Ay'a giden üç sinek

Ay'a giden üç sinek
Ay'a giden üç sinek
Apollo 11 uzay mekiğine gizlice binen üç maceraperest sinek 'Rus ajanı' sineklerin engellemelerine rağmen Ay'a ayak basar

 

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

GÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYIN

 

 BENİ AY'A UÇUR

Yönetmen : Ben Stassen
Seslendirenler : Robert Patrick, Tim Curry, Christopher Lloyd, Philip Bolden, Adrienne Barbeau, Nicollette Sheridan, Ed Begley Jr., Trevor Gagnon, Buzz Aldrin, Cam Clarke, David Gore, Steve Kramer, Mimi Maynard, Scott Menville, Lorraine Nicholson, Kelly Ripa, Sandy Simpson, Sophie Simpson
Yapımcı : Ben Stassen
Müzik : Ramin Djawadi

 

 

FİLMİN KONUSU 


Büyükbabası gibi bir maceraperest ve kahraman olmak isteyen sinek Nat, isteksiz iki arkadaşını ikna ederek Apollo 11 ile Ay’a gitmeye karar verir. Astronotların uzay başlıklarının içinde unutulmayacak bir yolculuğa çıkan sinekler ailelerini telaşa düşürdüklerinden habersizdir.

Bir TV kanalında astronotların arkasından dünyaya el sallayan sinekler hem ailelerini telaşlandırır hem de Rusya’da televizyon seyreden sinekleri kıskançlıktan delirtirler.

Rus sinekler, Amerikan kahramanlarımızın tamamlamaya çalıştıkları görevi sabote etmek için hemen Yegor adında sinsi bir ajanla anlaşırlar.

Nat’in büyükbabası, 50 sene önce Paris’te aşk yaşadığı güzel Rus sineği Nadia ile mucizevi bir şekilde bir araya gelir ve Nadia, Rus sineklerin alçakça planından Büyükbaba’yı haberdar eder. Torununu kurtarmak isteyen Büyükbaba, gençliğindeki enerjisini tekrar içinde hissederek harekete geçer.

Bu sırada, uzaygemisinde felakete yol açabilecek bir kısa devre sorunu, Nat ve arkadaşı I.Q.’nun çabalarıyla çözülür. Daha önce sineklerin varlığından ve başardıklarından habersiz olan astronotlar, onları tebrik etmek yerine, sinekleri bir deney tüpünün içine sprey sıkarak hapsederler. Heyecanlı bir olay silsilesi sonrası tüpü kırıp NASA görevlisi Armstrong’un başlığına gizlice giren Nat, o tarihi adımları inceleme zevkine ulaşır. I.Q. ve Scooter ise Aldrin’in başlığının içinde bu tarihi olaya tanıklık eder.

Dünya, görevin tamamlanmasını sağlayan üç küçük sinekten habersizdir ama sinek arkadaşlarımız evlerine kahraman olarak dönmüştür ve herkesi içine alan ortak bir söylemde buluşurlar: “Her zaman macera! Hayalperestler rüzgarda savrulur mu? Asla!!”


3D TEKNOLOJISI

1900’ların başında, ilk 3D uygulaması bizzat Lumiere kardeşler tarafından denendi. 3D sinemanın altın çağında, yani 1952-1954 yılları arasında, Hollywood’da elliden fazla 3D film yapıldı. 1970’lerin sonlarında “Jaws 3D” ve “Amityville 3D” gibi filmlerin yıldızı yeniden parladı. Ama bu sinema türü bugüne dek geçici bir heves olmaktan öteye gidemedi. Bunun başlıca nedeni projeksiyon sistemlerinin düşük kaliteli oluşuydu. Dijital kameradaki ilerlemeler sayesinde, söz konusu durum değişmek üzere.

Günümüzde Real D ve Expand D teknolojisi sayesinde 3D zevkini doruklara taşıyor. Bu teknolojilerin yarattığı derinlik algısı ile izleyiciler kendilerini aksiyon sahnelerinin içinde buluyorlar. Filmdeki karakterlere ve detaylara gerçeklik hissi ile uzanıp dokunmak istiyorlar.

FLY ME TO THE MOON”, tamamı 3D olarak tasarlanan ve yaratılan ilk bilgisayar animasyon filmi olma özelliği taşıyor.

nWave Pictures’ın kurucu ortağı ve müdürü Ben Stassen bu konuda şunları söylüyor: “3D sinemanın ev-dışı eğlence ürünleri pazarının önemli bir parçası olmak üzere olduğuna yürekten inanıyorsam da, her hikayenin 3D çekilmeye elverişli olduğunu düşünmüyorum. Özel filmlerden sinema filmlerine geçiş yapmaya karar verdiğimizde, 3D çekimle güçlendirilebilecek bir hikaye aradık. Arayışımız yaklaşık 2 yıl sürdü.”

Stassen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dominic Paris’in senaryosu ‘Beni Ay'a Uçur' hem içerik hem de yapı olarak bizim için mükemmeldi. Biz foto-gerçekçi ortamlarda eğlenceli, animasyon karakterleri yaratıyoruz. 3D bir film yaparken perdeyi pencere olarak değil, mekan olarak kullanmak istiyorum. Bugüne dek yapılmış 3D filmlerin çoğu perdeyi pencere olarak kullandı. Sinemacılar perspektifi pencerenin ardında yaratıyor ve izleyiciye bunları pencere aracılığıyla sunuyor”.

Günümüzün 3D sinema sektörü, sınırları olmayan, sinemaya gitme deneyimini bambaşka bir boyuta taşıma konusunda inanılmaz potansiyele sahip, yeni bir çağ açıyor.

1969’un o korkusuz yolcuları gibi, 'Beni Ay'a Uçur' da izleyicileri daha önce hiç görmedikleri bir yere götürüyor.