Bir tekne, bir grup turist ve kocaman bir timsah!

Bir tekne, bir grup turist ve kocaman bir timsah!
Bir tekne, bir grup turist ve kocaman bir timsah!
1978 yılında, Avustralya'da sürüden ayrılmış bir timsah mekânı bellediği bölgedeki balıkçı teknelerine saldırır. 'Sweetheart' adı verilen timsah saldırılarına devam edince halk timsahı yakalamaya karar verir. Yönetmen Greg McLean'ın etkisinde bu olay 'Timsah' filmine esin kaynaklarından biri olur

 

 

FOTOĞRAFLARA YÖNETMENİN EŞLİĞİNDE TIKLAYIN!

Bizzat şahit olduğu olayı filme uyarlayan Avusturalya'lı yönetmen Greg McLean  'Timsah' için bir mağara, bir ada bir de timsah tasarladı. Çekim boyunca yağmur, soğuk gibi doğal koşullarla mücadele etmek zorunda kalsalar da zorluklar film ekibini birbirlerine daha fazla yakınlaştırmış.


Yönetmen:GREG McLEAN


Senaryo:GREG McLEAN

Oyuncular:

Radha Mitchell,
Michael Vartan,
Sam Worthington,
Heather Mitchell,
Caroline Brazier,
Stephen Curry,
Celia Ireland,
Damien Richardson,
Mia Wasikowska

Yapımcılar

Harvey Weinstein
Bob Weinstein
Greg Mclean
Matt Hearn
David Lightfoot











Amerikalı bir gezi yazarı olan Pete, Avustralya’nın yakın zamanda gözde bir turistik bölgeye dönüşen Kuzey Bölgesi hakkında bir yazı hazırlıyordur. Çıktığı bir nehir turu, güzel tur rehberi Kate sayesinden başlangıçta keyifli bir yolculuktan ibaretken; teknelerinin bölgede yaşayan timsahlardan birinin saldırısına uğraması ile tam bir kâbusa dönüşür. Teknelerinin batan grup, yakındaki küçük bir kara parçasına sığınır. Ancak gelgitli nehrin suları, gün batımı ile yükselecektir. Ve onları sadece birer av olarak gören timsah, sandıklarından hem çok daha büyük, hem de çok daha zekidir.


ESİN KAYNAĞI

Küçükken, korku çizgi romanlarına meraklıydım. En çok da, doğaüstü güçler ve bilim kurgu konulu olanları severdim. Annem ütü yaparken hep eski Universal ve Hammer korku klasikleri gibi filmler açık olurdu, ben de kanepenin arkasına saklanıp bunları izlerdim. Hatırlayabildiğim ilk anılar arasında, Kara Gölün Canavarı (Creatures from the Black Lagoon), Dracula ve Kurt Adam’ın Laneti (Dracula and The Curse of The Werewolf) gibi filmlerden görüntüler var. Canavar filmlerine bayılırdım. Hala da çok severim. Ama çocukken, görüntüler inanılmaz bir etki yapıyor insanın üzerinde. Bu filmleri izlemek de benim üzerimde derin bir iz bıraktı.

Ergenlik çağlarındayken, yönetmenliğini Avustralyalı Keith Adams’ın yaptığı Kuzey Safarisi (Northern Safari) adlı müthiş bir film izleme fırsatım oldu. Film bağımsız olarak finanse edilmiş ve dağıtılmıştı. Avustralya’nın dört yanındaki okullarda gösterildi. 60’ların sonunda bir ailenin Kuzey Avustralya’daki maceralarını anlatıyordu. Filmde bufalolar, inanılmaz doğa manzaraları ve devasa timsahlar vardı. Bu maceralar, benim hayal gücümün de etkisiyle aklımda bin türlü hikâye yaratmama neden olmuştu. Kendi yaşadığım ülkede, Avustralya’da, canavar denecek büyüklükte yaratıklarla heyecan dolu, masalardan çıkmışa benzeyen yerler var diye düşünmüştüm.

Bunun üzerinden çok geçmeden, sürüden ayrılmış ve bir bölgeyi kendine mal etmiş bir timsahın, Kuzey bölgesinde balıkçı teknelerine saldırdığına dair bir haber gördüğüm hatırlıyorum. O hikâye beni çok etkilemişti. TİMSAH’ın en büyük esin kaynaklarından biri de bu oldu zaten. Habere göre, Eylül 1978 ve Temmuz 1979 arasında, bölge halkının “Sweetheart” adını taktığı çok büyük bir erkek timsah, balıkçı teknelerine birçok saldırıda bulunmuştu.

