Antropolog oyuncu

Antropolog oyuncu
Antropolog oyuncu
Bir Dilim Aşk ve Hatırla Sevgili'den tanıdğımız antropoloji öğrencisi Ezgi Asaroğlu, setten sete koşarken, biraz da kendini keşfe çıkmış gibi. Yeni sohbetlerdir, öğrenilecek, denenecek yeni bir şeylerdir, hiç kaçırmayan bir havası var
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

 

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

 

FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

Yüz aşina gelebilir. Onu Bir Dilim Aşk’ta Mustafa Uğurlu’nun kızı, Hatırla Sevgili’deki paylaşılamayan çocuk Rüya olarak ve diğer muhtelif dizilerden hatırlayabilirsiniz. Artık ismi de bilinecek gibi. Zira 1987 doğumlu oyuncu Ezgi Asaroğlu’nun sinema kariyeri, yakın zamanda art arda çektiği üç uzun metrajlı filmle bayağı hareketlendi: Kampüste Çıplak Ayaklar, Acı Aşk ve En Mutlu Olduğum Yer.
Bunlardan ilki, Kampüste Çıplak Ayaklar bu hafta gösterime girdi bile. Filmin bir özelliği, oyuncunun Hatırla Sevgili’den rol arkadaşı Cansel Elçin’in senarist ve yönetmen olması. Hikâye, Meltem İnan’ın Yeni Bir Şiva adlı romanından uyarlama. Ezgi Asaroğlu, daha film projesi ortada yokken bir arkadaş tavsiyesiyle okumuş kitabı. Sonra Cansel Elçin, sohbet esnasında, “Bu kitaptaki Deniz karakterine nasıl bakıyorsun” diye sorunca taşlar yerine oturmuş. “Hakikaten Deniz’i çok sevdim. Kitap da Deniz’i sevdiriyor, aslında onun bakış açısından anlatılıyor olaylar. Filmde fark etmiyorsunuz ama Deniz’in kafa baloncukları var kitapta.”
Deniz, tıpkı İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde okuyan Ezgi Asaroğlu gibi bir üniversite öğrencisi. Bittiğini bir türlü kabullenemediği bir ilişkisi, çekmeyi sürekli ertelediği bir kısa film projesi, kısaca türlü gençlik hezeyanı var. Bir gün sınıflarına Hintli kıyafetleri içinde giren Şiva, onun da, arkadaşlarının da hayatını değiştiriyor.
Yaş yakın, öğrencilikte de kesişiyorlar. Sormadan olmaz. Deniz’in geçirdiği dönüşüm, onu canlandıran oyuncuda “Ben de bunları yaşadım” duygusuna yol açmış mı? “Deniz’le farklıyım ben. Benim daha heyecanlı bir yapım var. Deniz daha huzurlu ve sakin. O kısmını seviyorum. Ama özellikle Deniz birtakım şeylerin farkına varana kadar ben karakterden uzaklaşıyorum.” Yine de Deniz’i seviyor. Hatta filmi seyrettikten sonra, başardıklarından dolayı Deniz’le gurur bile duymuş. Kampüs yaşantısına gelince, filmin çekildiği Bilgi Üniversitesi’nde İstanbul Üniversitesi’yle karşılaştırınca daha avantajlı bir kampüs hayatı olduğu görüşünde. Bir de 17 yaşından beri oyunculukla meşgul olduğundan pek yerleşik bir kampüs hayatı olmamış. “Filmde biraz kampüs hayatının da tadını almış olmak güzeldi.”
Ancak Ezgi Asaroğlu’nu üniversiteye kaydını yaptırıp sonra da bir tek sınav zamanı okula uğrayan öğrencilerden sanmayın. Bölümünü seviyor, hakkını vermek için uğraşıyor, hatta oyunculuğuna da katkısı olduğunu düşünüyor. “Antropoloji farklı kültürleri, insan davranışlarının arkasında yatan sebepleri incelediği için oyunculukla da paralel görüyorum aslında ben. Onun dışında psikolojiden ve tiyatro eleştirmenliği bölümünden dersler de aldım. Yani bir şekilde hem sevdiğim bir alanı okumuş oldum hem de bunu mesleğimde toparladım.” Oyunculuğu da çok seviyor. “Aslında kolay da bir meslek değil. Ama hayatımda oyunculuk olmadığı zaman bir eksiklik hissediyorum, başka işlerle uğraşsam bile.”

Rebecca Hall mu?
Yakın zamanda işin iyice zevkine varmış olmalı çünkü Ezgi Asaroğlu, setten sete koşturduğu bir dönem geçirdi. Kampüste Çıplak Ayaklar’dan sonra soluğu En Mutlu Olduğum Yer’in setinde aldı. Kağan Erturan’ın yönettiği film, Ümit Ünal ve Gencay Ünsalan tarafından kaleme alınmış bir yol hikâyesi. “Filmi klasik bir yol hikâyesi dışına çıkaran unsurlar var. İzmir, Foça, Gümüşlük’te çekimlerini yaptık. Ve yazın çektiğimiz için bir yaz enerjisi var çekimlerinde.”
Acı Aşk, talihsiz bir şekilde basına Barselona, Barselona’nın Türk versiyonu olarak yansıdığı için En Mutlu Olduğum Yer’den daha bilindik. “Bir gün televizyonda tesadüfen gördüm, beni Rebecca Hall’la (Barselona, Barselona’nın Vicky’si) eşleştirmişler. Meğer ben Acı Aşk’ta onu oynuyormuşum. Sonra ekiptekilerle konuştum. Onların da haberi yok. Orijinal bir senaryo. O yüzden heyecanlandırdı beni zaten. Hem bu ‘esinlenme’ projelerine sıcak bakmıyorum. Hem de böyle bir orijinal senaryo yakalamışken niye güme gitsin.”
Aslında orijinal senaryolar ve sıradışı projelerde Ezgi Asaroğlu’nun şansı gayet açık. Burada, oyunculuk kariyerinin en başına gidip, rol aldığı ilk uzun metrajlı film, Avusturya yapımı For a Moment Freedom’dan bahsetmenin tam yeri. Sinemaya Avusturya’nın Oscar aday adayı gösterilmiş bir filmle adım atmak her oyuncuya nasip olmaz. “Dünyanın birçok farklı yerinden insan var. Ve hepsiyle ortak noktanız sinema, konuşacak çok şeyiniz oluyor.” Ezgi Asaroğlu, setten sete koşarken, biraz da kendini keşfe çıkmış gibi. Yeni sohbetlerdir, öğrenilecek, denenecek yeni bir şeylerdir, hiç kaçırmayan bir havası var. Mesela, daha önce hiç şarkı söylememiş olmasına rağmen Kampüste Çıplak Ayaklar için stüdyoya girmiş, filmi bitiren şarkıyı başarıyla yorumlamış. Tesadüf, Acı Aşk’ta da benzer bir denemesi mevcut. Orada da en zorlayıcı şansonlardan Ne me quittez pas’nın İngilizce’sini seslendiriyor. Ancak kesinlikle hırslı değil. “Ben şarkıcı değilim. Samimi olmak yetiyor.”