyenin gidişatını da saptıracak güçte. Sonuçta Batman Dönüyor ’da pısırık sekreter, dönüşümü geçirdikten sonra ne iyilerin ne de kötülerin yanındaydı. İki taraf arasında salına salına kahramanların, hikâyeyi sokmak istedikleri gidişatı saptırıyordu. Benzer şekilde Wanted ’da da Wesley, bir taraftan onu ezenlerin öcünü alacağı için onayımızı kazanıyor, diğer taraftan kafasının karışıklığıyla içine girdiği tarikatın faaliyetlerinin sorgulanmasına yol açıyor.

Zaten Küçük Hanım serisinin Neriman ’ı da (Belgin Doruk, Hülya Koçyiğit), Benim Tatlı Meleğim ’in Eliza Doolittle’ı da (Audrey Hepburn) en çok, işler çözüldüğü zaman değil de dönüşümleriyle etrafındakilerin ağzını açık bıraktıkları sahnelerde zevkle seyredilmez mi? Spider-Man/ Örümcek Adam ’da kahramanımız Peter Parker ’ın örümcek güçlerini ilk kez fark edip de bundan kendi namına yarar sağladığı bölümler, yani dünyayı kurtarma safhasının öncesi de aslında tüm serinin en eğlenceli yerleri değil mi? Örneğin istediği anda istediği yerde olabilme gücüyle hayatındaki zorluklardan kaçan bir kahramana (Hayden Christensen) sahip Jumper, işin dünyayı kurtarma faslını bile isteye hesaba katmadığı için sevildi bazıları tarafından.

Yani kendimizi kandırmayalım. Değişim geçiren insanların hikâyelerinde, asıl katharsis, dünyanın kurtarıldığı, kahramanın iyiyle kötünün ayırdına vardığı ya da sonunda yeni haliyle etrafına uyum sağladığı zamanlarda değil, onların etraflarına dünyayı dar ettiği yerlerde saklı. Aksi takdirde Küçük Hanım, Belgin Doruk ’un Ayhan Iºık ’la dalga geçtiği sahneler için değil, ikisinin birbirlerini anlayıp aşklarını teslim ettikleri sonucu için seyredilirdi. Ki öyle olmadığı herkesin malumu.



Seyirciyle bağlantı

Wanted da, Gece Nöbeti ve Gündüz Nöbeti ’nden tanıdığımız Rus yönetmeni Timur Bekmambetov ’un tarzının da sayesinde bir katharsis silsilesi. Kahraman Wesley ’nin looser’lığının acısı herdaim tepemizde. İşin zevki de biraz burada. Hikâyeyi birinci ağızdan dinlememizden, hatta ara sıra Wesley ’nin doğrudan seyirciye hitap etmesinden anlaşılacağı üzere Wanted etkisini, seyirciyle looser kahramanın arasındaki bağlantıya dayıyor. Aynı She ’s So Lovely/ O Çok Sevimli gibi ‘inek’likten popülerliğe dönüşümün konu edildiği gençlik filmlerinde yapıldığı, Thelma&Louise ’de zorbalığa karşı çıkan ‘ezik’ kadının mücadelesine tam destek verildiği gibi.

Belki de Thelma&Louise ’in zamanında bu kadar olay koparmasının asıl sebebi bu dönüşümü bir çözümle sonuçlandırmadığı, değişen karakterin çıkıntılığından taviz vermediği son sahnededir. Zira The Fly/ Sinek ’te de görüldüğü üzere dönüşüm hiç de öyle acısız bir süreç değil. David Cronenberg ’in, adeti olduğu üzere ruh beden ikiliğini delik deşik ettiği ve fiziksel dönüşümle karakterdeki değişimi bir tuttuğu Sinek, ürpertici yapısıyla konunun tekinsizliğini ortaya seriyordu.

Wanted ’da da bu tekinsizlik, hikâye yapısında, türdeşlerinin yani aksiyon filmlerinin bildik seyrinden saptığı yerlerde kendini belli ediyor. Dönüşüm geçiren kahramanın çevresinde yol açtığı huzursuzluk, hikâyenin gidişatını da saptıran bir unsur. İlginç olan o huzursuzlukla, seyircinin boşaldığı anların kolkola olması.