Aslında ilk saldırı, 1974’te gerçekleşmiş. Gece balık avlayan üç kişinin bulunduğu tekne, su yüzüne çıkan timsahın saldırısına uğramış. Timsah tekneyi motorun da bulunduğu kıç tarafından tutup, çok şiddetli sarsmış. Balıkçılardan biri tekneden düşmüş ama daha sonra kurtulmuş. Bir diğeri motoru tekrar çalıştırmayı başardığında, timsah bu sefer pervaneye saldırmış. 1976’da, benzer bir saldırı gerçekleşmiş. Bu sefer timsah tekneye oldukça zarar vermiş. Saldırılar artarak devam edince, bölge halkı timsahı yakalamaya karar vermiş. 1979’un Temmuz ayında Sweetheart sonunda yakalanmış ve yakalandıktan kısa bir süre sonra da ölmüş. Timsahın iskeleti, 5 metre 10 santimetrelik boyuyla, halen Kuzey Bölgesi Müzesi ve Sanat Galerisi’nde en ilgi çeken parçalardan biri.

TİMSAH’ın, birçok yönden Sweetheart’ın; devasa boyutları nedeniyle kimsenin korkutamadığı bir hayvanın filmi olduğu söylenebilir.


OYUNCULAR HAKKINDA

Filmin yönetmeni ve senaristi ‘Timsah’ın kadrosu hakkında şunları söyledi: TİMSAH için harika bir oyuncu kadrosunu bir araya getirmeyi başardık. Güzel ve yetenekli Radha Mitchell’dan doğuştan eğlenceli bir havası olan Stephen Curry’e ve doğal ve karizmatik oyuncu Michael Vartan’a kadar, baştan sona iyi bir kadro oldu.
Senaryoyu yazarken, karakterin dış görünüşünü kafamda net olarak belirlerim. Kendime sağdan soldan toparladığım resimlerden bir kolaj defteri hazırlar, beni karakterin dış görünüşü, hissiyatı ve kişiliği üzerinde odaklayacak her şeyi biriktiririm. Oyuncu seçimi çok yorucu bir iş olabiliyor. Ama benim gözümde, bir yönetmenin en önemli işlerinden biri bu. Hikâyeleri gerçek ve inanılır kılabilmek için yapmakla yükümlü olduğunuz en temel iş, iyi oyuncu seçimi.

Radha Mitchell, Kate rolü için oldukça erken sayılabilecek bir dönemde önerilen bir isimdi ve o andan sonra karakter için ondan başkasını düşünemez hale geldim. Bence ekranı doldurmak anlamında çok başarılı ve karakterin dünyasını çok inandırıcı şekilde yaşayabilen iyi bir oyuncu.

Michael Vartan’ı ilk kez Alias dizisinde görmüştüm ve inanılmaz derecede doğal ve karizmatik olduğunu düşünmüştüm. Birkaç kez telefonda konuşmuştuk. Sonunda uzatmadan aklımdakini söyledim. “Bak” dedim. “Sen neye alışkınsındır bilemiyorum ama bu filmi gerçekten zor koşullarda çekeceğiz. Oyuncular için karavan olmayacak, etraf gerçek timsahlar, yılanlar ve sivrisineklerle dolu olacak. Bu filmde oynamak istemeyebilirsin”. Bu onun merakını iyice arttırmış. Sonra önceki filmim Kurt Kapanı’nı (Wolf Creek) izlemiş ve oyuncu yönetimini çok beğenmiş. Böylece rolü kabul etti. Projeye inanıp rolü kabul ettiği için gerçekten çok memnun oldum. Filmde bir harikaydı. Çekimler sırasında her anlamda bize çok da destek oldu.

Sam Worthington, Neil karakterine bire bir uyan öyle bir test çekimi performansı sergiledi ki, herkes neye uğradığını şaşırdı. Bir senaryo yazarı için, yazarken onca emek ve sevgi koyarak yarattığı karakteri ete kemiğe büründürecek bir oyuncudan daha heyecan verici bir şey yoktur herhalde.

SETTEN HİKÂYELER

Her filmin kriz dönemleri oluyordur, sanki her şey iskambil kâğıtlarından yapılmış bir ev ya da her an yerle bir olabilirmiş gibi her şeyin üst üste geldiği anlar... Ama öyle sanıyorum ki, bizim payımıza bunlardan oldukça fazla düştü.

Her şeyden önce, hava ile yarış halindeydik. Dört ay süren çekim öncesi hazırlıklar sırasında, her gün aynı şeyi sorduk: “Yağmur sezonu ne zaman başlıyor?” 13 hafta sürecek olan çekim takvimi, bizim yağmur sezonu başlamadan önce Kuzey Bölgesi’ne gelip, yine sezon başlamadan önce işimizi bitirip gitmemiz üzerine kurulmuştu. Ekip içerisinde, işi sadece her tür değişikliği takip etmek olan bir meteoroloji ekibi bile kurmuştuk. Bölgede yaşayan halka ve özellikle de yaşını almış yerel halka, yağmurların ne zaman başlayacağı hakkında görüşleri olup olmadığını soruyorduk. Yağmurlar başladığı anda, bu bizim için çekimleri altı ay ertelemek zorunda kalacağız demek oluyordu. Öyle bir şansımız da yoktu elbette. Dış mekân çekimlerini yapıp bir an önce bölgeden ayrılmalıydık. Oradan, Virginia’da kocaman bir gölün içerisinde inşa ettiğimiz minik ada üzerinde yapacağımız çekimlere geçecektik. Daha da sonra, 5 hafta kadar da gece çekimlerimiz sürecekti.

