Berlin'in şifresi

Berlin'in şifresi
Berlin'in şifresi

Berlin'de kırmızı halıdan geçen isimlerden birisi de Jude Law oldu.

Festivallerin şifresi ya da işin özü: Eğer ünlü bir yönetmenseniz filminizi Cannes film festivaline alırlar. Kırmızı halıda ses getirecek türden ünlü bir oyuncu varsa filminiz Berlin'e gider.
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi


Berlin Film Fesitivali’nin yarısını geçtik. Önceki günkü basın bülteninde 250 bin bilet satıldığı ve Berlin’in dünyadaki en büyük izleyici festivali olduğu bir kez daha vurgulanıyordu. Gerçekten de izleyici ilgisi anlatılamayacak kadar büyük. Birçok gösterimin biletleri günler öncesinden tükeniyor. Biletlerin satışa çıktığı 4 Şubat Pazartesi günü, bir saat içinde on bin bilet satılmış. İzleyiciler önlerine gelen her filme giriyorlar ve sanırım çok da seçici değiller.
Festival programındaki filmlerin kalitesinin düşüklüğü, başta sinema yazarları ve festival programcıları olmak üzere profesyonellerin derdi. Ancak Berlin o kadar büyük bir fabrika ki herkes bir şekilde istediğini buluyor. Alman basını kırmızı halıda yürüyen ünlü oyuncular ile ilgili ve çok mutlu. Festivalde Almanya sinemasına da önemli bir yer ayrılıyor. Talent Kampus, beş yüze yakın genç sinemacıyı konuk ediyor. Avrupa Film Pazarı ciddi alışverişlerin gerçekleştiği bir ortam. Ayrıca Ortak Yapım Pazarı, Endüstri Konferanslar gibi yan etkinlikler de çok sayıda insanı çekiyor.
Yüzlerce etkinliğin aynı anda gerçekleştiği, 400’ün üzerinde filmin gösterildiği Berlin’de en önemli sıkıntı ise programdaki filmlerin çok hızlı tüketilmesi ve unutulup gitmesi. Bir yandan programa seçilebilmek çok zor iken, diğer yandan da her filmin festival ömrü 24 – 36 saat ile sınırlı. Çünkü her gün bir sürü film görücüye çıkıyor ve ister istemez birbirini eziyor. Önümüzdeki yıllarda Berlin’e seçilen filmlerimiz için dansözlü tanıtımlar mı düzenlesek diye düşünüyorum.
On bir yıl sonra ilk kez yarışma filmleri yerine ‘Forum Bölümü’ndeki Asya filmlerini izledim bu yıl. 63 Yıllık Berlin Festivalinde 43. yılını kutlayan Forum, ‘Genç Sinema Platformu’ olarak tanıtılıyor ve genelde pek tanınmayan ülke sinemalarına, özellikle de Asya sinemasına ağırlık veriyor. Forum’da yer alan en iyi Asya filmine verilecek NETPAC Ödülü’nü belirleyecek jüride görev aldığım için Japonya, Gürcistan, Filistin – Ürdün, Hindistan, Tayvan ve Çin’den gelen on kurmaca ve belgesel filmi izlemem gerekiyordu. Bu görev Berlin Film Festivali’nin şifresini çözmemde bana çok yardımcı oldu. Forum’da aslında yerler önceden ayrılmış durumda. Özellikle Japonya, Çin, Kore, Hindistan, Tayvan gibi ülkelerin sabit bir kontenjanı var gibi görünüyor. Bir de bu ülkelerden gelen filmlerde Avrupa’lı ve Amerika’lı kuruluşların parası varsa Forum’da bir yer bulmak garanti.
Dünya ’da 1.5 milyar insan elektriksiz yaşıyormuş, bu insanların 400 milyonu da Hindistan’daymış. Bu bilgiyi ‘Elektriksiz’ adlı Hint belgeseli sayesinde öğrendim ama sadece bunu öğrenmek için 80 dakika boyunca birbirini tekrarlayan sahneleri izlemeye gerek yoktu. Japon yapımı ‘Kökler’ Mart 2011’deki depremden sonra oluşan tsunamide oğlunu kaybeden, evi de oturulmaz hale gelen 79 yaşındaki, kanser hastası, inatçı bir ihtiyarın, evini tekrar inşa etme ve yaşadığı yeri terk etmeden oğlunun matemini tutma çabalarını, iki yılı aşan bir süre içinde büyük bir başarıyla anlatıyordu. Filistin – Ürdün ortak yapımı ‘Seni Gördüğüm Zaman ’, 1967 savaşından sonra, annesiyle beraber bir mülteci kampına sığınan, kayıp babasının özlemini çeken 11 yaşındaki bir çocuğun öyküsünü anlatıyor. Doğru dürüst okuyamayan ancak rakamlarla ilginç bir ilişkisi olan kahramanımız, babasını bulmak üzere yola çıkıyor ve bir gerilla kampında kendine yeni arkadaşlar ediniyor. Savaşın küçük bir çocuk üzerindeki etkilerini, alışılmışın dışında bir açıdan ve sağlam bir sinema diliyle anlatan filmin yönetmeni, 2008 yılında ilk Filistin filmini gerçekleştiren Annemaria Jecir. Filmin İstanbul Film Festivali programında olduğunu da belirteyim.
Berlin’in şifresi ya da işin özü: Eğer ünlü bir yönetmenseniz filminizi Cannes film festivaline alırlar, filminizde ünlü bir oyuncu varsa – ama kırmızı halıda ses getirecek türden olmalı – filminiz Berlin’e gider. Gerisi boş laf.
Bu akşam Soğuk Berlin’de görücüye çıkıyor. Bir sonraki yazı Soğuk üzerine olacak.