Baktay'ın okul macerası

Baktay'ın okul macerası
Baktay'ın okul macerası
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

 

 FİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

BUDA'NIN KEMİKLERİ SIZLIYOR HABERİ İÇİN TIKLAYINIZ



Bir komedi, bir araba yarışı filmi, bir polisiye ve bir korku filminin gösterime girdiği bu haftada, Hana Makhmalbaf’ın ‘Utanç’ı (2007) ruha ferahlık veriyor. ‘Utanç’, asıl adıyla ‘Buda as sharm foru rikht’, internette dolaşan İngilizce adıyla ‘Buddha Collapsed Out of Shame’, hepsi aile reisi Mohsen Makhmalbaf’ın rahle-i tedrisinden geçerek onun okulunda sinema okumuş olan ailenin iki ferdini bir araya getirmiş. Filmin yönetmeni Hana Makhmalbaf, senaryosu ise Marzieh Makhmalbaf’ın adını taşıyor. Yani, yıllar önce Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Dünya Sinemasının Genç Yıldızları bölümünde izlediğimiz ‘Kadın Olduğum Gün/ Roozi Khezaen Shodem’in (2000) yönetmeni Marzieh Meshkini...
Yönetmenin ve ölen eşi Fatemeh Meshkini’nin 1980 ve 1988 doğumlu kızları Samira ile Hana, resmi öğrenimi bırakarak babalarının kurduğu Makhmalbaf Film Evi’nde sinema eğitimi gördüler. Hana Makhmalbaf, ailenin en küçüğü. O da, ablası Samira (‘Panj È asr/At 5 in the Afternoon’) ve babası Mohsen (‘Kandahar/Safar e Ghandehar’) gibi, Afganistan’da geçen bir film çekmiş.
Samira’nın, Taliban sonrası Afganistan’da çekilmiş ilk filmlerden biri olan filmi, o sıralar 15 yaşında olan Hana’ya ilham kaynağı olmuştu. Ablasının Kabul’da çekim yapmaya hazırlanırken ne zorluklar çektiği üzerine ‘Lezate divanegi/Joy of Madness’ adlı belgeseli yaptı. Hatta, mansiyon aldığı Venedik Film Festivali’nde yaşı küçük olduğu için kendi filmini izlemesi bile sorun haline geldi. Birbirlerinin filmleri üzerine filmler çeken Makhmalbaf ailesi mensupları meselesini, erkek çocuk Maysam Makhmalbaf’ın filmi ‘How Samira Made The Blackboard’ ile kapatalım.
Hana’nın ilk konulu uzun metraj filmi ‘Utanç’, 2001 yılında Taliban’ın beşinci yüzyıldan kalma bir çift Buda heykelini yok ettiği yerde geçiyor. Bu uluslararası skandal daha önce, 2005’te, Christian Frei’in filmi ‘The Giant Buddhas’a konu olmuştu. San Sebastian’da Jüri Özel Ödülü, Roma’da ise Unicef Özel Mansiyonu’na layık görülen, amatör oyuncuların oynadığı ‘Utanç’ın başında, önce video çekimle, Bamiyan kenti yakınındaki Budalar’ın infilak edişini izleriz. Sonra da 35 mm’ye dönüp, patlamanın meydana geldiği noktaya, oradaki mağaralara geliriz. Güleryüzlü, şirin küçük Baktay (Nikbakht Noruz) annesi ve kardeşiyle birlikte buradaki mağaralardan birinde yaşar. Komşusunun küçük oğlu Abbas ile oynamak isteyen, onun ders çalışmasını hayranlıkla izleyen altı yaşındaki Baktay, okula gitmeye karar verir. Abbas’ın defterinde yazılı komik hikâyeler gibi hikâyeler dinlemek, okumak ister.
Gelin görün ki, okula gitmek için hem defter gereklidir, hem kalem. Onlarda da böyle bir ‘lüks’e ayıracak para yoktur. Baktay böylece ekonomiyle tanışır. Evden gizlice aldığı yumurtaları, kalem ve defterle takas etmeye çalışır. Bamiyan’ın pazarı insana biraz Sokurov’un ‘Alexandra’sının pazarını hatırlatıyor ama galiba o bile daha zengin bir pazardı. Baktay sonunda bir defter edinir, kaleme parası kalmadığı için de annesinin rujunu alıp okula gitmek üzere yola koyulur.
Ancak, okula gitmek de ayrı bir meseledir. Ona buna sorarak yolu bulmaya çalışır ama Abbas’ın öğretmeni onu kız olduğu için sınıfa almaz, nehrin öbür yanındaki kızla okuluna gitmesini söyler. Baktay nehrin karşısına geçmeye çalışırken, Talibancılık oynayan oğlanlar yolunu keser. Ona kâfir derler, taşlamakla tehdit ederler, defterinin bazı sayfalarını koparıp zaten askerlerin yok ettiği Budha’ya atmak için temsili kâğıt füzeler yaparlar. Baktay ağlayarak, “Taşlama oyununu oynamak istemiyorum,” der.
Yabancı eleştirmenlerin bir kısmının filmi eleştirmesine yol açan da bu bölüm. Hana Mahkhmalbaf’ın seyirciye hiç ipucu vermemesi de, belli ki onları rahatsız etmiş. Kimileri fazla didaktik olduğunu düşünüyor, kimileri de inandırıcı bulmuyor. Zaten böyle şeylere inanmak için ya yaşamış olmak ya da o tehlikeyi yakınında hissetmek gerekiyor. Yani, bizim açımızdan bir sorun yok. Sonuç olarak, Hana Makhmalbaf’ın filmi de Afganistan üzerine. Ayrıca Baktay, son zamanlarda karşımıza çıkan en sevimli film kahramanlarından biri.