Avustralyalı seksi sunucu

Avustralyalı seksi sunucu
Avustralyalı seksi sunucu
Çılgın yönetmen Baz Luhrmann'ın Avustralya filminden çok Hugh Jackman'ı seçmemin nedeni onun kıymetli 'X-Men' filmlerimde Wolverine'i oynaması ya da bu yakınlarda People dergisi tarafından 2008'de âlemin en seksi erkeği seçilmesi değil, 81. Oscar ödül törenini sunacak olması
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

LUHRMANN YEDİ YIL SONRA DÖNÜYOR...UĞUR VARDAN'IN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

EPİK BİR MASAL...ERMAN ATA UNCU'NUN YAZISI İÇİN TIKLAYIN

YAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

Çok filmli bir haftada insanın bazı sıkıntıları olabiliyor. Mesela, seçme sıkıntısı. Ama sanırım ki yönetmen Baz Luhrmann’ı çılgınlığına rağmen, hatta onun için seven biri olarak, ‘Australia/ Avustralya’nın olduğu bir haftada film seçmek için pek düşünmezdim. Gene de tercihimi filmden yana değil de, onun iki başrol oyuncusundan biri olan Hugh Jackman lehinde kullandım.
Kendisi, Nicole Kidman’ın asil İngiliz kadınına karşı Avustralyalı sığır çobanını oynuyor. İkinci Dünya Savaşı dönemindeyiz. Filmin uzunluğundan şikâyet edildi, bir de yönetmeni Luhrmann ikinci yarıda çok senaristli hikâyesini biraz elden kaçırıyormuş diyorlar. Olsun varsın!
Hugh Jackman’ı seçmemin nedeni ise, onun kıymetli ‘X-Men’ filmlerimde Wolverine’i oynaması ya da bu yakınlarda People dergisi tarafından 2008’de âlemin en seksi erkeği seçilmesi değil, 81. Oscar ödül törenini sunacak olması. Bu, onun için bir ilk olacak. Aslında Oscar töreni için de. Çünkü Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, yıllardır töreni sunan komedyenlerin ardından, Jackman’ı seçti. Ancak bu, Avustralyalı aktörün ilk sunuculuğu değil. 40 yaşındaki Jackman daha önce, 2003 ve 2005 yılları arasında üç kez Tony ödüllerini sunmuş, hatta başarısı nedeniyle bir Emmy ödülüne layık görülmüştü. Sahnede müzik yeteneğini gösterip göstermeyeceği ise bilinmiyor. Ne de olsa Jackman, ‘The Boy from Oz’daki Avustralyalı şarkıcı/besteci Peter Allen portresi ile Broadway’de, ‘Bir Müzikalde En İyi Erkek Oyuncu’ dalında 2004 Tony Ödülü’nü almıştı. Oscar diye de bir oğlu var, bilmiyorum sayılır mı?
Demek ki bu yıl şaka yapan insanlar revaçta değil. Oscar’ın tarihinde 1930’lardan bu yana, izleyiciler hep Will Rogers, George Jessel gibi isimlere, neredeyse 30 yıl törenlere damgasını vuran Bob Hope’a alışmışlardı. Jackman’ın da Avustralya’daki evinde izlediğini söylediği Johnny Carson, hatta David Letterman da sunuculuk görevi verenler arasında. Son yıllarda ise Billy Crystal, Whoopi Goldberg, Steve Martin, Chris Rock, Ellen DeGeneres gibi komedyenler tercih edilmişti. Ancak bu yılın yapımcılarının işin şaka kısmından kurtulmak istedikleri söyleniyor. Bakalım nasıl bir sonuç verecek? Komik olması beklenen birinin hayal kırıklığı yaratmasından iyidir belki.
Ama asıl önemli olan, ödül mevsiminin açılması. Sinema sanayiinin dört gözle beklediği bir mevsim. Çıkarlarımız büyük şirketlerinki ile aynı olmasa da, bizim de dört gözle beklediğimiz bir mevsim, çünkü bir şeyler anlatmayı, seyircisini düşündürmeyi amaçlayan filmler de bu mevsimde ortaya çıkıyor. ‘Oscar’lık’ tabir edilen filmlerin bir kısmı ne kadar kaknemse, bir kısmı da beklediğimize değecek kadar iyi filmler. Bu yılkilerin bir kısmından da umutluyuz. Gerçi çoğunun karamsar ve kasvetli olduğu söyleniyor ama, Oscar filmi dediğin de böyle olur. Zaten Akademi de komedilere burun kıvırıyor.
Benim en çok merak ettiğim filmlerden biri, bir edebiyat uyarlaması olan ‘Revolutionary Road’. Richard Yates’in 1961’de çıkan kitabı, bir trajedi kaçınılmazlığında, hüzünlü, inceliklerle bezenmiş, harikulade bir kitap. Kısa süre önce Doğan Kitap’tan ‘Hayallerin Peşinde’ adıyla yayımlandı. Filminden de umutluyum, çünkü aslında ‘Titanic’te de iyi oynadıklarını, birbirleriyle uyum sağladıklarını düşündüğüm Kate Winslet ile Leonardo DiCaprio’yu bunca yıl sonra bir araya getiriyor. Filmin yönetmeni de Winslet’in kocası Sam Mendes. Ama Mendes’in böyle bir ailevi tarife ihtiyacı yok. Az film çeken, birinci sınıf bir yönetmendir. Filmi dört gözle bekliyorum. Hem DiCaprio, hem Winslet bu filmle Altın Küre adayı.
Evet, Oscar’lar açıklanmasa bile, 11 Ocak’ta tören gecesi yapılacak olan Altın Küre adayları açıklandı. Oyuncuların meslek kuruluşu SAG’ın adayları da belli oldu. ‘Doubt’ta Philip Seymour Hoffman’ı, ‘Milk’te Sean Penn’i izlemek istiyorum. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da Hoffman’ın varlığına rağmen ödülü ‘Joker’de harikulade olduğunu düşündüğüm Heath Ledger’ın almasını istiyorum. Ne bileyim, bu sezonla birlikte filmler, performanslar, her şey yoğunlaşıyor. İnsan heyecanlanıyor. Umarız bunca heyecan boşa çıkmaz...