Şansımıza, yağmur sezonu başlamadı. 70-80 kişilik oyuncu ve ekip kadromuzla Kuzey Bölgesi’ne gidip çekimlere başladık. “Esas tekneyi” bir takip eden küçük teknelerden oluşan bir grup teknemiz vardı. Esas tekneyi Radha’nın kendisi kullanıyordu. Daha önce hiç tekne kullanmamıştı ama çekimlerden bir gün önce sadece bir saatlik bir ders almak ona yetti! Çekimlerin büyük kısmında, altı farklı teknede 70’ten fazla çalışan vardı. Bunca insan, 9 oyuncu ve bir köpekten oluşan bir başka küçük tekne ile beraber, güneşin altında, 50 derece sıcaklıkta, ıssız bir yerde, timsahlarla dolu bir nehrin üzerindeyiz. Ne gibi bir aksilik gelebilir ki başımıza?
Kuzey Toprakları Konseyi (Northern Lands Council) ve o bölgede yaşayan halk ile yakın temas halinde çalıştık. İnanılmaz bir takım bölgelerde çekim izinleri aldık. Oraların güzelliklerini hiç unutamayacağım. TİMSAH’ta o güzelliklerin bir kısmını bile olsa beyazperdeye taşıyabilmişizdir umarım ki, bütün dünya görsün.

 

 

MAĞARA

Timsahın ini olarak, Melbourne’de, 60 metreye 40 metre büyüklüğünde dev bir mağara inşa ettik. Bir mühendislik ve sanat yönetimi harikasıydı.

Michael Vartan, 4 hafta süren mağara içi çekimlerinin tamamını, pis bir suyun içerisinde geçirdi. Makyaf ve protezlerle kaplı bir halde, maket ve animatronik timsahlarla boğuşarak... “Yetti artık” deyip çekip gitmemesi, ancak işine olan müthiş bağlılığı ve profesyonelliği ile, kendini rolüne ne kadar verdiğiyle açıklanabilir. Film çekmek ve rol yapmak için son derece zorlu bir ortam içerisindeydik. O nedenle, özel efektli yüzlerde sahnemizden sonuncusunu da tamamladığımızda inanılmaz derecede rahatladık. O dakikadan sonra yapmamız gereken son şey, post prodüksiyonda timsahı halletmekti.

 

 

ADA

Senaryo üzerinde çalıştığımızda gördük ki, adada yapılacak gece çekimleri 5 hafta sürecekti. Planlarımızı yaparken, gece dış mekân çekimlerimizi kapalı bir stüdyo ortamında yapmamızın daha rahat olacağı söylenmişti. Sadece her şeyin daha kontrol altında olacağından değil, aynı zamanda gece çekimlerinin hep daha yorucu olması nedeniyle de... Bir takım sebeplerden dolayı, bunu yapamadık ve Victoria, Warburton’daki bir gölün içerisinde, dev bir ada inşa ettik.

Yoğunluğu, hava koşulları ve saatleri nedeniyle, gece çekimleri sırasında insanlar biraz daha çıldırmaya meyillidir. Ama bu aslında işe eğlence katan ve insanları birbirine daha da yakınlaştıran bir etkendir. Çünkü herkes uyurken böyle çalışmak, bir nevi vampirce bir varlık sürdürmeye benziyor. Oyuncular inanılmaz derecede işi sahiplendi. Nehirde sülüklerin olduğunu bile bile, her gece hiç çekinmeden suya girdiler. Sülükler de, biz oraya yerleştikçe, kendilerini her gün bir başkasının parmağına dolanmak konusunda daha rahat hissetmeye başladılar. Çekimlerin sonunda her yeri sülükler sarmıştı.

 

 

GÖRSEL EFEKTLER

Filmin görsel efektlerini tasarlamak ve geliştirmek, benim için bütün işler içerisinde en zevklilerden biriydi. Görsel efektleri oldum olası sevmişimdir; yaratılışları ve işleyişleri beni hep büyülemiştir. O nedenle işinin ehli onca insanlar çalışma şansı edinmek bizim için büyük zevkti. Timsahın nasıl görüneceği, nasıl düşünüp hareket edeceği ve saldıracağını düşünmek, planlamak için aylarca çalıştık. En ufak detayına kadar her şey, canlı, nefes alıp veren bir timsah yaratmak için tasarlandı. Korkunçluğunu sadece büyüklüğünden almasını istemedik.