Bir nevi 'Ay Harekâtı'...

Bir nevi 'Ay Harekâtı'...
Bir nevi 'Ay Harekâtı'...
Ayı küçülterek çalma heveslisi kötü bir adamın, hayatına giren üç yetim kızkardeşle iyiliği keşfetmesini anlatan 'Çılgın Hırsız', öyküsünün her bir tarafına serpiştirilmiş onca espri, ince zekâ ürünü, zarifçe ayrıntıyla kaydadeğer bir animasyon
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

FİLMİN FOTOĞRAFLARI VE FRAGMANI İÇİN TIKLAYIN

 

VİZYONDAKİ DİĞER FİLMLERİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

 

İşin içine çocuklar girerse, katı kalpler bir güzel yumuşar... Malum, insanlık Charles Dickens’dan beri haberdar bu teoriden. Dolayısıyla sinema da 100 yılı aşkın bir süredir aynı teoriyi görselleştirme konusunda bir hayli gayretkâr. 7 Temmuz’da Amerika’da vizyona giren ve uzun süre ‘box-office’ listelerinde ‘gururla’ boy gösteren ‘Çılgın Hırsız’ (Despicable Me) da, ana temasını benzer bir güzergâhta biçimlendiren bir animasyon.
Pixar’ın bu piyasadaki ‘açık ara’ başarısından etkilenen ve benzer bir şekilde söyleyecek sözüyle dikkat çekmeye çalışan animasyonlar pazarına girmeye karar veren Universal’ın ilk medar-ı iftiharı niteliğindeki ‘Çılgın Hırsız’, Chris Renaud ve Pierre Coffin’in ortak yönetmeliğiyle huzurlarımıza geliyor. Fikir İspanyol animasyon ustası Sergio Pablos’tan çıkmış, senaryoyu ise Cinco Paul ve Ken Dairo kaleme almış.

Ah o Lehman Biraderler...
Bu, ‘emek yoğun’ bilgilerin ardından önce konuda gezinelim. Hayatı boyunca annesine kendisini kanıtlamak için uğrayan Gru, James Bond filmlerinden fırlamış bir kötülük timsalidir. Perde arkasındaki yardımcısı Dr. Nefario’nun icatları ise, onun bu gezegen üzerinde yapacağı tüm olası kötülükler için bir araçtır. Son hedefi de, nesneleri küçültecek bir aygıtın icadı vasıtasıyla Ay’ı küçültüp çalmaktır. Bu çalışmada gerekli mali destek için de ‘Kötülük Bankası’nın (ki bankanın girişinde son ekonomik krizin failleri ‘Lehman Brothers’a gönderme kabilinden, ‘Eski Lehman Brothers’ yazmaktadır) kapısını çalar. Ne var ki banka, daha önce Mısır piramitlerinden birini çalan Vektör adlı genç bir ‘kötü’nün de aynı iş üzerinde çalıştığına dikkat çeker. Artık ‘daha hırslı’, ‘daha başarıya aç’ bir nesil gelmektedir ve Gru’nun, bu nesille de mücadele etmesi gerekmektedir. Mücadeleden korkmaz Gru, savaşını başlatır. Bir yetimhanede kötü koşullarda yaşayan üç kızkardeşi de, ‘Amaca giden yolda her şey mübahtır’ diyerek kullanmaya karar verir...

Kötünün içindeki iyi
‘Çılgın Hırsız’, kağıt üzerindeki hedefe varan bir çalışma olmuş. Universal, bu ‘3 boyutlu’ animasyonda Pixar ‘derinliğini’ ve ‘kalitesini’ yakalamış. Gru’nun, Vektör’ü çökertmek için malikânesine kurabiye satmak amacıyla giren üç yetim kızkardeş, Margo, Edith ve Agnes’i keşfedip kendi hayatına soktuktan sonra adım adım içindeki iyiliğin kıpırdanışına yenik düşmesi ve nihayetinde, kendi kötülüğünden utanır hale gelmesi, filmin en ‘kıssadan hisse’si. Lakin asıl takdir edilmesi gereken yan, öykünün her bir tarafına serpiştirilmiş onca espri, ince zekâ ürünü, zarifçe ayrıntının, küçükler kadar büyükleri de oyalayıcı bir nitelik taşıması. Hikâyenin bu türden yapısı adeta yetişkinleri de, perde karşısında kendi çocukluk günlerine taşıyan bir zaman makinesi işlevine dönüşüyor. Gru ve doktor Nefario’nun her türlü işini gören ‘Minyon ordusu’ ise, ‘Charlie’nin Çikolota Fabrikası’ndaki ‘Umpa-Lumpalar’ı andıran, hoş tiplemeler olmuş.

Her şey eski komünistlerin işi
Buraya kadar her şey övgüler üzerine. Lakin filmin bir de, alttan alta kendi içinde hiç de ‘hoş olmayan’ hesaplar taşıdığını kanaatindeyim. Bu da, Gru’yu seslendiren ünlü komedyen Steve Carell’ın film boyunca kullandığı Doğu Avrupa aksanlı İngilizcesi. Bu seslendirme vurgusunu şöyle anlamlandırmak mümkün; ‘kötülüğün kaynağı’ eski komünistlerdir... Zorlama bir tespit mi dediniz? Haklı olabilirsiniz ama bende böylesi bir çağrışım yaptı. Ayrıca Gru’nun, çaldığı küçültme aracının mucidi de, çok uzaklarda, lehçesi çok da anlaşılmayan bir topluluğun üyeleriydi. Onlar da sanki bana Kuzey Koreliler gibi geldi. Öte yandan Gru’nun rakibi Vektör de (bu tipleme Bülent Arabacıoğlu’nun yarattığı ‘Tipitip’ öyle çok andırıyor ki), yaşadığı malikânenin mimarisi, eğilimleri, olaylar karşısındaki tepkileri, ‘klavye hakimiyeti’ vs. ile ‘ internet kuşağı’nın kötülük timsaliydi adeta.

‘Arka plan’a takmazsanız
Sonuç? Benim gibi öküz altında buzağı arayan yapıya sahip değilseniz, ‘siyasi göndermeler’e göz kırpan arka planı yok saymak kaydıyla, bu son derece sevimli ve zekice animasyondan zevk almanız muhtemel. Teknik ekipteki Fransız etkileri, uzaktan uzağa ‘Belle-ville’de Randevu’ çağrışımları da yaptı. Toparlarsak, ‘Çılgın Hırsız’, çok sayıda filmin gösterime girdiği bu haftanın kaydadeğer seçenekleri arasında.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    İspanyol

    ,

    İnternet

    ,

    Mısır